Meftun kitap kapağı

40. bölüm / 40

Meftun

38.

Vaveyla Yazarı: Nova .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: 38.

Selammm canlarım 💗 Yeni bölümle geldim! Umarım hepiniz iyisinizdir. Lafı çok uzatmadan sizi yine bol komikli, bol heyecanlı bir bölümle baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar efenimm! 🥰
****************************************************************************
38.
“-Oha, çok havalı buu!” Davetiyeyi iki elimletutup üzerindeki detaylara bakarken gözlerim resmen parlıyordu. Daha zarfıdoğru düzgün açmadan bile ne kadar güzel olduğunu anlamıştım. Ceren karşımdakikoltuğa otururken gülerek bana baktı. “-Beğendin mi gerçekten?” Davetiyeyi birazdaha yaklaştırıp kabartmalı yazıların üzerinden parmağımı geçirdim. “-Beğenmekmi? Bayıldım!” Masanın üzerindeki telefonu hemen elime aldım. “-Dur hatta,paylaşacağım” Birkaç farklı açıdan fotoğrafını çektikten sonra içlerinden engüzelini seçtim. Hikâyeye ekleyip üzerine küçük bir beyaz kalp koydum. Tam oanda annemin sesini duydum. “-Bittiyse bana da göster bakayım” Davetiyeyi hemenhavaya kaldırıp ona doğru uzattım. Annem eline alıp birkaç saniye incelediktensonra başını hafifçe salladı. “-Gerçekten güzelmiş” Ben onun elindekidavetiyeye bakarken daha şimdiden kafamda düğünü kurmaya başlamıştım. “-Gelinliğide çok güzel olacak kesin”
Ceren kaşlarını kaldırıp bana baktı. “-Daha görmedinbile” Omuzlarımı kaldırıp hiç düşünmeden cevap verdim. “-Firuze abla zevklikadın, kötü bir şey seçmez” Annem davetiyeyi bana geri verirken gülümseyerekbaşını iki yana salladı. “-Senin aklın yine nerelere gitti?” Davetiyeyi göğsümebastırıp koltuğa iyice yayıldım. “-Anne, düğün bu. Ben şimdi gelinliğidüşünmeyeceğim de neyi düşüneceğim?” Ceren gülmeye başlayınca ona ters tersbaktım. “-Ne gülüyorsun? Gelinlik önemli bir konu” Parmaklarımla davetiyeninkenarındaki küçük detayları kurcalarken gözlerim yeniden parladı. “-Hemdüşünsenize, herkes onlara bakacak... Saçı nasıl olacak acaba? Makyajı? Ay,çiçekleri de çok merak ediyorum”
Ceren bana birkaç saniye öylece baktıktan sonrabaşını iki yana salladı. “-Yuh be kızım, senin kadar düğün meraklısını dagörmedim” Hemen başımı çevirip ona itiraz ettim. “-Düğün meraklısı değilim benbir kere, bu başka” Ceren kaşlarını kaldırdı. “-Başka olan neymiş?” Gayet ciddibir ifadeyle cevap verdim. “-Ben düğünün kendisini seviyorum. Ortamını,gelinliği, süslemeleri, müzikleri... İnsanların mutlu olduğu o kalabalıkhâlini” Bir an durup gözlerimi kocaman açtım. “-Bir de gelin salona girerkenherkesin dönüp ona bakması var ya... Ay, onu çok seviyorum” Ceren kahkahayıpatlatınca kaşlarımı çattım. “-Ne var ya? Çok güzel bir şey” Ceren gülmeyedevam ederken annem de bizi dinleyip başını iki yana salladı. “-Senin ‘düğünmeraklısı değilim’ hâlin buysa, meraklı olsan ne yapacaksın acaba?” Dudaklarımıbüzüp davetiyeyi göğsüme bastırdım. “-Abartıyorsunuz. Ben sadece estetiktenanlıyorum”
Alayla başını sallamaya devam edince kaşlarımıkaldırdım. “-Sen beni bırak da kendine bak” İmamla annem de Ceren’e şöyle birbakıp merakla sordu. “-Hakikaten Ceren’ciğim, kaç zaman oldu döneli? Nedüşünüyorsunuz David ile?” Ceren’in yüzü bir anda değişince sırıtışımıtutamadım. “-Yoksa Davut mu demeliyiz?” Cihangir abi David yabancı olduğu içinona hep “Davut” diye seslenirdi. Ceren buna gıcık olsa da abısı diye sesedemiyordu. Dalga geçtiğimi anlayınca hemen elini sallayıp yüzünü buruşturdu.“-Ay aman Hülya abla, benden uzak olsun” Sonra davetiyeyi gösterip kendikendine söylenmeye başladı. “-Çeyiziydi, nikah şekeriydi, hediyelikler,davetiyeler.. ay aman aman” Annem hafifçe gülerek başını salladı. “-E nesandınız, kolay mı bu işler?” Ceren iki elini havaya kaldırıp kahkahaylasöylendi. “-Vallaha ben bu kadar uzayacağını bilsem şahit olayım diyetutturmazdım” Dayanamayıp ben de gülmeye başladım, biraz abarttığınıdüşünüyordum.
