29. bölüm · Miniğim

Miniğim

Esra Yeral

Akşama doğru ikisinin de işi bitmişti. Şaşırtıcı bir biçimde üstelik Alex bu süre boyunca hiç kendisine ilişmemiş, sakin sakin işini yapmıştı.
Yavaş yavaş gözüne girmeye başlamıştı Maya'nın. Ancak daha fazlasını yapmak istiyordu. Cafeden çıkar çıkmaz başını karısına çevirip:
"Maya, biraz şu aşağıdaki göle doğru yürüyelim mi?" diye sordu sesi özgüvensiz gibi çıkarken.
Ve bir anda hiç beklenmedik bir şey oldu. Maya daha düşünmeden direkt kabul edip "Olur" demişti. Niyesini bile sormamıştı. İşte bu Alex'in yüzündeki gülümsemeyi gün yüzüne yeniden çıkardı. Demekki artık güveniyordu ona. Bu iyi bir ilerlemeydi.
Az sonra göle yetişmişlerdi. Günbatımı göldeki suyun üzerinde adeta sanat eseri bırakıyordu. Rüzgar ise ılık ılık eserken yüzlerine dokunarak yumuşak hissayatından bırakıyordu. Öyle ki buna balıklar dahi bayılmıştı. Oyun oynar gibi yüzmelerinden belliydi bu.
Alex Maya manzarayı hayran hayran izlerken boğazını temizleyip konuşmaya başladı.
"Maya... Seninle yaşadıklarımız hakkında konuşmak istiyorum. Bu sefer sakince ve olgunca. Eğer sende istersen tabii"
Sadece gülümsedi minik. Sadece gülümsedi ve başını "Olur" anlamında salladı.
Maya'nın sıcakkanlı oluşu onu rahatlatmaya yardımcı olmuştu. Gerçekten hazır ve nazırdı şimdi.
"Ben...seni hep kırdım, üzdüm, yıprattım, yordum. Hatta sana çoğu zaman gereksiz yere sinirlenip kızdım. Üstüne birde bağırıp çağırdım. İçinde ne yaşadığını tam anlayamadan oyuncak gibi kendimden bi' uzak tutup, bi' yakınlaştırdım. Tüm acılarımı senden çıkardım..."
Alex susmuştu. Ama konuşması bittiği için değil, son cümlelere doğru gözlerinden gelen yaşlardan dolayı susmuştu. İçinden "Aşkta gurur olmaz Alex" dedi ve iki ayağını yere koyup diz çöktü. Elleri birbirine birleştiğinde bile titriyordu. Tarif edilemezdi önceden yaptığı pişmanlıkları düşünüp, onları yaptığı için acı çekmesi. Fakat geri alamazdı belki ama yinede değişip daha iyi biri olabilirdi. Tüm gücüyle bunu deneyebilirdi.
Ellerini dua eder gibi birleştiren Alex tekrardan konuşmaya başladı.
"Lütfen Maya, lütfen. Lütfen tekrar deneyelim. En azından arkadaş olarak başlayalım bu ilişkiye. Ama ne olur beni bırakıp gitme. Beni dışlama. Biliyorum, aslında hakediyorum şuan yaşadıklarımı. Ancak öyle pişmanım ki.
Ve belki ağzın affettim desede için affetmeyecek lakin yine de, özür dilerim sevdiğim. Önceden yaşattığım her şey için özür dilerim. Umarım beni sadece ağzınla değil kalbinle de affedebilirsin. Çünkü emin ol ki bundan sonra daha iyi bir Alex olacağım. Sana layık olmak için ne yapmam gerekiyorsa hiç üşenmeden yapacağım sana yemin ederim. Yeter ki bir şans daha ver bana "
