18. bölüm / 35
ÖLMESİ GEREKEN KADINBölüm 18 - ÇİZİKLİ SAAT
Bölümler 35Şu an: Bölüm 18 - ÇİZİKLİ SAAT
- 1 Bölüm 1 — On Dört Gün609 kelime
- 2 Bölüm 2 — Kırmızı Turnike308 kelime
- 3 Bölüm 3 — İlk Hamle389 kelime
- 4 Bölüm 4 — Başlangıç356 kelime
- 5 Bölüm 5 — Saha564 kelime
- 6 Bölüm 6 — Sessiz Av281 kelime
- 7 Bölüm 7 — Av ve Avcı1.351 kelime
- 8 Bölüm 8 — Kırmızı Nokta1.150 kelime
- 9 Bölüm 9 - BENİM ADIMLA763 kelime
- 10 Bölüm 10 - Hayalet Ortak514 kelime
- 11 Bölüm 11 - Şifreli Hafıza958 kelime
- 12 Bölüm 12 - Eksik Kareler482 kelime
- 13 Bölüm 13 - Siyah Klasörün İzinde378 kelime
- 14 Bölüm 14 - Kilitli Depo581 kelime
- 15 Bölüm 15 - Son Müttefik732 kelime
- 16 Bölüm 16 - TANIK789 kelime
- 17 Bölüm 17 - SON TANIK1.204 kelime
- 18 Bölüm 18 - ÇİZİKLİ SAAT996 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 BÖLÜM 19 - TETİĞİN ARDINDA992 kelime
- 20 Bölüm 20 - Kırılan Tetik483 kelime
- 21 Bölüm 21 — Çift Taraflı Ayna694 kelime
- 22 Bölüm 22 - Sol Sağ Çapraz598 kelime
- 23 Bölüm 23 - Tek Cümlelik Hafıza390 kelime
- 24 Bölüm 24 - Mirasçı450 kelime
- 25 Bölüm 25 - Dokunulmayan Hesap406 kelime
- 26 Bölüm 26 — Geriye Kalan Ses979 kelime
- 27 Bölüm 27 - Kaçış Rotası Siyah669 kelime
- 28 Bölüm 28 - Karartılmış Rapor682 kelime
- 29 Bölüm 29 - Plakanın Gölgesi555 kelime
- 30 Bölüm 30 - Vardar Ailesi638 kelime
- 31 Bölüm 31 - Kasanın İçindeki Sessizlik625 kelime
- 32 Bölüm 32: Küllerin Sahibi548 kelime
- 33 Bölüm 33: Kör Nokta481 kelime
- 34 Bölüm 34: Kapıdaki Gölge305 kelime
- 35 Bölüm 35: Gölgelerin Efendisi391 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapı kolu sonuna kadar indi.
Terk edilmiş hastanenin karanlık koridoruna dolan tek şey soğuk rüzgâr değildi. İçeriye adım atan üç gölgenin bot sesleri beton zeminde yankılandı. Saye’nin yanındaki adam silahını bir milim bile kıpırdatmadan kapıya kilitlenmişti. Yüzündeki o alışılmadık korku, koridordaki rutubet kokusundan daha ağırdı. Gelenlerin en önündeki adam durdu. Üzerindeki pahalı paltonun yakasını kaldırmıştı. Fenerin ışığı yüzünün yarısını aydınlattığında Saye’nin bakışları adamın yüzüne değil, cebinden çıkardığı eline kaydı. Sol bileğinde metal kordonlu bir saat vardı. Kasanın üzerinde, tam on iki yönünde derin bir çizik. Saye’nin nefesi kesildi. 17 Eylül gecesindeki video kaydı... Hastane yatağının başındaki adam... Aynı saat, aynı çizik. Saye yavaşça yanındaki adama döndü.
“Sen…” Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
“O gece yalnız değildin.” Yanındaki adam gözlerini kapıdaki saatli adamdan ayırmadan konuştu.
“Saye, hemşireyi al ve arka odaya geç.”
“Bana cevap ver!” Saye’nin sesi koridorun kırık camlarında yankılandı.
“Yedi yıl önce beni buraya getirdiğinde bu adam da yanındaydı, değil mi?”
Adam sustu.
Saye’nin sesi yükseldi.
“Beni öldü sanmalarını sağlayan kişi oydu! Sen de ona yardım ettin!” Paltoyu giyen adam hafifçe gülümsedi.
