Bölüm 17 - SON TANIK

Vaveyla Yazarı: Buz Ankası

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: Bölüm 17 - SON TANIK
  1. 1 Bölüm 1 — On Dört Gün609 kelime
  2. 2 Bölüm 2 — Kırmızı Turnike308 kelime
  3. 3 Bölüm 3 — İlk Hamle389 kelime
  4. 4 Bölüm 4 — Başlangıç356 kelime
  5. 5 Bölüm 5 — Saha564 kelime
  6. 6 Bölüm 6 — Sessiz Av281 kelime
  7. 7 Bölüm 7 — Av ve Avcı1.351 kelime
  8. 8 Bölüm 8 — Kırmızı Nokta1.150 kelime
  9. 9 Bölüm 9 - BENİM ADIMLA763 kelime
  10. 10 Bölüm 10 - Hayalet Ortak514 kelime
  11. 11 Bölüm 11 - Şifreli Hafıza958 kelime
  12. 12 Bölüm 12 - Eksik Kareler482 kelime
  13. 13 Bölüm 13 - Siyah Klasörün İzinde378 kelime
  14. 14 Bölüm 14 - Kilitli Depo581 kelime
  15. 15 Bölüm 15 - Son Müttefik732 kelime
  16. 16 Bölüm 16 - TANIK789 kelime
  17. 17 Bölüm 17 - SON TANIK1.204 kelime · Okuduğun bölüm
  18. 18 Bölüm 18 - ÇİZİKLİ SAAT996 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19 - TETİĞİN ARDINDA992 kelime
  20. 20 Bölüm 20 - Kırılan Tetik483 kelime
  21. 21 Bölüm 21 — Çift Taraflı Ayna694 kelime
  22. 22 Bölüm 22 - Sol Sağ Çapraz598 kelime
  23. 23 Bölüm 23 - Tek Cümlelik Hafıza390 kelime
  24. 24 Bölüm 24 - Mirasçı450 kelime
  25. 25 Bölüm 25 - Dokunulmayan Hesap406 kelime
  26. 26 Bölüm 26 — Geriye Kalan Ses979 kelime
  27. 27 Bölüm 27 - Kaçış Rotası Siyah669 kelime
  28. 28 Bölüm 28 - Karartılmış Rapor682 kelime
  29. 29 Bölüm 29 - Plakanın Gölgesi555 kelime
  30. 30 Bölüm 30 - Vardar Ailesi638 kelime
  31. 31 Bölüm 31 - Kasanın İçindeki Sessizlik625 kelime
  32. 32 Bölüm 32: Küllerin Sahibi548 kelime
  33. 33 Bölüm 33: Kör Nokta481 kelime
  34. 34 Bölüm 34: Kapıdaki Gölge305 kelime
  35. 35 Bölüm 35: Gölgelerin Efendisi391 kelime

“Senin hafızanı.” Saye birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Arabanın içindeki motor sesi, dışarıdaki yağmurun cama vuran ince tıkırtısı ve arkalarından gelen gri aracın lastik sesi birbirine karışıyordu. “Ne demek o?” Babası'nın en yakın arkadaşı gözlerini yoldan ayırmadı. “Tam olarak söylediğim şeyi.” “İnsan hafızası bir eşya değil. Gidip alabileceğin bir şey hiç değil.” “Biliyorum.” “Öyleyse açık konuş.” Adam kısa bir süre sustu. “Bazen insan bir şeyi unutmaz, Saye. Ona ulaşamaz.” Saye kaşlarını çattı. “Psikolojik bir şeyden mi bahsediyorsun?” “Hayır.” “Beynimde bir sorun mu var?” “Bunu söylemedim.” “E o zaman ne söylüyorsun?” Adam direksiyonu biraz daha sıkı tuttu. “Yedi yıl önce o hastaneye götürüldüğünde doktorların sana ne yaptığını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var.” Saye'nin bakışları adama döndü. “Ne?” “O gece sana bazı sorular sordular.” “Ne soruları?” “Babanın nerede olduğunu. Kiminle görüştüğünü. Elinde ne olduğunu. Kimin sana yardım ettiğini. ”Saye'nin yüzündeki ifade değişti. “Hatırlamıyorum.” “Zaten mesele bu.” Saye birkaç saniye sustu. Sonra önündeki kâğıda baktı. 18.09.2019 — 04.40 SON TANIK BURADA. “Bu hastaneye neden gitmişim?” Adam cevap vermedi. “Beni sen mi götürdün?” Yine sessizlik. Saye'nin sesi sertleşti. “Beni sen mi götürdün?” “Evet.” Bu cevap Saye'nin içine oturdu.
