27. bölüm · Miniğim

Miniğim

Esra Yeral

Duygusuz bir sabahta ona değen soğuk cismin garip hissettirmesiyle birlikte gözlerini açtı Maya. Karşısında üst kısmı çıplak bir şekilde gözü kapalı uzanmış olan Alex'i gördü. İlk tepkisi algılayamadığı için huzurla gülümsemek olmuştu. Lakin algılamasıyla başına dank etmesi aynı anda gerçekleşmişti. Uzun bir çığlığın ardından:
"Senin ne işin var burada!?" diye haykırışı o kasabadaki tüm kulakların pasını silmişti.
Gözünü açtı Alex. Bakışı "Yine başladık" der gibi değil, "Sen başla ben tamamlarım" der gibiydi.
"Uzanıyorum minik"
"Uzanamazsın! Ben sana yanımda yatman için izin mi verdim!? Çık git yatağımdan hemen!"
Sinirli karısını ikna etmek için yalancıktan üzülmüş taklidi yapmaya karar veren Alex, yüzünü büzerek:
"Ama benim kanına ihtiyacım var" dedi masum masum.
"Zıkkım iç! Kalk yataktan!"
Şaşkın şaşkın baktı Alex ona. Son zamanlarda çok değişmişti bu kız. Kırılgan minik ateşli miniğe dönüşmüştü. Ve bu değişim tuhaf şekilde hoşuna gitmişti. Fakat bu onunla inatlaşmayacağı anlamına gelmiyordu.
"Hayır, kalkmayacağım. Kaldırabilirsen kendin kaldır"
Zevk aldığını belli etmek istercesine sırıtarak ellerini boynunun arkasına yerleştirip gözlerini kapattı. Biliyordu çünkü, insan gücü vampir gücünden oldukça azdı. O nedenle de hiçbir şey yapamazdı. Ancak bu hareketi Maya'yı daha da sinir etmişti.
Sırf didişmek için yaptığını biliyordu. Gıcık işte, n'olacak?
Ve bam!
Maya'nın aklına bir fikir gelmişti aniden.
Madem kendisinin kaldırmasını istiyordu, o zaman bu isteği neden yerine getirmesin?
Mükemmel oyunculukla mimik değiştirip etkileyici bir biçimde yavaşça başını eğerek Alex'in yüzüne yüzünü yaklaştırdı.
Fakat harekete hemen geçmek yerine 1-2 saniye bekledi.
Alex'e yakın olmak hiç yapmak istemediklerinin arasındaydı. Ancak yanından uzaklaştırması için yapabileceği başka seçenek yoktu.
İçinden "Ne olacaksa olsun" deyip bir anda dudağına yapıştı. Uzun değildi lakin. Sadece anlık olan bir öpücüktü. Oysa etkisi... etkisi olması gerekenden de fazlaydı.
Kızarmasına şahit olan karşı taraftaki yeşil gözler bunun kanıtıydı. Hiç beklemediği anda gelen öpücükle Alex'in gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Ne-neydi bu şimdi?...
İstediği olunca Maya onun dalgınlığını fırsat bilip ayağındaki var güçle Alex'i yataktan aşağı itti. Kafası düşüncelerle gezen Alex saniyeler içinde yere kapaklanmıştı.
İşte şimdi zevk alma sırası minikteydi. Keyfinden gülerek:
"İşte buna insan gücü değil kadın gücü denir, Alex abi" dedi ve gülmesine devam etti.
Yaptığı plana hayran kalmıştı kocası. Doğrulup onun güzel gülüşlerini izleyerek, dinledi. Müziği andırıyordu. Özgüveninden ve gücünden gelen gülüş, eşsizdi. Sanki susarsa Dünya'daki tüm sesler sona erecekti.
"Susma" dedi içinden. Eğer onun düşüşleri bu gülüşü doğuracaksa, razıydı yüzlerce, binlerce kez düşmeye. Sadece susmasın. Hep, hep gülsün. Bitmesin bu sevgiyle dinlediği notalar...
Evet, belki Maya'nın cesareti kadın gücüydü ve gurur vericiydi. Ancak Alex'in onun gücüne hayran kalması da, aşkın gücü, aşk gücüydü. Hemde sonsuz ve derin bir aşkın...
***