Meftun kitap kapağı

16. bölüm / 40

Meftun

16.

Vaveyla Yazarı: Nova .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: 16.

Yeni bölüm geldii✨📖

Hadi bakalım, sıcak çaylar hazırsa olaylara dalmaya başlayabiliriz 👀💫

İyi okumalar efenimm❤️
****************************************************************************
16.
Ikı günde odam savaş alanına dönmüştü. Perdeler gün ışığını içeriye almamak için sıkı sıkıya çekilmiş, yerdeki kıyafet yığınları sanki moralimin enkazı gibi etrafa dağılmıştı. Üzerime çöken o boğucu sessizlik nefesimi bile ağırlaştırıyordu. Evdekiler kapıyı çalıp “-İyi misin?” diye sormaya çalışmıştı ara ara, ama onlara sadece “-Yalnız bırakın beni” diye homurdanmakla yetinmiştim. Bir tek Atalay beni gerçekten rahatlatmayı başarabilirdi, ama dün sabah erkenden işe gitmişti, bugün de sesini duymamıştım.
Kapı yeniden çalındığında gözlerimi tavana dikmiş bir şekilde “-Girmeyin!” diye bağırdım, ama tok bir “tak” sesiyle kapı açıldı. “-Kuzenlerin en başa belası..” Neşeli sese başımı çevirip baktığımda Atalay bir elinde tepsi, diğer eliyle kapıyı kapatıyordu. Ayağının ucuyla yerdeki dergileri, tişörtleri kenara iterek bana doğru ilerledi. Odanın darmadağın hali arasında elindeki tepsi sanki yabancı bir ülkenin barış bayrağı gibi parlıyordu. Yatağın kenarına otururken “-Şuraya biraz yer aç be kızım, tam çöplüğe çevirmişsin odayı” diye mırıldandı, ama yüzünde o tatlı gülümseme vardı.
Başımı yastıktan yarım yamalak kaldırıp gözlerimin kenarındaki kurumuş yaşları silmeden baktım ona “-Ne bu şimdi?” dedim, tepsiyi işaret ederek. Atalay tepsiyi büyük bir ciddiyetle kucağıma yerleştirdi. “-Depresyondan çıkma kiti” Sanki hayatın en önemli projesini açıklıyormuş gibi doğruldu bırde. “-Şımdı araştırdım, yalan yok” Diye peş peşe ıtıraf etti önceden. “-Normalde kızlarda böyle adım adım ilerliyormuş. Önce tatlı, sonra biraz romantik film, sonra dertleşme falan… Ama ben düşündüm ki bizde adım adım olmaz, topluca dalarız. O yüzden hepsini tek pakette getirdim ki şu lanet depresyonu hızla atalım” Kafasını çalıştırıp düşünmesine mı hayret etseydim yoksa bunu araştırmış olmasına mı bilmeden izledim suratını.
O ıse elini tepsinin üzerine koyup tek tek saymaya başladı, sesinde hem şefkat hemde elbette ona yakışır bır dalga geçme şekli vardı. “-Bir: Çikolata, çünkü beynin şeker isteyip duruyor, ki ayrıca çikolata mutluluk hormonudur” Alacağım kalorileri umursamayıp çikolata paketini alıp açtığımda o da devan etti: “-İki: favori atıştırmalıklar, ağzın çıtırdasın ki sinirini oradan at” Başımı sallayarak onayladım, bu da mantıklı gelmişti. “- Üç: Sıcak su torbası, battaniyene sarılırken seni ikinci bir battaniye gibi ısıtsın” Sıcak su torbasını bana doğru attığında bende alıp karnıma yerleştirdim, yanı regl dönmesinde olsa daha anlaşılırdı, ama tabı bu da kabul edilebilirdi. Çikolatadan büyük bir ısırık alıp onu heyecanla dinlemeye devam ettim. “-Dört: Dondurma. Bak bu gereksiz gibi, ama aslında değil. İnsanın canı tatlı krizinden soğuğa da geçmek ister” Yanı, denemeye değerdi. “-Ve beş: Soğuk kahve, çünkü seni tatlı tatlı uyandırmak için”
Gülümseyerek bir de tepsinin köşesinden minik bir şey çıkardığında gözlerim büyüdü. “-Bu da bonus” Minik peluş tavşan oyuncağın kulakları biraz yamuk, ama tatlıydı. “-Altı: Bu bendendi, bıldığın gıbı çocukluğumdan kalma. Geçici veriyorum, kaybedersen depresyona ben girerim” Onu dinlerken dudaklarımda fark etmeden bir gülümseme oluştu, bu çocuk gerçekten de çok tatlıydı. Atalay bunu görünce hemen gözleri parladı. “-Heh işte… gülümsedin. Depresyon kiti çalışıyor” Yorganın altından çıkıp başımı ona çevirdim. “-Eh, belki biraz işe yarıyordur..” dedim omuz silkip.
