18. bölüm / 19
PATLAMAGeçmiş hafta 1
Bölümler 19Şu an: Geçmiş hafta 1
- 1 Kanlı küvet581 kelime
- 2 Yeşil taş1.443 kelime
- 3 İlk karşılaşma2.513 kelime
- 4 Aura çarpışması878 kelime
- 5 Denizin evi1.613 kelime
- 6 Aliyle ilk karşılaşma anısı1.116 kelime
- 7 Furkan2.380 kelime
- 8 Denizin çocukluğu2.647 kelime
- 9 Günce1.938 kelime
- 10 Furkanın çalıştığı kafe3.134 kelime
- 11 Furkanın adresi663 kelime
- 12 Furkanın evi1.183 kelime
- 13 5.kişi2.572 kelime
- 14 Parkta ki çatlak2.634 kelime
- 15 Oyun gecesi2.082 kelime
- 16 Baskın2.261 kelime
- 17 Nöbet1.678 kelime
- 18 Geçmiş hafta 12.009 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 Geçmiş hafta 21.245 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ali aceleyle evden çıkarken koridorda yakaladığı Gizemi göz hapsine alarak rahatsız hissetmesini sağladı.
Furkan denen çocuk nerede duruyorsa görünmüyor ama varlığının yaydığı titreşimler cılız bile olsa Aliyi derinden tiksindiriyordu. Yüzünü buruşturarak merdivenleri inip binadan çıktı. Her adımı alev saçarken yönünü seçemiyordu. Nereye gitmesi gerektiğinden emin olamayarak yolun ortasında durduğunda Furkanın yardım ettiği yaşlı komşuları Aliye vebalıymış gibi bakarak yanından geçip binaya girdi. Ali adamı uykusunda boğmayı hayal ederek kaldırıma çıktı. Deniz için bu tavırlara katlanıyordu. Tombul da Alinin peşinden fırsatını bulduğu an dışarı fırlamış çoktan kendini taşımayacak bir ağaç dalına yerleşmişti. Alinin kaşları gevşerken kediye bakarak havalanmasını sağladığında kedinin tüyleri tiken diken oldu. Miyavlamaları tizleşirken Ali kediyi yere indirip ellerini cebinden çıkarıp kediye eğidi. "Oradan düşüp yine patilerini kırarsan seni iğleştirmem!" Kedi Aliye tıslayıp kaçmak istediğinde ensesini biri tutmuş gibi havanmış kediyi yerine sabitlemişti. Ali elini kediye deydirmemeye çalışıyordu. Kedinin kendisinden uzak durduğu gibi Furkandan da uzak durması kediye karşı duyduğu saygıyı az da olsa arttırmıştı. Göz göze gelmeyi keserken kediyi havalandırıp miyavlamalarını umursamadan evin balkonuna bıraktı. Furkana saldırsa pek fena olmazdı. Kapalı olan balkonun kapısını durduğu yerden açarak kediyi içeri itekleyip kapıyı tekrar kapadığında kedinin ödü patlamış nefes nefese kalmıştı.
Ali kaldırıma oturup balkonu izlemeye başladı. İçeride olanları duyabiliyordu. Üçünün arasında ilginç bir konuşma geçmiyordu. Furkanın zihnine odaklandı. Çocuğun aklından geçenler tamamen çöpten ibaretti. Kızlar hakkında iki saniyede bir düşünceleri değişiyordu. Daha önce gördüğü tüm kadınları çorba edip bir biriyle kıyaslıyor, iki kızın arasında hangisinin daha iyi olduğunu veya olabileceğini düşünüp duruyordu. Ali dayanamayıp yer değiştirdi. Daha uzaktan balkonu izlerken Furkanın zihni kızları kıyaslamayı bırakmış başka şeylere yönelmişti. Duvarda ki portrelere bakarken aklında beliren fikirle balkona çıkmaya karar verince Ali bir iki adım öne çıkıp çocukla göz göze gelmek için bakmak üzere olduğu yerde durdu. Tüm hücreleri eve girip çocuğu balkondan aşağı atmak istiyordu. Furkanın varlığı evi kirletiyordu. Denizin yanına yanaşmasına izin vermemeliydi. Furkan Aliyle göz göze geldiğinde gözleri büyürken hızla içeri girdi. Kendisinden çekindiğini daha önce defalarca evinin çevresine gezerek zihnini okuduğunda farketmiş olsa da göz göze geldiklerinde çocuğun dehşete düştüğünü görmek içini bir nebze rahatlatmıştı.
