Meftun kitap kapağı

5. bölüm / 40

Meftun

5.

Vaveyla Yazarı: Nova .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: 5.

Ay heylooo! Nasılsınız dostlar? Yine sizin kaçık yazarınız geldii 😝💃
Ben geldiysem yine kaos var demektir. Umarım satırlarımın arasında kendinizden bir parça bulur, okurken benim kadar keyif alırsınız.🥰
O hâlde lafı fazla uzatmadan, hepinize şimdiden keyifli okumalar!

************************************************************************************

5.
"-Nişan deyince yüzünü görmeliydin!" Yasemin'in gülüşü ekranı sarstı resmen, ses o kadar yüksek geldi ki yan komşu bile duydu sanırım. Görüntüde sadece kocaman açılmış ağzı vardı bir süre. Gözlerimi devirdim, telefona öyle bir baktım ki elimde olsa ekranın içinden uzanıp kafasına bir yastık fırlatırdım. Ama ne var kı odamda, pijamalarım, dağınık saçlarım, moralim yerle bir olmuş hâlde yatağın ucunda çapraz oturuyordum. Gecenin yorgunluğu üzerimden akmamış, ama Yasemin'in neşesi taş gibi oturmuştu göğsüme. "-Yasemin!" dedim sonunda dayanamayarak. "-Gülüp durmasana, o an yerin dibine girdim" Kameraya dik dik bakarken yüzümdeki utancı bastırmak için dudaklarımı ısırdım. O sofradaki bakışları, donup kalışımı, içime akan ateşi yeniden yaşadım sanki. Burnumun ucu kızardı mı acaba? Hâlâ kızarıyor muydu?

"-Hem ayrıca öyle dan diye 'nişan ne zaman' diye sorsa, herkes yanlış anlardı!" Elimle kıvırcık saçımı düzelttim, ama nafile. O cümle hâlâ kafamda yankılanıyordu. Yasemin sesini toparlayarak "-Ama bak bu konuda haklısın işte" dedi, ama hâlâ kıkırdarken. "-Abim de acele etti, daha yeni dönmüş nişan ne zaman diyor" Allahım.. sana geliyorum. Yasemin yaptığı şakadan sonra yeniden kahkaha attığında "-uff!" diyerek hem utançtan hem de sinirden çığlık attım. Sonra burnumun ucuna kadar yorganı çekerken mırıldandım: "-rezil oldum değil mi?" Sırtımı yatağın başlığına yasladım, dizlerimi karnıma çektim. Konuşurken ellerimle ayak bileğimi ovuşturuyordum, sanki orada utanmamı silebilecek bir düğme varmış gibi. "-Yok kızım, ne rezilliği" dedi Yasemin yumuşayarak. "-Altı üstü aval aval abime baktın" Yanaklarım bir kez daha yandı işte o anda. Aval aval dedi ya... Gerçekten de öyle miydim? Herkes görmüş müydü? O bakışı... Sanki zamanı o an durmuştu da ben bir tek onun gözlerine tutunmuş kalmıştım.

Gece bitmesine rağmen değerlendirmemiz hala bitmemişti. "-Yasemin!" Yeniden gülmeye başladığını görünce içimden yeter artık diye geçirsem de bu kız bana hem merhem hem yara gibiydi. "-Ya sen ne biçim arkadaşsın? İnsan bir rahatlatır, yalandan da olsa avutur" Yastığıma kapandım yarı ciddi yarı şımarık bir ses tonuyla, ama içimdeki kırıntılar ciddiydi, çünkü onun kahkahası benim utancıma biraz benzin döküyordu. "-E bizde böyle kızım" dedi umursamazca. "-Beğenmiyorsan başkasına bakacaksın" Göz kırptıktan sonra kahvesinden bir yudum aldı, sanki konuştuklarımız gecenin en sıradan muhabbetiymiş gibi davranıyordu. Halbuki benim içimde küçük bir kıyamet vardı hâlâ. İç çektim, bir an ekranla arama mesafe koyup sonra yine yaklaştım. "-Gerçekten çok mu belli ettim?" dedim fısıltıya yakın bir tonda. Yirminci soruşumdan bunalmış gibi "-Ay saçmalamasana Meyra!" dedi sonunda Yasemin, bu kez sesinde azıcık ciddiyet vardı. "-Hiçbir halt belli etmedin, keşke belli etsen de kurtulsak"

