Meftun kitap kapağı

33. bölüm / 40

Meftun

31.

Vaveyla Yazarı: Nova .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: 31.

Eveeet, dostlaaar, ben geldim yine! 🥹💗✨ Nasılsınız, nabersiniz kızlaaar? 💅🏻
Bu bölüm tam olarak çayı, kahveyi alıp kız kıza oturmalık, dedikoduya doyayacağımız bir bölüm oldu. 😂 Ben yazarken inanılmaz eğlendim, umarım siz de okurken en az benim kadar keyif alırsınız.
Şimdi koltuklara kurulun, içeceklerinizi alın, battaniyelerinizi çekin üstünüze… Çünkü bugün bol bol sohbet, bolca olay ve tabii ki biraz da kaos var. 👀🤭Hazırsanız başlayalım kızlarım. 💋✨İyi okumalaaar! 🫶🏻📖💗

****************************************************************************
31.
Eve döndüğümüzde hepimizin üzerine günün yorgunluğu çökmüştü. Akşamüstü serinliği bahçeye yayılmış, ay ışığı ağaçların arasından beyaz bir ışık bırakmaya başlamıştı. Zeynep’le havuzun kenarına oturmuş, ayaklarımızı suya sokup serinletiyorduk. Birkaç metre ilerimizde Yasemin hamakta uzanıyordu. Normalde böyle bir ortamda çoktan sohbete karışmış, bizi susturmadan kendi fikrini söylemiş olurdu ama bugün garip bir şekilde sessizdi. Gözleri bazen üzerimizde oluyor, bazen de hiçbir noktaya bakmadan dalıp gidiyordu. Zeynep bir süre ayağını suda salladıktan sonra bana döndü. “-Sen ne dedin?” Gözlerimi havuzun yüzeyindeki dalgalara indirip omuzlarımı silktim. “-Bir şey diyemedim” Zeynep’in yüzü bir anda düştü. “-Ciddi olamazsın!”
Elimi kaldırıp hemen savunmaya geçtim. “-Ya ne diyecektim ki? Tutturmuş kaçıyorsun diye, ben de kaçmıyorum dedim” Zeynep dudaklarını büzüp bana öyle bir baktı ki sanki karşısında dünyanın en anlaşılmaz insanı oturuyordu. “-Kaldıracak mısın engeli?” Omuzlarımı kaldırıp suya baktım. “-Bilmiyorum” Zeynep inanamıyor gıbı birkaç saniye yüzüme baktı, sonra sınırlerı bozulmuş halde kahkahayı patlattı. “-Ay bu kız beni delirtecek, yemin ederim” Ayağını sudan çıkarıp havada sallarken başını iki yana salladı. “-Adam peşinde koştu tüm gün, ‘engeli kaldır’ diye” Destek bekler gıbı başını çevirip hamakta sessizce oturan Yasemin’e baktı. “-Kız, mantık abidesi, bir şey desene şuna” Yasemin sanki başka bir dünyadan çağrılmış gibi birden doğruldu. Kaşlarını çatıp ikimize baktı. “-Ne?”
Bu halini görünce ona dönüp alayla güldüm. “-Ne yaa?” Elimi onun tarafına doğru uzatıp kaşlarımı kaldırdım. “-Kızım sen uçmuşsun baya, farkında mısın?” Yasemin birkaç saniye boş boş yüzüme bakınca gülümsememi genişlettim. “-Sevdalandun mu kız yoksa ne ettun?” diye takılmaya devam ettim. Zeynep kahkahayı patlatırken Yasemin karşılık vermek yerine alnını ovuşturdu. “-Yoruldum galiba, dalmışım. Pardon” Hamağın kenarına oturup saçlarını kulağının arkasına attı. “-Siz ne diyordunuz?” Zeynep hiç düşünmeden atıldı. “-Diyorduk ki bu bahçeye şu çocuk alanı fazla artık, biz bir konuşup onu uzaylı teşhisi yapalım” Bahçenin köşesinde yıllardır duran küçük bir çocuk parkı vardı, alçak bir kaydırak, iki salıncak ve kenarında artık boyası yer yer dökülmüş minicik bir tırmanma alanı. Ben küçüklüğümden beri o parkın başından ayrılmazdım. Kaç kere dizimi kanatmış, kaç kere salıncaktan düşüp ağlamıştım, sayısını bile hatırlamıyordum.
