6. bölüm · Miniğim
Miniğim
Tam o sırada Victor:
"Evet, öyleyimdir prenses" deyince bu sefer ona döndü.Victor onun sinirli bakışlarını görünce sertçe yutkunup:
"Iıı, en iyisi ben gideyim, sonra görüşürüüz" dedi ve hızlı adımlarla kayboldu ortalıktan.
Victor gidince Alex Maya'yı kolundan tuttuğu gibi girişe götürdü.Beyninde adeta fırtınalar kopuyordu.Maya ise içinden "Acaba yine ne oldu?" diye geçiriyordu.
"Sen ne yaptığını zannediyorsun?!" diye başladı Alex.Kızgındı.Ama tatlı kızgınlıktı bu.
"Bir şey yapmıyorum"
"Hee!! Belli!" deyip arkasına döndü Alex.Ama sonra bir anda tekrar önüne dönüp:
"Victor tatlı değil bir kere! Sadece aptal!" dedi.
Maya'nın gözleri yeniden büyüdü.Şaşırmıştı bu söylediği karşısında.
"Sen-sen benim dediğimi mi kıskandın?" deyip kahkaha atmaya başladı.
Alex ise bu soru karşısında bir an duraksamıştı.Hakikaten, neden böyle hissetmişti?
Gözlerini ondan kaçırmaya çalışarak:
"Saçmalama bücür" dedi.Farkettirmemeye çalışsa da aslında bu, onun da çok hoşuna gitmişti.
"Bir daha hiçbir erkeğe öyle deme.Bu bebek bile olsa"
Maya bir kahkaha daha atıp başını salladı.
"Tamam kıskancım"
"Af...Ne-ne dedin sen bana?"
Dank!
Birden ne olduğunu anlamamıştı Alex.Bu sefer uğraşma sırası Maya'daydı galiba.
Bilmiyormuş gibi yaparak:
"Tamam dedim" dedi.Zevk almaya başlamıştı bile.
Alex ona bir adım daha yaklaştı.
"Onu sormuyorum minik.Ondan sonra ne dediğini soruyorum "
"Hiiiç"
Maya tam hızlıca ortadan kaybolmak için adım atacakken, Alex onu kolundan tutup kendine doğru çekti.
Göz göze, dip dibeydiler.
Nefesleri tıpkı bir nota gibi birbirine karışmıştı.
Ne gelen ne de geçen umurlarındaydı.Sadece bu ana takılı kalmak istemişti o anda ikisi.Ama ikisi de bu isteklerden habersizdi.
Nefesleri, bağlanmış gibi aynı anda yavaşlarken Alex çekici ses tonuyla:
"Eğer demezsen, seni herkesin içinde öperim" diye yavaş ama tatlı tehditkar şekilde konuştu.
Maya masum masum baksada, baya etkilenmişti onun bu kadar yakın olmasından.
"Kıskancım dedim"
Alex ilk önce kızacak gibi olmuştu.Ama sonradan yumuşayıp gülümsedi.
İşaret ve baş parmağıyla Maya'nın eğdiği başını kaldırıp onu alnından uzunca öptü.
"Senin için bir tek ben tatlı olmalıyım bücürüm.Çünkü benim tatlım sadece sensin...Hadi, gidelim artık"
Alex Maya'nın elini sıkıca tutup tam gidecekken bu sefer Maya onu durdurup ayağını işaret etti.
Ayakkabısının kemeri çözülmüştü.
"Herhalde bu kadar insanın içinde eğilmeyi düşünmüyorsun?" diye söylendi her zaman ki gibi Alex.
Maya gözlerini devirdi.
"Eğilmeden nasıl yapmamı düşünüyorsun acaba?"
Alex oflayarak onu başka yere çekip oturttu.
Maya ne olduğunu anlayamadan:
"Ne yapıyorsun sen?!" diye sordu heyecanla.
Ve o cevap:
"Ben yaparım.Uslu dur"
Maya donup kaldı.Böyle bir şeyin olduğunu bile düşünmek ona uzak gelirken şimdi o, o andaydı.
Alex'in buz gibi elleri onun ayağını alıp kendi ayağının üzerine koyarken bile kalbi küt küt atıyordu.
