16. bölüm / 35
ÖLMESİ GEREKEN KADINBölüm 16 - TANIK
Bölümler 35Şu an: Bölüm 16 - TANIK
- 1 Bölüm 1 — On Dört Gün609 kelime
- 2 Bölüm 2 — Kırmızı Turnike308 kelime
- 3 Bölüm 3 — İlk Hamle389 kelime
- 4 Bölüm 4 — Başlangıç356 kelime
- 5 Bölüm 5 — Saha564 kelime
- 6 Bölüm 6 — Sessiz Av281 kelime
- 7 Bölüm 7 — Av ve Avcı1.351 kelime
- 8 Bölüm 8 — Kırmızı Nokta1.150 kelime
- 9 Bölüm 9 - BENİM ADIMLA763 kelime
- 10 Bölüm 10 - Hayalet Ortak514 kelime
- 11 Bölüm 11 - Şifreli Hafıza958 kelime
- 12 Bölüm 12 - Eksik Kareler482 kelime
- 13 Bölüm 13 - Siyah Klasörün İzinde378 kelime
- 14 Bölüm 14 - Kilitli Depo581 kelime
- 15 Bölüm 15 - Son Müttefik732 kelime
- 16 Bölüm 16 - TANIK789 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 Bölüm 17 - SON TANIK1.204 kelime
- 18 Bölüm 18 - ÇİZİKLİ SAAT996 kelime
- 19 BÖLÜM 19 - TETİĞİN ARDINDA992 kelime
- 20 Bölüm 20 - Kırılan Tetik483 kelime
- 21 Bölüm 21 — Çift Taraflı Ayna694 kelime
- 22 Bölüm 22 - Sol Sağ Çapraz598 kelime
- 23 Bölüm 23 - Tek Cümlelik Hafıza390 kelime
- 24 Bölüm 24 - Mirasçı450 kelime
- 25 Bölüm 25 - Dokunulmayan Hesap406 kelime
- 26 Bölüm 26 — Geriye Kalan Ses979 kelime
- 27 Bölüm 27 - Kaçış Rotası Siyah669 kelime
- 28 Bölüm 28 - Karartılmış Rapor682 kelime
- 29 Bölüm 29 - Plakanın Gölgesi555 kelime
- 30 Bölüm 30 - Vardar Ailesi638 kelime
- 31 Bölüm 31 - Kasanın İçindeki Sessizlik625 kelime
- 32 Bölüm 32: Küllerin Sahibi548 kelime
- 33 Bölüm 33: Kör Nokta481 kelime
- 34 Bölüm 34: Kapıdaki Gölge305 kelime
- 35 Bölüm 35: Gölgelerin Efendisi391 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapı tamamen açıldığında deponun içine soğuk hava doldu. Kapının önünde duran iki adam birkaç saniye boyunca içeriyi süzdü. Üzerlerinde siyah montlar vardı. Yüzleri ifadesizdi. Arkalarındaki üçüncü kişinin gölgesi ise kapının dışındaki duvara vuruyordu.Saye'nin yanında duran adam silahını kaldırdı.“Geri çekil.”Saye kıpırdamadı.“Benden uzak dur.”Adam gözlerini ondan ayırmadan konuştu.“Şu an bana kızmanın sırası değil.”“Bana yedi yıldır yalan söyledin.”“Biliyorum.”“Babamın öldüğü gece oradaydın.”“Biliyorum.”“Beni koruduğunu söylüyorsun.”“Evet.”Saye'nin sesi sertleşti.“Buna neden inanayım?”Adam cevap veremeden kapıdaki adamlardan biri içeri adım attı.“Dosyayı bırakın.”Saye'nin gözleri siyah klasöre indi.Adam hemen karşılık verdi. “Burada dosya yok." “Bize aptal muamelesi yapma." ”İçeri girerseniz bunu geri alamazsınız." Karşıdaki adam hafifçe başını eğdi. “Zaten geri almak için geldik." Bir anda silah sesi patladı. Kurşun, Saye'nin hemen yanındaki metal rafa çarptı. Raf sarsıldı ve üzerindeki kutulardan biri yere düştü. Adam Saye'yi kolundan çekip eski kasaların arkasına yatırdı.“Eğil!”Saye'nin kulağında uğultu vardı.“Beni bırak!” “Şimdi değil.” Adam başını kaldırıp kapıya iki el ateş etti. İçerideki adamlardan biri geri çekildi. Diğeri kapının kenarına sığındı. Saye'nin gözleri yere düşen kutuya takıldı. Kutunun kapağı açılmıştı. İçinden eski araba parçaları ve birkaç paslı anahtar saçılmıştı. Ama anahtarların arasında küçük, siyah bir metal parça vardı. Saye onu daha önce görmüştü. Videoda, kendi elinde tuttuğu şey buydu. USB belleği. Saye hızla uzanıp onu aldı. Adam fark etti. “Onu nereden buldun?” “Videoda gördüm.” Adamın yüzü gerildi. “Demek hatırladın.” “Hayır.” Saye USB'yi avucunda sıktı. “Hatırlamıyorum. Ama artık ne aradığımı biliyorum. ”Kapının dışından bir ses geldi. “Son kez söylüyorum. Klasörü bırakın." Adam Saye'ye baktı. “Arka duvar.” Saye anlamadı. “Ne?” “Arka duvarda eski bir servis kapısı var.” Saye fenerini duvara çevirdi. Toz ve kutuların arkasında gerçekten de paslı bir metal kapı vardı. “Sen nereden biliyorsun?” “Çünkü bu depoyu ben seçmedim.” Adam yeniden kapıya ateş etti. “Baban seçti.” Saye bir an durdu. “Ne?” “Git!” Saye