Meftun kitap kapağı

23. bölüm / 40

Meftun

22.

Vaveyla Yazarı: Nova .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: 22.

Selam dostlar! 🌟 Nasılsınız bakalım? Benim tempo yine aynı hızda devam ediyor 😅 Ama söz verdiğim gibi boş durmadım ve yepyeni bölümü hemen yazdım 🫶✨
O zaman lafı fazla uzatmadan sizi yeni bölümle baş başa bırakıyorum… İyi okumalaaaar 💌📖

****************************************************************************
“-Ay sonra sen git, çocuğu hırsız sanıp kampüsünortasında bağır çağır…” diye anlatıyordu Yasemin, gülmekten kelimeleribirbirine dolanarak. O anın saçmalığını sanki ilk kez duyuyormuşum gibi ben dekahkahaya boğuldum, oysa bu hikâyeyi ikinci dinleyişimdi. Yasemin bununfarkındaydı elbette, ama ikimiz de susan birini güldürmenin bazen kendinitekrar eden şakalardan geçtiğini biliyorduk. Saatlerdir koltuğun bir köşesinesinmiş, varlığıyla yokluğu arasında gidip gelen Zeynep’i neşelendirebilmek içinaklımıza gelen en absürt anıları ardı ardına sıralıyorduk. Ama nafileydi.Zeynep koltuğun ucuna ilişmiş, kucağına sıkıca bastırdığı yastığı bir cansimidi gibi tutarken bakışlarını salonun öte ucundan ayıramıyordu. L koltuğundiğer tarafında, televizyonun karşısında yarı açık bir çizgi film eşliğindeuyuyakalmış olan Büşra’ya kilitlenmişti gözleri. Sanki bakmayı bırakırsa herşey yeniden dağılacakmış gibiydi. Olan biteni hâlâ içine sindirememişti, zatenyol boyunca da tek kelime etmemiş, suskunluğunu da yanına alıp eve kadartaşımıştı.
Şimdi ise onların evindeydik. Annesi, Şura teyze hemşireydi,bu sebeple nöbette olduğu için Zeynep’i yalnız bırakmak istememiş, “normaledöner” umuduyla kapısının önünde bitivermiştik. Gülüşlerimiz biraz fazla,hikâyelerimiz biraz abartılıydı belki, ama niyetimiz belliydi. Sessizliğinüzerine bastıra bastıra yürüyüp onu bu karanlık düşünceden çekip çıkarmak.. Yineondan tek bir tepki alamayınca Yasemin’le bakıştık, bu sessizliğinsandığımızdan çok daha derin bir yere kök saldığını o an anladım. Zeynepgerçekten korkmuştu. Hem de öyle geçici, “az sonra geçer” denecek bir korkudeğildi bu. Büşra’yı kaybetme ihtimali zihnine bir kez düşmüş, oradan daçıkmamıştı. Haklıydı da… böyle bir şeyin izi kolay silinmezdi. Gözlerini ondanbir saniye bile ayırmıyordu, sanki bakmayı bırakırsa, biraz önce bulduğumuz ouyuyan çocuk yeniden buhar olup yok olacakmış gibiydi.
İçimde bir şey sıkıştı, bu hale daha fazla kayıtsızkalamadım. “-Zeynep…” Sesimdeki temkine rağmen karşılık alamayınca bu kezhafifçe omzuna dokundum. O an irkildi, sanki uzun bir dalgınlıktan koparılmışgibi gözleri bir an boşluğa takıldı, sonra bana döndü. Bakışlarında hâlâgeçmeyen bir telaş vardı. Dayanamayıp konuşuverdim. “-Asma artık yüzünü n’olur…seni böyle görmeye hiç alışık değilim” Zeynep hep dobra olurdu, ama bu kadariçine çekilmiş, bu kadar sessiz bir Zeynep’i ilk kez görüyordum. O kahkahası bol,lafını esirgemeyen, her şeyin iyi tarafını bulan bir insandı. Şimdi iseneşesinin yerinde ağır bir endişe duruyor, gözlerinin içindeki ışık sanki birazkısılmış gibiydi. Zeynep bir şey söylemeden bakışlarını kaçırdı. O derin,sessizli iç çekişi yüreğime dokundu, sanki göğsümün tam ortasına ağır bir taşbırakılmış gibiydi.
Yasemin de dayanamayarak devreye girdi, sesi hemsakin hem de hafif öğüt verir gibiydi: “-Bak, Büşra’ya bir şey olmadı. Sağsalim… ve gördüğün gibi keyfi de yerinde” Gerçekten de Büşra olayları tamkavrayamamıştı, bu sebeple hevesini kaybetmemişti. Ama Devran’ın Kaan’la Zeynep’ibir köşeye çekip konuşmasından sonra Zeynep sanki başka bır evrene girmişgibiydi. Devran’ın tam olarak ne dediğini bilmiyordum, ama Büşra’nınsöylediklerini tekrar edeceğini anlamak zor değildi. Zeynep başını hâlâkaldırmadan mırıldandı: “-Ben kendimi affedemiyorum…” Nihayet konuştuğunda kaşlarımıçaresizce çattım. Suçsuz sayılmazdı elbet, ama bu yükün tamamını omuzlarınabırakmasına izin veremezdim. İçimden gelen, hem sert hem koruyucu bir tonlafısıldadım: “-Piknik diye tutturan bendim Zeynep, boşuna kendini harap etme”
Sözlerimle başını kaldırdı, gözlerinde hafif birkızgınlık dolaşıyordu. “-Saçmalama Meyra” dedi hemen, sesi kesindi. “-Seninkötü niyetin olmadığını biliyorum ben” Pikniğe giderken böyle bir felaketinolabileceğini tahmin etmemiştim, ama yine de kendimi suçluyordum. İçimde birkarışıklık, bir sorumluluk ağı vardı. Yasemin ise dayanamadı, araya girdi. “-Aysenin vardı sanki!” diyerek Zeynep’e bakakaldı. “-Kızım, bilerek yapmadın ya,Allah aşkına unutalım şu lanet günü” Yasemin bezgin bir hareketle başını yanayatırdı, ben de sessizce başımı sallayıp onu onayladım. Tek istediğim bu gününartık bitmesiydi. “-Nasıl unutayım? Daha kötüsü olabilirdi…” Zeynep’in sesiçatallandı, gözleri hafifçe parladı. Sabahtan beri Büşra’nın yanında ağlamamakıçın kendini sıkmıştı, artık dayanacak gücü kalmamıştı. Ona doğru uzandığımda gözlerinikapattı, başını saklanmak istercesine omzuma yasladı. Yüzüne düşen saçlarınıçekerken onu teselli etmek ıçın elinden tuttum.
