7. bölüm / 19
PATLAMAFurkan
Bölümler 19Şu an: Furkan
- 1 Kanlı küvet581 kelime
- 2 Yeşil taş1.443 kelime
- 3 İlk karşılaşma2.513 kelime
- 4 Aura çarpışması878 kelime
- 5 Denizin evi1.613 kelime
- 6 Aliyle ilk karşılaşma anısı1.116 kelime
- 7 Furkan2.380 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Denizin çocukluğu2.647 kelime
- 9 Günce1.938 kelime
- 10 Furkanın çalıştığı kafe3.134 kelime
- 11 Furkanın adresi663 kelime
- 12 Furkanın evi1.183 kelime
- 13 5.kişi2.572 kelime
- 14 Parkta ki çatlak2.634 kelime
- 15 Oyun gecesi2.082 kelime
- 16 Baskın2.261 kelime
- 17 Nöbet1.678 kelime
- 18 Geçmiş hafta 12.009 kelime
- 19 Geçmiş hafta 21.245 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Furkan karanlık sokakta koşarken şaşırtıcı derecede ter içerisinde kalmamıştı. Bu avantajlara alışmaya başlasa da hala şaşırıyordu.
Yeni haline alışmak için haftalardır kendini zorluyordu. O geceden beri çok şey değişmişti. Bir çok deneme yapmıştı ve neredeyse yenilmez olduğundan emindi.
O gece uyluk kemiği kırılmış olarak gözlerini açtığında bacağının mudahile olmadan iyileşmesine canlı canlı tanık olmuştu. Diğer gün bunun hayal olabileceğini düşünsede yanlış görmüş olamayacağını biliyordu. Daha 24 saat geçmeden meyve bıçağıyla koluna küçük bir kesik açıp denemişti.
Küçük bir kesi olmasına rağmen canı düşündüğünden çok yanmış ama akan kan daha kolundan damlamadan yarası iyileşmişti. Ardında incecik bir iz kalmıştı. Kedi çizmiş sanılabilirdi.
Furkan merağına yenik düşerek bu sefer bacağına daha büyük bir kesi açtığında anında pişman olmuştu.
Kan deli gibi fışkırırken panikle ellerini bacağına bastırarak kanı durdurmaya çalışmıştı.
Üstelik deli gibi canı yanıyordu ama işin garibi paniği daha zirveye bile ulaşamadan kan akmayı kesmiş ve acı aniden kesilmişti. Elini çekip kontrol ettiğinde yaranın kapandığını görünce içi önce rahatlamış sonra neler olduğunu anlamadığı için aklı karışmıştı.
Yerde temizlemesi gereken küçük kan göleti hafifçe titriyordu.
Yüzünü buruşturarak parmağını kana batırdığında titreme kesilmişti. Furkan o günden sonra kendini bir daha keserek durumunu ve aınırlarını test etmemişti. Kanının titrediğini görmek aklına gelmeyecek kadar midesini bulandırmıştı.
Tabi o günden sonra kendi isteğiyle olmasa da kan kaybettiği olmuştu. Futbol antremanlarında daha önce zorlanarak yaptığı her hareketi çok daha rahat yapabildiğini fark ettikten sonra temkinli olma ihtiyacıyla ormanda çalışmaya başlamıştı. Dertlerini anlatıp akıl alma arzusu patlama gecesinden sonra tamamen kesilmişti. Yeni yetileri başta olmak üzere hiç bir özelini kimseye anlatmamaya başlamıştı çünkü patlama sonrası kendi çağırdığı ambulans yüzünden tüm gecesi soruşturmayla geçmişti. Patlamanın merkezinde nasıl yaralanmamış olabileceğini anlamayan polisler onun patlamaya sebep olma ihtimalini aksi emir gelene kadar tartmışlardı. Furkan soyadını hala bilmese de adını haberlerden öğrendiği Gizemi ambulans geldikten sonra bir daha görememişti bile. Kim bilir o kıza neler sormuşlardı. O gün başı yeterince ağrıdığı için bir daha kimseye danışmaması gerektiğini anlamıştı.