Gözlerim bir an büyüdü, ne demek ıstedığını kavrayamadığımdan "-O ne demek şimdi?" diye sorarak ekranda Yasemin'in gözlerinin içine baktım. O ıse iç çekişle açıkladı "-Sen diyorum, canım baktın diye ancak kızar, o sırada Sude cadısı abimin yanında otursun" O an gözümün önüne geldi, o masa... Yutkundum. Başımı arkaya attım. "-Ne yapacağım ben şimdi ya? Hiçbir türlü oluru yok bu işin" dedim, sanki kendi kendimi ikna etmeye çalışıyordum. "-Anladım ki ikisini de. Arkadaşlar mı yoksa-.." Devam edemedim. "-Yoksa falan yok Meyra" dedi Yasemin hemen. Sertti bu sefer, ayrıca kendinden son derece emin. Gözlerini kırpmadan bakıyordu. "-Olsa ben bilmez miyim hem?" Kıpırdandım, ardından dizlerimi biraz gevşettim. "-Yok mu yani?" Dedim dudaklarımı sarkıtarak. Yasemin nefes vererek "-Yok diyorum, bana inansana" dedi, sesindeki yumuşaklık bu defa kalbime sızdı.

Ama yine de içimdeki kuşku kıpırdanıyordu. "-Hadi onu geç, Devran bana o gözle bakmaz ki" Gözlerim bir noktaya takıldı, Gri hırkamın kolundaki ipliği çektim istemsiz. Bazen susmak konuşmaktan daha çok şey söyler ya... tam öyleydim. "-Hah! Sen gel onu külahıma anlat" diyen Yasemin'in gözleri parladı o an. "-Niye öyle dedin?" dedim hızla doğrulup, kalbim güm güm. "-Bir şey mi söyledi biz gittikten sonra? Ha? Devran bir şey mi dedi yoksa?" Heyecanla ekrana yaklaştım. Dudaklarım aralıktı, elimle telefonun kenarını öyle bir sıktım ki sanki ekranın içinden geçip Yasemin'i sarsabilirdim. Kalbim bir garip atıyordu, konuşmanın yönü Devran'a dönünce o bildik çarpıntı da yanı başımda oturmuştu sanki. "-Kızım bir nefes alsana" dedi Yasemin gülerek. Yüzü hâlâ muzipti, ama sesinde azıcık endişe vardı. "-Söylemedi bir şey..." Bir duraksama yaşadı, ama o duraksamanın içinde kırk tane kelime gizliydi. "-Ee? O zaman?" Sesim çatallı çıktı, hem meraklıydı hem hazırlıksız.

Dudaklarımı yaladım, farkında olmadan ayağımı yere vuruyordum. "-Kızım göz var nizam var, abim ne biçim sarıldı sana" dedi Yasemin, gözlerini kısarak. Tüylerim diken diken olurken yutkundum. Görüntüde bir şey yoktu, ama benim içimde yangın başlamıştı. "-Of kızım ben de bir şey var sandım" dedim bozulmuş hâlde, kendimi geri yaslarken. Dudaklarım büzüldü, kendi içimdeki hevesle kavga ediyordum sanki. "-Yok mu?" dedi Yasemin, gözünü kırpmadan bana bakarak. Gözlerinin içine bakarken cevaplayamadım. Bilmediğim bir gerçek benimle henüz tanışmamış bir umut gibi. "-Var mı?" dedim fısıltıyla, sanki kelimeyi ben değil de kalbim sormuştu. Cevabını bilmek istemeyen, ama duymak zorunda olan bir hâl... Yasemin omzunu silkti, sonra kısık sesle devam etti. "-Onu geçtim, öyle bir garip oldu sanki seni görünce" İçimden bir "ah!" koptu. Başımı yana eğdim, saçlarım omzuma düştü. "-Yasemin böyle yaparak beni heveslendiriyorsun, anlıyorum ama-" Cümle yarım kaldı, ama bu sefer sözümü kesen Yasemin değil çalan kapının sesiydi.