“-Haklısın” Sesimde hem sakin hem anlayış dolu birton vardı, onun ne hissettiğini bilmesini istiyordum. “-Gerçekten anlıyorum…ama olmadı, bulduk Büşbüş’ü” Başımı hafifçe eğip göz göze geldiğimizde o dadoğrularak iki yana salladı başını. “-Benim yüzümden oldu, ben Kaan’la kavgayatutuşmasaydım-..” diyecekti ki cümlesini bitirmesine Yasemin müsaade etmedi. “-Aaama delireceğim artık!” dedi sabırsızca, gözleri parlıyor, ikimize debakıyordu. “-Nereden bilebilirdin kızım çocuğun uğur böceği olayını ciddiyealacağını!” Hakikaten bilemezdi. Çocuk aklıyla Büşra uğur böceğiyle Kaan ileZeynep’i barıştıracağını sanmıştı. Ama Tabıı Zeynep küçük çocuğun yanında öyle şöylesöylememeliydi, bu yaştaki çocuklar gördüklerini yapmaya meyilli olurdu. Kendikendime mırıldandım: “-Yine de çocuğa öyle ‘uğursuz böcek’ falan denmez…”
Tam o sırada Yasemin bana ters bir bakış attı, amaZeynep çoktan bunu duymuştu. “-Yok yok, haklısınız siz” dedi başını sallayarak.“-Ben hatalıyım… çocuk gibi saçmaladım” Gözlerindeki hafif utanç ve içtenpişmanlık beni hüzünlendirdi. Yasemin hemen devreye girdi, yine bilmiş halinebürünmüştü. “-Zeynep hata arayacaksan tek hatalı sen değılsın, Kaan’nin da payıvar” Onun bu sözlerine Zeynep dudaklarını kemire kemire kulak vermeye başladı,sanki biraz olsun kendını rahatlatacak bır şeyler buldu. “-Ulu orta söz atmayabaşlayan oydu, onun varlığını görmezden geldığın ıçın senı çıldırtmak ıstedı vebaşardı da” Zeynep’in durulduğunu fark ettığımde bende hemen başımı sallayarakYasemin’e katıldım. “-Evet, bıldığın kışkırttı senden tepki alabilmek ıçın” dedim,sonra örnek olsun diye devam ettirdim: “-Atalay da ona tripli olduğumda karışıkalabilmek ıçın öyle kuyruğuma basarak benı gıcık etmeye çalışıyor” Kuzenim Işteatsan atılmaz, satsan satılmazdı.
Yasemin sözlerime güldü, kuzenimle atışmalı ilişkimizibıldığınden bır bırımızı ne kadar sevdiğimizin de farkındaydı. Sonra Zeynep’edöndü, “-Erkekler böyledir, sevgilerini ifade etme şekilleri farklıdır” Yenidenonaylayacaktım kı duraksadım, kaşlarımı çatarak gözlerimi ona çevirdim. Atalay’ınbenı çok sevdığını zaten bılıyordum, ama benı öfkelendirip sonra da inadınayapar gıbı dibimde biterek daha çok gıcık etmesi sadece öfkelenmeme sebepoluyordu. Şimdiyse Yasemin’in ideasına göre bunu neden yaptığını anlamayabaşlamıştım. “-Oy nenem!” Diye ağımızdan kaçtı Karadeniz şivem, “-O sırık benısevdığınden mı uğraşıp duruyor?” Yasemin gözlerini irice açıp başını salladı. “-Tabııkı” dedı hemen, “-Kızım bunun psikolojide karşılığı bıle var” Konuşmamız Zeynep’ikör kuyudan çıkarmış olacak kı merakla konuşmaya dahil oldu. “-Madem öyle psikologhanım Kaan niye benimle uğraşıyor?” dedı alaylı bır tonla, “-Yoksa o da mı benıseviyor?”
Atalay olayını düşünmüştüm belkı, ama bunu bırsaniye bıle bekletmeden cevapladım. “-Evet!” Yasemin ile koro halindekonuştuğumuzda göz göze geldik. O gülmeye başladığında bende ne demekıstedığını nihayet kavrayabilmiştim. “-Helal kız, vallahi senden on numara psikologolacak Yasemin” Diyerek ona övgüler yağdırdığımda daha çok gülmeye başladı. AmaZeynep aramızda kalmış, sanki farklı dıl konuşuyormuşuz gıbı ıkımızdebakıyordu. “-E ben anlamadım” Demesiyle Yasemin ciddileşti, duruşunudüzeltirken Zeynep’e Türkçe çeviri yaparcasına açıklamaya başladı. “-Şöyle söyleyelim,hanı erkekler hoşlandığı kızların saçını çekerler ya?” Devam etmesine gerekkalmadı, çünkü bu halk arasında oldukça bilindik bır şeydi. Bır keresindeokulda bır çocuğun saçımı çektığını hatırlıyordum, ağlaya ağlaya eve gitmiş vebizimkilere anlatmıştım. Ben ağlarken anlattıklarıma annem oldukça eğlenmiş,babam ıse ağzının ıçınde mırıldanmaya başlamıştı. Sanırım ilk o an büyüdüğümünfarkına varmaya başlamışlardı.
Zeynep anladığında gözlerını belertti, ağzını eliylekapattığında Kaan’nin ondan hoşlandığını anlamıştı. Piknikte bize nutukçekerken asıl uyuyan güzelin o olduğunu yeni anlıyordu. Bu hali benı oldukçakeyiflendirmişti, sırıtarak, “-Günaydın Hanım” Dedığımde Yasemin de kahkahaattı. Neyse kı Büşra sese uyuyan bır çocuktu da bızım konuşmamız onu rahatsızetmiyordu. Bız ıkımız katıla katıla gülerken Zeynep’in yüzünün rengi attısanki, gerçekten tahmin etmiyordu. “-Şımdı Kaan.. benı?” Kekelercesinesorduğunda Yasemin gözerini belerterek omzuna hafifçe vurdu. “-Çocuk kapındayatmış be kadın, az insaf!” Buradan anlamalıydı, çünkü Kaan gıbı egolu bırısırf Zeynep onu affetsin diye kapısına beklemişti. Bunu Kaan’dan öğrenmiştik,kavga anında ağzından kaçırmıştı. Atalay’ın sözleri aklıma gelince bır andasormadan edemedim, “-Hakikaten sen neden onu anlatmadın bize?” Bız olayı Zeynep’tendinlediğimiz ıçın Kaan’ı kolayca harcamıştık, ama şımdı olayın Ikı yüzüolduğunu ve tek suçlunun o olmadığını anlıyordum.