Ormanda yaptığı antremanlarda eskisinden daha güçlü ve çok ama çok hızlandığını daha ilk denemesinde anlamıştı. Tabi takılıp düştüğü her seferinde canı bir iki saniye çok yanıyor sama sonrasında hiç bir yan etki yaşamadan iyileşiyordu. Üstelik her geçen gün daha da hızlanıyordu. Başlarda bunu yararına kullanıp koşu takımına katılmayı düşünmüştü. Belki yarışları kazanarak iyi bir gelir elde edebilirdi ama bu fikirden hızla uzaklaştı. Rekor kıracak kadar hızlı değildi ve futbolda yükselirse ünlü olabilir ve aklının alamayacağı kadar para kazanabilirdi. Gücünü ve hızını hem arttırmak hemde insani sınırlarda tuttuğundan emin olmak istediği için her fırsatta kendi kendine çalışıyordu. Baldırları yanmaya başlayınca dayanamayıp çimlere uzandı. Hızlı koşmak fazlasıyla kolay olsa da hızlı bir futbolcu kadar hızlı koşmak, bunu ayarlamak zordu.
Ay o kadar parlaktı ki yere uzanmadan önce ara sokaklarda lamba olmasa bile önünü rahatça görebiliyordu. Kampta ki son günü olduğu için yıldızları bu kadar net uzun zaman daha göremeyecekti. Gökyüzü bu gün lacivertti ve oldukça koyuydu.
Aklına yine o kızın kıvırcık saçları gelmişti. Patlama olduktan sonra gelen çığlık sesine Furkandan önce koşan kız. Önünden koşarak geçerken Furkanın en çok dikkatini çeken saçları olmuştu.
Uzun siyah kıvırcık saçları. Furkan yaşadığı şoku onu gördüğü anda bırakıp ayaklanmıştı. Kız çığlık sesine koşarken Furkan da sendeleyerek kalkıp kızın peşinden gitmek istemişti.
Parkın lambası yere düşmüş kıza ışığı aşağıdan vuruyordu. Ters ışıktan dolayı onun yüzünü seçememişti. Kızın arkasından sese giderken yerde ki kan gölünü ve gölden ayrılmış iki çift ayak izini gördü. Biri diğerinden daha büyüktü. İki farklı kişiye ait olmalıydı. Furkan gördüğü her detaya takılıyor her bir adımının ardından durup etrafı inceliyordu. Kuru hava kan ve is kokuyordu. Kızın çığlıkları kesilince Furkan kendine gelip tekrar sesin kesilmeden önce geldiği tarafa yönelmişti ama peşinden gittiği kıvırcık saçlı kız artık yoktu.
Uzandığı yerde ki dallar sırtına batıyordu. Esen meltemle bütün vücudu titreyince aklını boşaltmaya çalışarak gözlerini gökyüzünden çekti. Duş alması gerekiyordu. Leş gibi koktuğuna emindi. Zorla doğrulup toprağa düşen kulaklığını aldı.
Kulağına takarken ani bir görüntü gözünün önüne gelince birden sendeledi. Furkan karanlıkta gözünün önüne flaş gibi gelen görüntüyle acıyan gözlerini kapamıştı. Kendisine gelmek için gözlerini bir kaç kere kırpıştırdığında tekrar gözünün önüne bir görüntü geldi. Sinirle gözlerini sım sıkı yumup ellerini yumruk yaptı. Avuç içine batan tırnaklarından dolayı canı yanıyordu. Geçmiş olduğunu umarak gözlerini hafifçe araladığında karşısında el ele oturan iki kızı tekrar gördü. Bir anlığına gelen görüntü tekrar giderken ilk defa gördüğü görülerde ikinci bir kız daha olduğunu görünce yumruklarını serbest bıraktı.
"Sen de kimsin?" Ani bir baş ağrısıyla iki büklüm yere düşerken görüntü tamamen kayboldu.