“-Ama bak” diye parmağını kaldırdı birden Atalay, “-en önemlisi hâlâ gelmedi” Kaşlarımı çattım. “-En önemlisi ne?” Soru sormamla eş zamanlı kapı çaldı. Atalay bana beklemem anlamında elini kaldırıp odadan çıkarak kapıya yöneldi. Aşağıya bakmak ıçın korkuluklara asıldığında ıstedığı şeyi görmüş olmanın sevinciyle bana dönüp sırıtarak konuştu “-Tamamdır… depresyon kitinin son parçası da geldi” Merakla yerimden doğrulurken yorganı da etrafıma sararak oturur pozisyona geçtim, elimde hala çikolataya öylece beklemeye başladım. Derken kapı aralığından Yasemin belirdi, elinde büyük bir kutu pizza, diğer kolunda ıse iki litrelik kola vardı. Onu görmemle gözlerim genişledi. “-Yasemin!” Diye coşkuyla bağırdığımda Yasemin de gülerek karışık verdi: “-Duydum ki moral takviyesi lazım”
Atalay da bana dönüp kollarını iki yana açtı. “-En yakın arkadaş kiti tamamlandı! Şimdi hiçbir şeyin şansı yok” sesi hafif teatral, sanki bir kahraman ilan ediyordu kendini. Onun bu halini görünce dayanamadan kahkaha attım, omuzlarımı hafifçe silkerken dudaklarım şaşkın bir kıvrım aldı. “-Size inanamıyorum” Gözlerimi kısarak onları süzdüm, ağzım hala aralı kalmıştı. Yasemin gözlerini kocaman açıp başını hafif yana eğdi, parmağıyla beni işaret eder gibi salladı: “-Ee ne sandın kızım? İyi günde kötü günde, en azından bizde böyle” Başımı yana eğerek ona minnettar bakış attığımda bır kez daha bu konuda ne kadar şansı olduğumu hissettim. Sırf moralim bozuk diye kalkıp gelmişti, üstelik de bayıla bayıla yedığımı bıldığı pizza ile.
Bunu fark ettığımde merakımı gizleyemedim, kaşlarımı kaldırıp ellerimi hafifçe havaya açtım. “-Ne ara aldınız bütün bu şeyleri?” Yasemin göz ucuyla Atalay’a bakıp sırıttı. “-Aslında Atalay abi halletti çoğunu” derken hafif mahcup hemde sevinç doluydu. Bakışlarım Atalay’a kaydığında ağzının içinde mırıldandığını duyar gıbı oldum. “-Abine sokayım” Ne dedığını tam duyamayınca kaşlarımı çattım. Ancak hemen sonra başını kaldırıp konuşmaya devam etmesiyle konu da dağılmış oldu. “-Neyse kızlar, iş beklemez, ben çıkayım artık” Yasemin mesafeli bır şekilde başını sallayınca bende yüzümde hafif gülümsemeyle ona döndüm. “-Şu an en sevdiğim kuzenim sensin Atalay”
Atalay bunu duymasıyla gözlerını kısarak bana baktı. “-Başka kuzenin yok, Hümeyra’cığım” Benim onu ığneledığım gıbı o da hafiften sokmuş bulundu zehrini. Yine de pişkince omzumu silkip, gözlerimi kısarak sırıttım. “-E işte o yüzden Atalay’cığım” Yasemin bu küçük didişmemize kıkırdamaya başladı. Başını hafif yana eğip gözlerini parlatıyor, dudaklarının kenarındaki o tatlı kıvrım gözlerime değiyordu. Atalay ise birden ciddi bir ifadeyle bana döndü, kaşlarını kaldırdı ve hafif çatık bir yüzle: “-Bu arada, fark etmedim sanma sakin bücür, o üstündeki ‘yabancı’ tişörtünün hesabını vereceksin” Bakışlarım üstüme kayarken Engin’nin verdığı beyaz tişörtün hala üstümde olduğunu daha yeni fark ettim. Atalay’ın kollarında ağlamamla yatakta ölü gıbı sızmam bır olmuştu zaten.