“Niye?”
“Çünkü seni orada bırakamazdım.”
“Beni kim yaraladı?”
“Bilmiyorum.”
“Yalan.”
“Hayır.”
“Bana yalan söyleme!” Adam ilk kez ona baktı.
“Senin canını yakan kişinin kim olduğunu bilseydim, yedi yıl boyunca peşinde olduğumu düşünmüyor musun?” Saye cevap vermedi. Adam yeniden yola döndü. “Babanın ofisinden çıktığında kan vardı.”Saye'nin nefesi kesildi.
“Benim kanım mı?”
“Bir kısmı.”
“Bir kısmı?”
“Gömleğinin kolunda babanın kanı vardı.” Saye gözlerini kapattı. Karanlık, bir masa, devrilmiş bir sandalye, babası, elindeki siyah klasör. Sonra—Bir ses. “Saye, bunu benden al.” Gözlerini açtı. “Dur.” Adam frene bastı.nAraba yol kenarında durdu. Saye iki elini başına götürdü.
“Bir şey hatırladım.”
“Ne?”
“Babam bana klasörü verdi.”
“Evet.”
“Sonra…”Saye gözlerini kapattı.Görüntü yine parçalandı.
“Sonra ne?”
“Bilmiyorum.” Adam bir şey söylemedi.Saye gözlerini açtı.
“Bana bunu neden daha önce söylemedin?”
“Çünkü hatırlamanı istedim. Benim anlattıklarımı ezberlemeni değil.”
“Yedi yıl bekledin.”
“Evet.”
“Bunca yıl beni neden takip ettin?” Adamın cevabı gecikmedi.
“Çünkü seni korumam gerekiyordu.” Saye acı bir gülümsemeyle başını çevirdi.
“Beni koruma şekliniz gerçekten harika.” Adam karşılık vermedi. Arkadaki gri araç ileride durdu. Adam aynadan baktı. “Gitmemiz lazım.” Araba yeniden hareket etti. Yirmi dakika sonra terk edilmiş hastanenin bulunduğu bölgeye girdiler. Bina uzaktan bile kendini belli ediyordu. Üç katlı, pencerelerinin çoğu kırılmış, duvarları yağmur ve yılların kiriyle kararmıştı. Ana girişin üzerindeki tabela sökülmüştü. Bahçede yabani otlar yükselmiş, giriş yolunun bir kısmı çökmüştü. Adam arabayı binanın arka tarafına çekti. Motoru kapattı. Saye dışarı baktı.
“Burada kimse yaşamıyor.”
“Yaşamıyor.”
“Peki son tanık kim?” Adam kapıyı açtı.
“İçeri girince öğreneceksin.”
“Sen biliyor musun?” Adam birkaç saniye durdu.
“Adını biliyorum.” Saye arabadan indi.
“Kim?” Adam cevap vermeden binanın arka kapısına doğru yürüdü. Saye peşinden gitti. Kapı kilitli değildi. İçeri girdiklerinde ağır bir rutubet kokusu genizlerini yakmıştı. Koridor karanlıktı. Adam cebinden küçük bir el feneri çıkardı.