Pasif biri olduğunu biliyordu. Deniz onun gibi birini tehdit haline gelse bile halledebilecekken şuan odada ki kimse Deniz için tehdit sayılmazdı. Furkana zihninin pisliğini dışarıya akmadığı sürece müdahile etmeyecekti. Denizin halledebileceği bir olayı erkenden hallederek kötü görünmek istemiyordu. Çocuk yeterince korkmamış gibi tekrar kafasını dışarı uzattığında Ali bilinçli olarak kıpırdamadığı yerinde sırıtarak çocuğa gözlerini dikti. Furkanın evde rahat edemeyeceğinden emin olmuştu.
Orada ki işinin bittiğine emin olduğunda arkasını dönüp Aslanın arabasını park ettiği yere yürüdü.
Günlerdir ertelediği işlerine dönebilirdi artık. Susmadığı için sessize aldığı telefonunu eline alıp gelen bidirimleri kontrol ettikten sonra arabayı çalıştırıp S.K.M. yani Safî Kontrol Merkezi binasına gitti.
Dışardan dernek olarak bilinen bu büyük binanın içerisinde bölgenin Safîlerini nizam içerisinde yaşatmakla görevli bir çok devlet memuru vardı. Tüm dünyada olduğu gibi türkiyede de yarı gizli oluşumlarla Safîler insanlarla bir arada ama belirli kurallarla yaşıyordu. Kurallar kısaca yakın çevre hariç kimsenin yanında yeteneklerini kullanmamak ve uyum sağlamak üzerineydi. Bu sayede safkan Safî kalmıyor, insanlarla temas ederek zayıflaşmalarının önü açılıyordu. Safî soyu seyrelerek gittikçe zayıflaşlığı için sık sorun da çıkmıyordu. Eskişehir ve yakın illerde çıkan sorunları halleden iş bitirici memurların en önemlisiyse Ali ve Aslandı. Yıllar önce devletle yaptığı mecburi anlaşması yüzünden ülke dışına çıkamıyordu. Yetenekleri sayılı Safî kadar güçlü olduğu için devlet tarafından katledilmemek için el sıkışmış, ruhunu kuruma satmıştı. Bir çok mecburiyeti arasında belki de en çok canını sıkan türkiye sınırlarına yıllardır takılıp kalmasıydı. Ülke sınırlarında yapabilecekleri yapmak istediklerini sınırlıyordu. Tanışmak istediği bir çok kişiyle iletişim kurması bile yasaktı.
Arabayı hiçliğin ortasında ki araziye sokup toprak yoldan binaya vardı. Arazi aracını Aslanın yerine parkettikten sonra eşyalarını alıp çıktı. Merdivenleri çıkıp arabadan aldığı kartını girişe okuttu. Kendisine selam veren insanlara selam vererek asansöre binip ofise çıktı. Odasına girerken dışarıda oluşan koşuşturmadan işlerin ne kadar biriktiğini anlayabiliyordu. Odasına gelmeye başlamamaları için odanın kapısını kapattı. Telefona gelen mesajlardan aklında kalanların bir kaç tanesi için masasının üstünde duran tableti alıp gönderilen mailleri kurcalamaya başladı. Sıkıcı olmayan iş yoktu. Hepsi küçük çaplı araştırmalardı. Yakalanan iki Ay teröristi sorguya alınmıştı. Yeni bir bilgiye ulaşılamayacağından emin olsa da bir kaç saate sorgu odasının kayıtlarına bakmaya karar verdi.