Yasemin şaşkın bir şekilde bana döndü hemen, gözlerini kocaman açmıştı bıle. “-Kımın kı?” Gerginlikten altıma kaçırsam da kuyruğu dık tutarak Atalay’a bakıp kaşlarımı kaldırdım. “-İki dakika, insan olamıyorsun değil mi?” Atalay gözlerini kısıp başını hafif yana eğdi. “-İnsan olduk da sormadık bu zamana kadar be kızım, ama elbet hesabını vereceksin” Emir kipiyle konuşunca sınırlerım anında tavan yaptı. Etrafta atacak bır şey ararken sonunda ayaklarımın altında bulduğum yastığı aldığım gıbı ona doğru fırlattım, ancak reflexlerı kuvvetli olan gerızekâlı kuzenim anında yakalayarak sırıttı. “-Bır şeyi de becer” diye konuştuğunda bağırdım: “-Atalay!” O yerinden kımıldamadan keyifle kıs kıs gülmeye devam ettikçe iyice kudurdum. “-Çıksana ya dışarı!” dedim, elimle kapıyı göstererek.
Atalay anında kaşlarını kaldırdı. “-Aşk olsun kuzen, kovuyor musun beni şimdi?” dedi, sahte bir kırgınlık takınarak. Elimi dramatik bir şekilde kalbime götürdüm, sesimi yumuşatıp “-Aa hiç kovar mıyım?” dedim, ardından hızla sertleşerek ekledim: “-Defol diyorum Gerizekali!” Tam bana bir cevap yetiştirecekken Yasemin araya girdi. “-Atalay abi” dedi nazikçe, “-Senin işin vardı, geç kalma istersen” Ben hemen fırsatı yakalayıp, gözlerimi kısarak başımı salladım. “-Duydun canım, hadi tası tarağı topla yaylan bu odadan” Gözlerimi iyice belerttiğimde Yasemin sessizce güldü. Atalay ıse çıkmadan önce başını iki yana sallayıp alaycı bir gülümseme bıraktı. “-Var ya, bu kıza yat kalk dua et” dedi, eliyle Yasemin’i işaret ederek.
“-Hadi canım, hadi!” diye arkasından bağırdım. Adımlarının sesi uzaklaşmaya başladığında rahatladım. Ama çok geçmeden kapı eşiğinde yeniden bir gölge belirdi, geri döndüğünü anlayınca ne var diye bakacakken elinde az önce benden kaptığı yastığı suratımın ortasına fırlattı. Yastık burnuma çarpınca refleksle geri çekildim. “-Atalay!” diye bağırdım, öfkem boğazıma kadar yükselmişti. “-Allah belanı versin Atalay! Allah seni bildiği gibi yapsın, emi?!” O ise çoktan kaçmıştı, koridordan gelen kahkahaları hâlâ duyuluyordu. Yastığı yatağa bırakıp başımı kaldırdığımda Yasemin’nin dudaklarının kenarı yukarı kıvrılmış, yanakları hafifçe kızarmıştı. Resmen gülmemek için dudaklarını ısırıyordu. Bunu fark etmemle kaşlarımı çatıp ona döndüm. “-Sen de mi gülüyorsun?” Sesim suçüstü yakalanmış birini köşeye sıkıştırır gibi çıkmıştı.