■■■■■■■■■
"Akşam eskişehire geri mi dönüyorsun." Furkan kafasını sallayıp yatağının üstünde ki bavuluna kıyafetlerini koymaya devam etti. "Kampta kalsaydın kazanabilirdik oğlum" hafifçe güldü. "Saçmalama. Karşı takımı görmedin sanki. Size usain bolt lazım. Üstelik param buraya kadar beni taşıdı."
Furkan güçlerinin sınırlarını yanlızken zorlasa da diğerlerinin yanındayken eskisinden sadece biraz daha iyi oynamaya özen gösteriyordu. İşe de yaramıştı. Koç Furkanda büyük bir potansiyel değil çok iyi bir gelişim görüyordu. Arda Furkanın omzuna vurup bavulunun yanına oturdu. "Kızlar da gelecekti hafta sonu" Furkan kaşlarını cezibeli sandığı şekilde kaldıran Ardanın haline gülmemek için kendisini zor tutuyordu. Kaç numaralı bakışı olduğunu unutmuş olsa da her numaralı bakışına ayrı bağlıydı ve laf atınca günlerce gıcıklaşıyordu. "Ne yapayım oğlum kızları. Sanki bana geliyolar. Hem geçen gördük kızların derdi başka." Arda ellerini Furkanın toplamaya çalıştığı bavulun üstüne koyup "hayır izin vermiyorum. Var benim param. Yakışıklısın oğlum kocaman burnuna rağmen kızlar sana ölüyor, beni tek bırakamazsın." Furkan Ardanın ısrarına hafiften sinirlenmeye başlamıştı.
"Arda senin parana kalmadım heralde. Kızlar gelecek diye uzatamam kampı. Bir aydır çalışmıyorum kovacaklar sonunda beni."
Arda oflayarak ellerini çekip sırt üstü yatağa kendisini bıraktı.
"Kız düşüremem bu tekil halimle." Furkan yastağının üstüne koyduğu kitapları da bavulun kenarlarına sıkıştırmaya çalıştı. "Kızlar ne bana ne sana gelmiyor zaten. Üstüne ben kız olsam hayatta bu kampta sevişmezdim. Dün ormanda ölü kedi gördüm."
Arda dirseklerinden destek alıp Furkana sinirli sinirli baktı. "Ne alakası var oğlum ya kediyle kızların. Ölmüşse ölmüş."
Valizin fermuarını çekip yataktan indirdi. "Adım Furkansa eğer o kediyi bizim çocuklar bulur kampın ortasına diker kızları korkuturlar. Kendilerine bakmayacaklarını biliyorlar. Sana bakmalarına da izin vermezler."
Arda kendini tutamayıp güldü. Kesin yaparlardı. "Ooooo o zaman korkan kızlara sığınak oluruz oğlum nolur kal." Furkan ardanın kolundan çekip kaldırdı. "Yemeğe gitmezsek kızlar gelmeden eriyip biticeksin. Hadi gidelim." Arda söylene söylene Furkanla yürümeye başladı.
*
*****
Yemekhaneden dönerken Arda hala söyleniyordu. Hava kararmaya başlamış servisler boş araziye çekilmişti. "Sen şimdi ben gelene kadar adımı bile unutursun." Furkan odaya girerken eğilip ışık düğmesine bastı. Ani bir çığlık sesiyle Furkanın başına ağrı saplanmıştı. Kulaklarını tutarak arkasına döndüğünde gözlerini kapatmadan hemen önce sanki mavi gözlü, kıvırcık saçlı kızın kendisine baktığını görmüştü. Gözünü geri açtığında görüntü kaybolmuş ağzını tutan Ardayı gördü.
Başında ki ağrı da kesilmişti.
"Lan kediii!!"
Furkan Ardanın eliyle gösterdiği yere bakınca tavan pervanesine takılı kediyi gördü. Dün gece ormanın sınırında gördüğü ölü kediydi. İkisinin arkasından gülerek "süprizzz" diye bağıran takım arkadaşları çıkınca Arda sinirlenip çocuklarla kavga etmeye başladı. "Lan bizim odaya ne koyuyorsunuz kediyi!"
Furkan aniden gelen görüntünün netliğine o kadar şaşırmıştı ki hala kendisine gelememişti.