Kimliği açığa çıkan Safîler için çevre temizliğine gitmesi gereken on küsür dosya birikmişti. Bir kaçını Aslan halletmişti. Ali yokluğunda tek kalan Aslanın çok daha fazla iş halletmesi gerekirken bu kadar az iş bitirmiş olmasına sinirlenerek odadan çıktı. Kapının ardında bekleyen sekreteri irkilip Alinin geçmesine izin verirken
"iyi akşamlar." Diyerek peşine takıldı. "Aslan odasında mı?" Çocuk kafasını sallarken Ali görmemiş yinede tenezzül edip cevap için zihnini okumamıştı. Aslanın odasını kapısını çalmadan açıp ardından giremeden asistanının yüzüne kapadı. Aslan masasına yaslı bacaklarını panikle indirip ayağa kalkarken korkmaktan çok şaşırmıştı. "Ne olu-" Ali tabletini Aslanın masasına sertçe bırakıp açık dosyaları görmesi için bir tanesine bastı. "Bunlar ne?" Aslan anlamayan gözlerle bir tablete bir Aliye baktı. Günlerce gelmeyip ne hakla hesap sorduğunu anlamamıştı. Dosyaya baktı. Her zaman hallettirkleri sıkıcı işlerden biriydi. Durumu anlamaya başlayınca Aslan on parmağıylada kısa sarı saçlarını geriye tararken acele etmedi. Ali kaşlarını çatarken Aslan sırıtıp yanından geçiti. Kapının anahtarını çevirip duvara yaslandı. Mükemmel zamanlamayla kapı hafifçe tıklanıp açılmaya çalışıldıktan sonra kilitli olduğu için ardında ki kişi tekrar tıklamadan gitmişti.
"Senin kız canını mı sıktı, bana patlayamaya mı geldin. Gene!"
Ali bir iki adım sinirle attığı an Aslan elini kaldırıp ikisinin arasına görünmez bir duvar ördü. Duvar hızla Alinin çevresini sarıp onu sıkıştırdığında hareketsiz kalmıştı. Aslan umursamaz ifadesini takınıp onun yanına geçti ve kalçasını masanın kenarına yasladı. Aralarında ki bir iki adımı atmasını engellemiş olması Alinin sinirini arttırmıştı. "Bana dokunamazsın. Boşuna uğraşma. Bana dokunursan seni ve kızını hapsederim. Bu aralar senin kızın dosyaları yığınla bana geliyor, başında ki dertler sana yeter. Uslu dur." Ali sinirle konuşmaya başlasada etrafını saran görünmez duvarlar sesini de yutuyordu. Aslan sırıtarak elini kulağına götürdü. "Ne dedin?" Ali yeteneklerini kullanarak rahatlıkla Aslanı alşağı edebilirdi ama Denizin canını basit bir sebeple yakmak istemediğinden sakinleşmeye çalıştı. Üstelik fiziksel kuvveti Aslanın gücüne denk değildi ve yokluğunda görevlerin ağırlığını 7 yıl taşıyan Aslanın yetkilerinin kendisini ve Denizi tek kelimeyle hapsetmesine yetteceğini de biliyordu. Durumu kritikti ve Aliyi zaptetmeleri kolay olmayacak olsa da Denizin bu tip olaylara bulaşmasına izin veremezdi. Aslan Aliyi zorlayacak biriydi ve bunu kendisi de iyi bildiği için Aliye bulaşmasa da sınırlarını aşmasına izin vermeyecekti.
İki aydan fazladır beraber çalışmaya alışamamışlardı. Aslana göre kendisi yıllarca ofisin gözdesiyken Ali yoktan peydah olmuştu. Üstelik geçmişten gelen yetkileriyle Aslandan daha kıdemliydi. Yıllardır tek tabanca olarak işleri tıkır tıkır hallederken Aliyi başına sarmışlardı. Adamın çok güçlü olduğunu söyleyip duruyorlardı ama Aslan normal bir Safîden daha işlevsel işler yaptığını genelde düşünmüyordu. Kendisine kalsa ofisin en iyi elamanı da en akıllısı da oydu. Bu kibri kullanabilmek için zihnine yerleştirense Alinin takendisiydi ve şimdi elleriyle yarattığı canavarın kendisine karşı gelmesi sinirini bozmuştu. "Duvarı çözüyorum, sinirle hereket edersen odadan atarım seni üstelik sende senin kızı yamulmadan elimden kurtulamazsın. Anladın mı?" Ali yumruk yaptığı elini havada ki enerji alanına vurup isteksizce başını salladı. Aslan "Sakin ol!" diyerek duvarların tek hamlede kaybolmasını sağladı. Aliye vahşi bir panter gibi davranıyor olması yine Alinin kendi eliyle yaptığı bir hatadan ibaretti.