Belki bir nedeni vardı, ya da belki de öylesineydi...
Alex kemeri bağlamaya çalışırken bir yandan da söyleniyordu.
"Erkeklerin yanındayken dikkatli ol bücürük.Yoksa tek bir yanlışlarında ölürler"
"Hıhı"
"Böyle ayakkabıları da giyme bir daha.Ne bu böyle, çok zor yapılıyor "
"Hıhı"
"Neyse ki elbisen uzun"
"Hıhı"
"Hıhı mı?"
Alex başını kaldırıp Maya'ya baktı.
Ellerini yanaklarına koymuş Alex'in yüzünü izliyordu dalgın bir şekilde.
Alex başını geri eğip gülümsedi.
Şapşik şey ya...
Ve sonunda kemeri bağlamayı başarabilmişti.Ayağa kalkıp Maya'ya elini uzattı.
Maya ayağa kalkmış onunla yürüyorken bile hala dalgındı.
Birden ağzından "Çok yakışıklısın kocacığım" cümlesi çıktı.
Alex kalakaldı olduğu yerde.
Dönüp ona bakınca kalbinden vurulmuşa döndü.
O kadar güzel bakıyordu ki Maya.
Salona geçtikleri anda birden romantik caz bir müzik çalmaya başladı.
"Hadi dans edelim" deyip Maya'yı tam orta yere götürdü.
Muhteşem bir parça çalarken bile hala farkında olmadan dalgın bir şekilde dans eden Maya, sanki bir "Şaheser" miş gibi bakıyordu Alex'e.
Alex daha fazla ona bakamayacağını analdığında alnını alnına dayamıştı.
Gözlerini kapatıp sadece Alex'in kokusuna odaklanmıştı Maya ise.
Tatlı, çekici ve etkileyici parfümün kokusu bağımlılık yapmış gibi çektikçe çekiyordu içine.
Çıkardığı sesten dolayı yaptığı anlaşılınca Alex tekrardan ona baktı.
Ve bir anda beyninin içindeki sesleri duydu.
"Allah'ımm.
Ne güzel bir koku bu!
Sen bu muhteşem eseri ben izleyeyim diye mi yarattın?
Bu ne yakışıklılık, bu ne çekicilik be adam.
Ah, yakışıklımmm...
Aşkımmmmm...
Aşkım mı?
Ah salak Maya, aşkım ne ya?!
Bir kere siz evli olsanız da birbirinize aşık değilsiniz.O senin gibi sıradan bir insanı asla sevemez.
Evet, sevmez."
Alex acı acı gülümsereyerek:
"Ama seviyorum " dedi.
Maya kendine gelip bir anda gözlerini açtı ve bakışlarını ona kaldırdı.
"Hı?"
Bakışları aşırı derecede tatlıydı.
Alex kendine gelip:
"Sen-sen neden kokunu içime çekiyorsun?" diye sordu heyecanla konuyu dağıtmak için.
Maya anlamamıştı.
"Niye? Yasak mı? Ayrıca kokunu içime çektiğim falan yok"
"Yalan söyleme minik.Yalandan hiç hoşlanmam"
"Dedi, karısından herşeyi saklayan bay Toronto"
"Sen neden bunu hep başıma kakıp duruyorsun?"
Maya onun ellerini üzerinden çekip sinirle:
"Çünkü bana güvenmeni ve bir kez olsun sorunlarını bana da anlatmanı istiyorum!"
"Söylemek zorunda değilim ama!"
Maya bir anda dona kaldı.
N-ne?
"Öyle mi Alex Toronto?"
"Öyle Maya Toronto"
Baya baya ciddiydi Alex.
Maya gözlerinin dolduğunu hissederek hızla orayı terk etti.
Alex önce şaşırmıştı.Maya'nın peşinden gidecekken karşısına birden kuzeni Edwin çıktı.
Pek mutluya benziyordu yüzü.
"Ooo, kuzen.Uzun zaman oldu görüşmeyeli.Naber?"
"Senin ne işin var lan burda?!" diye dışarı çıkarıp yakasına yapıştı Alex.Edwin ise buna rağmen sakindi hala.