Zeynep paniklemiş hâlde omuzlarını indiripkaldırdı. “-Ne bileyim, samimiyetine inanmadım ki” dedi çaresizce. Yasemineliyle havayı yarıp tükürür gibi bir “tfu” savurdu, Zeynep’i rencide ettiğinifark edince o da yerinde kıpırdanıp doğruldu. “-Ya ben bununla kanka gibibir şeydim, ne ara, nasıl benden hoşlanabilir ki?” Yarama tuz basılmış gibikoltuğa sindim, Kaan’ı o an en iyi anlayan bendim sanırım. “-Yok bir de ‘abi’de, tam olsun” diye kollarımı bağlayarak mırıldandım. Yasemin güldü, bu hâlimonu eğlendirmişti ama yine de ciddiyetini korudu. “-İnsan kime ne zaman âşıkolacağını seçemiyor” deyince başımı salladım. “-Bak bunu doğru dedin, bılmış” dedim hemen. Zeynep gözlerini büyüttü, sesi ince bir telaşla çıktı: “-Ee benşimdi ne yapacağım?” Omuz silktim, kendime çare bulamamıştım, bu yüzden ona aşktesviyesi verecek son kışı bıle değıldım. Yine de uyardım: “-Bence Kaan’lakonuşmanın zamanı geldi de geçiyor bile”
Yasemin de benimle aynı fıkırde olacak kı hemendestekledi: “-Yani bu âşık meselesini açmasan bile, en azından sorunlarınızı Ikıyetişkin gıbı konuşarak çözseniz iyi olur” Zeynep bir süre durdu, düşünür gibiydi,ama sonra iç çekti. “-Haklısınız” dedi ve bir anda yerinden fırlayınca hayretlepeşinden baktık. “-Nereye?” Reflexle sordum, anlayamamıştım. Zeynepterliklerini ayağına geçirirken sakince cevapladı: “-Kaan’la konuşmaya” Demesiylegözlerim irice açıldı, bu kadar hızlı olacağını tahmin etmemiştim. Yasemin de şaşkınlıklabağırdı: “-Yavaş! Kızım bir sabah olsun, bir destur, bu saatte konuşur mu?”Zeynep başını iki yana salladı, çoktan kararını vermişti. “-Yok yok, şimdikonuşmam gerek, yoksa yarın cesaretimi toplayamam” Neden acele ettığını anlayıncahemen araya girdim. “-Ara bari” Fıkrımı ortaya attım, buna ihtiyacı vardı. “-busaate kapısına dayanma, telefonda konuş. Yarın yüzüne ne diyeceksen söylersin”
Zeynep durdu, sözlerim neyse kı aklına yatmıştı. “-Haklısın,o zaman ben bir arayayım” dedi ve sehpanın üstüne duran telefonunu aldı. Bırşey demeden aceleyle balkona gittiğinde bız de onu rahatsız etmeden oturmayadevam ettik. Nasıl olsa daha sonra ne olduğunu anlatacaktı. Kapı kapanıncaYasemin’le baş başa kaldık, ikimiz de az önce başlayan fırtınanın nereyevaracağını merak ediyorduk. Göz göze geldiğimizde hafif bir gülümsemeyle “-Eyine kaldın mı bana kuzu?” Flörtöz edayla göz kırptığımda Yasemin de bu küçükşakaya gülerek ayaklandı. Terliklerini ayağına geçirirken gözlerim hayretle onutakip ediyordu. “-Sen nereye?” dedim hemen, kaşlarımı kaldırarak. “-Sizde nemeraklısın milletin kapısına dayanmaya?”
Yasemin alaycı bir ifadeyle yüzüme baktı, amagözlerinde ciddiyet vardı: “-Ne münasebet? Kalktık da çay-kahve falan yapalım,belli ki bu gece uyanık olmamız şart, yoksa bu kız Kaan’ın kapısına alacaklıgibi dayanacak. O cesaretini kaybetmezse sabahı zor görürüz” Niyetini anlayıncahafifçe başımı salladım, kulaklarımın ucuna kadar yükselen bir gülümsemeyle: “-Bakonu doğru dedin, hem Büşbüş’ü düşünmekten bir şeyler de yiyemedik, midesizkaldık resmen” Yasemin hafifçe gülümsedi, başını salladı ve birlikte mutfağa girdik.Gitmeden önce Büşra’nın üstünün örtülü olduğundan emin olup başına küçük bıröpücük kondurdum. Ardından mutfağa geçtiğimde Yasemin ocağın başına ilememiştibıle. Burada ilk kalışımız değıldı, bu yüzden her şeyin yerini ezberebiliyorduk. Yasemin çay koymaya başladığında bende masadaki piknik sepetindenkalan yiyecekleri çıkarmaya koyuldum: tabaklar, peçeteler, bir iki kalmışsandviçleri dikkatlice masaya koydum. Ben çatal-bıçakları çıkartırken Yasemin’detabakları dizdi. Uzun zamandır kız gecesi yapmadığımızdan bu hıssın burnumdatuttuğunu yeni hatırlamıştım. Piknik ıyı bıtmemıştı belkı, ama güzel bır şeye vesileoluyor gıbıydı.
İkimiz de mutfaktaki sandalyelere sessizceyerleştik, ama gözlerimiz bir yandan balkona gidiyordu. Zeynep hâlâ dönmemişti,belli ki konuşmaları uzun sürecekti. Ama bu iyiye işaretti, normalde beş dakikageçmeden birbirlerini yerlerdi. Yasemin bana döndüğünde hafif merakla kaşlarınıkaldırdı: “-Ee kuzum? Sen anlatmadın, neler oldu?” Oturduğum sandalyeyeyaslanıp derin bir nefes aldım, gözlerimi tavana dikerek yaşadıklarımızıdüşündüm. “-Ben?” dedim sorarcasına, “-Bir şey olmadı ki, ne anlatayım?” Yasemingözlerini kocaman açıp hafifçe eğildi, “-E kızım, o kadar abimle ormanlaradaldınız, hiç bir elektriklenme, bir şey olmadı mı?” O hengamede aklımdaelbette onunla yakınlaşmak falan yoktu, kı olmamıştı da.
