44. bölüm · Miniğim

Miniğim

Esra Yeral

Sertçe yutkundu minik. Hareketini destekleyenler Alex'in yeşil ve bordo karışımı gözleriydi.
Biri azgınlığın ve aşkın karışımı, diğeri ise ondan da fazlasıydı...
Özellikle bordonun anlamı kendisini korkuturken masum yüzü devreye girip duruma el koydu.
Lakin kocası sakinleşmemiş hatta önceki haline göre daha şehvet sahibi olmuştu.
Adımlarını karısına yaklaştırarak:
"Böyle bakman tahrik olan duygularımı tekrar tekrar etkiliyor miniğim, dindirmek yerine" dedi fısıltı sesiyle. Esen rüzgarın desibeli dahi örtememişti fısıltısını.
"Hatırlatırım, yaş 17" diye devam etti sevdiği. Kırmızı yanaklarıyla ciddileşsede anında saniyeler önce gösterdiği utanca geri dönmüştü dili. Gözleriyle belli oluyordu gayette hepsi.
"18'e geçmeden olmaz"
Kahkahalar tufanı bastı aniden etrafı. Gıcık vampirden çıkan gür sesle bakışlarını ona çevirdi. Eğleniyordu resmen güzelinin heyecanıyla. Yaptığı anlık hoşuna gitmemişti. Fakat gülümsemesine mâni olamadı.
Ne kadar sinir etse de, hâlâ seviyordu kalp kilidini. Zira bir anahtar olarak sadece onunla birleşebilirdi.
"O evlenmeden olmaz değil miydi?" sorusuyla yeniden hayat buldu küçük kız.
"Biz zaten evliyiz canımın içi. Sadece ben 18 yaşında değilim"
"Ne dedin sen?" başı salisede Maya'ya döndü. Uçan kuşlar, titreyen çalılar... Hepsi kendisiyle yavaşlamıştı. Hele gözleri...
Uzun sessizliğin yanında sil baştan içini korku kaplamıştı. Yine yanlış olan ne demiş olabilirdi?
"Ne? Ne demişim?" diye sordu içinden duaları geçirirken. Ama masumdu sözleri yüzü kadar. Ve henüz farkında değildi.
"Canımın içi dedin"
Kötü bir şeyi yapmamanın sevinciyle ilk oh çekti. Fakat aynı hızla gözleri dona kalmıştı.
O, canımın içi mi demişti kızıl saça?
Çocuk güzelliğiyle öylece durmak yetememişti kendisine. O cevap vermelerin kızıydı.
"Öyle mi demişim ya?" dedi farketmemiş gibi yaparak. "Hiçte farkında değilim"
Ağzı yalancı gülümsemeyle birleşmiş olsada Alex'i son cümlesiyle kapatmıştı anı.
"Farkettiririm o zaman bende"
Maya susup büyüyen bakışlarıyla döndü kocasına. Oysa kocası tam o konuşacakken aceleci tavırlarıyla izin vermeyerek arabaya oturtturdu.
Zamanın ilerisinde dakikalar geçiyor, gün batmaya yüz tutuyor, turuncu ışık saçan lambaların birçoğu açılıp sokakların dinginliğine karışıyordu.
Kafasını pencereden hafifçe çıkarmış ılık havayı hissetmeye çalışıyordu minik. Gökkuşağı arabayı sürerken oldukça iyi geliyordu bu. Hele ki radyoda çalan Kirli'nin şarkısı "Bu yüzden" bizzat ona eşlik ediyor iken.