14. bölüm · Miniğim

Miniğim

Esra Yeral

Kalbi belirsizlik içinde atmaya devam ederken ayakları onu başka yere götürüyordu.
Ama şuan bunu değil fotoğrafı düşünüyor, yağmurun şiddetle yağması bile onu etkileyemiyordu.
Çünkü ona en çok Alex'in bir şey dememesi koymuştu.
"Çok safsın Maya. Alex seninle Alexa için birlikte"
Doğru muydu?
Alex aslında Maya'yı sevmiyor muydu gerçekten?
Herşey Alexa'nın ruhu için miydi?...
Tüm bu soruların ardından gelen sessizlikten sonra bir şey farketmişti.
O, atladığı uçuruma geri gelmişti.Deniz sanki deja vu yaşatıyor gibi aşırı derecede dalgalıydı Maya'nın duygularıyla birlikte.
Yağmur dövercesine yağıyor, gök intikam alırcasına gürlüyordu.Ve bu resim tek bir kişiyi anlatıyordu.
Alexa...
"Alexa, ölmedin sen! Ruhun benim içimde yaşıyor! Ama...Şimdi öleceksin.İkimizde öleceğiz, bir daha dönmemek üzere..."
Elleri cebine gidip yüzüğünü çıkartır.Parmağına büyük tiksintiyle takarken Alex'in ona verdiği zamanı hatırladı.
Yalancı herif!
Kalbine dokundu Maya.En derinlere...
Öyle bir acı saplanmıştı ki tam ortasına.Artık yaşayacak gücü hissedemiyor, nefes almak gereksiz geliyordu.
Adımları gittikçe kenara yaklaşırken bir anda son nefes dercesine kendini aşağı bıraktı.
Yer çekimi onu denize fırlattığında, çarpmanın acısıyla gözleri kapanıyor, yavaş yavaş dibe doğru gömülüyordu.
Ve-ve biri yine o denize atlamış ona doğru geliyordu.
Deja vu mu yaşıyordu gerçekten?
Yoksa bu yarım kalan bir rüyanın sert ve acıtan devamı mıydı?
Bu bilinmezlikle birlikte onu tutan kişinin yardımıyla yüzeye çıkabilmişti.
"Alexa suyu kus!" diye ne yaptığını bilen sesin telaşı gözlerine yansımıştı.Ne kadar Alexa ismi rahatsız etsede Maya dediğini yaparak yardımla birlikte kusmayı başarmıştı.
Sonunda kendine tamamen geldiği anda ilk gördüğü şey o açık mavi gözler olmuştu.İşte o an daha fazla dayanamayarak hıçkıra hıçkıra ağlayan yüzünü o kişinin karnına gömdü.
İhanetin, yalanın acısı fazlaydı ona...
Gelen soğuk havayla irkilip ıslak vücudunu daha çok gömmeye çalıştı mavi gözlüye.
Ona temas eden elin, "Gitmemiz gerekiyor" cümlesine tek bir anlam katmak isteyerek ellerini beline dolayıp:
"Bırakma beni" dedi.
Mavi gözlü, duygularını anlayışla karşılayarak saçını öpüp sıkıca sardı Maya'yı.
"Bırakmayacağım"
Evet, artık güvendeydi Maya.

***

1 Hafta Sonra

Çok parlak bir ışığın gözlerine vurması, hafif tül perdenin yüzünden geçip gitmesi...Huzur ve güven dolu içi...
Cennette miydi?
Ya ilk adımları iyilik olan cehennemdeyse?
Gözlerini merakla araladı Maya.
Mavi renkli tavan çıkmıştı karşısına.Doğrulup etrafa baktı ayık olmaya çalışan kafasıyla.
Burası neresiydi böyle?
Daha önce hiç görmediği bir yer olduğu kesindi.Daha çok merakın onda uyandırdığı heyecanla ayağa kalkıp evi gezdi.
Çok tatlı tek katlı, küçük bir evdeydi.Ev turu bitince odaya geri döndü.Ama daha gelir gelmez kapıya yapıştırılmış kağıtla karşılaşmıştı.
"Banyoyu ve dolaptaki giysileri kullanabilirsin" yazıyordu üzerinde.
Etrafına bakındı ama kimse yoktu. İçi rahat bir şekilde dolaptan kazak ve dizine gelen şortu alıp tam odasının yanında olan banyoya geçti.
Güzel ılık bir duştan sonra banyodan çıkmış odasında kendine bakarken mutfaktan gelen kesme seslerini duydu.Sessiz adımlarla mutfak kapısına yaklaşır yaklaşmaz bir adamın ona arkasına dönük olarak sebze doğradığını gördü.
"Orada öyle duracağına yanıma gelebilirsin"
Birden neye uğradığını şaşırmıştı Maya.Donuk yüzüyle ona bakarken aklından geçen tek soru "Beni nasıl gördü?" olmuştu.
Ayakları ona itaatsizlik edercesine adama doğru yaklaşıp yanında durdu.
Yüzü-yüzü elf prensi kadar kusursuzdu.Muhteşem kıvırcık saçlar, kan kırmızısı dudaklar, solgun ten, oldukça uzun boy ve eşsiz şekilde ki kaslı vücut... Yunan tanrıları kadar yakışıklıydı bu adam.
Maya aklından derin düşünceler geçirirken adam ona gülümseyerek baktı.
"Bana adam diye hitap etmene gerek yok.Adım Jason, Alexa"
İlk önce şaşırıp ismini hazmetmeye çalışırken Alexa ismini duyunca sinirlenirini geride bırakarak:
"Benim adım da Alexa değil, Maya" dedi.Elleri yumruk gibi sıkılmış hakim olmak için uğraşıyordu kendi duygularına.
Jason ise tepkisine kıkırdayıp:
"Demek adın Maya" dedi. Sonra ise aklına gelen soruyla tekrar ona dönüp:
"Ya Maya, yoğurt yapmak için kullanılan bir şey değil miydi?" diye sordu.
Maya sorunun saçmalığına kahkaha basmıştı.
"O anlamı da var diyelim"
"Olur, diyelim"
Gözleri ondan ayrılıp tekrar sebzelere gitmişti.
Bu kız...garip hissettiriyordu.Gözleri başkasının gözlerine huzur katıyor, sözleri karşısındakileri mutlu ediyordu.
O-o Alexa gibi değildi...
Bu düşünceler onu gülümsetirken kulağına Maya'nın karın guruldama sesleri geldi.Dikkatini ona çevirip yanında ki havucu uzattı.
"Tavşancık olmak ister misin?"
Büyük heyecanla elinden havucu kaptığı gibi:
"İsterim" dedi.Dişleri sert havucu gerçek bir tavşan gibi parçalıyordu.
"Bu arada duşunu kullanmama izin verdiğin için teşekkür ederim"
"Bende diyorum bu güzel koku nereden geliyor?" burnuna dokunup "Meğersem bizim tavşancıktan geliyormuş" dedi.Gözleri hayranlıktan başka bir şey anlatmıyordu.
Maya fazla nazik davranışlarına utangaç gülümsemesiyle cevap verdi.
"Birde duşumu değil, banyomu kullanmış oldun"
"Bir şey farkeder mi?"
"Kelimeler farklı tavşancık"
Kahkaha tufanı kopmuştu yine odada.