Bana söyledikleri aklıma gelince sınırle güldüm.Yasemin yanlış alarm aldı, hemen sevinçle doğruldu. Bense dudaklarımı alaylakıvrayıp cevapladım: “-Oldu elektriklenme, olmaz olur mu?” Dememle birlikteYasemin heyecanla gözlerime baktı, ama bir sonraki sözlerimle hevesinikursağında bıraktım. “-O elektrikler benim beynime vurdu, böyle kafamda şimşeklerçaktırdı” dedim, gözlerim hafif parlayarak, ellerimi havaya kaldırdım, sankihislerimi elle de göstermek istercesine. Yasemin’in yüzü anında düştü, bezgincegözlerini devirdi. “-Yine ne oldu?” Omuz silktim, çünkü suçlu ben değıldım. “-Abındelirtti beni, ne olacak başka?” Yasemin’nin gözleri yeniden ışıldadı, bıldığınküçücük bır ihtimal kovalıyordu. “-Ne dedi? Bir şey söyledi mi geçen geceyleilgili?”
Başımı tekrar Ikı yana salladım. “-Tik yok, hala sankiiçip kapıma dayanan o değilmiş gibi davranıyor. İnsan biraz mahcup olur,yalandan ‘kusuruna bakma’ falan der, ama abında olan keyif paşalarda yok, yeminederim” Hatırladıkça deliriyordum, böyle alıp kafasını gözünü kırmak falanıstıyordum. Yasemin gözlerini kocamanaçıp nefes verdi, “-Of, alıklıkla kime çekti bu çocuk?” Normalde olsagülebilirdim belkı, ama sağ olsun Devran o neşeyi de bırakmamıştı bende. Buyüzden omuz silktim yeniden. “-Onu bunu bilmiyorum da, bir şeyler çaktı ona,eminim artık”
Yasemin çayı bardağa süzmek ıçın ayaklanmışkensözlerimle duraksadı, hemen bana döndü. “-Nasıl yani? Yoksa… yoksa?” Aklındangeçen şeyleri çok ıyı bılıyordum, bu yüzden daha fazla senaryo yazmadan böldümonu. “-Hayır Yasemin, tahmin ettiğin gibi aşkımı ilan etmedim, ama soğukyaptığımın farkında. Onun da beyninde bir kıvılcım var, görüyorsun ya işte” dedimağzımın içinde. Yasemin dudaklarını büzdü, iyice heyecanlı kaçmış olacak kıçayları koymaya başladı. Tam o anda kısık tonda devam ettim bende anlatmaya: “-Bendenkaçıyor musun diye sordu”
Yasemin bunu bekliyor gıbıydı adeta, sıcak çayıhızlıca bardağa boşalttı. “-Ay bır de bır şey yok anlatacak dıyorsun kızım,yemin ederim sen ınsanı delirtirsin” Hazırladığı çayları koştur koştur masayabırakırken meraklı Melahat gıbı homurdana homurdana karşıma geçti. “-Ee sen nededin?” Gözlerimi kaçırarak o anı hatırlamaya çalıştım, “-Ne kaçacağım bensenden, kaçan biri varsa o da sensin dedim” Olanları anlatırken Yasemin bırbacağını sandalyeye koyarak kollarını sardı, adeta dedikodu moduna geçişyapmıştı. “-Eee?” diye çıkardı sesini, merakı sanki patlayacak gibiydi. Hemeniç çektim, cesaretime rağmen Devran anlayamamıştı ya da anlamamazlıktangelmişti. “-Sonra anlamadı” dedim hemen, “-Çünkü neden? Alık senin abın” Alaylakonuştuğumda Yasemin hafifçe yere baktı, sonra merakla yukarı fırlattıgözlerini: “-Ya kızım, meraktan çatlatmasana, ne oldu sonra?”
“-Bir şey olmadı, Büşra’yı bulduk o an” dedimsakin ama içten bir nefesle. Yasemin heyecanla gerildi, “-Ay, en heyecanlıyerinde!” diye sızlandı. Ona ciddiyim dercesine bir bakış attım, dudaklarımıhafifçe büzerek: “-Sezonluk dızı mı kızım bu? Reklam arası gıbı en heyecanlıyerinde diyorsun!” Azarlarcasına yüzüne baktım, “-Çocuğu bulduk, daha ne olsun?”Yasemin hafif kahkaha attı, beni böyle çıldırtmak hoşuna gıdıyordu. “-Ay, onukast etmedim Tabıı kı, ama siz öyle el ele gelince şey gibi oldu” Sesi hem utangaçhem temkin doluydu. Ne demek ıstedığını anlamayınca, “-Ne gibi?” dedim merakla,kaşlarımı kaldırıp hafif eğildim. “-Şey gibi işte…” diye geveledi Yasemin, amatamamlamamaya çekindi. Gözleri parladı, pes etmeyeceğimi anlayınca başınısevimli bır şekilde yana yatırıp cümlesini tamamladı: “-Aile gibi”Usulca başımı eğdim, o an hala aklımdaydı. Evet, bende tam olarak öylehissetmiştim, sanki orada, o minik kıvılcımda… bız bır aileydik.
Ama sonra o hayalleri bir rafa kaldırdım,gerçeklere gözlerimi açtım. Konuşacaktım ki Yasemin hemen beni durdurdu: “-Yacelallenme hemen Meyra, sadece çok güzel görünüyordunuz kızım, aşırıuyumluydunuz. Ne yapayım?” Gözleri hafifçe parlıyordu, gülümsemesiyle durumuyumuşatmaya çalışıyordu. “-Yetmiyor işte” dedim, hafifçe omuz silkip başımıyana çevirdim. “-Özür dilerim, seni kırdıysam” Yasemin’in sesi samimiyetlekarışık hafif telaşlıydı. Başını eğip bana bakışlarını yakalamaya çalışıyordu. “-Yok,özür dilenecek bir şey söylemedin ki Yasemin. Merak etme, böyle umutlanmam ben”Kaşlarımı kaldırıp hafif bir tebessümle karşılık verdim. Ama Yasemin bununiçten olmadığını anlayabiliyordu. “-Aşkım, yemin ederim ben sen üzül diyedemedim” Anladım dercesine başımı salladım, gözlerimle onu onayladım: “-Tamam,kapatalım bu konuyu. Sen şeyi söyle” dedim, konuyu değiştirmek istiyordum.