Elleriyle onun ellerine yavaşça vurarak:
"Sakin ol kuzen.Sadece karımı görmek için gelmiştim"
"Maya senin karın değil Edwin!"
Edwin Alex'in ellerini üzerinden çekip geri çıktı.
"Evet ama kuzen, çok yakında olacak.Bak unutma.Son 27 gün kaldı.
27 gün sonra Maya benim, Alex Toronto"
Tüm öfkesi, nefreti ve kini beynine vuran Alex, tüm gücüyle Edwin'e sert bir yumruk attı.
"Nah senin olur! Pislik herif."
Edwin yer de sürünürken Alex onu orada bırakıp içeri geçti.Her yerde, herkese sora sora Maya'yı arıyordu.Ama Maya ortalıkta yoktu.
O anda içini bir korku kapladı.Ona bir şey olma düşüncesi bile onu çıldırtmaya yetiyordu.
Gözyaşları sinirden ve korkudan akmaya başlayınca, kalbine dokunup gözlerini kapattı.
Hissetmek için çabalarken:
"Lütfen, lütfen nerede olduğunu söyle bana miniğim" dedi titreyen dudaklarının arasından.
Tam o sırada içindeki ses "Çatıda! Acele et!" diye adeta haykırdı.
Alex gözlerini açtı.
Tam karşısında duran merdivenlerden hızıyla çıkıp çatıya ulaştı.
Evet, doğruyu söylemişti iç sesi.Maya'yı o hissedebilmişti.
Tam en köşede durmuştu arkası dönük şekilde.
"Maya!!"
Maya Alex'in sesini duyunca arkasını dönüp ona baktı.
Ama onun bakmasıyla Alex'in yüzünün olduğundan daha beyaz olması aynı anda olmuştu.
Gözleri bembeyazdı.Göz bebeği bile yoktu.
Ama-ama bu nasıl olurdu?!
Beyaz göz, vampirlerin öldüğünü gösterirdi.O ise vampir değildi.
Bir dakika.
Maya içinde Alexa'nın ruhunu taşıyordu.
Ve Alexa vampir olduğuna göre...
Yani Maya şuan Maya değil Alexa'ydı.
Kahkaha sesini duymasıyla aklında ki soruları kenara bırakıp oraya döndü.
"Ah...Özledin mi beni Alex'im? Ben seni çok özledim.Tam 208 yıldır bu anı bekliyordum.
İşte aşkım, şimdi karşındayım.Alexa'n karşında sevgilim "
"Sen öldün Alexa.Sen ölüsün Alexa" dedi ama daha ne yaşadığını bile tam kavrayamamıştı Alex.
Alexa yeni bir kahkaha patlattı.
"Ahh, benim saf sevgilim.Ben öldüm, ruhum değil.Gördüğün gibi ruhum bu güzel kızın vücudunun içinde yatıyor.Ve her Dolunay da ortaya çıkabiliyor"
Alex Ay'a baktı.
Evet, Dolunay vardı bugün.
Geri Alexa'ya dönüp:
"Alexa, Maya'yı rahat bırak.O senin gücünü kaldıramaz" dedi içindeki harmanlanmış korkuyla.
Ama Alexa umursamadı bile.
"Yaa" dedi yapmacık bir şekilde. "Sen karına kıyamıyor musun? A, yoksa sen ona aşık mısın?"
"Bu seni ilgilendirmez"
"Emin misin?" diye sordu Alexa içinde bulunduğu vücudu göstererek.
"Bence ona bir şey olmaması için söylemelisin, aşkım "
Alex ona doğru bir adım attı öfkeyle.
"Bana aşkım demeyi kes Alexa! Eğer Maya'ya bir şey yaparsan seni 2. kez ben öldürürüm!!"
Alexa bu cümleden sonra sadece sabit şekilde durup Alex'e baktı.Bir iki saniye sonra tekrardan konuşmaya başladı ama bu sefer daha üzgün çıkıyordu sesi.
"Ne? Beni, biricik sevgilini...Bu kızı bu kadar mı çok sevdin Alex? İlk aşkını öldürecek kadar mı sevdin?!!"
