60. bölüm · Miniğim

Miniğim

Esra Yeral

"E-Evet"
"Peki neden kapıya yaslanmıştın?"
"Şeyy..." sevdiğinin bakışlarına maruz kalmak kalbinin fazlasıyla hızlı atmasına neden oluyor iken, bahane bulmak hiçte kolay olmuyordu onun için.
"Ney?" diye devam ettirdi konuşmayı kızıl saç.
Ve bam!
Kafasındaki lamba sonunda yanabilmişti.
"Iıı...toz alıyordum!" sesinin gereksiz yere yükselmesi yaptığını ele verirken, gözlerini kaçırdı küçük kız. Bi' ümit saklamaya çalışıyordu. Lakin ansızın dik durması gerektiğini hatırlayarak inen başını kaldırıp konuşmasına yeniden başladı.
"Kapı çok kirlenmişte, o yüzden sileyim dedim"
Vampir adam sırıtarak:
"Motelde, toz alıyordun. Hemde, bezsiz" dedi her kelimenin altını çizercesine.
"Hı?" anlık anlaşılmayan cümleyle eline baktı Toronto hanım. Evet, hiçbir şey yoktu...
Düşün Maya, düşün düşün. Derken aklına yine en saçma fikirlerinden biri gelmişti. Tabiki dışa aktarımını da yapacaktı.
"Bezsiz olabilirim evet. Ama ben bezle sildiğimi söylemedim sana" duran ağzın ardından bir eliyle geceliğini tutarak:
"Geceliğimle siliyordum. Koskoca motelde bez yok aşkım, inanabiliyor musun? " deyip tamamladı konuşmasını. Özellikle sonlara doğru şaşırmış gibi yapan oyunculuğunun komik olmasıyla birlikte kendini tutamayan eşi kahkahalara boğulmuştu.
"Ha birde motel suçlu"
Gayet büyük olan özgüveniyle:
"E, tabii" dedi.
Yeniden kısa bir gülme arası verdi yakışıklısı. Gülerken bu kızın deli olmama ihtimalini düşünüyordu. Ancak ne kadar düşünürse düşünsün o hep tatlı aptalı olarak kalacaktı.
Artık buna dayanamayan beyefendi karısını belinden tuttuğu gibi hafifçe yanına çekti.
"Maya?"
Tonun etkileyici tarafının kalbine sertçe çarpması sonucu sakince yutkundu küçüğü.
"E-Efendim?"
"Kabullen bence. Kıskandın beni. Hatta sırf bu yüzden ben telefonda konuşurken kapıdan beni dinledin"
O anda herşeyin farkına varmasına sinirlenip kafasına tavayla vurma isteği belirmişti hayal dünyasında. Tabii, diğerlerine nazaran daha saçma olması nedeniyle hemencecik silinmişti aklından hayali.
Sinirleri geçmemişti lakin.
"Üff, evet! İrem ismini duyunca meraktan kapıdan seni dinledim, oldu mu!?" durdu. Aklına tekrardan gelen şeylerle geri çekilip dinmemiş öfkesini besledi ve tekrardan başladı.
"Ayrıca sen kime aşkım diyorsun ya?! Senin benden başka bir aşkın mı var?!"
Hiddetli söylemlere hayretle bakakalan ölümsüz adam şaşkınlığını gidermeye çalışarak:
"Maya hanım, çok uçmadınız mı acaba?" Biraz durun isterseniz" dedi oldukça nazik haliyle. Akabinde sesini kısarak oluşan romantik havayı yakaladı duygularıyla. İçinde kalan cümlelerin ukte kalmaması için yarattığı ânla beraber yüreğini yavaşça açtı geleceğinin anlamına. Ki bilinmeyenin aksine burada sadece sözler değil küçük dokunuşlarda olacaktı.
