57. bölüm · Miniğim
Miniğim
İstedi. Daha çok istedi yakışıklısı ateşinden. Buz tenini alevli tenle birleştirmek istedi tutkuyla. Ama izin vermedi dudak sahibi. Geriye çekilip karşı gözlerin derinliğine indi sadece.
"Devamını biliyorum sevgilim" demesi yetmişti aşığına.
Öpücüğün etkisi altında kalıp yavaşça hislerini yumuşatan bay Toronto, gülümsetti kıvrılan kırmızı dudaklarını.
" Senin için susuyorum bebeğim. Ve şunu da söylemeliyim ki, vampir olmanın verdiği yetkiyle yanmadım güzel kızım, endişelenmene gerek yok" dedi son kısmını ekleme yaparak.
Bu sakinleşme kendi gibi güzeldi ancak o, sakin olmasına izin vermeyecek, biraz eğlenecekti. Her mutlu anlarda onu çıldırtan kocasını azıcıkta olsa sinir etmeliydi tatlı intikamı almak adına.
"Yanmadıysa iyi" deyip durdu. Devamında ise tek bir kelime söyledi planını başarabilmek için.
"...Kıskancım"
Öncesinde algılayamayan Alex konuştu ama sadece iki harf söyleyebildikten sonra hisleri farkedebilmişti olan biteni.
"Ev..." gözlerinin ani büyümesiyle cümlesini durdurup çatılan kaşlarıyla geri döndü hayatının anlamına.
"Dur bir dakika. Sen, sen ne dedin bana?"
Göz bebeklerini asıl amacını istemeden belli ederek kaçıran küçük kız, adımlarını uzaklaştırarak:
"Yanmadıysa iyi dedim" dedi ölümsüzüne. Ne var ki genç adam inanmamıştı kraliçesinin söylediğine. Kısılan gözleri, çatılan kaşları giden her adıma inat bir adım daha atıyordu sessizce.
"Hayır ondan sonra başka bir şey dedin"
"Yoo, demedim " Toronto hanım inatçıydı lakin farkında olmadığı şeyler de vardı o sırada. Mesela bay Toronto'nun kendisinden de inatçı olabileceği gerçeğini unutuyordu her defasında.
Gökkuşağı üzerine yürüyerek:
"Maya bana o dediğini söyler misin lütfen?" diye sordu sorunun soru olmadığını belirtmeyi unutturmayarak. Prensesi ise yakalanmaktan korkarak geriye doğru yürümüştü yavaş heyecanlarla.
"Bir şey demedim ki"
"Yalan söyleme minik. Ondan sonra başka bir kelime kullandığını ikimizde biliyoruz"
"Ya bir şey demedim!" diye cümlesini tekrar edip ansızın gülen çığlıklarla koşmaya başladı dünyalar güzeli.
Tepkisi zamanla değişen vampir prens koşuştan dolayı herşeyi sonunda kavrayabilmiş, devrilen gözlerinin verdiği hızla saniyeler içerisinde sevdiğini yakalayıp kolundan tuttuğu gibi kendine çekmişti.
Kavranan belinden gelen soğukluk daha demin işlediği suçu tatlı tatlı ortaya çıkarırken, bakışlarını aşağıya indirdi huzuru.
Ağzını dahi açmayan Alex susup; aşk dolu irisleriyle karısına bakışlarını değdiriyordu sadece. Dakikalar geçip giderken utangaç kız daha fazla dayanamayıp başını kaldırdı ve:
"Sokak ortasında saatlerce böyle mi kalacağız?" diye sordu masum ses tonuyla.
Umursamaz tavırlı yakışıklı genç soğukluğunu korumaya çalışarak en derinine baktı "İtiraf et artık" dercesine.
"Cümlenin devamında ne dediğini söylersen, belki bırakırım"
Yok. Bırakacak gibi değildi gerçekten. En iyisinin itiraf etmek olduğuna karar veren sevgilisi oflayarak söyledi söylemesi gerekeni.
"Kıskancım dedim, oldu mu? Rahatladın mı?"
Ciddi mimiklerinden kurtulan kızıl saç gülümseyerek iki eliyle kız arkadaşının yanaklarını sıkıştırıp burnunu burnuna sürttü.
"Ben kıskanç mıyım?"
Hiç tereddüt etmeden buruşan yüzüyle cevabını verdi kadını.
"Evet"
Gülerek ellerini geri çeken adam arada gülmesi devam ederken:
"Sen benden de kıskançsın o zaman" dedi eğlenmeyi sürdürerek.
Fakat eğlence anlayışı sevdiğine ters taraftan dönüş yapıp sinirlendirince küçüğü ellerini beline koyup yalancı öfkeyle bakışlarını attı.
"Ne alakası var ya? Ben hiç kıskanç değilim bir kere" sitem edişlerini ciddiye alamayan kocası kahkahkalara boğulmuştu. Ağzını durdurmak istiyordu aslında ancak güneşi onu güldürdükçe bu, imkansız hala bürünüyordu.
"Daha demin kıskancım diyordun ama"
Bu sözlerin gelişiyle bir yandan ne zaman dediğini düşünen Maya, bir yandan da haklı çıkmak isteyen tarafıyla laf yetiştirmeye çalışıyordu aşığına.
"Aaa, kuru iftira. Ben o cümleyi kurduğumu hatırlamıyorum"
Flörtöz bakışlarla sinsice adımlar atan gökkuşağı sırıtarak:
"Hatırlatırım istersen" deyince fesat düşüncelerine yol verdi miniği. Kızaran yanakları eşliğinde tam yeniden kaçacak iken erkeği hızıyla birlikte izin vermeyerek tuttuğu gibi sırtına aldı onu.
Kalp anahtarı gülerek çığlıklar atarken kendisi de kahkahalar patlatarak tam karşılarında bulunan denize doğru getiriyordu sevdiğini, eğlencesine eğlence katmayı hedefleyerek. Kafasını sağa sola oynatan ruhu denizi görmesiyle beraber bu sefer fazla fazla çığlık atmaya başlamıştı.
"Hayır Alex!! Sakın yapma!! Aleex!! Lütfen indir benii!!"
Fakat kalp kilidi umursamaz tavırlarını ortaya koyarak denizin az ilerisine kadar gitti ve boyunu geçmeyeceğini düşündüğü yerde indirdi kraliçesini. Islanan ömrü suyun soğukluğunun ve sevdiği adamın yaptığı sinsiliğin verdiği yetkiyle, tam bir şeyler diyecekken o, izin vermeyerek dudağına yapıştı bu sefer saliseler içinde.
