10. bölüm / 14
Merdivendeki gölgeBeni yeniden terk edişi
Bölümler 14Şu an: Beni yeniden terk edişi
- 1 Gelin Sizi 8 Yıl Öncesine Götüreyim:78 kelime
- 2 Her şeyden önce ben…133 kelime
- 3 Uzay’ın hayatıma girişi247 kelime
- 4 İlk buluşmamız428 kelime
- 5 Çocuk aklıyla yaşadığımız günler347 kelime
- 6 Her şeyi değiştiren o fotoğraf304 kelime
- 7 İstanbul’dan ayrıldıktan sonra220 kelime
- 8 Yıllar sonra onu yeniden görmek305 kelime
- 9 Yeniden umutlanmak480 kelime
- 10 Beni yeniden terk edişi444 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Bir yıl boyunca kendimi toparlayamadım116 kelime
- 12 Son görüşmemiz298 kelime
- 13 Peki, çocukluk aşkı diye bir şey var mı?243 kelime
- 14 Son söz11 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O gece eve döndükten sonra ona uzun bir mesaj yazdım.
Mesajımı gördü ama cevap vermedi. Saatler geçti, aradım, açmadı. Üç gün boyunca ne mesajlarıma ne de aramalarıma döndü.
Bir hafta geçti.
Dayanamayınca annesini aradım. Bir haftadır kendisine ulaşamadığımı, ne yapacağımı bilemediğimi söyledim. Annesi onunla konuşacağını söyledi.
Bir süre sonra annesi beni aradı. Uzay’ın ona, “Şimdi değil, sonra konuşacağım,” dediğini anlattı.
Ben ise hâlâ bir açıklama bekliyordum.
Sonunda annesi, bir gün evlerine gelip onunla konuşmamı önerdi. Uzay uyurken gittim. Onu usulca uyandırdım.
Ama beni gördüğüne hiç sevinmemişti. Aksine, çok sinirliydi.
Üstünü giyinip balkona geçmesini bekledim. Sonra karşısına oturdum.
“Neden böyle yapıyorsun? Bir sorun varsa benimle konuşabilirsin. Biliyorsun, bana anlatabilirsin,” dedim.
Sessiz kaldı.
“Beni sevmiyor musun?”
Yine sustu.
“Peki, seviyor musun?”
Yine cevap vermedi.
Sonunda bana, “Sen de aynı şeyleri yapmadın mı?” dedi.
Geçmişte benim de onu incittiğimi, başka biriyle konuştuğumu, onun güvenini kırdığımı hatırlattı.
Haklı olduğu noktalar vardı. Ben de ona haksızlık etmiştim. Ama onun da bana yaptıklarını anlamaya çalışıyordum.
Ona, “Benden intikam mı alıyorsun?” diye sordum.
Hayır dedi.
Fakat içimdeki şüphe geçmiyordu. Çünkü bana göre yaptığı şeyler, geçmişte yaşadıklarımızdan çok daha ağırdı.
“Bitti mi?” diye sordum.
Cevap vermedi.
“Bitmedi mi?”
Yine sustu.
Artık dayanamadım. Öfkeyle oradan ayrıldım. Annesi ne olduğunu sorunca, annesine bile saygısı olmayan birini hayatıma alamayacağımı söyledim.
İşe gittim ama bütün gün ağladım.
O dönem çalıştığım iş bana artık dar geliyordu. Her gün ağlıyor, onu düşünüyor, tekrar tekrar mesaj atıyordum. Yaklaşık bir ay içinde on kilo vermiştim.
Sonunda işten istifa ettim. İhbar süremi bile tamamlamadan ayrıldım. İş yerinden arayıp geri dönmemi istediler ama gitmedim.
Ailem depresyona girdiğimi anlamıştı. Bu kez yaşadığım şey, ergenlikteki gibi geçici bir üzüntü değildi. Yemeğimi yiyordum ama içimdeki acıyı susturamıyordum.
Bir zamanlar bana verdiği vesikalık fotoğrafı vardı. “Ne olursa olsun bunu sakla, ayrılsak bile,” demişti.
O fotoğrafı ellerimle yaktım.
Gözlerinin içine bakarak değil, elbette; fotoğrafı yakarken gözyaşlarıma engel olamıyordum. Bir yanım fotoğrafı saklamak istiyor, diğer yanım ondan geriye hiçbir şey kalmasın diye uğraşıyordu.
Bir de bana bir şarkı vermişti. Papatya.
“Bu şarkı sensin, senin için yazılmış,” demişti.
Yıllarca o şarkıyı dinledim. Her dinlediğimde onu hatırlıyor, ağlıyordum.
Bir süre sonra sosyal medyada onun başka bir kızla fotoğraflarını gördüm.
Demek ki o kız hâlâ hayatındaydı.
Benimle yeniden yakınlaştığı dönemde de onunla birlikteymiş. Bana ayrıldıklarını söylemişti ama anladığım kadarıyla gerçek öyle değildi.
Kıza ulaşmaya çalıştım. Yazdığımda ya cevap vermiyor ya da küfrediyordu. Uzay’a, onun da bunları bilmesi gerektiğini söyledim.
Uzay ise kızın bana cevap vermeyeceğini, verse bile en fazla küfredip engelleyeceğini söyledi.
O gün kendime çok kızdım. Nasıl inanmıştım? Nasıl yeniden umutlanmıştım?
Bir erkeğin uzun bir ilişkiden çıktıktan hemen sonra yeni bir ilişkiye başlamasının ne anlama gelebileceğini o zamanlar anlayamamıştım. Bana söylediği şeylere inanmak istemiştim.
Ve bunun bedelini yine ben ödemiştim.
Bölüm etkileşimi