"Evet!! Onu çok seviyorum! Evet ulan evet! Ona çok aşığım! Ama sen bu ne kadar, anlayamazsın.Ona olan aşkımı kimse anlayamaz Alexa!!"
Gözyaşları çeşme gibi akıyor, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.Haftalardır içinde tuttuğu şeyi haykıra haykıra söylediği için rahatlamıştı.Ama bu rahatlama kısa süre sürmüştü.Çünkü Alexa hala oradaydı.
Ve sıra ona gelmişti.
Alexa, hala aşık olduğu vampirin başka bir kıza olan aşkını haykırdığını duymayı kaldıramayıp anında çığlığı bastı.
Sonra da kendini yere oturur gibi attı.Ağlıyordu.Canı yana yana, sevdiği vampirin gözü önünde, ağlıyordu.
Bir kaç dakika sonra ise sanki hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkıp Alex'e döndü.
Ve yüzüne kocaman bir gülümseme takınıp:
"Karına güle güle de, Alex Toronto!" diye bağırdı.
Kocaman sırıtarak kollarını açtı ve kendini aşağı bıraktı.
Alex yaşadığı şokla "Mayaa!!" diye haykırıp vampir hızıyla koşup ona yetişti ve tam düştüğü anda Maya'ya sımsıkı sarıldı.Elleriyle de onun başını koruyordu.
İkisi saniyeler içinde üst üste bir arabanın üstüne düştü.Alex anlık yaşadığı acının içinde kıvranmaya başlarken bir sürü insan sesinin duyduğunu anımsıyordu.Her yerine giren cam parçalarını umursamayıp biraz olsun kendine geldiğinde başını kaldırıp üstünde yatan Maya'ya baktı.
Ohh, onu kurtarmayı başarmıştı.Sadece çizikler vardı kollarında.Ve baygındı.
Victor'un onları farketmesiyle birlikte ambulansın gelmesi bir olmuştu.Alex Maya'nın elini tutup:
"Seni hiç bırakmayacağım miniğim...Sevdiğim" dedi.
Victor onu kolundan tutup kenara çekti.Kimseye görünmemesi gerekiyordu.
"Alex evine gitmelisin bir an önce"
"Maya'yı bırakamam Victor"
"Biliyorum ama vampir olduğun anlaşılacak!..." dedi ve sonra durdu.Derin derin iç çekip konuşmasına devam etti.
"Evine git, üstünü değiştir ve yaralarının geçmesini bekle.Sonra öyle gel hastaneye.Merak etme, ben Maya'nın yanında duracağım "
Alex istemese de, son bir kez Maya'ya bakıp gözden kayboldu.
***
Yarım saat sonra Alex Victor'un dediği hastaneye gelmişti.
Victor bir yerde ayakta durmuş göz yaşlarının akışını izliyordu.
İçini tekrar kaplayan korkuyla Alex onu yakasından tutup duvara yapıştırdı.
"Söyle! Maya'ya bir şey mi oldu Victor?!"
Victor ondan kurtulup göz yaşlarını sildi.
"Ha-hayır.Sadece öyle duygusallaştım"
Alex işte o zaman onun yerine de rahatlamıştı.
Yaşadığı o büyük korku ve kalp acısından sonra kötü bir şey olmadığını duymak bile iyi hissetmesini sağlayabilmişti.
İkisi yana yana oturmuş kafalarını duvara yaslamışlardı.Neden sonra aklına soru sormak gelmişti Alex'in.
"Miniğim nasıl oldu?"
"Durumu iyi dediler.Şu anda odasında uyuyor"
Alex teşekkür etmek istercesine onun yavaşça bacağına iki kere vurdu.Sonra ayağa kalkarak Maya'nın kaldığı odaya geçti.
Maya yarabantları içinde uyuyordu.Alex gözleri dolu dolu bir şekilde titreyerek yanına oturdu.
Dünyası, ruhu, aşkı, kalbi, aklı, herşeyi...
Miniği masum masum karşısındaydı.Öyle savunmasızdı ki...Alex göz yaşlarını bıraktı aksın.
"Ah kalbim, neden bu kadar acıyorsun? Doğru ya, anahtarın kırıldı.