Yasemin’in gözleri anında büyüdü. Ellerini iki yana kaldırdı, parmaklarını açarak sanki görünmez bir polisiye sahnede teslim oluyormuş gibi yaptı. “-Yok yok, gülmedim” Gözlerimi kısıp ona doğru gözlerimi kıstım. “-Yasemin…” dedim uyarı tonuyla, ama adımı duyunca iyice kıkırdamaya başladı. “-Yemin ederim gülmedim!” dedi, ama kahkaha aralarında söylediği için ciddiyeti sıfırdı. “-Vallahi ikinizi de var ya!” diye homurdanarak yastığı tekrar elime aldım. Ama Yasemin anında ellerini havaya kaldırdı, dudaklarına görünmez bir fermuar çekti ve yanaklarını şişirip gözlerini büyüterek sanki “tamam sustum” der gibi bana baktı. Ben ona ters ters bakarken o da pişkince sırıtıp usulca yanıma oturdu.
Birkaç saniye sessiz durduktan sonra başını yana eğdi, saçlarını omzundan geriye attı. “-Ee kuşum” dedi tatlı bir tonla “-ne oldu anlat bakalım” Hızla yüzümü çevirdim, dün gece ona coşkuyla mesaj atarken gecenin öyle sonlanacağını bılmedığım ıçın habersiz bırakmıştım. “-Yok bir şey” Geceyi hatırlamak ıstemıyordum, yeterince canım sıkılmıştı zaten. “-Yok bir şey ha?” dedi Yasemin, şüpheyle kaşlarını kaldırıp. “-Hadi oradan Meyra. Ben yedim sanki” Elbette yemezdi, kaç yıllım dostumdu benim. “-Gerçekten Yasemin…” dedim, dudaklarımı büzerek. “-Boş ver” O ise bana daha da sokuldu, gözlerini kısmış yavru köpek gıbı bana bakıyordu. “-Hiç boş verilecek gibi gelmiyor ama bana. Abimin arabası gece yarısı kapımın önünde diye mesaj attın. Sonra bir şeyler daha dedin ve benı heyecanlandırıp puff diye ortadan yok oldun. Kızım neler döndü anlat hadi” Yanı böyle söyleyince pek de hoş görünmüyordu Tabıı.
Omuzlarımı düşürdüm, bir an kalbim sıkıştı. “-Ciddi bir şey değil Yasemin..” dedim, ama sesim bile beni ele veriyordu. Yasemin ellerini bağladı, kaşlarını çatarken dık dık baktı suratıma. Ama ben bakışlarımı eğerek kaçmaya çalışınca nihayet sabrı taşmış olacak kı ayağa kalktı, ne yapacağını izlerken çantasını açtı. İçinden telefonunu çıkardı başını hafif yana eğip tehditkâr bir tonla, “-O zaman ben abimi arayayım-..” diyecekti ki sanki beynime bir alarm düğmesi basılmış gibi battaniyemi üzerimden fırlattım, hızla kalkıp resmen üzerine atladım. “-Hayır!” diye bağırdım. O ise gözlerini kocaman açıp refleksle geri çekildi. “-Oha be kızım!” diye çıkıştı, bir yandan da elindeki telefonu sıkı sıkı tutuyordu.
“-Arama, arama!” dedim, nefesim hâlâ hızlıydı. Sesim yalvarma ile panik arasında gidip geliyordu. Yasemin birkaç saniye bana baktı, gözlerimdeki paniği görünce nihayet telefonu kapatıp yanındaki yastığın üzerine bıraktı. Sonra yavaşça bana doğru eğildi, yüzünü ifadesiz tutmaya çalışsa da gözleri merakla parlıyordu. “-Dökül” dedi yavaşça, ama bu yavaşlık tehditten daha ağırdı. Bakışlarım kaçış yolu ararcasına odayı turlarken ‘depresyondan çıkma kitine’ gözlerim asılı kaldı. Ne yapacağımı düşünürken kurtuluşum olmadığını anladım, kucağıma Atalay’ın ödünç verdığı peluş oyuncağı koyduktan sonra Yasemin’e döndüm ve dün gece olanları baştan aşağıya anlatmaya koyuldum.
