4. bölüm / 14
Merdivendeki gölgeİlk buluşmamız
Bölümler 14Şu an: İlk buluşmamız
- 1 Gelin Sizi 8 Yıl Öncesine Götüreyim:78 kelime
- 2 Her şeyden önce ben…133 kelime
- 3 Uzay’ın hayatıma girişi247 kelime
- 4 İlk buluşmamız428 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Çocuk aklıyla yaşadığımız günler347 kelime
- 6 Her şeyi değiştiren o fotoğraf304 kelime
- 7 İstanbul’dan ayrıldıktan sonra220 kelime
- 8 Yıllar sonra onu yeniden görmek305 kelime
- 9 Yeniden umutlanmak480 kelime
- 10 Beni yeniden terk edişi444 kelime
- 11 Bir yıl boyunca kendimi toparlayamadım116 kelime
- 12 Son görüşmemiz298 kelime
- 13 Peki, çocukluk aşkı diye bir şey var mı?243 kelime
- 14 Son söz11 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sevgili olduktan yaklaşık iki hafta sonra İstanbul’a gidip Uzay’ı görecektim. Hâlâ ona âşık değildim ama ona alışmış, içten içe bağlanmıştım. Beni bir şekilde anladığını hissediyordum.
İstanbul’a gittim. Yaklaşık yedi ay kalacaktım. Amcamların evinde kalıyordum, babam da benimle gelmişti. Birkaç yere bakıp ev tutmaya çalışıyordu.
Fakat Uzay’ın da aile ziyareti için köye gittiğini öğrendim. Onunla görüşemeyecektim. Buna çok üzülmüş, ona küsmüştüm. Beni bu kadar üzdüğünü bildiği için ailesinin tatilini kısaltmak üzere elinden geleni yapmış. Normalde yirmi gün kalacakken bir hafta içinde dönmüş.
Sonunda ilk kez buluştuk.
Hayatımda o kadar heyecanlandığım çok az an vardır. Onu gördüğümde ikimiz de birbirimizden utanıyorduk. Arkadaşıyla gelmişti. Normalde mesajlarda çatır çatır konuşan çocuk, karşımda susup kalmıştı. Merdivenlere oturmuş, başını kaldırıp bana utanarak bakıp gülüyordu.
İçimden, “Acaba beni beğenmedi mi? Yeterince güzel değil miyim? Hâlâ kilolu mu buldu?” diye geçiriyordum.
O da en az benim kadar heyecanlıymış. Avuç içleri terliyormuş. Arkadaşı ona bakıp gülüyor, “Normalde böyle değildir yenge, bunun asıl hâlini görsen,” diyordu.
Bir süre sonra acil eve gitmem gerekti. Ona, “Hadi kalk da sarılayım, gideceğim,” dedim.
Kalkmıyor!
İki kolundan tutup ayağa kaldırmaya çalışıyorum, o yerinden kıpırdamıyor. “Kalkmazsan gitmem,” diyorum. O da “Sen git, ben sonra kalkacağım,” diyor.
Yahu kalk be adam! Pardon, ergen! SJSJSJ.
Sonradan neden kalkamadığını öğrendim ama ilk buluşmanın hatırına onu burada anlatmayayım.
Sonraki günlerde her gün görüşmeye başladık. Önceleri kalabalık arkadaş ortamlarında takılıyor, gülüp eğleniyorduk. Sonra ikimiz de baş başa vakit geçirmek istedik. İki ergenin okul, ders ya da başka bir derdi yokmuş gibi bütün gün beraber geziyorduk.
Uzay benden iki yaş büyüktü. Ben 14, o 16 yaşındaydı. Babasının restoranı vardı ve ona sürekli harçlık veriyordu. Babam da sağ olsun, bana para konusunda destek olurdu. Böylece nadiren parasız kalır, kafelere gider, motosikletle gezer, İstanbul’u keşfederdik.
Bir gün sinemaya gittik. Salonda bizden başka kimse yoktu. Bir süre sonra arka sıralara bir çift geldi. Öpüşmeye başladılar. Biz de birbirimize bakıp gülmekten filmi izleyemedik. SJSJSJ.
Birkaç gün sonra ilk öpücüğümü aldım.
Uzay yavaşça bana yaklaştı, elini yüzüme koydu ve dudaklarını dudaklarıma değdirdi.
İşte o an…
Kelebekler, heyecan, utanç, kafamın içindeki binlerce düşünce…
Öpücükten sonra kahkaha atıp “Öpüşmeyi bilmiyorsun,” dedi. Çok utanmıştım. Hemen savunmaya geçip “Biliyorum!” dedim.
“Neden kızardın o zaman?” diye sordu.
Daha da utandım.
Sonra bana sarılıp “Seni her hâlinle çok seviyorum,” dedi.
O dönemde 38 kilodan 45 kiloya kadar çıkmıştım. İyileşmeye başlıyordum. Bana iyi gelen şeyleri fark etmekte zorlandığım zamanlarda bile onun yanımda olması bana iyi hissettiriyordu.
Uzay’ın da sorunları vardı. Çevresi pek iyi değildi; serseri arkadaşları, saçma sapan olayları eksik olmazdı. Ben de elimden geldiğince onu o ortamdan uzaklaştırmaya çalışıyordum.
Yanlışlarımız çoktu ama ikimiz de çocuktuk. Yaptıklarımızın sonuçlarını anlayabilecek yaşta değildik.
Bölüm etkileşimi
