20. bölüm / 35
ÖLMESİ GEREKEN KADINBölüm 20 - Kırılan Tetik
Bölümler 35Şu an: Bölüm 20 - Kırılan Tetik
- 1 Bölüm 1 — On Dört Gün609 kelime
- 2 Bölüm 2 — Kırmızı Turnike308 kelime
- 3 Bölüm 3 — İlk Hamle389 kelime
- 4 Bölüm 4 — Başlangıç356 kelime
- 5 Bölüm 5 — Saha564 kelime
- 6 Bölüm 6 — Sessiz Av281 kelime
- 7 Bölüm 7 — Av ve Avcı1.351 kelime
- 8 Bölüm 8 — Kırmızı Nokta1.150 kelime
- 9 Bölüm 9 - BENİM ADIMLA763 kelime
- 10 Bölüm 10 - Hayalet Ortak514 kelime
- 11 Bölüm 11 - Şifreli Hafıza958 kelime
- 12 Bölüm 12 - Eksik Kareler482 kelime
- 13 Bölüm 13 - Siyah Klasörün İzinde378 kelime
- 14 Bölüm 14 - Kilitli Depo581 kelime
- 15 Bölüm 15 - Son Müttefik732 kelime
- 16 Bölüm 16 - TANIK789 kelime
- 17 Bölüm 17 - SON TANIK1.204 kelime
- 18 Bölüm 18 - ÇİZİKLİ SAAT996 kelime
- 19 BÖLÜM 19 - TETİĞİN ARDINDA992 kelime
- 20 Bölüm 20 - Kırılan Tetik483 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Bölüm 21 — Çift Taraflı Ayna694 kelime
- 22 Bölüm 22 - Sol Sağ Çapraz598 kelime
- 23 Bölüm 23 - Tek Cümlelik Hafıza390 kelime
- 24 Bölüm 24 - Mirasçı450 kelime
- 25 Bölüm 25 - Dokunulmayan Hesap406 kelime
- 26 Bölüm 26 — Geriye Kalan Ses979 kelime
- 27 Bölüm 27 - Kaçış Rotası Siyah669 kelime
- 28 Bölüm 28 - Karartılmış Rapor682 kelime
- 29 Bölüm 29 - Plakanın Gölgesi555 kelime
- 30 Bölüm 30 - Vardar Ailesi638 kelime
- 31 Bölüm 31 - Kasanın İçindeki Sessizlik625 kelime
- 32 Bölüm 32: Küllerin Sahibi548 kelime
- 33 Bölüm 33: Kör Nokta481 kelime
- 34 Bölüm 34: Kapıdaki Gölge305 kelime
- 35 Bölüm 35: Gölgelerin Efendisi391 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Senin neden vurduğunu hatırlamanı istemiyorum.”
Saatli adamın dudaklarından dökülen bu sözler, deponun soğuk duvarlarında bir uğultu gibi yayıldı.
Saye olduğu yerde çakılı kaldı. Elindeki USB belleği sıkan parmakları bembeyaz kesilmişti. Bakışları adamın sol bileğindeki o çizikli saate kilitlendi. On iki yönündeki o derin çentik, yedi yıl önceki o kanlı gecenin meşum bir damgası gibi parıldıyordu.
Babasının arkadaşı olan adam, Saye’nin önünde tek bir adım öne çıktı. Sağ kolundan damlayan kan beton zemine tıp tıp vuruyordu. Silahını saatli adama doğrulttu.
“Ona dokunamazsın,” dedi sesi hırıltılı bir kararlılıkla.
Saatli adam hafifçe gülümsedi.
“Yedi yıldır aynı hatayı yapıyorsun. Onu koruduğunu sanırken aslında gerçeğin etrafına duvarlar ördün. Ama Saye artık o duvarların arkasında kalmak istemiyor.” Gözlerini Saye’ye çevirdi.
“Öyle değil mi Saye? Baban sana o gece silahı verirken ne söyledi? ‘Bana değil, arkamdaki adama bak’ dedi, değil mi?”
Saye’nin zihninde bir şimşek çaktı. Görüntü aniden berraklaştı.
17 Eylül 2019. Babasının makam odası.
Babası masanın arkasındaydı. Göğsünden yaralanmıştı, masaya tutunmaya çalışıyordu. Saatli adam ise babasının hemen arkasında duruyordu. Babası, Saye’ye bakarak fısıldıyordu: “Saye... Tetiğe bas.”
Saye’nin gözlerinden yaşlar boşaldı.
“Babam...” dedi sesi titreyerek. “Bana silahı veren babamdı...”
Saatli adamın yüzündeki gülümseme dondu.
“Çünkü baban o gece köşeye sıkışmıştı Saye. O silahı sana uzatırken neyi hedeflediğini yalnızca kendisi biliyordu. Belki seni kullanmak istedi, belki de son bir hamle yaptı. Ama o tetiği çeken el senindi.”
Nöbetçi hemşire dehşetle fısıldadı:
“Aman Allah’ım...”
Saatli adam silahının namlusunu doğrudan Saye’ye çevirdi. “Ve şimdi o USB’yi bana vereceksin. Çünkü babanın yedi yıl önce yarım bıraktığı hesabı bu gece ben kapatacağım.”
“YETER!”
Babasının arkadaşı bir anda kendini saatli adamın üzerine fırlattı!
Aynı anda iki silah birden patladı. Silah sesleri terk edilmiş hastanenin koridorlarında kulakları sağır eden bir gürültüyle yankılandı. Kurşunlar beton duvarları delip geçerken babasının arkadaşı göğsüne aldığı darbeyle saatli adamı duvara sıkıştırdı.
“KAÇ SAYE! KAÇ VE AÇ O DOSYAYI!” diye bağırdı adam, ağzından kan sızarak.
Saye bir saniye bile tereddüt etmedi. Nöbetçi hemşireyi kolundan tuttuğu gibi koridorun sonundaki kırık yangın kapısına doğru koştu. Arkalarından bir silah sesi daha yükseldi. Ardından ağır bir kütleme sesi.
Saye arkasına bakmadı. Göz yaşları yanaklarını yakarken yangın merdivenlerinden aşağı atıldı.
Dışarı çıktıklarında karanlık gece ve sağanak yağmur onları karşıladı. Şehir merkezine giden patika yola doğru koşarken Saye cebindeki USB belleği çıkartıp sıkıca tuttu.
Zihnindeki sis bulutu dağılmıştı ama yerini daha büyük, zifiri bir karanlık almıştı. Babası onu sadece korumaya mı çalışmıştı, yoksa kendi oyununun bir parçası mı yapmıştı? Bu sorunun cevabı yedi yıldır cebinde taşıdığı o belleğin içindeydi.
Saye caddenin kenarına geldiğinde durdu. Yağmur suyundan sırılsıklam olmuştu. Ceketinin cebinden çıkarıp taktığı bataryayla telefonunu açtı.
USB’yi telefonun adaptörüne bağladı. Ekranda tek bir şifre istemi yanıp sönüyordu.
Saye, babasının kayıtta söylediği son sözleri düşündü: “Bana ne olduğunu değil, neden tetiği çektiğini hatırla.”
Parman uçları titreyerek ekrana o geceye ait tek kelimeyi yazdı.
Erişim sağlandı.
Ekranda beliren ilk dosyanın adı Saye’nin soluğunu kesti:
BABAMIN_YALANLARI.pdf
Saye başını kaldırıp karanlık gökyüzüne baktı. Yüzünde dondurucu bir kararlılık vardı.
“Asıl oyun şimdi başlıyor,” diye fısıldadı.
Bölüm etkileşimi