Sonlara geldikçe Yasemin’in dudakları aralandı, gözleri fal taşı gibi açıldı. “-Oha!” dedi, başını biraz geriye çekip hâlâ sindirememiş gibi. “-Ya sadece bir gün… Bir gün yalnız bıraktım seni, bildiğin üç sezonluk dizi yaşamışsın” Burnumdan kısa bir nefes verip battaniyeye gömüldüm. “-Gel de bana sor o üç sezonu… Bildiğin ömrümden üç yıl gitti ya” Yasemin gözlerini kısarak bana bakarken dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. “-Ben bunu bir yerde kullanırım yalnız, haberin olsun” Kaşlarımı kaldırıp ona baktım. Yazma hevesi hep vardı, ama açık konuşmak gerekirse ortaya çıkanlar… e, fazla ‘mezarlık modundaydı’. Yeteneği yok değildi, sadece anlatım tarzı baştan sona kasvet kokuyordu.
“-Allah aşkına, beni bulaştırma da ne halt yazarsan yaz” dedim, ellerimi savurarak. Yasemin bu kez hafifçe öne eğildi, bakışlarına şeytani bir ışıltı yerleşti. “-O değil de… Engin abi şimdi senin abime aşık olduğunu biliyor artık” Ağzıma attığım cipsle bır an öylece ona bakakaldım. “-O kadar şey anlattım, buna mı takıldın Yasemin?” Omuz silkti, sonra yüzünde muzip bir gülümseme belirdi. “-Aa, bir de şey var… Engin abiden Engin’e yatay terfi almış, gözümden kaçmadı” Doğru, eskiden ona ‘abi’ derdim, ama rica etmesi ardından hemen atmıştım. Gözlerimi devirdim. “-Yasemin, adam yardım etti o ayı gibi olan abını taşımama”
Konu Devran’a gelince burnundan sertçe nefes verdi. “-Ya Abime ne demeli?” dedi başını Ikı yana sallayarak “-Dün gece o sarı çıyanın yanına gıtmış, sonra gelip… senin kafanı karıştırmış” Iç çektim, başımı sallarken bakışlarımı yere dıkmıştım. Yasemin gözlerini devirirken öfkelenmişti. “-Ben şimdi ona ne diyeyim? ‘Helal olsun abıcığım, hem Sude’ye uğra, hem arkadaşımı perişan et’ mi diyeyim?” Başımı yana eğdim, bunu yapmasını falan ıstemıyordum. “-Yasemin…” Uyarı dolu tonuma rağmen Yasemin soluklanamadı. “-Yok yok, sen bana karışma. Vallahi şu an aklım almıyor” dedi, elini saçlarının arasına geçirerek. “-Benim abim… Senin gibi birini kırıyor, aptal herif ya”
Derin bir nefes aldım, gözlerimi kaçırarak başımı salladım. “-Asıl aptal benim” dedim fısıltıyla, ama sesi istemeden titriyordu. “-Baksana… her şeyi elime yüzüme bulaştırdım” Yasemin kaşlarını çattı, başını hafif yana eğdi, gözleri hem öfke hem de merhamet doluydu. “-Kızım, seninle ne ilgisi var ya? İçip içip kapına gelen o, sen de insanlık yapıp yardım etmişsin. Ne kötü bir şey yaptın ki?” Hafifçe omuzlarımı silktim, dudaklarımı ısırarak. “-Ama işte.. ben yine de kendimi kötü hissediyorum” dedim.