Annem ise bizi izlerken başını iki yana salladı.“-Siz yine iyisiniz. Bizim zamanımızda düğün hazırlıkları daha başkaydı”Merakla ona döndüm, öyle çok bahsetmezdi. “-Ne vardı kı sizin zamanınızda?”Annem gülümseyip biraz geriye yaslandı. “-Bizim aile de öyle çok gelenekgörenek peşinde değildi. Düğünümüzü yapar, neyi seviyorsak onu seçer, işimizebakardık. Ama babanın ailesi...” Bir an durup gülmemek için dudaklarınıbirbirine bastırdı. “-Onların adetleri bitmiyordu” Ben tahmin edebiliyordum da Cerenmerakla öne doğru eğildi. “-Ne gibi?” Annem parmaklarını saymaya başladı.“-Kayınvalidemin her konuda bir isteği vardı. Kına şöyle olacak, gelin böyleçıkacak, kapıda şu yapılacak, şu gün şuraya gidilecek...” Gülerek başımı sallarkenbır yandan da babaannemi gömmemesi için söylendim. “-Hümoşum’a laf etme ya!”Annem gözlerini devirip güldü. “-Kızım, ben İzmir’de büyümüşüm. Bizim evdekimse bana ‘şunu böyle yapacaksın, bunu böyle yapacaksın’ diye düğün programıçıkarmamış. Bir anda karşıma onlarca adet çıkınca resmen şaşırıp kaldım”
Ceren kahkahayı patlattı. “-Ne yaptın peki?” Annemomuzlarını kaldırdı. “-İlk başta sustum, çünkü neyin ne olduğunu anlamayaçalışıyordum. Sonra baktım bu işin sonu yok, yavaş yavaş kendi sınırlarımıkoymaya başladım” Bu kadar detaya hakim olmadığımdan bende gülerek arayagirdim. “-Babaannem ne dedi?” Annem yüzünde eğlenen bir ifadeyle bana baktı.“-Başta biraz bozuldu tabii, ama zamanla o da benim bazı şeylere sıcakbakmadığımı anladı. Neyse ki baban da arada beni yalnız bırakmadı” Kaşlarımıkaldırdım, babam babaanneme aşırı düşkündü. “-Babam mı? Babam gerçekten senintarafını mı tuttu?” Annem kıkırdayarak başını salladı. “-Bazen, ama bazen de‘Anne ne diyorsa yapalım’ deyip beni çıldırtıyordu” Ceren gülmekten başınıkoltuğa yasladı. Ben de annemin anlattıklarını düşünerek davetiyeye baktım.“-Yani sen bayağı kültür şoku yaşamışsın”
Annem hiç düşünmeden başını salladı. “-Hem de neşok. İzmirli, modern bir aileden çıkıp Karadenizli bir ailenin gelini oluncabazı şeyleri yaşayarak öğrendim” Bir an durup gülümseyerek ekledi. “-Amasonunda alıştım. Şimdi dönüp bakınca çoğuna gülüyorum” Ben davetiyeyi yenidenelime alıp merakla sordum. “-Peki en saçma gelen adet hangisiydi?” Annem birkaçsaniye düşündü, sonra gözlerinde eski bir anıyı hatırlamanın eğlencesi belirdi.“-Onu anlatırsam baban bana kızar” Ceren hemen atıldı. “-Şimdi daha çok merakettim” Ben de anneme doğru iyice sokuldum. “-Anne, anlat. Zaten babam buradadeğil” Annem gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı. “-Düğün günü benievden almaya geldiklerinde kapının önünde bir grup insan yolu kesmiş” Kaşlarımıkaldırdım. “-Kim?”