“Sonunda zihnin berraklaşmaya başladı demek, Saye.”
Saye ona döndü.
“Sen kimsin?”
“Bunu gerçekten hatırlamıyor musun?”
“Hatırlamam gereken tek şey seni tanımak mı?” Adam birkaç adım attı.
“Babanın ölümünden sonra seni ortadan kaldırmak en kolay yoldu. Herkes bunun peşindeydi. Fakat yanındaki sadık dostun başka bir yol seçti.” Saye’nin bakışları yanındaki adama kaydı. Saatli adam devam etti:
“Seni öldürmek yerine yok etmeyi tercih etti.”
“Kes sesini.”
“Yedi yıl boyunca herkes seni öldü sandı. Sen ise yeni bir hayata başladın. Eski dosyaların kapandı. Eski kayıtların silindi. İnsanların hafızasından çıktın.” Adamın sesi sakinleşti.
“En önemlisi de kendi hafızandan.” Saye’nin yüzü gerildi.
“Ne yaptınız bana?" Saatli adam cevap vermeden önce kısa bir kahkaha attı.
“Biz mi?” Başını yanındaki adama çevirdi.
“Bunu ona sor.” Saye’nin bakışları yavaşça yanındaki adama döndü. Adamın gözleri dolmuştu.
“Seni öldüreceklerdi, Saye.” Sesi titriyordu.
“Babanın kanı daha kurumadan seni de bulacaklardı. O gece seni oradan çıkarmasaydım…”
“Ne yaptın?" Adam gözlerini kapattı.
“Seni hastaneye götürdüm.”
“Biliyorum.”
“Sonra bazı ilaçlar verildi.” Saye’nin yüzündeki ifade değişti.
“Ne demek bazı ilaçlar?”
“Bilinçli karar vermeni engelleyecek kadar ağır bir durumdaydın. Günlerce doğru düzgün konuşamadın. Bazı şeyleri hatırlıyordun, bazılarını hiç hatırlamıyordun.”
“Sen de bunu kullandın.” Adam sustu.
“Değil mi?"
“Hatırlamaman gerektiğine inandım.” Saye’nin gözleri doldu.
“Benden ne sakladın?” Adam cevap veremeden saatli adam araya girdi.
“Babanı.” Koridorda sessizlik oldu.
“Babanın ölümünü değil,” dedi saatli adam. “O gece gerçekte ne olduğunu.”
Saye’nin parmakları titremeye başladı. Hemşire kadın korkuyla onun koluna yapıştı.
“Kızım…” Saatli adam elini kaldırdı. Arkasındaki iki silahlı adam birer adım öne çıktı.
“Klasörü ve USB’yi verin.” Saye göğsündeki siyah klasörü ve elindeki USB’yi daha sıkı kavradı.
“Yedi yıllık bu tiyatro bu gece biter.” Saye’nin gözleri saatten ayrılmadı.
Çizik.
Tam on iki yönünde.
O çizik bir anda zihninde başka bir görüntüyü tetikledi.
Bir masa.
Devrilmiş sandalye.
Babası.
Bir adam.
Bir bilek.
Saat.
Sonra bir silah sesi.
Saye irkildi.
“Hayır.” Saatli adam başını hafifçe eğdi.
“Ne dedin?” Saye bu kez daha net konuştu.
“Hayır.” Saatli adamın gülümsemesi kayboldu
“Yanlış cevap.” Yanındaki adam bir anda silahını kaldırdı.
“ŞİMDİ KAÇ, SAYE!” Silah sesleri patladı.Mermiler beton duvarlardan kıvılcımlar saçarak sekti. Hemşire çığlık atarak yere kapandı.
Saye refleksle arkasındaki eski röntgen odasının ahşap kapısına yüklendi.Bir kurşun kapının kenarına saplandı. Saye içeri girdi. Arkasından bir başka silah sesi geldi. Sonra bir çarpma sesi. Birinin yere düştüğünü duydu. Kapıyı çarpıp kilitledi. Odanın içi zifiri karanlıktı. Saye sırtını kapıya dayadı. Dışarıda çatışma devam ediyordu. Nefesi hızlanmıştı. Kendi kalp atışlarını duyabiliyordu. Elini cebine attı. Küçük siyah USB hâlâ oradaydı. Odanın köşesindeki masayı fark etti. Üzerinde kılıfı sökülmüş, yalnızca tüplü ekranı çalışan eski bir hastane bilgisayarı vardı. Kasanın ışığı zayıfça yanıp sönüyordu. Saye eğilip bilgisayarın başına geçti. Ekran birkaç saniye titredi. Sonra yeşil bir komut satırı açıldı. USB'yi bilgisayara taktı. Ekranda tek bir klasör belirdi.
