PATLAMA kitap kapağı

11. bölüm / 19

PATLAMA

Furkanın adresi

Yazar: AYŞENUR ☆☆

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: Furkanın adresi

Ali içinde ki huzursuzluğu atamıyordu. Koltuğa oturmuş elinde ki Denizin eskiz defterinin sayfasını inceliyordu. Bu çocuğu niye kendisinden gizlemişti? Deniz çocuğun adını yeni öğrenmişti, Furkan.
Deniz eskiden olduğu gibi hiç bir şeyini gizlememeye devam etseydi bu çocuğu daha ikisi bir araya gelmeden çok rahat halledebilirdi. Denizin ondan bir şey gizleme çabası sinirini bozuyordu.
Ali 'gerçi öncesinde de mecburiyetten gizleyemiyordu' diye içinden geçirip ofladı. O günleri özlediğine inanamıyordu. Deniz Aliden bir şey gizleyemeyeceğini bildiği için o güzel yıllarda buna çabalamıyordu. Alinin diğer inanamadığı şeyse o gece güçlerinin bölünüp dağılmış olmasıydı. Denize geçmesini umursamıyordu ama o diğerleri aklına geldikçe sinirleniyordu. Daha önceden ikisinin de enerjisinden izlerini sürmeyi denemiş olsa da ikisi de izi sürülemeyecek kadar düşük enerji yayıyordu. Güçlerinin küçük bir kısmı onlara geçmişde olsa izlerini sürebilmesi gerekirdi ama yapamamıştı. İnlardan farkları yoktu. Gerçi bunun bir önemi de yoktu. İnsanları bulmak da kendi konumunda biri için kolay işti. İkisini de o bir kaç günde bulmuştu.
Yine de Denizin anlattığı gibi bir portal burnunun dibince açılsa Ali bunu hissetmeliydi. Ali 'Yoksa hissedememeye mi başladım?' Diye endişelendi. Denizin de kendisinin de ruhları o gece doğru düzgün ayrışamadığı için bir çok yan etki yaşıyordu. Bunun da onlardan biri olmamasını diledi.

Çenesini kasarak defterde ki portreye diktiği gözlerini kaldırıp karşı duvara gözlerini dikti. İlk gözüne çarpan detay televizyonun yanında ki bir ay önce Denizin kendisini çizmeye başladıktan sonra asmaya değer gördüğü ilk portresiydi. Furkan denen çocuğu dert etmeyi kısa süreliğine erteleyebilirdi.
Çenesini gevşetip defteri koltuğa atıp sol bacağını sağ bacağının üstüne atarken kalçasını kaydırıp daha da yayıldı. Bir kolunu kolçağa atarken Denizin gözleri gözünün önünde belirmişti. Diğer kolunu yastıkların üstüne attıktan sonra başınıda yastığa yasladı. Gözlerinin önünde ki tavanın desenlerini görmüyordu. Tek gördüğü Denizin kendine bakan meraklı gözleriydi.

Deniz her şeyi söylediğini düşünse bile kendine dahi itiraf etmediği duygularını göz bebeklerinin ardına saklardı. Ali onu Denizin düşündüğünden iyi tanıyordu. Bazı duygularını dillendirmekte zorlandığı için üstüne gitmez hatta bazen de onun iyiliği için özellikle irdeler konuşmasını sağlardı.
Deniz Aliden bir şey gizlemeyi sevmese de çoğu duygusunu Aliye karşı bile bastırarak gezerdi. Hiç bir zaman tamamen kendini bırakamamıştı yıllardır. Ali sabırlıydı. Sonuçta cenette giden yollar sabır taşlarıyla bezeli değil miydi? Bedenine tekrar kavuşmak için bile 7 yıl beklemesi gerekmişti. Şimdiyse adamın birini Deniz ondan gizlediği için her şeyi riske atıyor olabilirdi. Dudağı tiksintiyle yukarı çekilirken hatalarını tartıyordu.
Denize tam kontrol vermemeliydi. Deniz bildiklerini o ikisine de anlatmadan ve özür dileyip hayatlarını düzeltmeye kendini adamadan suçluluk duygusından kurtulamayacaktı. Bu duygudan çenesi kapalıyken kurtulabileceği bir yöntem illa olmalıydı ama Alinin aklına şüphe çekmeyecek bir çözüm gelmemişti.
Bu mevzuyu bırakmalıydı. Üzerinde hala kontrolü olan şeyler daha önemliydi. Göz ucuyla koltuğa attığı defterin açık kalan sayfasında ki Furkanın diğer bir portresiyle göz göze gelince söylenerek elinin ucuyla defteri kapattı. Portalı neden hissetmemişti? Denizle enerjileri birleşince artmalı ve daha rahat anlaşılmalıyken birbirlerinin enerjilerini nötrlemiş olabilirler miydi? Cebinde ki telefon titreyince telefonu alıp dirseklerini dizine yaslayarak Denizden gelen mesajı açtı.

'Furkanın evine gidiyoruz.'

Tek kaşı kalkarken sinirlenmemişti. Zihninde tüm ihtimaller dönüyordu. Hayatlarına ikisi de girmişti artık, madem bundan kaçış yoktu o zaman ikisinin de evini bildiğini Denizin de bilmesi işine yarayabilirdi. Denize mesaj yazıp balkona geçti.

'Yabancı birinin evine gidiyorsun, aklım sende kalacak.'

Tahmin ettiği gibi Deniz bir kaç dakika sonra mesajı gördüğünde önce kendi başının çaresine bakabileceğini söylemeyi düşünmüş sonra da Alinin ona karşı korumacı tutumunu hatırladı. Beraber geçirdikleri yılların ardından kısa süredir ayrı vakit geçiriyorlardı. Endişelenmesi normaldi. Deniz telefonuna bakarken Gizem hadi der gibi koluna girip çekiştirdiğinde açıklama yapacak vakit bulamayıp Aliye tam da istediği şeyi, canlı konumunu attı.

Ali balkonda gelen canlı konumu incelerken sırıtarak dudakları arasındaki sigarayı dişleriyle tuttu. "İşte böyle güzelim."
Denizin evine pek uzak sayılmazdı. Hatta Denizin kampüsüne oldukça yakındı. Ali 'Tahmin ettiğim gibi o gece evine yakın olduğu için belki de öylesine yapılmış bir yürüyüş esnasında patlamaya denk gelmiştir.' Diye düşündü. Konumda Denizin hareket etmediğinden emin olduktan sonra tam konumu kendi harita uygulamasına 'Furkanın evi' başlığıyla kaydettiği yerle aynı olup olmadığını kontrol etti. Aynıydı. Telefonu kapayıp cebine koyduktan sonra balkonda ki şezlonga oturup sigarasını küllükte söndürdü.

Akşam nereye uğrayacağı kesinleşmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…