“-Babanın kuzenleri, arkadaşları... Ne bileyim,herkes oradaydı. Ben de içeride gelinlik içinde bekliyorum, dışarıdan birgürültü geliyor. Önce bir şey oldu sandım” Ceren gülmeye başladı. “-Sonra?”Annem gözlerini devirerek devam etti. “-Meğer arabayı bırakmıyorlarmış. ‘Gelinçıkacaksa önce kapı açılacak’ diye para istiyorlar” Kahkahayı bastım. “-Ciddimisin?” Annem de hemen başını salladı. “-Ciddiyim. Ben ömrümde böyle şeylergörmemişim. Bir baktım, kapının önünde resmen pazarlık masası kurulmuş” O anıhayal ettiğimde kahkahayla sordum. “-Babam ne yaptı?” Annemin yüzündekigülümseme büyüdü. “-Baban önce güldü, sonra verdi parayı. Tam araba hareketedecek, bu sefer başka biri çıktı” Kendımı tutamadan, “-Yok artık!” Annem yenidenbaşını salladı. “-Bir daha para. Sonra bir başkası... En sonunda ben içeriden‘Yeter artık, kocamı rehin aldınız!’ diye bağırmışım”
Ceren kahkahadan kendini toparlayamazken ben deanneme bakıp gülüyordum. “-Gerçekten bağırdın mı?” Annem omuz silkti.“-Gelinlik içinde sinirlenmişim, ne yapayım?” Ceren gülmekten gözlerininkenarındaki yaşları silerken başını iki yana salladı. “-Ben olsam ben debağırırdım” Annem ona bakıp gülümsedi. “-İşte o yüzden düğün hazırlıklarındasabır lazım. Daha düğün günü gelmeden insanın sinirleri yıpranıyor” Ceren elindekidavetiyeye bakıp iç çekti. “-Ben şimdiden yoruldum zaten” Ben de hemen arayagirdim. “-Sen daha şahitsin, gelin değil” Ceren gözlerini devirdi. “-O dahakötü zaten. Gelin en azından oturup güzel güzel hazırlanıyor. Ben sabahtan berikoşturuyorum” Annem kıkırdayarak başını salladı. “-Daha dur, düğün yaklaştıkçayapılacaklar artar” Ceren’in yüzündeki ifade bir anda düşünce kahkahamıtutamadım.
“-Ne oldu?” diye sordum. Ceren bana dönüpkaşlarını çattı. “-Gülme. Daha dağıtılacak bir sürü davetiye var” Annemmasadaki boş fincanlara bakıp gülümsedi. “-Senin işin de bitmiyor demek” Cerenderin bir nefes alıp başını salladı. “-Hiç sormayın, daha birkaç eve uğramamlazım” Elindeki fincanı masaya bırakıp ayağa kalktı. “-O zaman bana müsaade,kalkayım artık. Kahve için teşekkür ederim, çok iyi geldi” Annemle birlikte bizde ayaklandık. Ceren’in gitmesine içten içe biraz somurtmuştum, daha oturupdüğün hakkında konuşacak çok şeyimiz vardı, ama belli ki onun gerçektenyetişmesi gereken yerler vardı. Annem bunu fark etmiş olacak ki Ceren’inçantasını almasına yardım ederken gülümseyerek konuştu. “-Afiyet olsun şekerim.İşin var diye kalman için ısrar etmeyeceğim ama yine gel” Ceren çantasınınaskısını omzunda düzeltti. “-Gelirim tabii. Hem davetiyeler bitince daha rahatotururuz”
“-İnşallah” dedim gülerek. Ceren kapıya doğruilerlerken ben de peşinden gittim. Annem onu uğurlamak için kapının önüneçıkmıştı. Tam Ceren ayakkabılarını giyip kapıyı açtığı sırada masanın üzerindebıraktığım telefon titredi. Önce önemsemedim. Muhtemelen hikâyeme gelen sıradanbir tepkiydi, ama ekranın ışığı yeniden yanınca gözüm istemsizce telefonakaydı. Bildirimde Devran Alaz ismini görünce elim bir an havada kaldı. Kaşlarımhafifçe kalkarken anladım kı davetiyenin fotoğrafını koyduğum hikâyeye cevapvermişti. Telefonu hemen elime alıp mesajı açtığımda şöyle yazmıştı.