"Benim gözüm seni görür" gözlerine derin derin baktı gökkuşağı, vurguladığını yaşatarak. "Kulaklarım seni dinler, dudaklarım senin dudaklarını öper" yeni baştan durup bir buse kondurdu karşı dudaklara. Ne var ki geriye çekildiğinde sesi fısıltıya dönüşmüştü.
"Ellerim senin ellerini tutar yalnızca" son olarak ellerini elleriyle birleştirerek nazikçe tuttu. Ama uzun süre öyle kalamamıştı.
Biricik sevdiği ellerinden birini çekerek olmasını istediği yere, soğuk yanaklara koydu. Bütün duyguları yerine oturmuş, kalbi olması gerektiği gibi atmaya başlamıştı nihayet.
"Bu kız da yalnız seni sever Alex'im. Dahası, son nefesine dek, hep sever"
Buz hissiyatlı dudağın kenarı hafifçe kıvrıldı. Hissedilen tutkuya tutunmanın hazzıyla karşı dudaklara hızla yönelerek yine ve uzun süreli öpücüğünü tattırdı gecesi, saniyelerle yarışırcasına. Fakat onun yerine ilerleyen dakikalardan sonra ayrılan çiftten güzel olanı mutluluğunun üzerine çullanan sorularla tekrardan ciddileşmişti birdenbire. Zihninin içinden geçen konuyu yüz ifadeleriyle anladığını belli eden vazgeçilmezi "Hah, şimdi geliyor gelmekte olan" diyen bakışlarla döndü ömrüne.
"Eveet, asıl konuya gelelim biz şimdi"
Başını eğmiş gibi yaparak:
"Buyrun sultanım" diyen erkeğinin ardından direkt yapıştırdı sorusunu.
"Peki o zaman. Sen kime, niye aşkım dedin?"
Vereceği cevaplar çoktan hazırdı. Boğazını usulca temizleyip konuşmaya başladı.
"Ben kimseye aşkım demedim. Telefondaki kişi yakın bir arkadaşım olan Aşkın Solmaz'dı"
Sıcak tenli kızın şaşkınlıktan gözleri açılmıştı. Anlık hiçbir şeye anlam verememişti doğru düzgün.
"Aşkın Solmaz mı?"
"Evet sevgilim, Aşkın Solmaz. Üstelik kendisi sandığın gibi kız da değil, erkek.
Konuşmalara gelirsek, şöyle ki; Aşkın beni yanına çağırdı. Bende ona onları özlediğimi ve mutlaka geleceğimi söyledim. Sonra bu hafta gelip gelemeyeceğimi sordu. Müsait olmadığımı söyledim bende. Devamını biliyorsun. Hatta dur sevdiğim, sana fotoğrafını göstereyim" deyip yatağın üzerinden telefonunu aldı. Sadece fotoğrafını göstermekti amacı. Fakat eşinin inanmayacağını düşünerek hesabına giriş yapmayı tercih etmişti.
"Profildeki kendisi. Adı ve soyadı da hesapta yazıyor zaten"
Mahçup olmuş kırmızı yanakları eşliğinde elinden alarak fotoğrafa ve söylediklerinin doğruluğuna baktı güzeli.
Evet, bir adam hatta adamın yanında duran birkaç kişi ve Alex'te vardı. Üstelik isim ve soyisim de dedikleriyle birebir uyuşuyordu.
Nihayetinde içi rahatlayan genç hanımefendi olayı sindirerek:
"Ben çoktan inanmamıştım başka bir şey olduğuna" dedi.
"Buna eminim" der demez beklenmedik anda tüm sevgisiyle sarıldı karısına gökkuşağı.
"Seni seviyorum miniğim. Her halimle, her halinle seni çok seviyorum"
"Bende sevgilim, bende"
Sımsıkı sarılan iki kişi ve savunmaya geçmesi gereken atmayan bir kalp. Gelmekte olanı hep hatırlaması gerekiyordu.
Unutmayın. Son 1 gün!
***