Zeynep’in bunu dünyanın en ciddi teşhisiymiş gibi söylemesiyle kahkahayı bastım. “-Dünyadan Yasemin’e...” dedim, elimle ağzımı telsiz gibi kapatarak. “-Dünyadan Yasemin’e...” İkimiz de kıkırdarken Yasemin yalnızca gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi. İç çekişi öyle ağırdı ki sanki bütün günün yorgunluğunu tek seferde üzerinden atmaya çalışıyordu. Kaşlarımı kaldırıp onu baştan aşağı süzdüm. “-Dünyayı sırtladın resmen” Yasemin gözlerini devirerek bana baksa da yüzündeki ifade hâlâ biraz dalgındı. Zeynep’in gülümsemesi de yavaş yavaş silinirken birkaç saniye Yasemin’i izledikten sonra daha ciddi bir sesle sordu. “-Yasemin, iyi misin sen?” Yasemin hemen başını salladı. “-İyiyim” Ardından bakışlarını bize çevirip konuyu değiştirmeye çalışır gibi ekledi. “-Siz abim diyordunuz değil mi en son?”
Zeynep’le aynı anda birbirimize baktık, kesinlikle bir şey vardı. Yeniden Yasemin’e döndüm. “-Evet de...” Bir an yüzünü inceledim. “-Sen iyi olduğundan gerçekten emin misin?” Yasemin dudaklarını birbirine bastırıp kısa bir nefes verdi. “-Uyku bastırdı ya biraz. Sanırım ondan ağırlaştım” Zeynep hemen havuzu işaret etti. “-E gel yanımıza o zaman, havuz serinletir” Yasemin birkaç saniye tereddüt etti, sanki yerinden kalkmak bile gözünde büyüyormuş gibi hamağın ipine tutunup kısa bir süre öylece kaldı. Sonunda sessizce ayağa kalkıp yanımıza geldi. Havuzun kenarına otururken ayaklarını suya bıraktı ve derin bir nefes aldı.
Ona bakarken keyfini yerine getirmek için konuşmaya başladım. “-Abin engeli kaldırmamı istedi” Yasemin başını bana çevirdiğinde bu kez bakışlarında belirgin bir merak vardı. “-Kaldırdın mı peki?” Başımı iki yana salladım. “-Yok, ama...” Cümleyi yarım bırakınca Zeynep hemen kaşlarını kaldırdı. “-Ama?” Yasemin de sessizce bana döndü. İkisinin de benden devamını beklediğini görünce istemsizce güldüm, ama o gülüş hemen söndü. Ne diyeceğimi toparlamaya çalışırken gözlerimi yeniden suya indirdim. Parmak uçlarımla suyun üzerinde küçük halkalar çiziyordum. Sanki kafamın içindeki bütün karmaşayı da o halkalarla birlikte dağıtabilecekmişim gibi. “-Böyle olmak benim de içime sinmiyor aslında” dedim sonunda. “-Yani...” Bir an durup kelime aradım. “-Ben ona biraz alan bırakmak istiyorum. Aklını başına alsın, bazı şeyleri kendi kendine düşünsün istiyorum”
Dudaklarımı büzüp başımı hafifçe salladım. “-Hatta bence gayet de güzel karar verdim. Uzak duracağım, konuşmayacağım, bana yaptıklarını da biraz düşünsün” Zeynep’in yüzünde beliren gülümsemeyi görünce hemen parmağımı ona doğru kaldırdım. “-Gülme, daha bitmedi” Zeynep iki elini kaldırıp sustuğunu belli ederken ben derin bir nefes aldım. “-Sonra karşıma geçiyor...” Devran’ın bugün bana bakışını hatırlayınca cümlemin ortasında bile yüzümün ısındığını hissettim. “-Öyle gözünü gözüme dikiyor ki...” Başımı iki yana salladım. “-Benim o büyük büyük kararlarımın hepsi beş saniyede çöp oluyor” Zeynep dudaklarını ısırarak gülmemeye çalışınca ona ters ters baktım. “-Gerçekten çok sinir bozucu” Iç çektim. “-Bir şey söylemesine bile gerek yok. Şöyle bir bakıyor, ben içeride kurduğum bütün cümleleri unutuyorum. Sonra da karşısında mal gibi kalıyorum” Zeynep artık dayanamayarak kıkırdadı.