“Buradan.” Saye duvarlara baktı. Bir şey garipti. Burası ona yabancı gelmiyordu. Koridorun sonunda eski bir hemşire bankosu vardı. Bankonun üzerinde hâlâ birkaç dosya duruyordu. Saye yavaşladı. “Ben burayı biliyorum.” Adam döndü.
“Hatırlıyor musun?”
“Hayır.”
“Ne hissediyorsun?” Saye birkaç saniye düşündü.
“Daha önce burada bulunmuşum gibi.” Adam cevap vermedi. Saye bankoya yaklaştı. Tozların arasında küçük bir plastik dosya gördü. Üzerindeki etiket neredeyse tamamen silinmişti. Ama bir kısmı okunuyordu.17.09.2019 Saye dosyayı çekti. İçinde tek bir kâğıt vardı. Üzerinde hastanın adı yazıyordu. SAYE KARAHAN. Saye'nin eli dondu.
“Bu benim.” Adam yanına geldi.
“Evet.” Saye kâğıdı hızla çevirdi.Yaş: 20 Geliş saati: 04.40 Bilinç: Dalgalı Darp bulguları: Mevcut Hastanın beyanı: Yok Altında doktorun notu vardı. Saye satırı okudu. Sonra tekrar okudu. “Bilinç dalgalı…” Adam sustu. Saye dosyayı ona uzattı.
“Bana ne olmuş?”
“Bilmiyorum.”
“Bunu söylemeyi bırak.”
“Gerçekten bilmiyorum.” Saye dosyanın devamına baktı. Bir satır daha vardı. Hasta kendisine yöneltilen sorulara cevap vermeyi reddediyor. Saye başını kaldırdı.
“Ben konuşmamışım.”
“Evet.”
“Kimseye bir şey anlatmamışım.”
“Hayır.”
“Peki neden?” Adamın yüzü sertleşti.
“Çünkü o gece bir şey söylemenin seni öldüreceğine inanıyorduk.” Saye'nin gözleri dosyada kaldı. Bir anda kulaklarının içinde ince bir uğultu başladı. Koridor bulanıklaştı. Ve bir ses duydu. “Saye, bana bak.” Gözleri büyüdü. Bir hastane yatağı, beyaz ışık, bir hemşire, elinde iğne ve karşısında babasının arkadaşı.
“Hayır…” Adam ona döndü.
“Saye?”
“Ben buradaydım.”
“Evet.”
“Sen de buradaydın.”
“Evet.” Saye bir adım geri çekildi.
“Bana bir şey söyledin.” Adam sustu.
“Ne söyledin?”
“Hatırlamıyorsun.”
“Hatırlamak istemiyorum demedim.” Adam ona baktı.
“Biliyorum.” Saye dosyayı tekrar eline aldı. Sayfanın en altında farklı bir el yazısıyla eklenmiş küçük bir not vardı. “Hastanın yanında bulunan eşya teslim edilmedi.” Saye'nin gözleri satıra kilitlendi.
“Yanımda ne vardı?” Adam cevap vermedi. “Ne vardı?”
“Bilmiyorum.”
“Sen beni buraya getirdin.”
“Evet.”
“Beni hastaneye yatırdın.”
“Evet.”
“Benim yanımdan bir eşya alınmış.”
“Evet.”
“Ve sen ne olduğunu bilmiyorsun.” Adam sustu. Saye başını kaldırdı.
“Biliyorsun.” Adamın yüzündeki ifade değişti. Saye bir adım yaklaştı.
“Biliyorsun.” Adam sonunda konuştu.
“Bir USB vardı.” Saye'nin kalbi hızlandı.
“Ne?”
“Küçük, siyah bir USB.” Saye'nin eli cebine gitti. USB hâlâ oradaydı. Yedi yıl önceki görüntü gözlerinin önünden geçti.
“Bana onu verdiler.” Adamın yüzü gerildi.
“Kim?”
“Hatırlamıyorum.”
