29. bölüm / 35
ÖLMESİ GEREKEN KADINBölüm 28 - Karartılmış Rapor
Bölümler 35Şu an: Bölüm 28 - Karartılmış Rapor
- 1 Bölüm 1 — On Dört Gün609 kelime
- 2 Bölüm 2 — Kırmızı Turnike308 kelime
- 3 Bölüm 3 — İlk Hamle389 kelime
- 4 Bölüm 4 — Başlangıç356 kelime
- 5 Bölüm 5 — Saha564 kelime
- 6 Bölüm 6 — Sessiz Av281 kelime
- 7 Bölüm 7 — Av ve Avcı1.351 kelime
- 8 Bölüm 8 — Kırmızı Nokta1.150 kelime
- 9 Bölüm 9 - BENİM ADIMLA763 kelime
- 10 Bölüm 10 - Hayalet Ortak514 kelime
- 11 Bölüm 11 - Şifreli Hafıza958 kelime
- 12 Bölüm 12 - Eksik Kareler482 kelime
- 13 Bölüm 13 - Siyah Klasörün İzinde378 kelime
- 14 Bölüm 14 - Kilitli Depo581 kelime
- 15 Bölüm 15 - Son Müttefik732 kelime
- 16 Bölüm 16 - TANIK789 kelime
- 17 Bölüm 17 - SON TANIK1.204 kelime
- 18 Bölüm 18 - ÇİZİKLİ SAAT996 kelime
- 19 BÖLÜM 19 - TETİĞİN ARDINDA992 kelime
- 20 Bölüm 20 - Kırılan Tetik483 kelime
- 21 Bölüm 21 — Çift Taraflı Ayna694 kelime
- 22 Bölüm 22 - Sol Sağ Çapraz598 kelime
- 23 Bölüm 23 - Tek Cümlelik Hafıza390 kelime
- 24 Bölüm 24 - Mirasçı450 kelime
- 25 Bölüm 25 - Dokunulmayan Hesap406 kelime
- 26 Bölüm 26 — Geriye Kalan Ses979 kelime
- 27 Bölüm 27 - Kaçış Rotası Siyah669 kelime
- 28 Bölüm 28 - Karartılmış Rapor682 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 Bölüm 29 - Plakanın Gölgesi555 kelime
- 30 Bölüm 30 - Vardar Ailesi638 kelime
- 31 Bölüm 31 - Kasanın İçindeki Sessizlik625 kelime
- 32 Bölüm 32: Küllerin Sahibi548 kelime
- 33 Bölüm 33: Kör Nokta481 kelime
- 34 Bölüm 34: Kapıdaki Gölge305 kelime
- 35 Bölüm 35: Gölgelerin Efendisi391 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aracın içindeki hava, dışarıdaki Ankara ayazından daha soğuktu.
Vural’ın ağzından çıkan son cümle, aracın içinde asılı kalmış bir idam ipi gibi sallanıyordu: “Ama o gece öldürdüğün kişinin baban olduğundan emin değiliz.”
Nare köşede nefesini tutmuş, gözlerini bir Saye’ye bir Vural’a çeviriyordu.
Saye ise kımıldamadı. Yüzündeki tek bir kas bile oynamadı ama göğsünün ortasında yedi yıldır biriken o ağır taş, yerini yakıcı bir boşluğa bıraktı. Silahını belinden çıkarmadı. Sesi, camlara vuran yağmur damlaları kadar kuruydu.
“Beni manipüle etmeye çalışma, Vural.”
“Manipüle etmiyorum Karahan,” dedi Vural, sigarasından son bir nefes çekip izmariti araçtaki metal kutuda söndürürken. “Sana yedi yıldır bir masal anlatıldı. Sen de o masalın celladı olmayı kabul ettin. Çünkü böylesi daha kolaydı. Birini öldürdüğüne inanmak, bir oyunun piyonu olduğunu kabul etmekten daha az can yakar.”
Saye öne doğru eğildi. “O gece kanlar içindeki adam babamdı. Yüzünü gördüm. Sesini duydum.”
Vural hafifçe gülümsedi. O gülüşte hiçbir sıcaklık yoktu.
“Işıklar kesilmişti Saye. Odadaki koku kan ve barut kokusuydu. Babanı gördün... Ama tetiği çektiğin an vurulan adamın o olup olmadığını görmedin. Zaten iki saniye sonra kafana yediğin o darbeyle bilincini kaybettin.”
Saye’nin şakaklarındaki damarlar zonklamaya başladı. Zihnindeki o karanlık oda yeniden belirdi: Kesik nefesler, yerdeki gölge, patlayan mermi ve ardından gelen zifiri karanlık...
“Kimdi o zaman?” dedi Saye, dişlerinin arasından. “O gece o odada babamın yanında ölen adam kimdi?”