Ben de çaresizce güldüm. “-Çok saçma, biliyorum” Gülüşüm yavaşça sönerken bakışlarımı yeniden suya indirdim. “-Ama ne yapayım? Uzak durmaya çalışıyorum, olmuyor. Kızıyorum, iki dakika sonra yüzünü görünce neden kızdığımı bile unutuyorum. Sonra eve geliyorum, ‘Bu sefer gerçekten mesafemi koruyacağım.’ diyorum...” Omuzlarımı düşürüp içimden gelen uzun nefesi bıraktım. “-Sonra yine o” Dudaklarımın kenarında istemsizce küçük bir gülümseme belirdi. “-Mesela hani birkaç gün önce burada oturduğunu hayal ettiğimde... Bana kurabiye aldığını hatırladığımda...” Cümlemin devamını getirmeden başımı hafifçe eğdim. “-Kalbim bir tuhaf oluyor” Zeynep’in yüzüne baktığımda ifadesinin değiştiğini gördüm, dalga geçmiyordu artık. Aksine, beni çok ıyı anlıyormuş gibi dinliyordu. Başını hafifçe yana eğdi. “-Biz buna aşk diyoruz canım” Gözlerimi kısıp ikisine baktım. “-Aşk bu mu gerçekten?” Sorarken sesim istemeden küçüldü.
Yasemin hâlâ ayaklarını suyun içinde oynatıyor, sessizce bizi dinliyordu. Zeynep ise birkaç saniye yüzüme baktıktan sonra hafifçe iç çekti. “-Evet Meyra. Aşk bu” Ayağını suyun içinde yavaşça sallarken gözlerini benden ayırmadı. “-Birini durduk yere düşünürsün. Öyle oturup ‘Şimdi onu düşüneceğim.’ diye değil. Bir şarkı çalar, aklına o gelir. Bir şey görürsün, ‘Bunu ona anlatsam ne derdi?’ dersin. Gün içinde başına küçücük bir şey gelir ve ilk anlatmak istediğin kişi yine odur” Bir an sustu, sonra gülümseyerek devam etti. “-Yanında değilken gözün onu arar. Kalabalığın içinde saçının şeklinden bile onu seçersin. Sana bakınca ne söyleyeceğini unutursun, sonra eve gidince söyleyemediğin şeyleri kafanda yüz kere söylersin”
Kaşlarım yavaşça çatılırken tamamen ona döndüm. Zeynep öyle güzel tarif ediyordu ki bir noktadan sonra beni değil de kendi içinden birini anlattığından şüphelenmeye başlamıştım. “-Bir de...” Bakışları kısa bir an suya indi. “-Onun yaptığı en küçük şeyi bile hatırlarsın. Başkasının önemsemeyeceği bir şeyi günler sonra bile hatırlarsın. Sana aldığı bir şeyi, söylediği bir kelimeyi, nasıl baktığını...” Başımı hafifçe yana eğip yüzüne daha dikkatli bakmaya başladım. Zeynep devam ederken yüzündeki ifade bir anlığına değişti, sanki bır anlığına nerede olduğunu unutmuştu. “-Ve bazen sadece onun yanında olmak istersin” Anlattığı şey artık yalnızca beni tarif etmiyordu, sanki kendi kalbinden bir sayfa açmış, farkında olmadan yüksek sesle okuyordu. Gözlerimi kıstım. “-Zeynep?” Başını kaldırıp bana baktı. “-Ne oldu?” Birkaç saniye yüzünü inceledim, sonra dudaklarımı büzüp şüpheyle sordum. “-Biz şu an kimden bahsediyoruz?”
