32. bölüm · Miniğim

Miniğim

Esra Yeral

Gerekte kalmamıştı bilmesine.
Kocası ayağa kalkıp elini uzattığı anda nefesi hiç gelmeyecek gibi kesilmişti çünkü. Elini tutması gerekiyordu. Ama neden elini tutarsa bütün hayatını ona verecekmiş hissiyatı içine dokunuyordu?
Kalbi hızlanıyor, elleri heyecandan titreyerek diğer ele ulaşmak için yukarıya kalkıyordu. Yavaş hareketler sonrası nihayet birleşen iki elle birlikte ayağa kalkmak için doğrulan Maya, Alex'in elini bir anda bırakmasıyla tekrardan düşmüştü.
Bunu yapması o heyecandan sonra kabusu andırırcasına geldiği sebebiyle sinirlenip başını yukarı kaldırdı. Alex sırıtıyordu.
"2-1 güzel gülüşlüm" dedi ve sırıtışı devam ederken işine geri döndü.
Odun işte, n'olacak...
Söylenmesi bitince ayağa kalkıp işine döndü o da. Ancak yapılan ekmek arası yiyecekler sevgiyle yapılamıyordu. Düşündükçe öfkeleniyordu çünkü. Lakin bu öfkesi az sonra daha da artmak için bir yol bulmuştu. O yolu açanlar cafeye gelen 4 genç kızdı. İlk önce sakin sakin oturup aralarında normal bir biçimde konuşmuşlardı. Ama sonrasında gözleri onlara kahve yapan Alex'e döndü. Ve bu bakışmalar dakikalar sonra son bulduğunda çoktan sarışın olan ayağa kalkıp onun yanına gelmişti. Elleri kendisinden daha cilveliydi. Masada dans ediyor gibi hareket ettiyordu.
"Beyefendi?" dedi ve durdu. "Nasıl cilveli olsam acaba?" diye düşünen bir hali vardı.
"Sizden şikayetçiyim" işte bulmuştu nasıl olacağını.
Göz ucuyla baktı Alex. Bakışları eski halinden de kötüydü. Saçmalayacağını anlamıştı. O yüzden tek tepkisi, yüzünü göstermeden sol elini kaldırıp yüzüğünü göstermek oldu.
"Bende evliyim hanımefendi...!"
O an, işte o an Maya'nın yaşadığı ömür boyunca gördüğü, içinde olduğu en iyi andı. Bir şeyler hazırlıyordu. Ama gözleri kafasıyla birlikte o cümleden sonra yukarıya doğru kalkmış elindeki sandviç tezgaha düşerken kalbi sadece gösterilen yüzükte kalmıştı.
Ne-ne demişti Alex?
"Bende evliyim hanımefendi...!"
Kısa bir suskunluk oldu cafede. Kız ve arkadaşları şaşkın şaşkın bakıyor, Maya ise hayranlık duyuyordu kocasına.
İlişkilerine sahip çıkıp her erkeğin yapması gerektiği gibi sadakatini bozmamıştı. Mutluluk karnında kelebekleri uçuruyordu. Ancak "Kelebeğe çiçek yakışır" dercesine Alex'in gözleri karısına döndü.
Evet, şunu bilmiyordu Maya; ne yaparsa yapsın kocası onu bırakıp gitmez ve aşkını başkasıyla paylaşmazdı. Çünkü sadakat demek Alex için Maya demekti. Aynı, aşkın anlamında da onun yattığı gibi.
Bu kısa suskunluk diğer kızlarında gelip sarışın kızın kulağına fısıldamalarıyla sona erdi dakikalar sonra.
Cesaret toplamışçasına tekrar konuşmaya başladı kız.
" Adım Selma yakışıklı" dedi. Maya içinden "Yok artık!" diye geçiyordu haklı olarak. Sanki daha demin adam evli olduğunu söylememişte tanımak istediğini söylemişti. O havanın içindeydi dördü de.
Ondan da cesaret alan diğerleri konuşmaya başlayınca Maya anladıki ya kızları yolacaktı ya da kocasının davranışlarına, yani insafına bırakacaktı.
Kahverengi saçlı olan sarışından sonra öne atlayıp:
"Benimki Burcu" dedi. Hemen arkasından kızıl saçlı olan:
"Bende alev" dedi ve sonuncusu da herkesten daha yapışkan olduğunu belli ederek:
