55. bölüm · Miniğim

Miniğim

Esra Yeral

Öğlene doğru küçük ama gösterişli havalimanından, aynı şekilde küçük olan bir jete binmiş, bu sefer yola değil havaya koyulmuşlardı.
Küçük hanım başını pencereye dayayıp gökyüzüne ve aşağıya bakmaya çalışıyordu. Büyük bey onun tatlı haline gülümseyip arkasına yaslanmıştı sadece. Sevdiğinin mutluluğu onun içinde bir mutluluktu.
Maya'nın düşünce dünyasında bulutlar bembeyaz, hafif, pamuk şekeri misali jete değip, öylece geçip gidiyordu. Gökyüzünün açıklığı paha biçilemez görüntüye neden oluyor, gözleri manzara karşısında hayret ve hayranlıkla parlayıp duruyordu.
Yüreğinin yarattığı hayallere dalmadan önce başını kocasına çevirip belki de sorup sorabileceği o en basit soruyu sordu.
"Biz, nereye gidiyoruz?"
Fazlasıyla dayandığını saatlerce sormasından anlayarak, artık sürprizini söylemeye karar verdi bay Toronto.
"Yunanistan'da ki bir adaya"
"Nerede kalacağız?"
"Motel de" deyip durdu. Sonrasında ise tüm görsel hafızasını kullanarak:
"Hemde en şirininden birinde kalacağız. İki katlı; duvarları beyaz, pencereleri mavi renginde. Senin gibi de minik ve baya sevimli" diye söyledi içindekileri görüntüyü ve kadınını birleştirerek.
Kıvrılan ağzı, sevilen kalbiyle kaçırılan gözleri... Hepsi tutulmuştu aşk dolu sözlerin her birine. Lakin aklını karıştırmadan sorularını bitirmek isteyerek tekrardan erkeğine döndü.
"Geçmişte gitmiş miydin?"
Masum bir cümleydi söylediği.
Ancak Alex'in:
"Adel'le bi' gece geçirmiştik" demesiyle bütün masumluk kaybolup yerini kıskançlığına bırakmıştı. İlk duygu bu olsada, sonrasında yavaş yavaş sakinleşip göz kapaklarını kısmış genç adama kötüye yakın bakışlar atmştı birdenbire.
Yumruk yapılan eliyle hafifçe omzuna vurdu.
Gıcık vampir, utanmadan gülüp, eğleniyordu sevgilisinin komik gelen halleriyle.
İki elini havaya kaldırıp:
"Tamam, tamam. Şaka yaptım prensesim. Hiç gelmişliğim yok. Sadece araştırdım" dedi. Kelimeleri tükenmemişti. Ellerini indirip birini arkaya götürdü. Boynunu kaşırken dili yeniden çözülmeye başlamıştı.
"Üstelik... satın almışta olabilirim" tam o anda susayan karısı su içmek için ilk yudumunu almaya yönelmişti. Ne var ki kızıl saçın söylediğini kulakları duyunca birden yutamadığı suyu gerisin geriye püskürttü.
Aşabildiği hislerin ardından ağzını, eline tutuşturulan mendille alelacele silip başını döndürdü, şaşkınlıktan göz bebekleri açılmış durumdayken.
"Satın mı aldın?!"
Şaşkınlığını garip bulmuştu gökkuşağı. Başını salladı saniyelik süreyle dahi beyninden geçirmeyi istemeyerek.
"Evet"
Nitekim meleğinin hayretini hâlâ giderememişti cevabıyla.
"Neden alma gereği duydun? İhtiyacımız yok diye biliyorum "
Boşa para harcaması zenginliğinden götürmezdi belki. Fakat yinede gereksiz şeylere yönelmesinin iyi bir şey olduğunu düşünmüyordu Maya.
Herşeyi duyabilen vampir prens gülümseyerek ona yaklaşıp yanaklarına sahipleriymişçesine dokundu. Parmakları sakince okşamaya çalışıyordu yumuşak oluşundan haz alarak.
" Tabikide, gelecekte doğup ailemize neşe katacak çocuğumuz için aldım. Büyük olmasada güzel yatırım "
İrisleri donmuş, kendisi öylece kalakalmıştı.
"Çocuğumuz"...
Takıldığı tek yer orasıyken zihni aniden dalıp gitmişti başka diyarlara.
Düşündürmüştü aynı zamanda bu onu.