Bir an ben irkildim, sonra sesin Yasemin'in odasından geldiğini fark ettim. Ama görüntülü konuşmada olduğumuz için onun ne duyduğunu ben de duyuyordum. O da anlamıştı, yüzünde anlık bir panik belirdi. "-Bir saniye" dedi fısıltıyla ve arkasına döndü. "-efendin anne?" Saçlarının ucu hafifçe savruldu, sesi kısıldı. Sonra kapıya yürüdü, kamerada onu izlerken o ses geldi. "-Annem değil, benim Yasemin" Donup kaldım. O ses... O tanıdık, kalbimin köşelerine çivi gibi çakılmış ses. Devran. Boğazıma bir şey düğümlendi, Yasemin'le göz göze geldik. Gözbebeklerim büyümüştü, ekrandaki hâlimi gördüğümde kendi şaşkınlığıma şaşırdım. "-Sakın kapatma!" diye bağırdım. Yasemin bir kaş kaldırdı, sonra hemen elini uzatıp "şşşt" işareti yaptı. Panikle sesi kıstı, ama görüntüyü kapatmadı. Telefonu yatağın üzerine koyarken "sakin sesını çıkarma" diye dudaklarını oynattı. Kamera tavana çevrilmişti artık. Gri alçı tavan ve hafifçe eğilmiş, sarkan o küçük lamba dışında hiçbir şey görünmüyordu, ama her sesi duymaya devam ediyordum.

"-Gel abıcığım" Yasemin konuştuktan sonra birkaç dakika sessizlik oldu, bu sırada bende konuşmadaki sesimi kapatmayı ıhmal etmemiştim. Sonra hafifçe aralanan kapının sesi geldi. "-Uyumuyordun değil mi?" Devran'nin sesını duymamla başımı arkaya attım, o kadar düşünceliydi ki.. "-Yok abıcığım, daha uyumadım, gel sen" Yasemin'in sesi yine o tanıdık, güvenli tonundaydı. Sanki hiçbir şey olmamış gibi, sanki ben onların konuşmasını gizlice dinlemiyormuşum gibi. Kapı kapandığında Devran artık tamamen içerideydi. Ben de yatağımın ucunda, ayaklarımı karnıma çekmiş, telefon ekranından tavanı izleyen sessiz bir sığınağa dönüşmüştüm. "-Bir sorun yok, öyle değil mi?" Yasemin'in sesi dikkatliydi, ben bile nefesimi tuttum.

"-Yok yok" dedi Devran hemen. Hızlıydı, belki de gereğinden fazla çabuk. "-Ben sadece biraz abi kardeş hasret giderir, konuşuruz diye geldim" Yalan... Sesinden belliydi. Yasemin de yutmadı tabii. "-Hadi hadi, ne oldu söyle hadi, sen öyle gelmezsin benim kapıma" Sesi alaycı, ama sevgi doluydu. Gülümseyerek söylediği belliydi. Devran'ın güldüğünü duyduğumda yüzümde aptal bır gülümseme yerını aldı. "-Şuna bak ya, abisiyle nasıl konuşuyor? Küçük cadı..." dedi Devran, sahte bır kızgınlıkla. Yasemin ıse güldü "-Abi ya!" dedi, hala keyifle. "-Tamam tamam" dedi Devran, ardından birden bire ton değişti. "-Ben sana bir şey soracaktım aslında" İşte o an sırtımı dikleştirdim, nefesim göğsümde birikti. Sormak istediği şey neydi? "-Sor abi" dedi Yasemin. Kısa bir sessizlik oldu, sonra Devran'ın sesi Beklenmedik bir isimle bölündü. "-Batu" Gözlerim kocaman açıldı. "-Görüşüyor musunuz onunla?" diye cümleyi tamamladığında Yasemin'in sesi bir anlığına kayboldu gibi oldu. "-Batu abiyle mi?" Kelimeyi bitirirken sesi hafifçe tizleşti. "-Yoo, neden sordun ki?" Demek o da şaşırmıştı, yalnız değildim.