"Benim adım da Yaren " dedi.
Hiç oralı değildi Alex. Gözü hala karısındaydı. Karısının bakışları ise o kızlardan ayrılmıyor, üstüne duman tüttürüyordu. İnsafa bıraktı olacakları. Hüzün, kıskançlık duyguları onu ele geçirirken kocası yanına gelip oldukça yüksek sesle:
" Miniğim" dedi, karısının başını çenesinden tutup kaldırırken.
"Kalbimin tek güzel bir huyu var biliyor musun? O huy... Sadece seni sevmesi. Saç boyasına batırılmış kızları değil"
Maya bilmiyordu ne diyeceğini. Gerekte kalmamıştı.
Yaklaştı Alex ona ve dudaklarına bir buse kondurdu. Öpücükle hayat bulmuştu yeniden sevdiği kadın. Diğerleri ise hemen terk etmişti orayı. Anlamış olmalılardı bu deli çiftin arasına girilmeyeceğini...
Kızlar gidince Alex geri çekilip arkaya adım attı.
"Özür dilerim"
Aklı öpücükle başından giden Maya şaşırmıştı bu tepkiye. Öptüğü için özür dilediğini düşünüyordu.
"Ni-niye?" dedi ağzı zar zor oynarken.
"Onlarla konuştuğum için"
Yüreğine dokunmuştu beklenilmeyen cevap. Yine de umursamayan yüz ifadesini takınıp gözlerini kaçırdı.
"Banane ki. İstediğinle konuşabilirsin"
Güldü Alex. Tavrı komikti.
"Yapma Maya. Kıskandığın gayette belli oluyor"
Gözleri az ötede büyüyen Maya, kocasına dönünce yalancıktan kahkaha attı.
"Kim? Ben mi? "
"Evet" diyordu Alex'in dudakları. Lakin bakışları ise "Ne yapıyorsun?" diye soruyordu.
"Ben seni kıskanmadım canım arkadaşım. Sadece şey olunca şey yaptım refleks olarak, o kadar.Hem ben sana aşık değilim. O yüzden seni kıskanmam imkansız"
Aklı öyle söylüyordu nedense. Oysa yüreğinin derinliklerinde "Deli oluyorum aşkından!" diye haykırıyordu.
Gülümsedi kocası. Yalan söylemeyi bilmiyordu ki karısı...
Aralarında var olan mesafeyi kapatıp yanağını okşadı sevdiğinin.
"Farkında mısın bilmiyorum sevdiğim. Fakat aşık olmadığını söylediğin adamın sana taktığı yüzük günlerdir parmağında duruyor"
"Öyle mi?" eline baktı Maya. Gerçekten de parmağındaydı yüzük. Ve bunu yeni farketmişti.
Lakin nasıl olurdu bu?
Düşündü...
Tabi ya!
Son kez uçurumdan atlamadan önce parmağına takmıştı.
Ahh...
Tek elini kaldırıp yavaş şekilde alnına vurdu. Nasın unutabilmişti?
Tabii durmadan gülüyordu Alex ona. Hareketleri garip değil, garip ötesiydi. Ve tüm bunlar daha fazla etkilenmesini sağlıyordu.
"Aklını başından aldığım çok belli" dedi artırmak için.
Kızardı miniği. Karşı çıkmak istemişti ama iç sesi onu engellemişti. Zira ne kadar inkar etsede, seviyordu. Beyni "Hayır" desede, derinlerde yaşattığı yüreği "Evet" diyordu. Oysaki yüreği derinlerde olsa bile içinde korku vardı. Bununla birlikte korkusu yüzünden rahatça sevgisini veremiyordu sevdiği adama. Ancak korkusu kırılırsa sevebilirdi...
Utanarak:
"Şeyy..." dedi gözleri kaçarken.
"Ney?" diye tamamladı onu kocası.
"Bul, bul, bul bir şeyler Maya" diye diye içi içini kemirmeye başlamıştı. Derken, o sırada arkasında sesi çıkan kahve makinesine gözü takıldı. Nihayet nasıl kaçabileceğini bulmuştu.
Aceleci heyecanla:
" Makinede kahvem var benim. Bakmazsam dökülür, gideyim ben" dedi art arda. Ardından hızla kahve yapmaya gitti.
Eli ayağı hâlâ titriyordu. Ve bu duruma başını geriye atıp kahkahalara boğulan Alex eşlik ediyordu.
Tatlı aptal işte...
***