Alex'e benzeyen bir oğul... Kızıl saçı, gökkuşağı renklerine sahip gözleri, soluk beyaz teni.
Ya da ona benzeyen küçük bir kız... Uzun, dalgalı saçlı, kahve gözlere sahip küçük bir kız. Veya Alex'e benzeyebilirdi yine.
Ahh, kalbi, kalbi çıldırmıştı. Jetin içindeki havanın sıcaklığı ona çarpıp, daha fazla heyecan yapmasına sebep oluyordu. Bunu sevmişti. Lakin fazla heyecanın sonunda dayanamayarak içeride bulunan küçük odaya hızla gidip kapıyı kapattı. Sırt üstü şekilde kendini yatağa attığında hâlâ daha deminkileri beyninden geçirmeye çalışıyordu istekli haliyle.
Bir oğlu olsun isterdi. Alex'e benzeyen bir oğul.
Şimdi yaşı küçüktü. Bunları düşünmeye dahi uygun değildi. Ama ileride, neden olmasın, diye geçirdi iç sesiyle.
Kendisinden de küçük bir vampirin etrafta koşuşturduğunu hayal edebilmek adına gözlerini yumdu hafifçe. Görsel dünyası görüntüyü oluştururken, dili ağzını oynatarak hissetmek istediği o duyguyu söyledi kendi kendine.
"Oğlumm"
Şimdi olmasa bile bi' gün olacaktı. Ve bunu hissedebilmek, eşsizdi. Muhteşemdi. Daha da ötesi, şahaneydi.
***
Saatler geçmek, gökyüzü bitmek bilmiyordu derken jet, hızını kesip yeryüzüne inişe geçti. Geldikleri yer "Atina" Yunan adasıydı.
İkisi de indikten sonra saniyeler içerisinde hazılanmış eşyaları gelen arabaya doldurulmuş, ve yeniden yola koyulabilmişlerdi sevinçle. Tekrar eden yolculuğun ardından, ileride sevdiği adamın bahsettiği küçük motel görünmeye başlamıştı uzaktan.
İki katlı, küçük ama genişti. Mavi ve beyaz renklerine bakıldıkça insanın içine hayat doluyordu adeta. Hele ki anlamını bilmediği, kocaman tabelada yazılı duran ismi. "Mikroúli mou"...
İlk boş zamanında anlamına bakacağına dair kendi kendine sözler verirken arabanın yavaşlamasıyla birden iç sesinden çıkıp gerçekliğe döndü.
Gelmişlerdi.
Aceleyle arabadan inip motelin önünde durdular. Minik hâlâ aşamamıştı motelin güzelliğini. Gözleri hayranlık dolu duygularla bakarken, yakışıklısı gülümsedi.
"Sevdin mi?"
Birkaç saniye duymamazlıktan geldikten sonra hemen başını çevirerek:
"Sevmek mi?" diye sordu mimiksiz yüzüyle. Devamında ise çığlığıyla yükselen gülüşlerinin arasından:
"Sevmedim, bayıldım, bayıldım!" dedi.
Önceki tepkisinden beğenmediğini çıkarıp korkan genç adam prensesinin pembe dudaklarına oturttuğu gülümsemeleriyle, küçük çocuk misali ellerini birbirine çarpıp zıplayışlarıyla geri çekildi yanlış düşüncesinden.
Kafasını hafifçe sallayarak güldü.
Ahh, deli kız...
Karısı durunca ellerini kendi elleriyle hapsedip gözlerine baktı.
Sol eldeki baş parmak yumuşak yanağına çıkıp yerini almış, sevgiyle okşamaya başlamıştı.
"Burayı sevmekle beni ne kadar çok mutlu ettin bilemezsin"
Soru sorarcasına çatılan kaşlarından soruyu anlayıp cevabını bekletmeden hemen verdi kızıl vampir.
"Beğenmeyeceğinden korkuyordum"
Şaşırmıştı. Fakat yinede şaşkınlığını uzun sürdürmedi. Kocasına içtenliğiyle gülümseyen kadın aşkla açtı ağzını kalp kilidine.
"Böyle bir korkun olmasın sevdiğim. Ben senin elinin, kalbinin değdiği her yeri severimde, beğenirimde. Aksi mümkün değil zaten" sözleri tükenince yeri öpücüğüne verdi. Ayak ucuyla yükselmiş soğuk dudaklara sıcaklığını hissettirmişti. Bu onun için aşkın gücü olarakta geçebilirdi akıl sözlüğünde. Ama o, kalp sözlüğünü kullanmayı tercih ederdi hepsine.