Sesi tir tir titriyordu. Ancak ağlamıyordu. Sadece göz yaşları tane tane dökülüyordu. Ve bunu Maya büyük şaşkınlıkla izliyordu. Bunca zaman boyunca sert, güçlü, dimdik duran ve kendisi de dahil olmak üzere herkese emir veren Alex Toronto, diz çökmüş, ellerini birleştirmiş karısından özür diliyordu. Olamayacak bir şey ya da olmaması gereken bir şey değildi bu. Hatta tam tersine en olması gereken buydu. Lakin öyle bir vampirin bunu yapacağını düşünemezdi.
Kendiside onun gibi titriyordu. Yaşadıkları ve yaşayacakları... Hangisi daha ağır basıyor, bilmiyordu.
Alex'in dediklerini sindirmeye çalışırken konuşmadan önce kocasını yavaşça ellerinden tutup ayağa kaldırdı.
Gözler yeniden buluşmuştu. Fakat biri kırgın biri pişmandı.
"Sen Alexa'yı severken mi, seni affedeyim?"
Alex hayır anlamında başını sallayıp:
"Hayır Maya. Ben onu çok eskiden sevdim. Oysa seni gördüğüm ilk günden beri kalbimde tek sen oldun. Ve artık sadece sen varsın, sadece sen olacaksın" dedi.
Maya inanmak istiyordu, ama istemiyordu da.
Onunda gözleri dolmuştu. Ellerini Alex'in ellerinden çekip geriye gitti.
" Bir 100 yıl da ben kalırım herhalde orada değil mi?"
Sevdiğinin her çektiği adımı kendisi ileriye alıp gözlerine, en derine baktı.
" Maya lütfen anla artık! Ben seni seviyorum onları değil! Aşığım sana ya, aşık! Delicesine seviyorum, akıllıca seviyorum, her türlü seviyorum seni! Ama sadece seni seviyorum"
Evet. Alex aşkını bağırarak karısına değil tüm evrene itiraf etmişti.
Belli etmese de yumuşamıştı Maya. Aldığı itiraf ve istediği özrü almak mutlu etmeye yetmişti onu.
"...seni hep kırdım, üzdüm"
Doğru. Onu kırmıştı, üzmüştü.
Göz yaşları gözükmesin diye eğdiği başını gözyaşlarını silerek kaldırdı.
" Frida Kahlo'nunda dediği gibi ''Sen beni üzmedin ki, ben seninle ilgili boş hayaller kurup kendimi üzdüm'' "
Alex bu söze sadece miniği gibi başını eğip:
"Ne diyebilirim ki, haklısın " dedi. O kadar masum ve tatlı tatlı duruyordu ki... Şanslıydı onun gibi bir kocası olduğu için. Ya kötü biri olsaydı...
Hüzünlü havayı dağıtmak adına sıcacık gülümseyip:
"Ama that's fine, arkadaşım"
Arkadaşım kelimesini duymasıyla başını kaldıran Alex göz yaşlarını silip Maya'nın onu affetiğini algılayamadı önce. Ne var ki algıladıktan küçük çocuk gibi gülümsemeye başladı.
Yani iyi tarafından düşünecek olursak arkadaş kalmışlardı. Buna da şükrediyordu.
Sonuçta ne derler bilirsiniz; Kadın her halde sevdi, adam herhalde sevdi.
Maya devam eden gülümsemesiyle:
" Artık gidelim mi?" diye sordu. Hava kararmış güneşin tam batmıştı.
"Olur" dedi Alex ancak tam hareket ettiklerinde ağzını tekrar açıp "Maya?" diye seslendi.
Arkasına dönüp karanlıkta parlayan gözlere baktı sevdiği.
" Efendim?"
Kocası ona yaklaşıp gülümsedi.
" Bana iyi geliyorsun minik. Yanımda olduğun için teşekkür ederim"
Maya da gülümsedi tekrardan karşılık olarak.
"Lafı bile olmaz arkadaşım"
İşte şimdi herşey yerine tam oturmuştu. Ancak ikiside bir şeyi unutmuştu.
Son 15 gün...
***