30. bölüm · Miniğim

Miniğim

Esra Yeral

1 Hafta Sonra
Günler geçip gidiyor Alex ile Maya arkadaş arkadaşa takılıp birlikte güzel bir şekilde çalışıyorlardı. Hiç alışık olmadıkları şeyler olduğu için Victor'la Jason garip buluyordu bu hallerde olmalarını. Ancak alışmak zorundaydılar. Aslında böyle göründüğüne bakmayın, Alex ile Maya da birbirlerine arkadaşça bakmakta zorlanıyorlardı. Yine de dayanmaları gerekiyordu.
İşte bu düşüncelerle bütün gününü geçiren Maya, iş yerinden Alex'ten daha geç çıkıp eve doğru yürüdü. Hava kararmış yıldızlar en tepede Güneş gibi parlamaya başlamıştı. Bu güzelliğe karşı gelemeyip daha içeri geçmeden hemen balkondaki salıncağa oturdu.
Başını kaldırmış gökyüzünü seyrediyordu. O sırada Jason oradan geçiyordu. Maya'yı balkonda görünce gülümseyerek yanına gelip oturdu.
"Yıldızların ne kadar güzel olduğuna mı bakıyorsun?"
Maya göz ucuyla onun geldiğini görmüştü fakat yine de hiç başını çevirmemişti.
"Hayır. Acaba onlar gibi olsaydım nasıl olurdu diye düşünüyordum "
Anlamamıştı Jason.
"Yıldızlar gibi mi?"
Başını indirip Jason'a baktı minik. Anlamamış olması yüzüne yansımıştı.
" Evet. Onlar gibi çok uzak olmak ama yakın gözükmek... Bunu düşünüyordum"
İşte şimdi anlamıştı. Başını sallayarak anladığını belli etti.
"Aslında onlar gibi olmasanda, bir tane ortak yanın olabilir"
Kaşları ve gözleri soru sorarken ağzı bir de bunu duyurmayı seçti.
"Neymiş o?"
"Onlarla birlikte parlayıp geceyi aydınlatman tabikide"
Bu cümle aslında çok içinden gelerek söylenmişti. Öyle ki söylerken bile neden söylediğini bilmiyordu.
Düşündü Jason. Maya'ya karşı bir şeyler mi hissetmeye başlamıştı? Bu olmamalıydı? O evliydi. Ve yaşı küçüktü. Ne kadar mükemmel olsada, küçüktü.
Onu düşünceleri almış giderken Maya'nın ani kahkahası bölüp geçmişti bütün hepsini.
Jason ona döndü. Kahkahaları her yeri sararken gülümsemesine engel olamamıştı.
Az sonra gülmesi yavaş yavaş bitince kendine gelip tekrardan konuşmaya başladı.
"Kusura bakma. Beklenmedik bir anda gelince tutamadım kendimi. Ve teşekkür ederim iltifatın için"
"Ne demek tavşancık" derken Jason, şunu farketti. Maya'nın iltifat zannettiği sözler gerçekti. Lakin Maya onu iltifat olarak kabul edip gülüp geçmişti. İşte bu tepkisi Jason'la alakalı başka şeyler düşünmediğinin kanıtıydı. Yinede denemeye devam edebilirdi Jason. En azından öyle zannetmek istiyordu.
Başını geri yukarıya, gökyüzüne kaldıran Maya gözüne Kuzey Yıldız'ının çarpmasıyla kısa bir çığlık attı. Hep görmek istiyordu. Ancak bunca zamandır hiç görememişti. Ve şimdi tam karşısındaydı.
Heyecanla parmağı kaldırıp işaret etti.
"Jason bak Kuzey Yıldız'ı!" diye bağırdı.
Çığlığından irkilen Jason, onun heyecanına sessizce gülüp işaret ettiği yere çevirdi başını. Fakat bulamamıştı nerede olduğunu. Maya'ya daha fazla yaklaşıp kafasını onun kafasına değecek şekilde yakınlaştırdı.
"Hani, nerede?"
Maya hala işaret ediyordu.
"Bak, orada işte"
Yok, göremiyordu bir türlü Jason.
Maya onun gerçekten göremediğini anlayınca morali bozuk şekilde geri kafasını indirdi. Lakin az kalsın dudakları çarpışıyordu. O an nefesi korkuyla kesilmişti. Jason'da ona bakıyordu. Ama onun bakışı farklıydı. Hayranlık vardı daha çok. Fırsatı yakalamıştı.
Maya hala şaşkınlıkla bakarken o dudaklarına doğru yaklaştı kaplumbağa hızında. Birden miniğin aklı bulandı. Başını tutup gözlerini kıstı. Kafasının içinde Alex'in öpüşleri vardı. Jason'a döndüğünde karşısında onu değilde Alex'i görünce o an anladı. Aklı ona oyun oynuyordu.
Hayır!
"Hayır!" diye haykırıp Jason'ı arkaya itti elleriyle. İstediğini alamamış olmasına rağmen o, Maya'nın tepkisine bakakalmıştı. Ama Maya şaşırmayıp aklındakiyle ayağa kalkıp koşarak içeriye girdi.