"-Emin misin?" Devran'ın sesinde ısrar vardı. Sanki çok şeyi biliyor da emin olmak için zorluyordu Yasemin'i. "-Abi, ne oluyor?" Yasemin artık duraksamıyordu. Onu tanıyordum, eğer ortada saçma bir şüphe varsa hemen sertleşirdi. "-Yok bir şey çiçeğim, sadece soru soruyorum" Bir şey vardı, Devran öyle kolay kolay hesap sormazdı. "-Dediğim gibi, öyle görüşmüyoruz. Arada bir görünce selam selam o kadar yani" Yasemin'in sesi hâlâ sakindi, ama ben artık yerimde duramıyordum. Telefon ekranında sadece tavan vardı, ama sesler kalbime işliyordu. Devran cevap vermedi bir süre, sonra o cümle geldi: "-Hümeyra görüşüyor mu?" Kalbim tekledi. Evet... Devran beni soruyordu! Beni! tüm benliğimle yorganın altına saklansam da nafileydi. Gözlerim irileşirken kalbim kulaklarımın önüne geçti. Yasemin'in cevabını beklerken içimde kıyametler kopuyordu. Oysa cevap netti, benim de Batu abiyle öyle aman aman bir iletişimim yoktu. Sık sık konuştuğum falan yoktu yani. Ama tabi bazen bir ortamda karşılaşırsak selam verir, hâl hatır sorardık. O kadar. Atalay'la arası bozulmuştu, ama yine de benim için hatırı vardı. Az mı çekmedi bizi bu adam? O da benim mazimin bir parçasıydı.

Devran'nin birden bunu sorgulaması hem şaşırmama hemde afallamama sebep olmuştu. Sebebini anlamıyordum, Yasemin de benden farksız değıldı. "-Niye soruyorsun?" diye sorarken tonunda şüphe vardı. Aferin kız, hemen kalkanı çekti. Devran'nin sesi sakın gıbıydı, ama ıçınde bir kıpırtı vardı. "-Kızım, merak ettim diyorum ya" Bu sıradan bir merak değil, altında başka bır şey vardı da neydi çözememiştim. "-Ya abi, Allah aşkına nereden geliyor bu sorgu sual gece gece?" Yasemin'in sesi netti artık, kafasının tası atmak üzereydi. Benim ise iç sesim çığlık çığlığaydı, anlamaya çalışıyordum. "-Yasemin" dedi Devran bu kez. Bir duraksama yaşadı, sonra sesini alçalttı. "-Doğru söyle, görüşüyor mu Hümeyra Batu'yla?" Hay Allah. Takmıştı çocuğa! Ama Yasemin, ah canım arkadaşım... Onu o an gözümde dev heykeller gibi büyüttüm, çünkü sesindeki ton değişti. Artık oyunu o yönetiyordu. "-Şimdi nasıl sorduğuna bağlı" Kaşlarım çatıldı, ne diyordu bu kız Allah aşkına?! Ben burada elim kalbimde can çekişiyorum, o hâlâ lafı uzatıyor. Yasemin bu işin şakası yok!