Ama ne olur onu geri birleştir.Ben onsuz açılamam.
Maya, aşkım...
Seni seviyorum Maya.Hemde seni gördüğüm ilk günden beri.
Hani sen 3 ay boyunca seni görmediğimi zannediyorsun ya; işte ben o 3 ay boyunca yanına geldim sen uyurken.Sen bana sarılırken ben kokunu içime çekerdim.
Hani sen hep içinden diyordun ya "Sanki beni biri uyanmam için dürtüyor" diye.Ben her gün seni aç kalmaman ve tam zamanında uyanmak için uyandırıyordum.
Ahh, miniğim...
Ben, seni derinden seviyorum, Alexa'yı değil "
Alex ayağa kalkıp onun alnına küçük bir öpücük kondurdu.Sonra da son bir kere daha bakıp dışarı çıktı.
***
1 Gün Sonra
Maya eve geldiği için çok mutluydu.Hastanede az bir süre de olsa kalmak onu baya baymıştı.Ve o ne olduğunu bilmese de mutluydu.En azından yanında Alex vardı.
O odasında telefonunda gezinirken izlediği videodan dolayı korkup çığlık atınca içeri saniyede Alex girdi.
Telaşla yanına oturup:
"İyi misin minik? Ne oldu? Bir şey mi gördün?" diye sorularını yağdırdı art arda.
Maya şaşkın ama bir o kadar da gülmemek için kendini tutarken:
"Evet" diyebilmişti sadece.
Ama Alex yine de emin olmak istemişti.
"Emin misin minik?"
"Evet dedim ya Alex!"
Alex rahatlayıp yandaki çekmeceden şurubu alıp kaşığa doldurdu.
Kaşığı Maya'nın ağzına uzatarak:
"Aç ağzını bakalım" dedi.
"İçmesem" diye söylendi Maya.Tadının iğrenç olduğunu düşünüyordu.Ki haklıydı da.
Alex ona garip bir şekilde bakarak:
"Niyeymiş o?" dedi.Sesi az biraz tiz çıkmıştı.
Maya ona yapmacık üzgün ifadeyle baktı.
"Tadı çok kötü çünkü" dedi.Başını hafif eğmişti.
Ama Alex onun bu oyununu yutmamıştı.
"Maya bence ağzını aç"
Maya bir anda başını kaldırıp ağzından:
"Ya ama aşkım!" cümlesini kaçırdı.
Oha!
Ne demişti o böyle?
O gözleri kocaman açılmış bir vaziyette durur iken Alex şaşkınlıkla:
"A-aşkım mı?" diye kekeliyordu.
Maya'nın yanakları kızarmaya başlamış al al olmuştu.
Yanıyor yanıyor, kız yanıyor!
Ne diyeceğini bilememezlikten Alex'ten kaşığı alıp dikti.
Sonra da hızla ayağa kalkıp kapıya yöneldi.Bu sıcaklıktan kurtulmak için tam kapıyı açacakken Alex kalkıp onu kapıyla kendi arasında sıkıştırdı.
Gözleri kıpkırmızıydı.
"Sana bir şey sordum demi minik?"
Maya gözlerini ondan kaçırmaya çalışarak:
"Bak gerçekten bir anda ağzımdan çıktı, yoksa ben _ _ _"
Maya'nın cümlesi kesilmişti çünkü Alex parmağını onun dudağına koyup sessiz ol anlamında "Şşş" demişti.
Bu sefer masum masum bakışlar atıyordu Maya ona.
Alex onun gözlerinin tâ içine kadar bakarak:
"Bana öyle bakma" dedi.
"Niye?"
"Çünkü seni öpmek istiyorum"
Maya kaşlarını çatıp ellerini kavuşturdu.
"Zaten hep istiyorsun, bu bahane değil"
Alex yüzünü ona daha çok yaklaştırdı.
"Başka şeyler de istiyorum ama"
Maya'nın anında gözleri kocaman olmuştu.Yine de dimdik durmaya çalıştı.
"Ben istemiyorum"
"Daha erken diye mi?"
"Evet!"
Alex kocaman kocaman sırıtarak onu belinden tutup kendine yapıştırdı.