“Düşün.” Saye gözlerini kapattı. Bir ses. Çok yakın. “Bunu kimseye verme.” başka bir ses.“Saye, beni dinle.” Sonra bir kapı. Sertçe kapanan bir kapı. Ve bir kadın sesi. Sakin ama çok net. “Babanın öldüğünü biliyor musun?” Saye'nin gözleri aniden açıldı.
“Bir kadın vardı.” Adamın yüzü değişti.
“Ne kadını?”
“Burada.”
“Ne gördün?”
“Beyaz önlük.”
“Doktor mu?”
“Sanırım.”
“Adı?”Saye başını iki yana salladı. “Bilmiyorum.” tam o anda koridorun diğer ucundan bir ses geldi. Metal bir şey yere düşmüştü.İkisi de aynı anda sustu. Adam elini silahına götürdü. Saye kıpırdamadı. Koridorun karanlığında bir gölge hareket etti. Adam Saye'nin önüne geçti.
“Burada kal.”
“Kim o?” Cevap gelmedi. Adam birkaç adım ilerledi. Sonra koridorun ucundaki eski hemşire bankosunun arkasından bir kadın çıktı. değildi. Yaşlı değildi. Yaklaşık 35 yaşlarında görünüyordu. Üzerinde koyu renk bir mont vardı. Elinde eski bir dosya tutuyordu. Saye'ye baktı. Uzun süre hiçbir şey söylemedi. Sonra gözleri büyüdü. “Sen…” Saye'nin nefesi kesildi. Kadın elindeki dosyayı göğsüne bastırdı.
“Sen ölmemişsin.” Saye'nin yüzü bembeyaz oldu.
“Ne?” Kadın bir adım geri çekildi.
“Bize öldüğünü söylediler.” Adam silahını indirmedi.
“Hanımefendi, sakin olun.” Kadın onun yüzüne baktı.
“Sen.” Sesindeki korku bu kez açıktı.
“Sen onu buradan götürmüştün.” Saye adama döndü. Adamın yüzünde tek bir ifade vardı. Şaşkınlık. Kadın dosyayı açtı. "Ben o gece nöbetteydim.” Saye'nin boğazı düğümlendi. Kadın gözlerini doğrudan ona çevirdi.
“Ve sen bana bir şey söyledin.”
“Ne söyledim?” Kadın dosyanın arasından küçük, eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafı Saye'ye uzattı. Saye aldı. Fotoğrafta kendisi vardı. Hastane yatağında. Yüzünün bir tarafında morluk. Kolunda serum. Ama asıl dikkatini çeken şey fotoğrafın arka planındaki kişiydi. Yatağının yanında duran adamın yüzü görünmüyordu. Fakat kolundaki saat görünüyordu. Metal kordon ve kasanın üzerinde küçük bir çizik. Saye'nin kanı çekildi.
“Bu…” Babasıyla ilgili videoda gördüğü adam. Aynı saat .Kadın fısıldadı:
“Sen bana o gece tek bir cümle söyledin.” Saye fotoğrafa bakarken sordu:
“Ne cümlesi?” Kadının gözleri doldu.
“Babanı öldüren kişiyi gördüm.” Saye'nin parmakları fotoğrafın kenarında sıkılaştı.
“Kimdi?” Kadın cevap vermeden önce kapının dışından bir araba sesi geldi. Adamın başı hızla girişe döndü. Kadın korkuyla fısıldadı:
“Çok geç.” Saye ona baktı.
“Ne için?” Kadın bu kez doğrudan Saye'nin gözlerinin içine baktı.
“Çünkü seni buraya getiren adam…” Kısa bir duraksama.“…yedi yıl önce de yalnız değildi.” Koridorun dışından ayak sesleri yükseldi. Bir, iki, üç ve sonra kapı kolu aşağı indi. Saye'nin bakışları yavaşça yanındaki adama döndü. Adam silahını kaldırdı. Ve ilk kez, Saye onun yüzünde korku gördü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18