"-O ne demek Yasemin?" dedi Devran, sesi sertleşti. "-Batu'yla Hümeyra'nın arasında bir şey mi var?" Gözlerim kocaman açıldı. Ne?! Hayır! Hayır hayır hayır! Batu abi benim gözümde sadece... abi. Gerçekten. Onunla aramda herhangi bir şey olamazdı, olmamıştı da. Ama Yasemin hâlâ susuyordu ve bu konuşma çok saçma bır yere doğru gıdıyordu. Yasemin dudaklarını büzerek alttan alıyormuş, gibi ama içten içe kıvıl kıvıl bir tonda "-Hayırdır abi?" dedi. "-Ne var yani? Olsa ne olur?" Olsa ne mi olur? Olacak şey mi bu? Bir an yorganı fırlatıp susması ıçın bağırmak istedim, ama sesim yoktu. Sadece içimdeki çığlık yankılandı: Yasemin, ağzının ayarını bil!

Devran'ın biraz daha sertleşti. "-sen ne saçmalıyorsun Yasemin?" Kelime kelime bastıra bastıra söyledi, sanki her harfi Yasemin'in suratına yapıştırıyordu. Ama Yasemin'in umurunda bile değildi, tam tersine o tatlı gülümsemesiyle zehrini akıttı: "-Niye saçmalık olsun ki? İkisi de yetişkin, özgür insanlar. İsterlerse... birlikte olurlar" Sondaki o vurgu... Beni öldürdü. İsterlerse birlikte olurlar. Ne demek şimdi bu? Yasemin yıllardır abisine nasıl âşık olduğumu bilmiyor muydu yoksa beni delirtmek mi istiyordu?! Devran bir anda ileri atılmış gibi sesi bir oktav daha yükseldi: "-Olamaz efendim! Öyle bir şey söz konusu bile olamaz!" Ateş aldı. Yemin ederim, Devran alev aldı o an ve ben de tutuşmaya başladım. Beni mi kıskanıyordu? Gerçekten mi? O an içimde öyle bir şey oldu ki kalbim göğsümde yer aradı. Yasemin yine uzattı, ama çok iyi biliyordu ne yaptığını. "-Abi, ciddi misin sen?" dedi. "-Ne bu tepki? Kıyamet mi kopuyor sanki?"

Devran dişlerinin arasından konuştu, sesi bu sefer daha soğuktu, daha net: "-Batu'dan adam olmaz Yasemin" dedi hemen, bır zamanlar yakın olduğu kışı ıçın böyle konuşması gerilmeme neden olurken devam etti. "-O çocuk aşkın, sevginin ne olduğunu bilmiyor, insanların ne hissettirdiğini umursamıyor. Böyle adamlardan sadece kırık kalpler kalır geriye ve ben Hümeyra'nın gözlerinde o kırıklığı görmek istemiyorum" Yutkundu. "-Siz kardeş gibisiniz. Yanında, arkasında olman gereken kişi sensin. Neden bir şey demedin, neden uyarmadın onu?" İçimden "YAŞASIN!" diye bağırdım, ama dudaklarım kıpırdamadı. Yasemin sanki sorgu masasında değil de kahve içiyormuş gibi rahattı. "-Abi, Meyra zaten koca kız. Baya baya ne yaptığını bilen, aklı başında biri. Kendi kararını verir" Beni de ezdirmiyordu, canım kankam. Yasemin her ne yapıyorsa doğru yoldaydı diye düşünüyordum, taa kı Devran konuşana dek: "-Çocuk o daha Yasemin!" O ses tokat gibi yüzüme çarptı. İçim dondu o an, omuzlarım düştü. Karnıma yumruk yemiş gibi hissettim.

Içım titrerken Yasemin'in sesi keskinleşti "-Ne çocuğu Allah aşkına? Üstelik benimle aynı yaşta!" dedi, sinirlenmişti, belki de bunları duyduğum içindi öfkesi. Ama Devran durması, mümkünmüş gıbı daha parçaladı. "-Sen de çocuksun!" dedi ve ekledi: "-Senin ondan farkın mı var sanıyorsun?" Ve işte o an film koptu. Beni kıskanmıştı, evet. Ama kıskandığı şeye sahip olamayacak kadar büyütmemişti gözünde. Ben onun gözünde hâlâ dizine başını koyup ağlayan çocuk Hümeyra'yım. Ve bu.. nasıl denir? Çok kırıcıydı. Yasemin'in sesi biraz yükseldi, belli ki sıkılmıştı bu sorgulama halinden. "-Abi, senin derdin ne ya?" dedi, sesi çatır çattırdı. "-Ne bu Batu Abi meselesi? Ne Atalay abı ne sen, bir türlü çözemediniz gitti" Bir anlık sessizlik oldu. Devran bir an durdu, ama sonra soluduğunu ışıttım. "-Çözülmez de o öyle kolay kolay" dedi sonunda, sesi buz gibiydi. "-Hele bir yanlış bir şey yapsın bu sefer affetmem onu" Aralarına ne geçmişti cidden anlamış değıldım, ama belli kı bu mesela öyle kolay geçecek değıldı.