“Oraya gidiyoruz,” dedi Vural.
Siyah araç, ana caddeden sapıp Gölbaşı taraflarındaki terk edilmiş sanayi bölgesine doğru kıvrıldı. Araç, etrafı yüksek sac levhalarla çevrili, dışarıdan döküntü görünen bir tamirhanenin önünde durdu. Sürücü inip paslı demir kapıyı açtı, araç içeri girdi ve kapı gürültüyle kapandı.
Vural araçtan indi. “Gelin.”
Saye, Nare’nin koluna hafifçe dokunarak onu öne aldı. Birlikte araçtan indiler. Tamirhanenin alt katına inen beton merdivenler, nemli ve küf kokan bir sığınağa açılıyordu.
Burası sıradan bir saklanma yeri değildi. Duvarlarda eski haritalar, monokrom ekranlı bilgisayarlar ve dosyalar vardı. Babasının eski operasyon merkezlerinden biriydi.
Vural, masanın üzerindeki demir kasayı açtı. İçinden sararmış, üzeri kırmızı damgayla mühürlenmiş tek bir dosya çıkardı ve masanın üzerine attı.
Dosyanın kapağında tek bir ibare vardı: 18092019 / OTOPSİ NOTLARI VE ADLİ TIP KAYDI.
Saye masaya yaklaştı. Parmakları mühürlü dosyanın üzerine gitti ama açmadı. Vural’a baktı.
“Bu ne?”
“Bu resmi rapor değil,” dedi Vural, masanın kenarına yaslanarak. “Otopsiyi yapan doktorun kendi tuttuğu notların kopyası. Resmi sisteme aktarılmadan önce kaybolmuş. Kayıtlara göre baban Muzaffer Karahan, kalbine aldığı tek mermiyle öldü ve ertesi gün sessiz sedasız defnedildi.”
Saye’nin gözleri daraldı. “Peki bu notlarda ne yazıyor?”
“Doktorun kişisel notlarında, morg getirilen cesedin sağ ayak bileğinde eski bir ameliyat izi ve titanyum plaka olduğu yazılı,” dedi Vural. Sesi dondurucu bir ciddiyete büründü. “Babanın hiçbir zaman kırık bir ayağı veya titanyum plakası olmadı Saye.”
Saye’nin nefesi boğazında düğümlendi. Parmakları dosyanın kapağında titredi.
“Yani...”
“Yani gömdüğünüz adam Muzaffer Karahan değildi,” dedi Vural. “Ya da tetiği çektiğin adam baban değildi. İki ihtimal de seni yedi yıldır dev bir yalanın içinde yaşatıyor.”
Tam o sırada arkadaki sessizlik yarıldı.
Nare’nin elindeki çanta büyük bir gürültüyle yere düştü. İçindeki ilaç kutuları ve sargı bezleri beton zemine saçıldı.
Saye hızla arkasına döndü.
Nare’nin yüzü kireç gibiydi. Omuzları titriyordu. Saye yavaş adımlarla Nare’ye doğru yürüdü. Yedi yıldır yanında duran, kendisini tedavi eden kadının gözlerindeki o saklanamaz dehşeti ilk kez bu kadar net görüyordu.
“Nare,” dedi Saye. Sesi bir bıçak kadar kestim idi. “Sen o gece hastanedeydin. Beni komadan uyandıran ilk kişi sensin.”
Nare geri adım atmaya çalıştı ama arkasındaki beton duvara çarptı. “Saye... Ben sadece hemşireydim. Bana ne söylendiyse onu yaptım...”
Saye Nare’nin tam önünde durdu. “Seni kim görevlendirdi Nare? Beni o gece hastaneye getirenler kimdi?”
Nare yutkundu. Gözleri korkuyla açılmıştı.
“Seni hastaneye getiren adamları daha önce hiç görmemiştim,” dedi fısıltıyla.
Saye’nin kaşları çatıldı. “Ama beni tanıyorlardı.”
Nare başını iki yana salladı. Sesi titriyordu:
“Hayır... Seni tanımıyorlardı.”
Saye olduğu yerde donakaldı. Odadaki soğukluk bir anda katlandı. Seni tanımayan adamlar, kanlar içindeki bir kadını özel bir hastaneye getirip neden koruma altına alırdı?
Saye gözlerini Nare’den ayırıp Vural’a döndü.
Vural masadaki dosyaya baktı. Soğuk ve acımasız bir tavırla mühürlü kapağı işaret etti.
“Artık babanı aramak yetmez, Karahan.”
Saye gözlerini ona çevirdi. “Neden?”
Vural cevap vermeden dosyanın kırmızı mührünü gösterdi:
“Çünkü yedi yıl önce gömdüğünüz adamın kim olduğunu bile bilmiyoruz.”
Bölüm etkileşimi