"Kızlara saklayacaktık, sonra en büyük karının sen olduğunu hatırladık."
Çocuklar gülerken arda sinirlenmiş ve laf dalaşına girmişti. Furkan kafasını toplamaya çalışırken diğerleri fark etmesin diye yalandan gülerken omzuna vuran arkadaşlarının dediklerini anlamaya çalıştı. Kızın doğrudan ona baktığını hissetmiş olması onu sarsmış olsa da insan içinde hayattan kopamazdı. Normal davranmaya özen gösterdi.
■■■■■■■■
Furkan kamptan döndüğünde annesini ve kardeşini uzun süredir görmediği için ilk önce kendi evine değil aile evine gitmişti. Kapıyı çaldığında ellerini hızlıca boşaltmak için çantasını çıkarıp valizine taktı. Kollarının boş olması gerekiyordu. Telefonu cebine koyarken açılan kapıdan incecik tiz bir çığlık yükseldi. "Abiiiiiiii!!!!!" Furkan gülerek eğildi. "Anneee abiiimmm gelmişş." Küçük kardeşi o kadar hızlı kucağına atlamıştı ki dengesini sağlamak için ayağa kalkması gerekti. Kız kardeşi gülerken iki tur döndürüp kızı yere indirdi. "Aşkımm sen mi geldin?" Furkan annesini görünce kız kardeşi Elifi kucağında kenara çekip annesine sarıldı.
"Ben geldim, ya kimi bekliyodunuz?" Annesi yanaklarını sulu sulu öperken Elif Furkanın elini çekiştirip söylendi. "Babam hala gelmedi." Furkan Elifi tekrar kucağına almadan önce ayakkabısını çıkarıp dolaba yerleştirdi. Annesi oldukça titizdi ve valizin tekerleklerini kapının yanında bulundurduğu ıslak mendille hemen silmeye başlamıştı bile. Elifi alıp eve girerken annesi de küçük valizini içeri sürüklemişti.
"Ne yaptınız ben yokken." İçerisi mis gibi ev yemeği kokuyordu. Karnı guruldayınca annesi gülüp oğlunu mutfağa hafifçe ittirdi. "Yemek yaptım oğlum gel. Sen seversin et yemeği var."
Furkan Elifi yanında ki sandalyeye oturtup annesinden makas aldı. "Ellerine sağlık sultanım." Annesi yemek koyarken Elifin heycanlı heycanlı anaokulunda yaptığı etkinlikleri dinliyordu.
"Sana da yapacağım abi, böyle kocaman kolyeler yaptık makarnadan. Pembe benim ki ama sana siyah yaparım söz." Furkan Elifin boynunda ki iki sıra makarna kolyeyi tutup inceledi. Bir kaç tane makarnanın gözü ve ağzı bile vardı. Hepsi ayrı ayrı boyanmıştı. Elifin heycanını kırmak istemediği için kolyeyi beklediğini ve evde her gün takacağını söyledi. Muhtamelen bir kaç gün evde taksa zaten hevesini alırdı.
*******
"Anne babam nerde?" Elif uyumaya gitmiş Furkan ve annesi salona geçmişti. "Elif varken diyemedim ama sen gittikten sonra iki gece üst üste bir iki gece gelmedi. Geçen de üstü başı kokuyordu."
Furkan kırmızı koltuğun kolçağını fark etmeden fazlaca sıkmaya başlamıştı.
"Benim niye haberim yok?" Annesi kafasını çevirip gözlerini kaçırdı. "Camiye gitmeye başlamıştı. İlk konduramadım. Dün pöfür pöfür kokuyordu ama."
Furkan söylenerek ayağa kalktı. "Hangi arkadaşında o babam." "Minibüs şöförü olan."