"Öyle mi?" diye sordu.Sırıtırken vampir dişleri görünüyordu.Burnu yavaş nefesini Maya'nın yüzüne çarpıyordu.
Ne kadar beyni "Maya bir şey de artık" desede Maya sadece:
"Hayır, alakası bile yok" diyebilmişti.Etkisinin altında kalmamaya çalışmak o kadar zordu ki.
Ama Alex'in eğlence günüydü.
Tekrardan, sırıtarak:
"Öyle mi?" diye sordu.
Üff yaa!
"Ya ama sen böyle bakıp böyle sırıtırsan ben konuşamam ki!"
"Nasıl bakıyormuşum?" sırıtması durmuş tatlı bir ciddilik yerleşmişti yüzüne.
Maya sertçe yutkundu.
"Çekici çekici bakıp içimi en derinden eritiyorsun.Bana ne yaptın bilmiyorum ama sana karşı koyamıyorum.17 yaşında ki lise 3 öğrencisini 230 yaşında ki bir vampire aşık ettin.Daha ne desem de boş kalır hepsi bunların yanında" dedi içinden.
Alex iç sesini dinlemişti.Bu sefer ciddiye almalıydı konuyu artık.
Sıcak bir gülümsemeyle baktı ona.
"Dışından söyle minik.Bunu senin ağzından duymak istiyorum"
Maya çok utanmıştı.
"İstemesen" dedi lütfen dercesine.
"Ol-maz"
"Olur olur"
Alex bu sefer tam ciddi yüz ifadesini takınıp:
"Olmaz dedim Maya.Lafımı ikiletme lütfen"
Maya yine ve daha sert bir şekilde yutkundu.Artık "Lütfen" i duyduğuna göre kaçış yok demekti.
Alex onu dürtükleyerek:
"Evet, söyle artık bence" dedi.
"Ne oldu? Gitmen mi gerekiyor? Git istersen"
Alex gözlerini devirip tekrar döndü ona.
"Hayır minik.Seni bekleyebilirim.Hatta beklerim.Sonsuzluğa kadar beklerim"
Maya ona derin derin baktı.Gözleri adeta haykırıyor ama ağzı susuyordu.Göz dili olsa çözerdi belki.Ama şifreli gibi, kilitlenmişti.Yine de o gözler aşkın yok saydığı bu günleri aşk dolu geçirmişti.
Ama korku, ama hüzün...Hepsi karışık...
Kalbin susturamadığını artık ağzı mı susturacaktı?
Duysa da inanmazdı.Aşk yazılışıyla etkilerken okunuşu mu zor gelecekti?
sanmam...
İşte, şimdi gözlerin sakladığını ortaya çıkarma vaktiydi.
İş ciddi, duygular ciddiydi.İlişki zaten resmiydi.
Şiir yazmıştı Maya aklında.Okumaya cüret edemediği bir şiir...
Heyecanlanmış ve hafif titremeye başlamıştı.Küt deseler bayılacak gibiydi.
"Sen-sen bana bir şey mi söyleyeceksin?" diye sordu heyacandan sesi de titrerken.
Alex onu bırakıp bir adım geri çekildi.
"Evet ama ilk sen söyleyeceksin.Ben cesaretimi senin o güzel dudaklarından çıkan kelimelerle bulucağım.
Evet, hadi söyle miniğim"
Maya derin bir nefes aldı ve yavaş yavaş, sakin sakin verdi.
Hazır ve nazırdı.
Alex'in gözlerine ciddilikle bakarak kendini topladı.
"Alex"
"Efendim?"
"Ben..."
"Evet, sen?"
"Ben şey..."
"Sen ney?"
Maya en sonunda dayanamayıp başını eğdi.Ateş gibi yanıyordu heyecandan.Kalbi zaten çıkacak gibiydi.
Alex ise Maya her kelimesinde duraksadıkça daha da titriyordu.
Maya başını geri kaldırıp:
"Yok ben yapamayacağım Alex" dedi.
Ama Alex sakinmiş gibi gösterdiği yüz ifadesini hiç bozmadı.