18_09_2019
Saye klasöre tıkladı. İçinde yalnızca bir video vardı. 18_09_2019_0430_BABA.mp4. Saye birkaç saniye ekrana baktı. Sonra dosyayı açtı. Görüntü önce karıncalandı. Cızırtı ve karanlıktı. Ardından görüntü geldi. Bir arabanın içiydi. Kamera sabit değildi. Görüntü sarsılıyor, arada bulanıklaşıyordu. Sonra bir yüz kadraja girdi. Saye'nin babası. Yüzünde kan vardı. Nefes almakta zorlanıyordu. Bir süre kameraya baktı. Sonra konuştu.
“Saye…”
Saye'nin eli ağzına gitti. Babası birkaç saniye nefesini toparlamaya çalıştı.
“Bunu izliyorsan…” Gözlerini kapattı.
“…beni korumaya çalışırken ne yaptığını hatırlamıyorsun demektir.” Saye'nin bütün bedeni dondu. Dışarıdaki silah sesleri sanki bir anda çok uzaklardan gelmeye başladı. Babası kameraya doğru biraz yaklaştı.
“Biliyorum. Bunu hatırlamanı istemeyeceksin.” Saye'nin gözlerinden yaş süzüldü. Babası devam etti:
“Çünkü o gece silahı çeken kişi…”
Görüntü bir anlığına bozuldu. Saye ekrana yaklaştı.
“...o değildi.” Kısa bir sessizlik. Babası gözlerini doğrudan kameraya çevirdi.
“Sendin, kızım.” Saye'nin nefesi kesildi. Ekrandaki görüntü titredi. Babası konuşmaya devam etti:
“Beni vurduğunu hatırlamıyorsun.” Saye'nin gözleri büyüdü.
“Çünkü o anda beni öldürmek için değil…” Babası zor nefes aldı.
“…beni korumak için tetiğe bastın.” Saye bir adım geri çekildi. Başının içinde uğultu yükseldi.
Bir görüntü babası, bir adam, silah ve kendi eli. Sonra başka bir görüntü. Babası yere düşüyor, bir el omzuna dokunuyor ve bir ses;
“Saye, silahı bırak!” Saye başını tuttu.
“Hayır…” Görüntü parçalandı. Başka bir anı geldi. Saat, metal kordon, çizik. Bir adam babasının üzerine eğiliyor. Sonra Saye'nin kendi sesi:
“Babama dokunma!” Saye'nin dizleri çözüldü. Bilgisayarın önüne yere kapandı. Ekrandaki babasının sesi devam ediyordu.
“Beni sen vurduğun için değil…” Kayıt birkaç saniye cızırtıyla kesildi. Sonra babasının sesi yeniden geldi.
“…seni onların eline bırakmamak için bunu yaptım.” Saye başını kaldırdı.
“Ne yaptın?” Kayıt sona yaklaşırken babasının yüzünde korkudan çok yorgunluk vardı.
“Bundan sonra sana herkes başka bir hikâye anlatacak.”
Ekran karardı.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra son bir cümle duyuldu.
“Bana ne olduğunu değil, neden tetiği çektiğini hatırla.” Video kapandı.
Saye karanlık ekrana bakakaldı. Kapının diğer tarafından ayak sesleri geliyordu. Yaklaşıyorlardı. Ama Saye artık onları duymuyordu. Zihninde yalnızca tek bir görüntü vardı. Kendi eli. Silahı tutuyordu. Ve karşısında babası vardı. Saye dudaklarını araladı.
“Ben…” Sesi çıkmadı. Bir kez daha denedi.
“Ben babamı vurdum.” Ama bu cümleyi söyledikten sonra aklına başka bir soru geldi. Eğer babası gerçekten onun tetiği çektiğini biliyorsa… Neden onu korumaya çalışmıştı? Ve daha önemlisi…
Saye'nin babasını vurmasına neden olan kişi kimdi?
Bölüm etkileşimi