“-Bilekliğimi buldun mu sen?” Aklıma gelen ilkşeyi sorduğumda Yasemin yeni hatırlamış gıbı yüzünü buruşturdu, elını anlınavururken bır parça pişmanlık vardı yüzünde. “-Ay, söylemeyi unuttum! Arabayabaya baktım ben, ama bulamadım. Acaba alışveriş poşetine düşmüş olabilir mi?” Olsagörürdüm, sonuçta içine bakmıştım. “-Sanmıyorum” dedim, kaşlarımı çatarak. “-Düşsegörürdüm, üstelik odamı da talan ettim” Yetmezmiş gıbı birde Atalay’ın odasınadalmış, sabah sabah onun dırdırını çekmek zorunda kalmıştım. Yasemin dudaklarını dişlerken sesli düşündü: “-Alışverişmağazasında düşürmüş olabilir misin?” Başını yana eğmiş, gözlerindeki meraklabana baktı. Başımı Ikı yana salladım. “-Olabilir,bilmiyorum” dedim, yüzümü asıp ellerimi masanın kenarına dayadım. “-Neyse, onunda kaybolacağı varmış demek ki”
“-Abim almıştı değil mi?” diye sorduğunda başımısallayarak onayladım. Yasemin bir an düşündü, sonra çözüm bulmuş gıbı banadöndü. “-E söylerim, yine alır… olmaz mı?” İçimde bir şey hemen diken dikenoldu, refleksle sesimi yükselttim. “-Sakın!” dedim net bir sesle, “-sakınYasemin. Öyle bir şey yapma. Anlam falan yüklediğimi bilsin, acısın istemiyorum”Yasemin yüzümü dikkatle süzdü, ciddileşti. “-Kuzum, abim öyle biri değil ki.İnsanların duygularıyla oynasın, hele dalga geçsin… hiç onun yapacağı şeylerdeğil. Sen de biliyorsun” Biliyordum, Devran öyle bır adam değıldı. O yüzdensustum bir an, sonra sesi daha alçak çıkan ben oldum: “-Biliyorum… ama yine desöyleme”
Yasemin pes eder gibi başını salladı. “-Tamam”dedi itiraz etmeden, “-dediğin gibi olsun. Ee şimdi ne yapacağız?” Sandalyeyebiraz daha gömüldüm, sanki geri çekilmek ister gibi. “-Bilmiyorum ki” dedimdürüstçe, “-sanırım hiçbir şey olmamış gibi geriye çekileceğim” Yasemin’in yüzü anında düştü, bozgunauğramıştı. “-Meyra…” Ama bu kez kararlıydım, gururumu öylece ezip geçemezdim. “-HayırYasemin” dedim, devam etmesine müssade etmeden. “-bu defa aklımı karıştırmalütfen. Görüyorum ben… Devran beni sevmiyor. Sevmeyecek de” Yasemin duraksadı,bunu itiraz edemedi, fakat yine de son şans denemeye karar verdi. “-Sen yine debir konuşsan?” Dudaklarımı büzdüm, çünkü anlamsız olduğunu bılıyordum. “-Neanlamı var ki?” diye sordum, kısık bır seste. “-Neden kapıma gelip aklımıkarıştırdın diye hesap mı sorayım? O zaman demez mi ‘sen hayırdır’ diye?”Yasemin kaşlarını çattı. “-Hele bir desin, gösteririm ben ona hayrı şerri”İstemsizce güldüm, ama içim boştu. “-Gerçekten değmez”
Yasemin oflayıp arkasına yaslandı. Tam o sıradaşarja taktığım telefondan bir ışık yandı. Kafam dağılsın diye uzanıp telefonuelime aldım, ama ekrana bakmamla mideme bir ağrı saplandı sanki. Elimi ateşedeğmiş gibi geri çektim. Yasemin hemen bana döndü, endişesi yüzüne yansıdı. “-Neoldu?” Yerimde kıpırdanıp dururken ağzımdan panikle döküldü: “-Ay!” dedimyerimde zıplayarak, “-ay, ay!” Yasemintekrar bastırdı, sesi hem meraklı hem panikliydi: “-Kızım, ne oldu, söylesene!”Kalbım delice atarken, “-Devran yazmış!” dedim, ardından elimle hemen telefonuona gösterdim. Yasemin’ın yüzü bir anda aydınlandı, heyecandan ayağa fırladı. “-Nasılyazmış? Ne yazmış? Ne diyor?” Ardı ardına gelen sorgu yağmuruna hazırlıksızyakalandım. “-Bilmiyorum ki, bakmadım daha!” dedim hızlı hızlı, ellerim hâlâtitriyordu. Yasemin inanamıyor gıbı yüzüme baktı, “-Kızım, ne duruyorsun,açsana!” Gözlerindeki o acil merak beni harekete geçirdi. Akıl kalmamıştı bende,neyse kı Yasemin yanımdaydı da hemen dediklerini yaptım ve mesajı açtım. Ekrandasadece iki kelime vardı:
Devran: Hümeyra burada mısın?
Yasemin ile bir an birbirimize baktık, ıkımız debu girişe anlam verememiştik. “-Bu ne demek şımdı?” diye mırıldandım, sesim heyecandanhafif titriyordu. “-Ne demek burada mısın? Yani mesajda mısın, yoksa bizdemisin burada mısını mı?” Yanlış anlamak ve saçmalayarak cevaplamakıstemıyordum. Yasemin yüzünü buruşturup alnını kırıştırdı, sonra elinisallayarak işaret etti: “-Ay, abımın odunluğu beni öldürecek ya… Buradayım yaz!”Hemen yazdım. Mesaj gidince telefon hafif titreşti, ekran bir anlığına parladı.Devran hemen cevapladı:
Devran: Durumlar nasıl orada?
Kalbim deli gibi çarpıyordu, ekrana bakarkenparmaklarımın kendi iradem dışında titrediğini hissettim. Hangi kelimeyi önceyazacağımı bilemez halde gözlerimi Yasemin’e çevirdim. Yasemin kaşlarınıkaldırıp bana baktı, “-Of abi, heves kırmakta üstüne yok!” diye mırıldandı,böreğini ağzına götürürken gözlerini devirmeyi de ihmal etmedi. Heyecanımı dahada köpürttü, çünkü başka bir tepki bekliyordu. “-Ne yazayım?” diye sordum, sesimbile kalbimle yarışıyordu. Yasemin hafifçe omuz silkti, gözlerini bana dikti: “-Nebileyim, normal falan de… Ama beni elleme, kırılan hevesini yutkunmayaçalışacağım bir süre” dedi, gülümseyerek telefonu bana bıraktı. Parmaklarımekrana kaydı, derin bir nefes aldım ve yazdım:
Ben: Endişe edecek bir şey yok,her şey yolunda. Büşra az önce uyuya kaldı, bir şeyi de yok, çok şükür. Zeynepbiraz huzursuzdu, ama sohbet ettik. Sanırım şimdi Kaan ile konuşuyor,aralarındaki gerginliği çözmeye karar verdi.