Yasemin’in meraklı bakışları da tamamen ona döndüğünde Zeynep’in yüzünde bir anlık panik belirdi. “-Hakikaten, sen erkek düşmanı Zeynep olduğuna emin misin?” Yasemin’nin sorusuyla Zeynep bakışlarını kaçırdı. “-Uf abarttınız sizde, erkekleri hala sevmiyorum, sadece bazılarının hakkını almamak gerek” Kaşlarımı kaldırıp ona doğru biraz yaklaştım. “-Kim o bazıları?” Zeynep’in başı bir anda bana döndü. “-Ne?” Şaşkınlığı o kadar yapaydı ki gülmemek için dudağımı ısırdım. “-Ay, ben onu lafın gelişi dedim” Yasemin’in de yüzünde küçük bir gülümseme belirdi, başını hafifçe yana eğip Zeynep’i süzdü. “-Kimden geliyor acaba o laf?” Sesi öylesine masum çıkmıştı ki Zeynep ona bakıp gözlerini kıstı. “-Siz ikiniz bugün çok tehlikelisiniz” Hemen araya girdim. “-Konuyu değiştirme” Zeynep kahkaha atıp başını iki yana salladı. “-Değiştirmiyorum. Ortada konu yok ki”
“-Var” Hiç düşünmeden atıldım. “-Hem de bayağı var” Yasemin bu kez kıkırdadı. “-Bence de var” Zeynep ikimize bakıp derin bir nefes aldı. “-Allah’ım, insanın arkadaşları tarafından sorguya çekilmesi de neymiş...” Ayağımı suyun içinde ona doğru uzatıp hafifçe vurdum. “-Söyle hadi” Zeynep gözlerini devirdi. “-Söylemeyeceğim” Ağzım aralandı, demek kı bır şey vardı, ama söylemiyordu. “-Neden?” Üsteleyince Zeynep’in yüzündeki gülümseme bu kez biraz daha belirginleşti. “-Çünkü söylersem dalga geçeceksiniz” Yasemin hemen başını salladı. “-Aşk olsun, zorba mıyız bız?” Zeynep ona öyle bir baktı ki cevabı yüzünde yazılıydı, keskinlikle zorbaydık. Gülmemek için dudağımı ısırdım. “-Yani...” dedim, omuzlarımı hafifçe kaldırarak. “-Bazen” Yasemin parmaklarını birleştirerek, “-Birazcık” deyince kahkahayı tutamadım.
Zeynep bozulmuş gıbı bize ters ters bakıp kollarını bağladı. Yasemin ıse dudaklarını büzüp ona baktı. “-Tamam, söz. Dalga geçmeyeceğiz” Zeynep kaşlarını kaldırdı. “-Sen söz veriyorsun da şu yanındaki?” Parmağıyla beni gösterince elimle göğsümü işaret ettim. “-Ben mi?” Zeynep’in yüzüne masum bir gülümseme yerleştirdim. “-Ben melek gibiyim” Yasemin kahkahayı patlattığında Zeynep de başını geriye atıp güldü. “-Senin melekliğin de bana denk geliyor zaten” Elimi suya daldırıp ona doğru birkaç damla su sıçrattım. “-Hadi ama, konu dağılmasın. Kimden bahsediyordun?” Zeynep’in yüzündeki gülümseme bir anda küçüldü. Belli ki şaka bir yana cevabı söylemeye hâlâ hazır değildi. Bu kez ikimiz de beklemeye başladık. Zeynep derin bir nefes aldı. “-Kaan’dan” dedi sonunda. “-Kaan bugün benı kıskandı” Ağzım öyle bır aralandı kı bır an çenem çıktı sandım. “-Oha! Ne?!”