Tek başına kalmıştı. Ve bu kalış, tıpkı eskiden olduğu gibi yine kalıcıydı.
Sinirle salıncağa vurdu. Ne oluyordu ona böyle?
Neden?
Neden Maya'yı bu kadar çok öpmek istemişti?
Neden sadece ona ait olmak istiyordu?
Hayır. Böyle düşünerek bir yere varamazdı. Aklındakileri dağıtmak için ayağa kalktı. Ama tam kapıya yöneldiği anda önüne Victor çıktı.
Bakışları oldukça keskindi.
" Gözlerin ne kadar değişik olmuş. Mor, pembe ve kırmızı karışımı..."
Jason şaşırdı dediklerine. Fark etmemişti gözlerinin renk değiştirdiğini.
"Iıı, farkında değilim" deyip tekrardan içeriye geçmek için hareket ettiğinde Victor izin vermeyip onu kolundan tuttuğu gibi geriye itti.
"Maya'dan uzak dur Jason" bakışları kadar sert ve keskindi cümlesi.
"Anlamadım?" diye sordu. Ancak anlamıştı.
Alaycı gülüş atarak:
"Maya'dan ve Maya'yla alakalı düşüncelerinden uzak dur" dedi. Gülüşü alaycı olsa da refleks gibi aniden kesilmişti.
Bu sefer alaycı şekilde gülen Jason'dı.
" Pardon da, neden?"
" Çünkü eğer daha demin olan şeyle aynı olarak başka bir an yaşanırda ve bunu ben değilde Alex görürse seni öldürür. Hatta bırak öldürmeyi tek bir kırıntını bile bırakmaz" dedi yaklaşarak. Sonra da geri gidip baştan aşağıya süzdü Jason'ı.
Düşüncesi sırıtmasına neden olmuştu.
"Aslında gözlerinle ağzın birleşse fena olmaz ha"
Victor alay etmekte 1 numaraydı anlaşılan. "İşte buna gülünür" dercesine kafasını arkaya atarak kahkaha patlattı. Alex'in arkadaşı olmasından belliydi. İkiside deliydi sonuçta.
Gülmesi bitince Victor'a baktı. Ciddiydi hala. Kulağına eğildi Jason şimdi söyleyeceğini hiç unutmaması için.
" İnan ölmekten korkmuyorum. Ve sırf siz istiyorsunuz diye Maya'dan da uzak durmayacağım" omzuna iki kere yavaşça vurup kötü bakışlarla içeri geçti.
Victor tehlikeyi artık tamamen sezebiliyordu. Jason iyi biri değildi. O bir zehirdi. Hemde vücuda yavaş yavaş dağılan bir zehirdi. Umdu ki, bu zehir dağılmadan Maya ve Alex buradan gidebilir. Aksi takdirde herkes zarar görecekti...
Maya tüm bunlar yaşanırken pijamasını giymiş ve karanlık odasındaki yatağına oturup dizleriyle başını birleştirmişti.
Ağlıyordu.
Ne var ki az sonra hüznü, yanına soğukluk gelmesiyle dağılmıştı. Susup başını kaldırdı. Soğukluğun geldiği yerde Alex vardı. Odası karanlık olsa da onun mavi ve sarı karışımı parlak gözleri kendini belli ediyordu.
Ellerini kaldırıp Maya'nın göz yaşlarını sildi.
" Gözyaşının olmaması gereken yerde neden gözyaşı var Maya'm? Kötü bir şey mi oldu?"
Onun bu yumuşak sesi, "Maya'm" deyişi... bu ikisinde gömülü kalmak istiyordu sadece. Çünkü kalbi söyleyemeceği şeyleri taşımaktan yorulmuştu artık. Daha fazla yük istemiyordu.
Ancak söylerse de yine Alex'in eski sert ve acımasız haline dönüp Jason'a bir şey yapmasından korkuyordu. Jason için değil, sevdiği adama zarar gelebileceğinden dolayı korku sarmıştı etrafını.
Alex bir elini Maya'nın yanağında tutarak:
" Neden ona bir şeyler yapmamdan korkuyorsun?" Aklını okumuştu. Ancak belli ki sadece birazını biliyordu.
Maya hiçbir şey söylemedi. Alex tekrardan "Lütfen Maya söyle bana ne oldu?" diye sorsada sustu. Bazen ne kadar acı çeksede susması gerekiyordu. Yanlıştı düşüncesi belki, ama şuan başka şansı yoktu.
Üzgün gözleriyle Alex'in sorgulayıcı bakışlarını birleştirdi.
Ve ağzından kısık bir sesle:
"Seni özledim Alex'im" cümlesi çıktı. Asıl söylemesi gereken şey değildi. Fakat gerçekti.
O an bir şeylerin ters gittiğini anladı Alex. Yine de çaktırmayıp sevdiği kadını "Güvendesin" dercesine öptü.
İşte bu öpücük diğerinden farklıydı.Çünkü karşılıklıydı, birbirlerine olan duygular gibi...
***