Furkan kapının arkasına asılı siyah kot ceketi üstüne giyerken bir yandan kapıyı açıp ayakkabılarını da giymeye çalıştı. "O şerefsizin evi nerdeydi?" Annesi bir iki saniye düşündü. "Galiba son durağın yanında ki sitede..." annesi devam edicekken Furkan hatırlayınca annesinin sözünü kesip ekledi. "Tamam tamam hatırladım sultanım ben o adamı alıp geliyorum." Annesi oğlunun içinde kalmış yakasını düzeltip cebine para koydu. "Geç oldu aşkım taksiyle git yürüme" Furkan hafifleyen sinirinden dolayı gülümseyebildi. Annesini çekip sarıldı ve göğüsüne gelen kafasının üstünü öptü. "Annem koşarım ben antreman olur," annesinin endişeli bakışını görünce hemen ekledi. "Ama dönüşte ayılmaz zaten babam taksiyle geliriz. Geç kalırsam sen uyu." Kapının yanında ki anahtarı annesinden ayrılırken alıp merdivenlerden hızlı hızlı inmeye başladı. Annesi arkasından seslendi. "Allaha emanet ol!"
Soğuk hava ceketinin içine girince Furkan fermuarını çekip cebinden sigarasını çıkardı. Son durak koşarak Furkan için 5 dakikalık mesafedeydi ama sinirinin hafiflemesi gerekiyordu, yoksa birilerine çatabilir di.
Rüzgar çakmağını sigarasına değdirirken içine çekti. Tadı farklı gelince şaşırıp çakmağı cebine koyarken paketini çıkarıp yanlış paketi mi aldı diye kontrol etmek istedi. Paketin üstündeki marka her zaman aldığı markaydı. Garipsese de umursamamaya çalışarak bir nefes daha çekti. Tadı daha ağır ve yavan gelince sinirlenip baş parmağı ve işaret parmağıyla tuttuğu sigarayı dudaklarından ayırıp incelemek istediğinde ani bir baş ağrısıyla beraber önünde bir kız görüntüsü belirdi.
Furkan dayanılmaz baş ağrısından tökezlese de hızla toparladı. Şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Kız işaret ve orta parmağının arasına aldığı sigaraya bakarken birden Furkana dönmüştü. Daha önce de Furkan onun kendisine baktığını sandığı ama aslında aynaya baktığını anladığı olmuştu ama bu sefer kız şaşkın ve biraz korkmuş gibiydi.
Kız merakla ilk konuşan oldu."Sen kimsin?" Sesi Furkanın kulağına bir melodi gibi çarpmıştı.
Furkanın dudakları şaşkınlıktan aralanmış başının ağrısını bile unutmuştu. "B-be-ben" kız elini uzatıp Furkana dokunmak ister gibi hafifçe eğildi ama kızın önünde ki demirlerden anladığı kadarıyla kız bir balkondaydı. Eli Furkana yetişmedi. "Gerçek misin sen?"
Furkan da konuşmaya çalıştı ama dili tutulmuş gibiydi. Sigarası parmaklarının arasından kayıp ayakkabısından sekerek yere düştü. Kız hafifçe gülümsedi
"ben Deniz."
Demek ki adı Denizdi. Gözlerinin mavisine ne uyumlu bir isimdi. Saçları Denizlerde ki dalgalar gibi hırçın kıvırcıklardan oluşuyordu. Furkan kızın ismine bayılmıştı.
Haftalardır saçma sapan anlarda gördüğü gittikçe netleşen ve şimdi de onunla konuşan deli saçması görüntülerdeki kızın adı Denizdi. Dahası bu kızı şimdi daha net hatırlamıştı.
"S-sen o gece ordayd-dın!"
Kekelemiş olmasından dolayı utanmıştı.
Kızın ifadesi değişti. "Hangi gece?" Korkmuş gibiydi. Bir adım geriye çekildi.
Furkan net hatırlayamasa da bir enerjinin o gece onu arkasında ki duvara ittiğini ve canının çok yandığını hatırlıyordu. Daha sonrası biraz bulanık olsa da karşısında ki kızın ikisinin de duyduğu çığlığın peşine gittiğini görünce o da ayaklanıp onun peşine gitmişti. Kızın arkasından nasıl büyülenmiş gibi sendeleye sendeleye gittiğini tekrar tekrar zihninde yaşamıştı. Şimdi o kız, Deniz karşısındaydı.
"Doğal gaz dediler."