Yasemin anlayışla başını sallasa da ıçındekı keko yanını susturamadı tabı. “-Tabii ki kötü hissedeceksin, hıyar çünkü benim abım!” Başımı geri çekip hafifçe dudak bükerek ona baktım. “-Tamam Yasemin, abarttın iyice, abın sonuçta” dedim, gönülsüzce gülümsemeye çalışarak. “-Abım madim umurumda değil şu an, hıyara hıyar denir. Ayrıca savunup durma, gömeceğin yerde!” dedi Yasemin, kaşlarını kaldırıp yüzüme dik dik bakınca en az benim kadar onun da bu durumu ciddiye aldığını anlamıştım. “-Savunmuyorum ki, sadece abin diyorum” dedim, ellerimi karnımın önünde birleştirerek hafifçe öne eğildim, cümlenin üzerinde sessiz bir itirazla.
Yasemin gözlerini kısıp sertçe bakarken parmağını hafifçe salladı. “-Bana bak Meyra, bu saatten sonra öyle kolay yelkenleri suya indirmek yok, abım köpek gibi koşacak peşinden, nokta!” Hırlı sözleri gözlerimi devirmeme sebep oldu, ben ne diyordum o ne anlıyordu Allah aşkına. “-Saçma sapan konuşma Yasemin, adam diyorum başkasını seviyor, duydun?!” Tek kaşımı kaldırırken biraz yükselmiş, ama gözlerim hâlâ kırılgan bir ifadeyle ona bakıyordu. Yasemin başını eğip derin bir nefes aldı sabır dilercesine. “-He aynen, kur kafanda, kur canım” Ardından ellerini beline koyup ciddiyetini sürdürdü. “-Bak biz sadece abım ve o sarı şirfintinin birlikte olduğunu biliyoruz, ama ya başka biri de varsa orada?” Kaşlarımı kaldırıp sakince sordum: “-Kim mesela?”
“-Orasını bilemeyeceğim” derken omuzlarını hafifçe kaldırdı, hafif bir esneme hareketiyle devam etti “-ama tartıştıklarına göre yemek iyi geçmemiş anlaşılan” Bir an durakladım, yüzümde hem hayret hem de hafif bir gülümseme beliriverdi. Alkışlar gıbı ellerimi bir birine çarptım. “-Bravo, dişi bir Einstein şu an!” dedim alayla. Ardından yatağın üstündeki tepsiden cips alıp ağzıma attım, sınırımı bır yerden çıkarmam gerekti. Yasemin’in bakışları üzerimdeyken ciddiye alıyor gibi yapmaya çalışıyordum, ama söyledikleri Atalay’ın günlük saçmalama dozunun yanında çok bıle kalıyordu. Yasemin kaşlarını kaldırıp öne doğru eğildi, gözlerini bu defa kısmıştı. “-Sen beni bir ciddiye alacak mısın?”
Başımı kaldırıp doğruldum, ne diyeceği acayip merak ediyordum. “-Allah aşkına söyle, çok merak ettim şu an” dedim, ama bir yanım hâlâ dalga geçiyordu. Yasemin ellerini göğsünde bağladı, yüzüme baktıktan sonra kaşlarını çattı: “-Sen Meyra Çetinsin be kızım. Toparlan, bir sarsıl kendine gel!” Boş boş yüzüne baktım, içimdeki sıkıntı büyürken bu defa da çikolata kavanozunu almak ıçın uzanmıştım kı Yasemin benden önce davranarak elimden aldı. “-Bırak şunu bır” diye cırladı hemen. “-Hem odana kapanıp sümüklü gibi ağlayacak mısın?” Sorusuna karşın kaşlarımı çattım. “-Ne münasebet be?”
“-E bu halin ne? Bir depresyon topuzun eksik” dedi Yasemin, parmaklarıyla havada minik daireler çizerken bakışlarını kaçırmadan sabit tuttu. Dudaklarımı sarkıtırken ıç çektim. “-Toka bulamayınca yapamadım” Dememle Yasemin gözlerini kisti. “-Bir de utanmadan söylüyor ya” diye mırıldandı, ardından ne yapacağına karar vermiş olacak kı birden koluma hafifçe vurup “-Kalk kuzu, dışarı çıkıyoruz!” deyiverdi, ancak hiç de dışarı çıkacak modumda değıldım. “-Ya Yasemin, sen bana azap olmaya mı geldin?” dedim, kollarımı göğsümde kavuşturup kendimi yatağa attım.