O an Yasemin biraz toparlandı, sesi yeniden normal tonuna bürünürken"-Batu Abi yanlış bir şey mi yaptı?" diye sordu. "-Eğer yaptıysa söyle de bilelim abi... Hümeyra da ben de ona göre davranalım" Kapalı bir dosya gibiydi Devran, bir türlü içine giremiyordun. Ama bu kez dudaklarını sıktı, gözlerini Yasemin'den kaçırmadan konuştu: "-Öyle basit bir şey değil Yasemin. Ama sende haklısın, anlıyorum yanı seni de" dedi, bılmedığı sebepten insana tavır alacak bır kız değıldı Yasemin, bende öyle değıldım. Devran bızı anlıyordu, ama bu gerginliğin sebebini ne kendısı nede Atalay açıklamıyordu. Cümlesini çok geçmeden bitirdi: "-Ben yarın konuşacağım Hümeyra ile, bu meseleyi de kapatacağım" Dur. Dur. Ne? Yarın mı? Yani benle mi? Benimle mi konuşacaktı Devran?! Aaa... Aaa... Sanırım şu an ruhum vücudumdan ayrıldı.

Yasemin de duydu bu bombayı ve şaşkınlıkla tekrarladı: "-Yarın mı?" Devran başını hafifçe sallamış olmalıydı. "-Evet, yarın" dedi. "-Belli ki Atalay anlatamamış. Ama bir an önce konuşayım da... boşuna kız da umutlanmasın ondan yana" Umut mu? Bana mı? Ağzım kurudu, kalbim hızlandı. Yemin ederim kalbim bir adım daha atsa ağzımdan düşecek. Yasemin aniden ciddileşti, sanki Devran'ın içindeki dikenleri sezmişti. "-Abi..." dedi, sesi titrek ama kararlıydı "-Onu incitme, olur mu?" Devran bir şey söylemedi önce Yasemin'in saçlarını okşamış olmalıydı, sonra alnına bir öpücük kondurduğunu duydum. O kadar şefkatliydi ki içim eridi. "-Merak etme çiçeğim" dedi. "-Ben ona uygun bir dille Batu'yla olamayacaklarını söyleyeceğim" Buna gerek yoktu, çünkü ben Batu abiye aşık değıldım. Sonra kalktı, yaslandığı sandalyeyi sessizce geriye itti. "-Hadi sen de uyu artık" dedi, yumuşak bır tonda. "-Gece gece rahatsız ettim" Yasemin'in cevabı gecikmeden gelmişti. "-Olur mu öyle şey abi?" dedi. "-Biliyorsun zaten... kapım her zaman sana açık" Devran kapıya yönelirken durmuştu "-Hadi, uyu artık bir tanem" Yasemin de aynı şekilde karışık verdi "-İyi geceler abi"