Gülümsedi sıcak sıcak ve:
"Tamam.Belki bu sana yardımcı olur" dediği gibi hiç beklemediği bir anda Maya'yı kendine çekip dudağından onu öptü.
Güven dolu, gülüşü kadar sıcak bir gülümsemeydi.
Maya'nın nefesi kesilecek gibi olunca Maya geri çekilip bu sefer sesli bir şekilde:
"Nefesimi kesiyorsun Alex" dedi.
Alex gülümsedi tekrar ve tekrar ona.
"Nefes kesici olduğun içindir o"
Maya da gülümsemişti.
İşte o an farketti ki, Alex'in öpücüğü gerçekten de ona büyük bir cesaret vermişti.Ama hala biraz korkuyordu.
Alex ona biraz daha cesaret vermek amacıyla ilk kendi başladı yeniden konuşmaya.
"Eveet, rahatlatma ilacını verdiğime göre artık konuşur musun miniğim?"
Maya geri çekilip bilmiyormuş gibi yaparak:
"Ne diyeceğim ki?" dedi yapmacık şekilde.
Alex gözlerini devirdi yandık dercesine.
"Daha demin içinden söylediklerini"
"Ne söyledim ki?"
"Maya! Hatırlamamazlık yapma"
Sinirlenmeye başlamıştı Alex yavaştan yavaştan.
"Hatırlamıyorum ama" diye devam etti Maya yine de.
Alex bir şey söyleyecekken ilk durdu.Sonra düşünüyormuş gibi yapıp konuşmasına devam etti.
"Tamam, peki.Yemin et"
"Ne?"
"Hatırlamadığına inanmıyorum.Yemin et minik" dedi yüzünde ki vatan gülüşüyle.
Maya'nın ise yüzü asılmıştı.Bu oyunun kesinlikle öcünü almalıydı.
Masum masum Alex'e baktı tatlı bakışlarıyla.
"Etmesem"
Alex ona doğru bir adım atıp Maya'ya doğru hafifçe eğildi.
"Niye? Yoksa yalan mı?"
"Galiba..."
"Galiba ne?"
Maya artık onun bu gururlu sırıtışına dayanamayarak:
"Üff, tamam.Hatırlıyorum" diye itiraf etti.
"O zaman hadi, söyle Maya'm"
Maya bu sefer olacak diye geçirip içinden derin bir nefes alıp verdi yine yeniden.
Evet, hazırdı.
"Çekici çekici bakıp içimi en derinden eritiyorsun.Bana ne yaptın bilmiyorum ama sana karşı koyamıyorum.17 yaşında ki lise 3 öğrencisini 230 yaşında ki bir vampire aşık ettin.Daha ne desem de boş kalır hepsi bunların yanında.
Çünkü...
Çünkü seni çok seviyorum" dedi, bu sefer dışından.
Ve artık heyecanın yerini duygusallık ve dolup akan gözyaşları almıştı.
Alex onun yanağına dokundu.
"Biliyordum.
Maya'm, bende sana çok aşığım.Ve, ve bende seni çok seviyorum.Hepte seveceğim.Sonsuzluğa kadar seveceğim.Hatta sonsuzluğun içinde seveceğim seni.
Ben seninle yaşlanmak değil, ki bu benim için imkansız; ben seninle yaşlanamamak istiyorum.Hep genç kalmak gençlere taş çıkarmak istiyorum.Ve bunu sadece sen yanımdayken yaşamak istiyorum.
Çünkü seni derinden seviyorum"
Sevdiği tek kızın gözyaşlarını tek bir baş parmağıyla silebilecek kadar güçlü bir erkekti Alex.Biz ise bu cümle için sadece anlaması gereken anladı diyebiliriz...
Alex Maya'nın göz yaşlarını sildikten sonra onu dudağından öptü.
Yani nefes kesici, nefesini kesti onun.
"Seni seviyorum minik, miniğim..."
***
Alex mutfağa geçip suyunu içerken bile içindeki mutluluk sönmüyordu.Bundan sonra ki hayatı gerçek aşkıyla, Maya'sıyla geçicekti.
Suyunu içtikten sonra tekrar odasına bir an önce kavuşmak ister gibi çıktı.