Devran Alaz: Oo, davetiyelergelmiş.
Mesajı okuyunca dudaklarımın kenarı belli belirsizkıvrıldı, sonra parmaklarım kendiliğinden klavyeye gitti. Ben: Size gelmedi mi? Mesajıgönderdikten sonra telefonu elimde tutmaya devam ettim. Cevap beklemediğimikendime inandırmaya çalışsam da gözüm birkaç saniyede bir ekranın üstünekayıyordu. Devran Alaz: Az önce kapı çaldı sanki, herhalde geldi. Mesajıokuyup hafifçe gülümsedim. Birkaç saniye ne yazacağımı bilemeyip duraksadım.‘Heralde’ desem çok soğuk olurdu, ‘baksana’ desem çok emir kipi gıbı dururdu.Ben bunu düşünürken ekranda yeni mesaj belirdi: Devran Alaz: Napıyorsun? Ellerimheyecanla titrerken yutkundum. Daha az önce davetiyeden konuşuyorduk, şimdinereden buraya gelmiştik? Beni mı merak ediyordu yoksa öylesine mı yazmıştı?
Ben: Hiç, öyle oturuyordum. Cevabı gönderdikten sonranedense açıklama yapma ihtiyacı hissettim ve ekledim: Az önce davetiyeiçin Ceren gelmişti, kahve falan içtik. Bır an masada duran kahveyebaktım, sonra cevabını beklerken dudaklarımı kemirmeye başladım, ama sonradayanamadım, sanki ne dersem diyeyim yetersizmiş gıbı geliyordu. Ben:Düğün bir ay sonraymış, beklediğimden erken oldu. Devran’ın cevabıfazla gecikmedi. Devran Alaz: Cihangir iyi bile dayanmış. İstemedengüldüm, az önceki gerginliğim azalmıştı hemencecık. Başımı iki yana sallayıpekrana baktım. Ben: Gideceksin değil mi? Mesajı gönderdiktensonra bir an duraksadım. Sanki fazla hızlı sormuşum gibi geldi. Hemen ardındankendimi toparladım. Alt tarafı düğüne gidip gitmeyeceğini soruyordum. Bununneresi garipti?
Ekranda üç nokta belirdi, fakat sonra kayboldu.Tekrar belirdi derken bir süre sonra mesaj geldi. Devran Alaz:Bilmem, belki. Dudaklarımı birbirine bastırıp ekrana baktım. “Belki” nedemekti şimdi? Gidecekti ya da gitmeyecekti. İnsan neden ortada bırakırdı ki?Tam telefonu bırakacakken yeni mesaj geldi. Devran Alaz: Sengidecek misin? Bir anda yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. Demek oda merak ediyordu, ama bunu belli etmeye hiç niyetim yoktu. Parmaklarımıklavyenin üzerinde birkaç saniye gezdirdikten sonra olabildiğince umursamazgörünmeye çalışarak yazdım. Ben: Bilmem, galiba. Gönder tuşunabastığım anda telefonu biraz uzaklaştırdım, sanki cevabımı görürse yüzümdekiifadeyi de görecekmiş gibiydim. Birkaç saniye sonra ekran yeniden aydınlandı, mesajıaçtığımda gözlerim istemsizce büyüdü. Devran Alaz: Sen gidersen gelirimbelki.
Cümleyi bir kez daha okuyup ekrana öylecebakakaldım. Dudaklarımın kenarı önce hafifçe kıvrıldı, ardından kendimitutamayıp sessizce güldüm. Ne vardı bunda bilmiyordum, ama yüzümdeki o salakgülümsemeyi bir türlü silemiyordum. Telefon hâlâ elimde, ekrana boş boşbakarken karşımdaki bir çift gözün beni izlediğini fark ettim. Başımıkaldırdığım anda annemle göz göze geldim. Kollarını göğsünde birleştirmiş,kaşlarını hafifçe kaldırmış, yüzüme merakla bakıyordu. Bir anda irkildim. “-Anne!”Parmağımı refleksle ağzıma götürüp başımı hafifçe geriye attım, “-Ödümükopardın ya!” Annem kollarını göğsünde birleştirip yüzüme dikkatlice bakmayadevam ederken gözlerindeki merak az önceki gülümsememi fazlasıyla yakaladığınısöylüyordu. “-Kimle mesajlaşıyorsun sen?” Bir an afalladım. “-Ben?”