Odanın kapısı kapanınca bir sessizlik oldu, tavan lambası titrek bir gölge düşürdü duvara. Yasemin telefonu kaldırıp bana baktı, sonra gözlerini kapıya çevirdi. Ama hemen konuşmadı, elini havaya kaldırıp "şşş" işareti yaptı. Devran'ın ayak seslerini dinliyordu, adam evden çıkana kadar nefesini bile tutacaktı neredeyse. Bende onu beklerken gittiğinden emin olduktan sonra ekranı çevirip bana baktı ve fısıltıyla patladı: "-O neydi şimdi?" Ben hiç düşünmeden, refleks gibi haykırdım: "-Öldüreceğim seni!" Yasemin ne olduğunu bile anlamadan gülmeye başladı. "-Sana iyilik yapıyorum!" Sanki yaptığı şey minik bir yardım eliymiş gibi sırıttı. Dişlerimi sıktım, öfkem artık sıradan bir sitem değil içimdeki en kırmızı renkti. "-Devran, Batu abiyle ilişkim olduğunu sanıyor geri zekâlı! Ve bu senin yüzünden!" Yasemin hiç bozulmadı, hatta aksine gayet ciddi ve hafif burnu havada bir ifadeyle konuştu: "-Kızım, sen salak mısın?" Ardından omzunu silkti. "-Kıskandı adam, kıskandı!"

O an kalbim bir saniyeliğine ritmini kaybetti, ama hemen sonra mantığım geri geldi, hem de taş gibi. "-Kıskanmadı" dedim. "-Abi içgüdüsüyle konuşmak istiyor" Yasemin gözlerini devirdi. Yastığını kucağına aldı, bir yandan saçlarını düzeltti, bir yandan da konuşmaya devam etti: "-Her ne haltsa Meyra... abim gelecek ve seninle konuşacak. Sen de salak salak 'yok öyle bir şey' falan demeyeceksin" Bir saniyelik sessizlik oldu. Kalbim mideme indi. "-Saçmalama!" dedim yüksek seste. "-Asla ona Batu abiyle sevgili olduğumu söylemem" Yasemin'in kaşı havaya kalktı. "-Kızım, sevgiliyiz demeyeceksin zaten, sadece tam cevap vermeyeceksin. O kadar" Kafam karmakarışık olmuştu. Belirsizlik oynayalım, ama rolümü sen yaz, ben söylemeyeyim, o hissetsin mi diyorsun Yasemin? Ama öyle dedi işte. "-Ya sevgili olduğumuzu düşünürse?" dedim korkuyla. Sadece bunu düşünmek bile mideme ağrılar sapladı. Yasemin gülümsedi, hem de o şeytani gülümsemesinden. "-Düşünsün, daha iyi" dedi. "-Belki o zaman salak abimin gözü açılır da seni kardeşi gibi değil, bir kadın olarak görür" İşte o an ben de sustum, çünkü beynim o cümlede takılı kaldı: 'Bir kadın olarak...'

Kalbim bile sanki 'acaba?' diye mırıldandı içimde, sonra şüpheyle baktım Yasemin'e. "-Bir dakika..." dedim. "-Sen bilerek mi beni kıskanması için öyle geçiştirip durdun?!" Yasemin sanki bu soruyu haftalardır duymayı bekliyormuş gibi havalı bir şekilde doğruldu yastıkların arasında. "-tabii kızım!" dedi. "-Erkekleri bilmiyor musun sen? Biz kadın milleti olarak bir halt yapmazsak onlar öyle sittin sene mal mal oturur!" Öylece kaldım, ardından yutkundum. Kalbim utanmasa ona hak verecekti, ama aklım hâlâ bir ihtimalin peşinden sürükleniyordu: Ya Devran gerçekten kıskandıysa? Ben kafamda karışan düşüncelerle Yasemin'e döndüm ve şüpheli bir şekilde sordum: "-Oyun mu oynayacağız yani?" Yasemin başını hafifçe sallayarak gözlerimin içine bakarak cevap verdi: "-Oyun değil bu, sadece abımın gözünü açacağız" Yüzünde öyle bir ifade vardı ki kesinlikle her şeyin kontrol altında olduğunu belli ediyordu, ama içimdeki o karmaşık hisler bir türlü yok olmuyordu.