Kız elinde ki sigarayı yanında ki sehpahanın üstünde ki küllüğe bıraktı.
"Şuan neredesin?"
"Aile evimde, Beylikova"
"Kiminle konuşuyorsun?"
Kızın arkasıdan gelen daha kısık erkek sesiyle Furkanın üstünde ki şok hali hafifledi.
Soğuğu tekrar hissetmeye başlamış başının ağrısı geri dönmüştü.
"Geleceğim bir dakika!" Deniz arkasına doğru seslendikten sonra geri önüne dönmüştü. "Yarın müsait misin?"
Furkan kafasını salladı. Onun arkasından seslenen adamın kim olduğunu deli gibi merak ediyordu. Deniz koşarak içeri girip elinde bir kağıtla geri döndü. Hızlı hızlı üstüne bir şeyler yazıp katlamaya başladı.
"Napıyorsun?" Deniz elinde ki kağıdı son bir kez daha katlayıp açınca kağıttan uçak olmuştu. Gülümseyip demire yaslandı ve uçağın açısını ayarlayıp attı. Furkan tam gelmeyeceğini, birbirlerini Furkanın haftalardır gördüğü gibi sadece bir görü sayesinde gördüklerini söylemek için ağzını açtığı sırada yüzüne doğru gelen uçağın geçekten o balkondan olduğu yere geldiği anlayınca kafasını çekmeye çalışsa da refleksleri geç devreye girmişti. Kulağına çarpan uçakla baş ağrısı artmaya başladı. Deniz de Furkan da ağrıdan başlarını tutup konuşamadan yere çöktüler. "Ne oluyor orda?" Kısık gelen erkek sesiyle birlikte görüntü kayboldu.
Gelen baş ağrısı da anında kesilmişti.
Kızın görüntüsü gözünün önünden gitmiyordu. Çok güzeldi. Kıvırcık kabarık saçları, mavi gözleri...
Doğrulmaya çalışırken dengesi biraz bozulsa da ayağa kalkabildi. Kulağına çarpıp yere düşen kağıt uçağı görünce hızlıca yerden kaldırıp kirlenen kısımları eliyle temizlemeye çalıştı. Daha önce iletişime geçmeye çalışmış bile olsa hiç karşılık alamamıştı. Geçen ay ilk görüntüyü gördüğünde o kadar ani ve bulanıktı ki renklerden oluşan bir görüntü gibiydi sadece. Gittikçe daha sık ve daha net görmeye başlamış hatta bu duruma alışmıştı ama baş ağrısı ve ani ışık patlaması gibi belirmelerine hiç alışamamıştı. O geceden sonra zaten ne geldiyse başına hepsi saçma sapandı. Küçüklüğünden beri okuduğu her okulun futbol takımındaydı hep ama o gece her ne olduysa ona tüm sergilediği performansların hepsi insani sınırların ötesine geçmişti ve bu kız belki de tüm cevapları biliyordu.
Kağıttan uçağı dikkatlice açıp içinde ne yazdığına baktı. Kağıdın kenarında bir çok renk vardı. Maviler yeşillere karışmış, pembeye açılan kırmızıya mor bulaşmıştı. Kağıdın altında dağınık saçlı bir erkek çizimi vardı. Furkan Denizin ona tanımadığı ve tipi gıcığına giden bir adamın çizimini neden verdiğini anlamadan incelemeye devam etti. Hızlıca çizilmiş bitmemiş bir işti. Karalama kağıdı olarak kullanıldığından emin olduğu kağıdın diğer yüzünü çevirdiğinde şaşkınlıktan gözlerini kapatıp geri açtı. Çizim hala aynıydı. Tıpatıp Furkanın eskiziydi. Altında yazılı bir telefon numarası vardı. Deniz bu kadar hızlı bu çizimi yapmış olamazdı. Önceden çizildiğine göre o zaman birbirlerini karşılıklı mı görüyorlardı? Tutmaya çalışsa da dudaklarının kenarları istemsizce yukarı kalktı. Deniz de onu görmüştü.
Peki diğer adam kimdi?
Bölüm etkileşimi