Cevap anında geldi: Güzel. “-Davarya” dedim kendi kendime, tez ödevime öğretmen “like” attığında da böyle gıcıkolmuştum, ama bu bambaşkaydı. “-O kadar yazdım, güzel nedir?” Dudaklarımıısırıp telefonun ışığını dikkatle izledim, sanki devamını yazmasını sağlayacak gücümvardı. Yasemin gözlerini kocaman açtı, çayını içerken bir an duraksadı, “-Güzelmi dedi?” diye sorduğunda cevap olarak telefonu ona doğru uzattım, meraklaeğildi, ardından gözleri irileştiğinde hemen bağırdı: “-Bak çabuk! Bak!”Panikle telefonu kendime çevirdim ve ekranda Devran’ın yazısını gördüm: Devran:Sen nasılsın?
Gözlerimi Yasemin’e çevirdim, çünkü Devran’ınetkisi yeniden içimde canlanmaya başladı. Az önce ettığım laflar, tüm o öfkem,kızgınlığım hepsi bır anda yok oldu. “-Öleceğim galiba” dedim fısıltıyla. Birsözüyle erimeye başlayınca Yasemin ayağıyla hafifçe tekme attı bana: “-Saçmalamabe! Doğru düzgün cevap ver, az cool ol” Beni kendime getirdiğinde hızlıcasakinleşip cevap yazdım, parmaklarım hâlâ titriyordu. Ben: Bana bir şeyolmadı ki, iyiyim. -Yazdım, çünkü önemli olan benim akıbetim değil, Büşra’ydı.Devran bekletmeden cevapladı: Çok korktun, betin bezgin attı o yüzdenyazdım.
Açıklamasına gülümsemeden edemedim, o kadardüşünceliydi ki içim eriyordu. Ama Yasemin’in bakışlarıyla karşılaşınca hemenöksürerek ciddileştim ve dedığı gıbı ‘cool’ olmaya çalışarak yazdım: Meraketme, her şey yolunda. Telefonu kapatmaya hazırlanırken saçma sapansohbeti uzatıp onu sıkmak istemediğimi fark ettim. Eminim onu sıkan yeterinceinsan vardı, ben buna eklenmek istemiyordum. Tam ekrana basacakken Devran’dangelen mesaj beni yeniden durdurdu. Devran: Şimdi iyisin yani?
Kaşlarımı çattım, ne duymak istediğinianlamıyordum. Kötü niyeti olmadığı belliydi, ama bir taraftan da derdi varmışgibi hissettim. Parmaklarım ekranda durdu, gözlerim bir an bile telefonunekranından ayrılmadı. Ben: Evet? Hafifçe dudaklarımı ısırdım,nefesimi tuttuğumda kalbimin deli gibi attığını fark ettim. Cümlem kısa, amatüm hislerim o basit kelimenin içine sığmamış gibiydi. Devran: Tamam.Telefonu önümde tutarken kaşlarımı çattım. “-Bu ne şimdi?” dedim kendi kendime.Kalbim hâlâ göğsümde zıplıyordu, içimde merak, heyecan ve hafif bir tedirginlik birbirine karışmıştı. Ekran birkez daha parladı.
Devran: Hümeyra. Ellerim telefonu sıkarkenyutkundum, o tonlamasını hissetmiş gıbı olduğumda gözlerim ekranda kilitlendi. Birşey söylemek ıstedığını anladığımda sakince cevapladım: Efendim, Devran? Nekadar normal olmaya çalışsam da aşırı heyecanlıydım ve bu hiç normal değıldı,bır adamın bende böyle etki bırakması hiç ıyı değıldı. Devran çok geçmedenyazdı: konuşmamız yarım kaldı. Gözlerim bir anda kocaman açıldı,Yasemin’e delice bir bakış attım. O an kendimi Yüzüklerin Efendisi’ndeki Gollum’denfarkım yoktu. Yasemin böreğini bitirip ayağa kalktı, ellerini sallıyor, amabeni sakinleştirmek yerine heyecanımı daha da körüklüyordu. “-Şey de… ay dur, bekle!”Düşünür gıbı kaşlarını çattı, “-Kendini ağırdan al, ay ‘öyle mi’ falan de” dedi,taktık verir gıbı göz kırptı. Başımı salladım, haklıydı, meraklıgörünmemeliydim. “-Doğru, doğru, haklısın” dedim kendi kendime.
Ben: Öyle mı olmuş? Üç maymunu oynayacaktım,çünkü ormanda konuştuklarımız tam bır fiyaskoydu. Üstüme gelirse bocalayıpsaçmalayacağımı biliyordum, o yüzden en iyisi onun gıbı hiç bır şey yaşanmamışgıbı davranmaktı. Aninda iki tik oldu, gördü. Devran yazdı, sildi. Sonrayeniden yazdı, ama sonra sildi. Kaşlarımı çatarak hareketlerini takip ederkennihayet mesaj geldi: Hümeyra, bu kusurluk çok uzadı artık, yarın konuşuphalledelim. Bir an duraksadım, sonra bütün vücudumun bir elektrikakımıyla sarsıldığını hissettim. “-Yarın konuşalım diyor” Kekelercesinemırıldandım. Yasemin konuşmanın ne ara oraya geldığını anlayamadığından telefonuucundan kaptı ve kendine doğru çevirdi. Okuduğunda gözlerini kocaman açtı vekaşlarını çatarak yüzüme baktı. “-Kızım sen salak mısın, buna mı takıldın?”diye sordu. Ben başımı mal gibi salladım, çaresiz ve biraz utanç içinde.
Yasemin gözlerinibelertti, beni adeta sarsar gibi: “-Meyra!” dedi, sesi hem ciddi hem degülümsetiyordu. “-Kızım, toparlıyorsun ve Meyra Çetin’e emir vermenin ne demekolduğunu ona gösteriyorsun” Normalde böyle şeyleri Atalay’ın burnundangetirmeyi görev edinmiş bırı olarak, Devran’ı terslemek ıçımden gelmedi. Burnumukırıştırıp mırıldandım. “-Ama kıyamam ki…” Yasemin koluma öyle bır cımcırdı kı,acısıyla gözlerim kısıldı. “-Ah! Ne yapıyorsun ya?” Bır şey olmamış gıbı tekparmağını kaldırıp gözüme sokarcasına bana doğrulttu. “-Senı kendinegetiriyorum, canım” dedi sivri diliyle, “-O sana kıyıyorsa sende üstündengeçeceksin” Dudağımı sarkıtarak yüzüne baktığımda içimde bir kıvılcımhissettim, anında gaza geldim ve kafamı salladım: “-Haklısın!”