Gözlerim fal taşı gıbı aralanırken Yasemin’in yüzü de bir anda aydınlandı. Hani uykulu birinin önüne en sevdiği tatlıyı koyarsın da gözleri kendiliğinden açılır ya, aynen öyle oldu. “-Ay en sevdiğim!” Ellerini birbirine vurdu. “-En sevdiğim, hemen anlatıyorsun!” Zeynep gülerek başını iki yana salladı, sonra anlatmaya başladı. “-Hani sizin şu arkadaş var ya, Batu?” Başımı sallayarak onu onayladım. “-Evet?” Zeynep dudaklarını birbirine bastırıp devam etti. “-İşte bugün Batu biraz fazla... şey yaptı” Onu rahatsız ettığını düşünüp doğruldum. “-Yanlış bır şey falan mı söyledi?”
Zeynep gülerek başını Ikı yana salladı. “-Yok, bır şey söylemedi. Patavatsız bır şey, ama dedığın gıbı ıyı bırı” dedi hemen, “-Sadece bana takıldı tüm gün, sürekli yanımdaydı falan. Işte Kaan da bunu görünce yüzü düştü” Ben Batu abının pervasızlığına sabır dilercesine bır nefes verirken Yasemin’in ağzı şaşkınlıkla açıldı. “-Nasıl düştü?” Zeynep o anı hatırlamış gıbı yeniden güldü. “-Bildiğin düştü. Hani insan bir şeye bozulup bir anda susar ya...” Parmaklarını şıklatıp ekledi. “-Aynen öyle” Kahkahayı tutamadım, bıldığımız Kaan’dan mı bahsediyorduk bız? “-Kaan mı?” Zeynep bana bakıp başını salladı. “-Kaan yaa” Bir an hepimiz güldük, sonra Zeynep’in yüzündeki gülümseme biraz daha yumuşadı. “-Sonra Batu yanıma gelip konuşmaya çalışınca Kaan da uzaktan öyle bir baktı ki dedim, tamam. Bunda bir şey var”
“-Sonra ne oldu?” Yasemin meraktan doğrulduğunda Zeynep kısa bir süre duraksadı. “-Ben de dayanamadım, ‘Ne oldu sana?’ dedim” Zeynep böyleydi işte, ağzına ne gelirse çat çat söylerdi. “-Tık vermeyince ben de hiçbir şey yoksa niye Batu’ya öyle bakıyorsun?’ dedim” Yasemin iki elini ağzına götürdü. “-Ayyy, sen de direkt sormuşsun” Zeynep omuzlarını silkti. “-E ne yapayım? Suratından belli oluyordu” Bir an durup gülümsedi. “-Sonra bana ‘Sen onunla ne ara bu kadar samımı oldun?’ diye sordu” Kaşlarım havaya kalktı. “-İnanmıyorum” Yasemin kıkırdayınca Zeynep de gülerek başını salladı. “-Ben de ‘Sana ne?’ dedim” Gururla başımı salladım “-Aferin kız” Zeynep’in gözlerinde küçük bir zafer parladı. “-O da mal gıbı kaldı tabı”
“-Sonra?” diye aynı anda sorduk Yasemin ile. Zeynep’in yüzündeki gülümseme bu kez saklanamayacak kadar büyüdü. “-Beş dakika sonra yanıma gelip, ‘Sana bir şey söyleyeceğim ama yanlış anlama’ dedi” Yasemin heyecandan ayaklarını havuzdan çıkarıp yoğa pozisyonuna geçti. “-Ne dedi?” Zeynep dudaklarını birbirine bastırdı. “-’Şu naylonun sana böyle yakın davranması hoşuma gitmiyor’” Yasemin’in gözleri fal taşı gibi açılırken ben kahkaha atıyordum. Naylon Batu.. sebepsizce çok güldürmüştü benı. Yasemin bır an, “-Ayyy!” diyecek oldu, ama Zeynep hemen elini kaldırıp onu susturdu. “-Dur, daha bitmedi” Yasemin ağzını kapatıp heyecanla başını salladı. Zeynep’in yüzünde bu kez daha küçük, daha utangaç bir gülümseme vardı. “-Ben de ‘Neden?’ diye sordum. O da bana baktı, ‘Bilmiyorum.’ dedi.” Omuzlarını hafifçe kaldırdı. “-Sonra da ‘Ama seni başkasıyla görünce sinir oluyorum.’ dedi”