Parmağımı göğsüme götürüp masum bir ifadeyle onabaktım. “-Kimseyle, hikâyenin yanıtlarına bakıyorum” Teknik olarak yalan dasayılmazdı. Hikâyenin yanıtlarına gerçekten bakıyordum. Sadece o yanıtlarınarasında Devran’ın mesajının olması küçük bir ayrıntıydı. Annem birkaç saniyeyüzüme baktıktan sonra, “-Hmm” diyerek başını salladı. Ben de hiç düşünmedenonunla aynı anda başımı salladım. “-Aynen” Araya giren sessizlik nedense iyiceşüpheli hissettirdi. Telefonu elimde biraz daha sıkı tutup ayağa kalktım. “-Şeyyapayım... Benim odamda şey kalmıştı, bir bakayım ben” Cümleyi bitirir bitirmezgeri çekilmeye başladım. Annemin yüzündeki ifadeyi daha fazla görmemek içinarkamı dönüp odama doğru yürüdüm. Biraz daha orada kalırsam, “hikâyeninyanıtlarına bakıyorum” bahanemin arkasındaki Devran Alaz kısmını yüzümdenokuyacağı kesindi.
Odama girip kapıyı arkamdan kapattığımda derin birnefes aldım. Sırtımı kapıya yaslayıp birkaç saniye öylece durduktan sonratelefonumu elime aldım. Ekranda yeni bir bildirim görünce kaşlarım hafifçehavaya kalktı. Yine Devran’dı. Mesajı açtığımda dudaklarım yeniden kıvrıldı. DevranAlaz: Ne oldu, nereye kayboldun? Sanki beni gerçekten merak etmiş gibiyazmıştı. Bu düşünceyle içimde küçük bir kıpırtı oluşunca hemen yatağınkenarına oturdum, bayılıp düşmesem ıyıydı. Telefonu iki elimin arasına alıpbirkaç saniye düşündüm, annem yüzünden odama kaçtığımı söyleyecek değildim.Parmaklarım klavyeye gidip birkaç kelime yazdı, sonra sildim. Başka bir bahanebulmaya çalıştım. Sonunda aklıma gelen ilk şeyi yazdım: Ben: Annem birşey istedi de, onu halletmeye gittim. Fena değildi, en azından kulağanormal geliyordu. Telefonu elimde tutup cevabını beklerken bu kez ekran fazlabekletmeden aydınlandı. Devran Alaz: Halledebildin mi?
Kaşlarımı hafifçe kaldırdım. Annemin verdiğigörevi gerçekten yapıp yapmadığımı bile merak ediyordu, bu adam yüzünden bırgün kalpten gidecektim. Ben: Evet, evet. Mesajı gönderip telefonuyatağın üzerine bırakacakken yeniden titredi. Devran Alaz: Bir şeylazımsa söyleyebilirsin, çekinme yani. Dudaklarım kendiliğinden yumuşakbir gülümsemeye dönüştü. Devran’ın böyle bir tarafı vardı işte, insanınihtiyacı olup olmadığını sormadan önce bile yardımcı olmanın bir yolunubulurdu. Ben: Biliyorum Devran, sağ ol. Bu kez telefonu elimdenbırakıp saçlarımı geriye attım. Tam biraz olsun rahatladığımı düşünürken yenimesaj geldi. Devran Alaz: Şimdi aşağıya indim, davetiye gelmiş. Kaşlarımyeniden havaya kalktı. Demek gerçekten kapıyı çalan davetiyeymiş. DevranAlaz: Zeynep getirmiş, Yasemin ile odadalar. “-Aa” diye geçirdimiçimden. Zeynep’in orada olduğunu bilseydim annemin yanından kaçmak için bukadar uğraşmazdım belki.
Ben: Öyle mi? Mesajın hemen ardındanDevran’dan cevap geldi. Devran Alaz: Gelsene sen de. Ekranabirkaç saniye öylece baktım, öyle normal yazmıştı kı afalladım. Ancak sonareddettim, çünkü Yasemin benı çağırmamıştı. Böyle çat kapı gitmek ayıp olurdu,şahsen bende hoşlanmazdım. Ben: Yok ya, böyle rahatsızlık vermeyeyim.Mesajı gönderip kendimce konuyu kapattığımı düşünürken Devran’ın cevabı geldi. DevranAlaz: Hümeyra, ne rahatsızlığı? Gel işte. Kızların yüzü sirke satıyor, gel demoral ver şunlara. İstemeden meraklanmaya başladım. Ben: Hayırdırinşallah?