Bir anda içimden bir korku dalgası yükseldi, ama bunu bastırmaya çalışarak söyledim: "-Ya işe yaramaz da Atalay'a söylerse?" Yasemin hemen yanıtladı, sesi sakin ama emin: "-Söyleyecek olsa, 'Konuşurum ben' demezdi" Kafamı sallayarak doğruluğunu kabul ettim. Gerçekten de Yasemin haklıydı, Devran Atalay ile konuşacak olsa benı bu meseleye hiç karıştırmazdı. "- Doğru söylüyorsun aslında" dedim, biraz rahatlamış bir şekilde, ama hala kafam karışıktı. "-Ay, Yasemin sen şimdi iyilik mi yaptın, kötülük mü? Anlamadım, ama sanırım mutluluktan öleceğim" Kendi sözlerime gülmemek için zor tuttum kendimi, Yasemin'in cevabı ıse yine alaylıydı. "-Yarın konuştuktan sonra ölürsün canım, şimdi ne diyeceğini düşün" Hay Allah, ben onu toptan unutmuştum. İçimden bir korku dalgası geçerken yerimden son hızda doğruldum. "-Hakikaten ne diyeceğim ben?" dedim, kendi içimdeki karmaşa ile başa çıkmaya çalışırken Yasemin bana dönüp derin bir nefes aldı ve planını anlatmaya başladı. "-Bak şimdi, şöyle yapacağız..." Birden terapist gibi konuşmaya başlamıştı, gözümde gözlüğünü takıp not almaya başlayan versiyonu bile canlanmıştı, çünkü onun için önemli olan tek şey benim bu işin sonunda incinmememdi.

Benim değil de başkası olsa... belki "ya boş ver, dene şansını" der geçerdi. Ama o benim Yasemin'imdi. Kankam. Benim şahsi terapistim ve Devran'ın biricik kardeşi. Beni koruyordu. Bu yüzden önce emin olmak istedi, benden değil, Devran'dan. Yasemin'in benden yana umudu tamdı, çünkü çocukluktan beri onu nasıl sevdığımı bılıyordu. Ama Devran.. Gerçekten benı sadece kız kardeşi gıbı mı görüyordu? Yoksa bu sadece bir alışkanlık mıydı? Hatta belki bir yanlış anlaşılma mı? Yasemin bana umut vermekten çekiniyordu. Haklıydı, çünkü Devran benim için öyle "hoşlandım" deyip geçilecek biri değildi. Yılların aşık olduğum adam, kalbimin sessizce tuttuğu köşeydi. Ama işte tam da bu yüzden eğer Devran'ın içinden geçenler net değilse bana bir anlık bir yakınlığın hayaliyle umut etmek yakışmazdı.

Yasemin planı yaptı, Devran'ı test edecektik. Kıskandırmak gibi bir şeydi bu. Ama çocuksu değil, basit hiç değil. İnce düşünülmüş, zararsız ama göz açıcı bir oyun. Ben sadece bir işaret istiyordum. Belki bir bakış. Belki bir kelime. Belki de... hiçbir şey söylemeden kıskanmasını görmek. İşte o zaman, o zaman diyecektim ki içimden: "Tamam Meyra. Bir yerlerde hâlâ bir ihtimal, bır şans var" Ve belki o ihtimal beni adım atmaya cesaretlendirecekti. Belki bu nişan ona kendimi göstermek için son şansımdı ve ben artık eskisi gibi elimi kolumu bağlayıp kenardan bakamazdım. Yasemin bunu da biliyordu, o yüzden planı kurdu. Beni hazırladı ve sonra uyardı: "Ama dikkatli ol. Bir şeyler hissediyorsa zaten gösterecek" Ben de beklemeye başladım, ilk işaretin ne zaman geleceğini...

************************************************************************************

Bölüm sonuu! 🫶🏻✨
Bu bölümde Devran'a aşırı gıcık oldum, itiraf ediyorum 😅 Umarım bana çok kızıp sövmezsiniz artık 🤲🏻
Siz bu bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz buraya yazabilirsiniz, yıldızı parlatmayı da unutmayın💫⭐️

Son olarak bu da okuyucular temsili olsun;

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

77okunma 9beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18