“-Hayır canım” derken yüzünde masum, ama kararlı bir gülümseme vardı. Ellerini beline koymuş, hafifçe öne eğilmişti. “-Ben sana iyilik yapmaya geldim ve izin verirsen yapacağım” Başımı gömdüğüm yerden çıkartıp yüzüne baktım. “-Dışarı çıkmakla ne ilgisi var Devran’ın beni sevmesinin?” dedim, sesim hem hafif alaycı hem de içten bir kırılganlık taşıyordu. Yasemin başını yana eğdi. “-O planın ilk adımı şekerim” Ardından batanıyeye sarılmak üzereyken Yasemin’in çekiştirip üstüme çemkirmesiyle irkildim. “-Ay Meyra, ne çok konuştun, kalk işte!” dedi, kaşlarını çattı ama dudaklarının kenarındaki hafif gülümseme onun ciddiyetini yumuşatıyordu.
Kolumdan tutup beni doğrulttu, yatağın yumuşaklığı hâlâ altımdaydı, ama o kararlıydı. Gözlerimi kısıp gerildim: “-Nereye? Nereye?” diye sorarken o çoktan kararını vermıştı. “-Nereye olacak, Sude’nin yanına” Gözlerim fal taşı gıbı açılırken “-Ne?!” diye bağırdım hemen. “-Hayatta olmaz, kızım sen aklını mı kaçırdın?” diye karşılık verdim, omuzlarımı düşürüp hafifçe geri çekildim. Yasemin kollarını bağlarken oldukça ciddiydi. “-Hayır canım, aklım gayet de başımda ve diyorum ki butiğe teftişe gidiyoruz” Yüzündeki sinsi gülümsemeden ağız aramaya gıttığımızı anlamış olsam da bunu yapmam mümkün değıldı. “-Olmaz dedim, Yasemin” Aynı onun gıbı kollarımı göğsümde kavuşturup sertçe baktım.
Ancak o da inatçıydı. “-Olur” Bir birime meydan okuyan bır bakışla bakmaya devam ederken “-Olmaz” diye tekrar ettim. Yine de Yasemin de direndi. “-Olur” Omuzlarını hafifçe dikleştirirken bakışlarıyla savaşı kazanacağını belli ediyordu. Ama benim de pes etmeye niyetim yoktu, canımı sokakta bulmamıştım ya dün geceyi yeniden kendime yaşatayım. “-Olmaz!” Sesimi yükselterek yataktan kalktığımda Yasemin de burnundan soluyarak aynı şekilde yatağa çıktı. “-Bal gibi de olur!” Bir birime ciyakladığımız sırada odadan yankılanan bır ses dıkkatımızı dağıttı, telefonum çalıyordu. Yasemin’nin kısık bakışlarından ayrılık ekrana bakınca tanımadığım bir numara görünüyordu. Yeniden ona doğru dönünde aynı savaş pozisyonunda olduğunu görüp bu boşluğu fırsat çevirerek telefonu aldım ve hızla açarak kulağıma götürdüm.
“-Alo?” Arkamda Yasemin merakla bana bakarken ona sırtımı dönüp telefona odaklandım, en ıyı kaçış yolum bu gıbı göründü. “-Alo Meyra?” diye bir ses geldi, tanıdık ama bir anda beynime oturmayan bir tonla. Başta tanıyamadım bıle, kargom falan geldı diye düşündüm. “-Evet, buyurun?” dedim, hâlâ emin olamayan bir sesle. “-Ya benim Engin” Cevabi aldığım anda beynim dondu, gözlerim kocaman açılırken kalbim göğsümde hızla çarptı. Bakışlarım Yasemin’e dönerek hafif bır telaş ve şaşkınlıkla tekrar ettim: “-Engin?!”

*********************************************************************************
Bölüm sonu✨🫶🏻

Düşüncelerinizi yazmayı unutmayınn, yorumlarınızı okuyorum 🥰

Eğer bölümü beğendiyseniz beni mutlu etmeyi de unutmayın olur mu?🙈💫

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

62okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18