Telefonu elimde çevirirken cevabını bekledim.Birkaç saniye sonra ekran yeniden aydınlandı. Devran Alaz: İnşallah.Mesaja bakıp gözlerimi kıstım. Bu ne biçim cevaptı? Bir şey olmuştu belli ki,ama Devran da ne olduğunu tam bilmiyor gibiydi. Devran Alaz: Anlamadım neoluyor, ama Yasemin’in canı sıkkın gibi. Kaşlarım hafifçe çatıldı.Demek o da fark etmişti. Yasemin’in keyfinin kaçık olduğunu benim kadar çabukanlaması nedense hoşuma gitmişti. Ben: Sen de fark ettin demek.Mesajı gönderip birkaç saniye bekledim. Cevabı fazla gecikmedi. DevranAlaz: Durum vahim o zaman. Burnumdan kısa bir gülüş kaçtı. “-Şapşal ya”diye mırıldandım kendi kendime. Yasemin’in canının sıkkın olmasına gerçektenüzülmüştüm, ama Devran’ın bunu benim üzerimden espriye çevirmesi de tam onagöreydi.
Devran Alaz: Gelip alayım mıseni? Bir an elim ekranda kaldı. Beni almaya gelmek istemesi o kadar sıradan birşeymiş gibi yazılmıştı ki, benim neden bir anda yüzümde aptal bir gülümsemeyleoturduğumu anlamak mümkün değildi. Hemen toparlandım. Ben: Yok, gelirimben. Cevabı gönderir göndermez telefonu biraz uzağa tuttum. Fazlahevesli görünmek istemiyordum, üstelik kendi arabamla gitmek çok daha normaldi.Birkaç saniye sonra yeni mesaj geldi. Devran Alaz: Emin misin,gelebilirim. Dudaklarımı birbirine bastırdım. Israr etmesi hoşumagitmişti, ama bunu yüzüne söylemeye hiç niyetim yoktu. Ben: Gelirim,merak etme :) Mesajın sonuna eklediğim gülümseme işaretiyle birlikteiçimdeki gerginlik de biraz dağıldı. Telefonu yatağın üzerine bırakacakkenekran bir kez daha aydınlandı. Devran Alaz: İyi, bekliyorum o zaman :)O küçücük gülümseme işaretine birkaç saniye bakıp kaldım, sonra farkındaolmadan ben de gülümsedim.
Sanki gerçekten gelmemi bekliyordu. Telefonuyatağın üzerine bırakıp ayağa kalktığımda içimde tuhaf bir kıpırtı hissettim.Aslında bunda garip olan hiçbir şey yoktu ki. O ev çocukluğumdan beri giripçıktığım, kapısını çalmadan bile kendimi rahat hissettiğim evdi. Yasemin zatenen yakın arkadaşımdı. Yani kalkıp oraya gitmemin dünyanın en normal şeyi olmasıgerekiyordu, ama nedense bu kez farklı hissettiriyordu. Yıllardır Devran’nın benibeklediği değil, benim onu beklediğim olmuştu. Şimdi ilk defa onun benibeklediğini bilerek hazırlanıyordum. Gerçi gidip kapıyı çalacak, Yasemin’leoturacak, biraz konuşup dönecektim. Hepsi buydu. Bunu kendime gayet mantıklıbir şekilde anlatmıştım. Ta ki aynanın karşısına geçip dolabın kapağını açanakadar, çünkü şımdı asıl mesele Devran’ın beni beklemesi değildi. Asıl mesele,ben şimdi ne giyecektim?...

****************************************************************************
Ve bölüm sonu!✨
Umarım okurken keyif almışsınızdır. Düşüncelerinizi, yorumlarınızı ve karakterler hakkındaki fikirlerinizi benimle paylaşmayı unutmayın❤️
Bölümü beğendiyseniz de beğenmeyi eksik etmeyin😆 Hepinizi kocaman öpüyorummm, bir sonraki bölümde görüşürüüz! 🫶🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18