Ali durması gereken yeri iyi bildiği için sinirini bastırıp sakin kalmaya gayret ederek masanın karşısında durdu. Durumu analiz edip onun zihniyle daha sonra oynayacaktı. Aslana ciddi ifadesiyle dönüp tableti gösterdi. "Ben yokken yatıp dinlendin mi? Kapadığın dosya sayısı akıl alır değil!"
Aslan gözlerini kısıp elini kaldırdığında koridora bakan duvar şeffaf olsa da hafifçe görülen duvarla tamamen örtüldü. Bu duvar sıkıştırılmış havadan oluşuyordu. Sıkışmış hava sesi emiyor dışarıya ses çıkmasını engelliyordu. Bu taktiği ilk kullanışı olmadığı için Ali gizliliğin sebebini merak etti. O ortalarda yokken gizlilik gerektiren bir değişiklik olmuş olmalıydı. "Yan gelip yatan biri olsam 7 yıl önce senin yerine beni koymazlardı." Elini serbest bırakıp koltuğuna otursa da duvar hala varlığını devam ettiriyordu. "Bir kaç terörist yakaladık. Dosyalarda görmüşsündür."
Tek kaşını kaldırarak baktığında Ali tabletten bahsettiği dosyayı açtı. "Bunlar mı?" Aslan göz ucuyla bakıp onayladı. Ali dosyaların gelişi güzel doldurulmuş olduğunu o an farketti. Kendine has hiç bir ayrıntısı yoktu. Diğer dosyalardan alınmış bilgilerle doldurulmuştu. "Ne buldunuz?" Aklından geçen hiç bir senaryo sessizliğe ihtiyaç duymadığı için endişenmesi gerektiğini hissediyordu. "İlginç kısmı o. Biz bulmadık, kendileri geldi." Ali kaşlarını çatıp Aslana baktığında ciddi olduğunu görünce doğruldu. "Neden? Af mı dilediler? Daha önce ölmeyi göze alan askerler para karşılığı bilgi satmaya falan mı geldi?" Aslan ciddiyetini bozmadan kafasını hafifçe sağa sola salladı. "Asker değildiler. Dolunayın oğlunun arkadaşlarıymışlar. Arkadaşlarının ölümü pes etmelerine sebep olmuş." Ali Dolunayın çocuklarından patlamadan sonra işe dönünce haberdar olsa da isyanın liderlerini satacak arkadaşları olmasına ihtimal vermemişti.
"Yalan olabilir mi?" "Araştırıyoruz. Teslim olmaları değil asıl ilginç kısım. İşin sapa sardığı yer ilk söyledikleri şey. Dolunay! Ölmemiş!" Ali yalan haber olduğunu düşünerek neredeyse gülecekti ama Aslanın çenesi kasılıyordu ve ciddiyeti bozulmuyordu. "Dolunay öldü!" Aslan burun kemerini sıkarak masaya daha çok yaslandı. "Biz de öyle sanıyorduk." Ali Aslanın kendisiyle dalga geçmediğini anlamış olsa da kandırıldığının farkında olmamasına sinirlendi. "Sanmanıza gerek yok! O öldü!" Aslan parmaklarının üzerinden Aliyle göz teması kurup duruşunu düzeltti. "Ali, gözlerimle gö-" Ali masaya iki elini de çarparak eğilip Aslanın göz hizasına eğildi. "Kimin gözüne inanalım, O ÖLDÜ. Geberirken başındaydım, neden yanındaydım AS-LAN? Onu ben öldürdüm! O! Öldü!" Aslan Alinin inanmayacağını tahmin etmişti. Kendisi de emin olmadan inanmamıştı. Masa üstü bilgisayarının ekranını Aliye çevirip daha önce yüklediği görüntüleri şifreli dosyadan açtı. Görüntüde sürücü koltuğunda gri saçlı orta yaşta bir kadın yan koltuğundaysa bir başka kadın oturuyordu. Aslan ellerinde ki görüntüleri tek tek gösterdi. Gümüşi gri saçlı kadın yemek yerken çekilmişti. Arka plandan deniz görülen diğer fotoğraf karadan çekilmiş olamazdı. Son resimde lacivert gözlerine kadar net çıkan kadın Dolunayın şimdi ki hali olabilir miydi? Ali kabullenmek istemeyerek Aslanın elinde ki fareyi alıp fotoğrafları kendisi gezerek görsellerde ki kadının kimliğini yalanlayabileceği bir ayrıntı aradı. "Ona benzeyen biri olmalı!"