Bir an birbirimize baktık. Yasemin’in yüzünde tuttuğu çığlık, benimse ağzımda yarım kalmış bir kahkaha vardı. “-Yani...” dedim yavaşça. “-Adam sana resmen ‘Seni kıskanıyorum’ demiş, ama gururundan cümleyi üç kilometre dolaştırmış” Zeynep kahkahayı patlattı. “-Ne denir bilmiyorum işte, ama Kaan’ın böyle bir şey söylemesini beklemiyordum” Bir an önceki şakalarımızın arasından sıyrılıp yüzüne baktım. Sesindeki o küçük değişikliği fark etmemek mümkün değildi. “-Ama hoşuna gitmiş” Zeynep hemen bana baktı. “-Nereden çıkardın?” Omuzlarımı kaldırıp sırıttım. “-Yüzünden” Yasemin de başını salladı. “-Hem de bağıra bağıra belli oluyor” Zeynep gözlerini devirse de gülümsemesini saklayamadı.
Ayağımı suyun içinde hafifçe sallayıp ona baktım. “-Peki...” dedim. “-Şimdi asıl soruya gelelim” Zeynep’in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu. “-Hangi soru?” Kaşlarımı kaldırdım. “-Sen Kaan’dan hoşlanıyor musun?” Gözleri suyun üzerinde gezinirken cevap veremedi. Ayağının ucuyla havuzun dibindeki fayansı yoklarken yüzündeki o muzip ifade de yavaş yavaş kayboldu. Birkaç saniye boyunca sadece suyun hafif şıpırtısını dinledik. “-Bilmiyorum” Yüzündeki kararsızlık öylesine gerçekti ki dalga geçmek için açtığım ağzımı yeniden kapattım. Zeynep başını hafifçe yana eğip düşünmeye devam etti. “-Gerçekten bilmiyorum” Dudaklarını birbirine bastırdı. “-Yani... Bılıyorsunuz, Kaan’ı yıllardır tanıyorum. Çocukluğumdan beri hayatımda, ama kavga etmediğimiz gün yok neredeyse” Gülümsemesi çok kısa sürdü. “-Ben bır şeye yanlış derim, o inat olsun diye doğru der. Ben ‘saçmalama’ derim, o sırf beni sinir etmek için daha çok saçmalar”
Yasemin hafifçe güldü, ama Zeynep’in yüzündeki ifadeyi görünce tekrar sustu. Zeynep bir süre daha suya baktı. “-Ama Büşra’dan sonra...” Bır an duraksadı, gözleri uzaklara daldı. “-Her şey biraz değişti” Parmaklarını dizinin üzerinde gezdirdi. “-Sizinle konuştuktan sonra aradım ya onu.. İlk defa birbirimizle kavga etmeden, gerçekten konuştuk” Başımı hafifçe eğdim. Onu dinlerken içimde bir şey yumuşadı, çünkü Zeynep’in sesinde Kaan’dan bahseden bir kızın heyecanından çok, yıllardır kapısında beklediği bir eve yeniden girmiş birinin şaşkınlığı vardı. “-Ve garip olan ne biliyor musun?” dedi yüzümüze bakıp, “-Kaan’la konuşunca fark ettim ki... Ben onunla kavga etmeyi bile özlemişim” Yasemin ile yüzümüze şaşkınlıkla onu dinlerken Zeynep küçük bir gülümsemeyle devam etti. “-Hani insan birini özleyince illa sarılmak, yanında olmak falan ister sanıyor ya...” Başını iki yana salladı. “-Ben Kaan’ı özlediğimde onun gelip bana ‘Sen yine mi böyle giyindin?’ demesini özlemişim. Benim de ona ‘Sana ne?’ diye sinirlenmemi...” Kısa bir kahkaha çıktı ağzından. “-Hatta kavga ederken bile birbirimizi ne kadar iyi tanıdığımızı”