kutuların arasından geçip servis kapısına koştu. Paslı kolu çevirdiğinde kapı önce açılmadı. Omzuyla yüklenince metal bir gıcırtıyla aralandı. Arkasına baktı. Adam hâlâ kapının önündeydi. “Sen gelmiyor musun?” “Birazdan.” “Hayır. Ben yalnız gitmiyorum." Adam ona baktı. “Git, Saye.” Saye'nin yüzü gerildi. “Yedi yıldır bana ne yapmam gerektiğini söyleyen herkesin peşinden gittim. Bu kez gitmeyeceğim.” Adam bir an sustu. Sonra silahını indirdi. “Öyleyse ilk kez doğru şeyi yapıyorsun.” Kapının dışından yeniden silah sesleri geldi. Adam Saye'ye doğru koştu. “Şimdi!” İkisi birlikte servis kapısından çıktı.Dar bir koridora girdiler. Koridor, deponun arkasındaki boş arsaya açılıyordu. Saye koşarken klasörü bir eliyle, USB belleği diğer eliyle sıkıyordu. Arka taraftan bağırışlar duyuldu. “Kaçıyorlar!” Saye ve adam boş arsadan çıkıp yan sokağa ulaştılar. Adam park halindeki eski bir otomobile yöneldi.Saye kapının önünde durdu. “Bu senin mi?” “Hayır.” “Peki anahtar?” Adam cebinden anahtarı çıkardı. Saye'nin bakışları sertleşti. “Sen insanlara araba çalıyormuş gibi davranacak kadar mı güveniyorsun?” Adam ilk kez kısa bir gülümseme gösterdi. “Şu an ahlak tartışacak vaktimiz yok.” Arabaya bindiler. Motor çalıştı, Saye arka koltuğa geçti. Klasörü dizlerinin üzerine koydu. Adam birkaç sokak ilerledikten sonra aynadan ona baktı. “USB sende mi?” “Evet.” “Kimseye gösterme.” “Sen de dahil mi?” Adam cevap vermedi. Saye öne doğru eğildi. “Bana babamın son kaydını dinlettiğin için bir şey soracağım.” “Ne?” “‘Eğer bunu dinliyorsan, demek ki ona güvenmişsin’ dedi.” Adamın elleri direksiyonda sıkılaştı. “Evet.” “Babam bunu kime söyledi?” Adam birkaç saniye sessiz kaldı. Sonunda cevap verdi. “Bilmiyorum.” Saye acı bir şekilde güldü. “Yalan.” “Gerçekten bilmiyorum.” “Sen yedi yıl önce oradaydın.” “Evet.” “Babam seni tanıyordu.” “Evet.” “Ve seni bana güvenmem gereken kişi olarak bıraktı.” Adam başını hafifçe salladı. “Belki.” Saye'nin gözleri kısıldı. “Belki mi?” “Çünkü kaydı baban yazmadı.” Arabanın içindeki hava bir anda değişti. Saye birkaç saniye konuşamadı. “Ne dedin?” Adam gözlerini yoldan ayırmadı. “O kayıt babanın ölümünden sonra hazırlandı.” Saye'nin eli klasörün üzerinde dondu. “Kim hazırladı?” “Bilmiyorum.” “Kim konuşuyordu?” Adam cevap vermedi. Saye'nin sesi yükseldi. “Kim konuşuyordu?” Adam sonunda ona baktı. “Ses babanın sesiydi.” “Bu ne demek?” “Bilmiyorum.” “Yalan söylüyorsun.” “Keşke.” Saye arka koltuğa yaslandı. Zihni yeniden parçalanmaya başlamıştı. Babası, klasör, depo ,02.15.02.31, kendisi ve şimdi babasının ölümünden sonra kaydedilmiş olabilecek bir ses. Saye klasörü açtı. Belgelerin arasından küçük, katlanmış bir kâğıt düştü. Kâğıdın üzerinde yalnızca bir adres vardı. Ankara'nın şehir merkezinde, yıllardır kullanılmayan eski bir hastanenin adı. Altında tek bir tarih yazıyordu: 18.09.2019 — 04.40 Saye'nin gözleri tarihe takıldı. Babası 17 Eylül gecesi ölmüştü.Bu adres ise ölümünden sonraki sabaha aitti. Kâğıdın arkasını çevirdi. El yazısıyla tek bir cümle vardı: “Son tanık burada.” Saye başını kaldırdı. “Bunu biliyor muydun?” Adam kâğıda baktı. Yüzündeki ifade bir anda değişti. “Arabadan in.” Saye şaşkınlıkla baktı. “Ne?” “Şimdi.” “Neden?” Adam dikiz aynasından arka tarafı kontrol etti. “Çünkü o adresi bilen tek kişi ben değildim.” Saye arka camdan baktı. Bir araç birkaç sokaktır onları takip ediyordu. Siyah değildi. Bu kez griydi. Saye'nin yüzündeki ifade değişti. “Bizi takip ediyorlar.” Adam direksiyonu sertçe kırdı.n“Hayır.” “Nereye gidiyoruz?” Adam gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi. “Önce senden bir şeyi almamız gerekiyor.” “Neyi?” Adam cevap vermedi. Saye'nin bakışları USB belleğe kaydı. “USB'yi mi?” “Hayır.” Adam bir an sustu. “Senin hafızanı.”
Bölüm etkileşimi