Ben: Başka arzunuz var mı, Sayınsavcım? İğnelercesine yazıp hızlıca attım. Devran ona kızdığımda böyle hitapettiğimi anlayacak kadar benı tanıyordu. Neyse kı o benı benim onu beklettiğimkadar bekletmeden yanıtladı: Canın sağlığı, doktor canım:) Osonraki gülüşü gördüğüm anda yüzüm kendi kendine şapşal bir gülümsemeyebüründü, sanki kontrol bende değildi. İçimdeki kıpırtı büyüyüp kocaman birkıvılcım gıbı yüzümde tebessümle patladı. Dudaklarımı bır bırıne bastırırken kalbimgöğsümde takla atıyor, parmaklarım kendi iradem dışında titriyordu. “-Ama.. buhile… hem… ama!” diye içimden geveledim, sanki beynim kelimeleritoparlayamıyor, cümleler birbirine karışıyordu. Bana böyle seslenmesi… ne yazıkkı, çok hoşuma gitmişti. Tam bir mini erime vakası.
Yasemin kolumu yeniden cımcırdı, gözlerim kocamanaçıldığında tersçe bana baktı: “-Düşmek yok, kuyruğu dık tutacaksın!” dedi amaben onu zar zor duyuyordum, çünkü kafamda Devran’ın sesi hopluyor, zıplıyor vebeni yavaşça eritiyordu. Bir yandan kahkaha atasım geliyor, bir yandan kalbimpatlayacak gibi atıyordu. Bu neydi bilmiyordum, ama saçmalık olduğu kesindi. Yaseminyönlendirdi: “-Bakarız ayağı çek, sanki çok meşgulmüşsün gıbı” Titreyenellerimle telefonu kavrarken dediğin yaptım ve kaşlarımı çatarak ciddileşmeyeçalıştım. Normal olan Hümeyra bu tarzda konuşmalardan haz etmez, anındacevabını yapıştırırdı. Devran’nın diğer kişilerden farkı yoktu, yanı en azındano an kendime bunu inandırmam şarttı.
Ben: Devran, sen sınav mısınbana? İnsan bır sorar müsait mısın diye, yoğun bır programın olabılır, değilmı? Oysa istese ömrümün her dakikasını ona verir, her anımı onunla paylaşırdım.Bir yandan mantıklı olmaya çalışıyor, bir yandan içimde çığlık çığlığa bağırano çocukluk halim canlanıyordu. Devran’ı görebilmek için mahalle maçlarınagider, fileli eteğimle coşkuyla tezahürat yapar, onun yerine sevinirdim. Evedöndüğümde annem beni delice azarlar, babam ise ‘aslan kızım’ diye severdi.
O an o küçük, heyecan dolu Hümeyra’yı tekrarhissettim. Gözlerimde ışık, içimde minicik bir mutluluk kıvılcımı… Her ne kadarmantık dediğim koca kafam “Dur, o senı sevmiyor!” dese de, kalbim hâlâ o çocukheyecanıyla zıplıyordu. Devran’nın ne yazacağını sabırla beklerken okalaslığını koruyarak: Yarın saat 2de sahile gel, her zaman kı yerde senıbekliyor olacağım. -yazdı. Yüzümdeki gülüşün aksine sert yaptım:Bakarız. Acaba fazla mı abarttım diye pişman olduğumda Yasemin’in keyiflisesini duydum. “-Oh, ellerine bağlık bacıkom!” Beni desteklemesi ıçımı rahatlatmadıdesem yalan olurdu. Ayrıca hep ben beklemiştim, az da o sürünülmeyi hakediyordu. Hem benimle ne konuşacaktı kı? Bu düşünceyle aklıma kötü kötüfikirler geldi ve aceleyle Yasemin’e baktım. “-Ya bana ne ima ettığımı sorarsayine?” İçtiği çayı yana bırakan canım arkadaşım, rahatça gülümsedi, “-O zaman,sende söyleyeceksin, kuzucum”
Ağzım bir karış açıldı. Bu ihanet değil de neydiböyle? “-Yasemin!” diye kızacak oldum, ama tam o anda telefonum titredi. Ekranabaktığımda yine Devran yazmıştı: Bakma, gel. Yasemin’esinirlenince hıncımı ondan çıkarmış oldum: Of! Devran of! Yazıptelefonu bıraktım, başımı kaldırdım ve söylenmeye başladım: “-Sende, abın deaynısınız, gıcıklar!” Yasemin kahkaha atarak sandalyeye yaslandı, saçlarınıomzunun üzerinden savurdu ve gözlerini kocaman açtı: “-Ondan ikimize debitiyorsun!” Normal olarak öfkelenmem gerekti, ama ağzım istemsizce açıldı ve yüzümdeşaşkın bır gülümseme yayıldı. En yakın arkadaş azarı gerçekten bır başkaoluyordu. Dudaklarımı ısırıp parmaklarımı sıkarken içimde hem sinir hem gülmeisteği birbirine karıştı: “-Seni çok kötü yaparım!” Yasemin durmadı, tiyatralbir edayla saçını kulağının arkasına attı. Cilve yapmaya çalışırken bana bakıp,“-Ama ben ona kıyamam ki” diyerek taklidimi yaptı.
Yaptığı gösteriye kayıtsız kalamadan kahkaha attım,ama bır yandan da boş durmayın omzuna hafifçe bir tane geçirdim. O sırıtmayadevam ederken ben de kendi gülmemi tutamıyordum. Tam o sırada mutfağa Zeynepgirdi, anlaşılan telefon konuşması bıtmıştı. Bize bakarken kaşlarını çatmış, neolduğunu anlamaya çalışıyordu. Ama ikimizi görünce şaşkınca gülmeye başladı: “-Neoluyor be?” dedi omuzlarını kaldırarak, “-Sizi yalnız bıraktım, ama bır haltlardönmüş belli” Yasemin ile bir birime baktığımızda başımı Ikı yana salladım,yine aynı taklıdı yapmaması ıçın tüm mal mülkümü rüşvet olarak verebilirdim,ama o ayağa kalkarak benden kaçtı ve “-Ay ben ona kıyamam kı!” diyerek yinesesını inceltti. Başımı geriye atıp çığlık attığımda Zeynep daha olayıanlayamadan kocaman bır kahkaha attı. Kollarımı bağlayıp geriye yaslandığımdagözlerimi Yasemin’in üzerinden çekmiyordum, adeta tehdit bakışlarımı atıyordum.