Zeynep omuzlarını hafifçe kaldırdı. “-Belki de hoşlanıyorum, belki de sadece onu yeniden hayatımda hissetmek hoşuma gidiyor. Bilmiyorum” Bakışları bana döndü. “-Ama şunu biliyorum... Kaan’la eskisi gibi konuşmaya başlayınca, onun hayatımdan çıktığı zaman ne kadar büyük bir boşluk bıraktığını fark ettim” Yasemin’in yüzündeki ifade yumuşadı. Ben de ona bakarken istemsizce gülümsedim. “-Yani adamı özlemişsin” Zeynep birkaç saniye düşünürken dudaklarının kenarı usulca kıvrıldı. “-Hem de sandığımdan daha fazla” Yüzündeki o küçük gülümsemeye bakarken az önce bana anlattığı aşk tarifinin neden bu kadar gerçek geldiğini bir kez daha düşündüm. Belki de insan bazı duyguları ancak kendi başına gelince anlayabiliyordu. Başkasının kalbini okumak kolaydı, insan kendi kalbine gelince nedense harfleri birbirine karıştırıyordu.
“-Ee...” Ağzımın kenarını kaldırarak ona baktım. “-O zaman bizim erkek düşmanı Zeynep’in düşmanlığı da yavaş yavaş sona eriyor” Yasemin kıkırdarken Zeynep gözlerini devirip ayağını suyun içinde şapırdattı. “-O başka mesele canım, bir kişi yüzünden bütün erkeklere olan nefretimi bırakacak değilim” Yasemin hemen araya girdi. “-Bir kişi mi?” Kaşlarını kaldırıp Zeynep’e baktı. “-Kaan’ın adını söylerken yüzün değişiyor kızım” Zeynep’in yanaklarına hafif bir renk yayıldı. “-Maşallah sizin de gözünüzden hiçbir şey kaçmıyor” Kahkaha atarak başımı geriye yasladım. “-Biz dedektifiz canım. Unuttun mu?” Zeynep bana bakıp gülümsedi. “-Sen önce kendi dosyanı çöz” Gülüşüm bir anda yarıda kaldı. “-Benim ne dosyam varmış, pardon?” Zeynep kaşını kaldırıp hatırlattı: “-Devran” İsmini duyduğum anda yüzümdeki gülümsemenin kenarı istemsizce aşağı indi, sanki biri içimdeki neşenin üzerine ince bir perde çekmişti. “-O çözülmez vaka, arkadaşlar”
Zeynep bu kez kahkaha attı. “-Bak bak, dosya açılınca nasıl da kaçtı” Kaşlarımı çattım, bu sözden iyice nefret etmeye başlamıştım. “-Ben kaçmıyorum bır kere” Hemen vatan savunur gıbı saldırıya geçince Zeynep’le Yasemin aynı anda bana baktı. İkisinin yüzündeki o anlamlı ifadeyi görünce birkaç saniye sustum, sonra istemeden ben de güldüm. “-Tamam...” Ayağımı suyun içinde ileri geri oynattım. “-Belki biraz kaçıyorum” Zeynep başını yana eğip bana baktı. “-Demek kı neymiş? Bazen insanın kaçtığı şey aslında en çok özlediği şeymiş” Kaşlarımı hafifçe çattım. “-Ama ben ondan uzak durmak istiyorum, böylesi daha doğru” Zeynep ciddileşerek bana döndü. “-Uzak durmak başka, kaçmak başka Meyra” dedi sakince, “-Uzak durursun, çünkü biraz zamana ihtiyacın vardır. Çünkü kızgınsındır. Çünkü düşünmek istersin. Ama kaçarsan...” Bir an durdu. “-Onu görmekten, konuşmaktan, ne söyleyeceğini duymaktan bile korktuğun için kapıyı yüzüne kapatırsın”