"Teslim olan isyancılar DNA örneği getirdiler. Daha önce elimizde DNAsı olmadığı için dosyalarda tarama yapamıyorduk." Ali hayal kırıklığıyla oturup ekrana kitlendi. Açtığı fotoğrafta koyu mavi gözleri o kadar net çıkmıştı ki fotoğraftakini başka biri diye yalanlamak istese de onun Dolunay olduğundan emindi.
"Kaç dosyayla ilişkilendirildi?" Aslan arkasında ki raftan bir dosya çıkardı. "Çoğu dosyayı birbirine bağlayabildik. Bir haftada bulabildiğimiz dosya sayısı şimdilik ikiyüzü geçti. Daha fazla olduğuna eminiz." Ali kafasının arkasını sandalyeye yaslarken kalçasını öne kaydırdı. "Bulduğunuz en eski dosyalar ne zamandan?" "15 yıla kadar çıktı."
"DNA nın ona ait olduğuna nasıl emin oldunuz?" Aslan derin bir nefes alıp önünde ki dosyanın sayfalarını karıştırıp buldu. "Senin getirdiğin DNA örnekleriyle kıyasladık. Kimliklendirilmemiş sadece 5 DNA örneği kalmıştı. Dolunay olamayacağı için araştırılmamıştı. DNA örneklerinden 3ü teslim olan isyancılar sayesinde açığa çıktı. Dolunay ve iki komutanı." Ali Aslana bakıp kaşlarını çattı. "Eski komutanlarının DNAsı mı başka komutanlar mı?" "Eski, Mavi ve Davut."
Ali gözlerini kapattı. Dolunayın 10yıl önce ölmesiyle başlayan olaylar sonucunda önce kaçak sonra devletin maşası olmuştu. Dolunayın ölümünden Denizle birleştiği geceye kadar onlar yüzünden kendini hep bir başka derdin içinde bulmuştu. Davut Ali Dolunayı öldürdüğü andan itibaren onu peşine düşmüş ikisinden biri ölene kadar ikisinin de rahat etmemesini sağlamıştı. 7 yıl önce üç yıl boyunca Davuttan kaçmayı başarmış olsada Davut her seferinde izini bir şekilde bulup onu öldürmeye çalışmıştı. Davutun yeteneği tüm varlıkların gücünü çekmek olduğu için onun yanında yeteneklerini kullanamıyordu. Alinin Davut karşısında tek şansı dövüşmekti. O zaman aylarca eğitim almıştı yine de Davutun karşısında bir şansı olmayacağını biliyordu. Davut iyi bir komutan daha iyi bir savaşçıydı.
7 yıl önce Denizi gördüğünde Davuttan kurtulmak için tek şansının Deniz olduğunu anlamıştı. Peşinde ki adamlar Aliyi zorlasa da alt etmeyi başarmış izini kaybettirmek için devletle anlaşmasını çiğneyip Denizle izini kaybettirmek için son şansını denemişti.
"Dolunayın enerjisini hiç hissetmedim. Bunca zaman neredeymiş?" "İstanbulda. Adalarda." Ali yakınlarda olsa onu illaki hissederdi. "Gücü yerinde değil mi?" "Değil. Ölmemiş ama gücü iyice bitmiş. Yeteneklerini kullanamıyor dediler." Ali derin nefes alarak ayağa kalkıp üstünde ki keten gömleği duzeltti. "Eski isyan lideri Dolunayın ölmemiş olması şaşırtıcıydı ama ikna olabilirim. Gözlerimle görmem yeter. Yinede güçlerinin tükendiğini sanman senin için bile amatörce." Aslan da ayağa kalkarken kapıda ki hava duvarı dağıldı. "Zamanla açığa çıkacak herşey. Kurul toplantısı iki haftaya yapılacak. O zamana kadar dosyalar kapalı." Ali odanın kapısını açıp çıkmadan önce yüzünden yaşadığı tüm duyguları silip ekranı önüne çeviren Aslana döndü "Bağlantılı tüm dosyaları bana da gönder." Diyip odasına geçti. Gözleriyle görmeden inanmaya niyeti yoktu. İşleri hızlandırmak için dosyaları incelemek istiyordu.
Bölüm etkileşimi