Zeynep gülmesini bitirince ıkımıze baktı, “-Neyikaçırdım?” Yasemin kaşlarını kaldırarak dudak büktüğünde nefes vererekbakışlarımı ındırdım ve kısık bır seste mırıldandım: “-Devran yazdı” Gözleriirice açılan Zeynep, anında yanıma damladı. “-Devran mı yazdı?” dedi hayretle, “-Nededi?” İç çektiğimde Yasemin benim yerime kısacık özet geçti. Zeynep olayıdinledikten sonra yüzünü buruşturdu. “-Ay yontulmamış kütük” Benzetmesineistemsizce kıkırdadım, bır yandan da çayımızı ıçıp yemeğe başlamıştık. “-Ee senne yapmayı düşünüyorsun?” Soruyu bana yöneltince ağzımdaki lokmayı yavaşçayuttum. “-Galiba onun gıbı davranacağım” Yasemin kaşlarını kaldırdı, anlayamadı.“-O ne demek?” Diye sorunca bardağımı savaşça masaya bıraktım. “-Geçen günüunutacağım”
Cevabımla Zeynep alnını çatıp bana bakarkenyüzündeki şaşkınlık ve hafif sabırsızlık karışımı bir ifade vardı: “-Ay saçmalama,bana sorunları çözüyoruz diye nutuk çeken kıza ne oldu?” Yorgunca güldüm,ardından elimle aşağıya doğru bır şerit çektim. “-Battı” dedim zoraki bırtebessümle, bu konuda gerçekten umutsuzdum. “-Ya bir kere de ben rahat olmakistiyorum. Hem gitmeli miyim ona da emin değilim” Dürüstçe düşüncelerimi ifadeedince fikrime çok saygı duyan bır tanecik dostum bana hafifçe vurdu, gözleri yerindenfırlayacak gıbıydı. “-Gidiyorsun!” Yasemin’in bu emrivakisi karşısında çocukgıbı yerime sındım. Zeynep ıse ciddi bir ifadeyle, anlayışla konuşmaya başladı:“-Meyroş, bak, ilişki tavsiyesi verecek son kişi bile değilim, kabul” diyebaştan peş peşe uyardı, “- Ama bir şey biliyorum. Seven insan kolay kolayvazgeçemez”
Dudaklarımı ısırıp telefonuma bakarken içimdeküçük bir ateş yanıyor, titreyen kalbimle birlikte bir cesaret kıpırtısıhissediyordum. Yasemin aniden elini havaya kaldırdı, dramatik bir şekilde: “-Yanicanım, derhal o Karadeniz’de batan gemiyi hoop geri alıyoruz!” dedi benidesteklemek ıçın, “-Daha rota uzun yahu!” Ikısıne bakarken gülümsemedenedemedim, gerçekten ıyı kı varlardı. “-Tamam..” Dedim başımı sallayarak, belkıde haklılardı. Hem denemekten zarar gelmezdi.
“-Devran’a bir şans daha vereceğim ve oraya gidipne diyecek bakacağım” Tane tane konuşunca Zeynep coşkuyla, “-Hah, şöyle!” dedive kocaman gülüşüyle bana baktı. Yasemin ise telefonumu elime sıkıştırıp, “-Hadıaç şımdı vaz geçmeden, geliyorum de” deyince sonradan caymayayım diye böyleyaptığını bıldığımden telefonu gülerek elime aldım, ama tam o anda dakikalarönce Devran’ın yazdığını gördüm.
Devran: Ha bu arada çok geçyatmayın, ufaklık. Malum büyüme çağınız..
Yine o ‘despot abı’ moduna geçince gözlerımı devirdim,burnumdan soluyunca kızlar telefona kısa bakış attı. O an Devran’nın mesajınınyine moralimi bozduğunu anlayarak geri çekildiler. Zeynep eli ateşten yanmışgıbı sallayarak, “-Uff, bayaa..” diye ağzının ıçınde mırıldandı. Ona ‘Devranbeni o gözle görmüyor’ derken abarttığımı sanıyordu, şımdı kendi gözüylegörünce zehir tatmış gıbı susup oturdu. Yasemin ıse sesli bır şekilde yutkunduve olayı toparlamak ıçın söze girdi. “-Tamam, yazma bır şey” dedi hızlıca,çözüm buymuş gıbı, “-Ama git mutlaka” Devran gerçek bır cevabı hak etmediğindenbelirsizliğimi bozmadım, ama yine de yanıtsız bırakmadım: Emrin olur. Mesajıbana atması üzerine uzun bır süre geçmiş olmasına rağmen ben yazınca anında Ikıtık oldu. Bu beni afallatırken cevabı da geldi:
Devran: Sana da iyi gecelerHümeyra’ciğim.- Yüzümde istemsiz bir tebessüm belirdi, anında kalbim sıcacık bir hisledoldu. Kızgınlığım da gıcık oluşum da anında un ufak oldu, sadece o ve benkaldık. İç çekerek ekrana bakmaya devam ettim, bu davranışınıanlamlandıramadığımdan kafam çok karışıyordu. Bır yandan kendımı kaptırmakıstemıyordum, diğer yandan.. Ah, sanırım yarın ne giyineceğimi seçmem şartolmuştu. Acaba ne konuşacaktı? Dürüst olmaya mı karar vermıştı yoksa özür mudilecekti? Ya da onu uyurken öptüğümü hissettiyse?
Kendime geldiğimde yanaklarımın ateş gibiyandığını fark ettim. “-Ay! Hayır, hayır!” diye itiraz ettim, ellerimiyanaklarıma götürüp kendimi saklamaya çalıştım, ama nafileydi. Zeynep veYasemin karşımdaki ayna gibilerdi, yüzüme alayla bakarken sevimli birgülümsemeyle konuştu Zeynep: “-Sen çok fena âşık olmuşsun, bacım” Omuzlarımıçaresizce indirdim, hiç ıtıraz etmeden kabullendim. Lanet olsun, haklıydı. Benâşık olmuştum, hem de öyle böyle değil, fena halde. Ve en kötüsü de, bununlanasıl başa çıkacağımı bilmiyordum...

******************************************************************************************
Ve bölüm sonuu ❣️

Ah Hümoş… benim üzümlü kekim nasıl da hemen heyecanlanıyor öyle 🥹💞

Eee, düşünceleriniz neler bakalım? Sizce Devran sonunda hatasını anlayıp özür mü dileyecek, yoksa hâlâ başka şeylerin peşinde mi? 👀✨

Teorilerinizi mutlaka yazınn, hepsini tek tek okuyup dikkate alıyorum 💌 Sonra da hemen yazmaya koyuluyorum jsjsj

Bu arada benim last bell haftam da geldi çattı 😭🎓 Prom kapıda ama hâlâ elbisem yok PUAHSJSJ
Neyseee, stres yapmak yooğk ✋ Tam gaz devam, bayyy 💃✨

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

74okunma 8beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18