Bakışlarımı suya indirdim. Zeynep devam etmedi. Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra yalnızca bana baktığını hissettim. “-Sen gerçekten ne istiyorsun?” Sorunun cevabı nedense çok basitti. “-Alan tanımak istiyorum” Zeynep başını salladı. “-O zaman alanını bırak, ama kapıyı kilitleme” Başımı kaldırıp ona baktım. “-Devran’la konuşmak zorunda değilsin kı” Anlamam ıçın acıkmaya başladı. “-Hemen affetmek zorunda da değilsin. Hatta istersen yine kız, yine mesafeni koru. Ama sana ulaşmasını bile engellemek...” Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. “-Bu alan tanımak değil. Bu onun seninle konuşma ihtimalinden kaçmak” İçimde bir şey sessizce yerine otururken dudaklarımı kemirmeye başladım. Zeynep’in söyledikleri kafamda birbiri ardına dönerken haklı olduğunu anladım. Ben Devran’a alan tanımaya çalışırken aslında yaptığım şey ondan kaçmaktı.
Bunu anladığımda bakışlarımı hamağın yanındaki masaya çevirdim, telefonum üzerinde duruyordu. Birkaç saniye sadece baktım, sonra ayağımı sudan çıkarıp yerimden kalktım. Yasemin merakla yüzüme baktı. “-Nereye?” Seslenince hafifçe dönerek cevapladım, “-Telefonumu alacağım” Zeynep’in gözleri masaya kaydığında ne yapmak ıstedığımı çoktan anlamış gıbı gururla güldü. Telefonu elime alıp ekranı açtığımda Devran’ın adı karşıma çıktı. Parmağım engeli kaldırma seçeneğinin üzerinde birkaç saniye öylece durdu, fakat sonra nefes vererek ekrana dokundurdum ve engeli kaldırdım. Telefonu kapatırken içimde garip bir hafiflik vardı, sanki omuzlarımda günlerdir taşıdığım görünmez bir yükü nihayet yere bırakmıştım. Tam telefonu masanın üzerine koyacakken ekran yeniden aydınlandı. Kaşlarımı çatarak kımın yazdığına baktığımda mesajın Devran’dan olduğunu görüp duraksadım. Daha bır saniye geçmişti! Dudaklarımın kenarı istemsizce kıvrıldı. “-Hadı bakalım...” diye mırıldanıp mesajı yükarıdan açtım.
Devran: “Engelim kalktı mı, yoksa ben mı halüsinasyon görmeye başladım, doktor hanım?”
Bir an ekrana öylece baktım, sonra istemsizce güldüm. Parmağımı ekranın üzerinde gezdirip başımı iki yana salladım. “-Şapşal...” Ağzımın ıçınde mırıldansam da yüzümdeki gülümsemeye engel olamıyordum. Mesajı açmadan birkaç saniye daha bekledim. Cevap yazmak için klavyeyi açtım, sonra ne yazacağımı bilemeyip tekrar kapattım. Bazı şeylerin cevabı hemen verilmezdi. Hele ki günlerdir kaçtığın birine.. Sonunda mesajı açtım, fakat cevap vermek yerine görüldü attım. Telefonu sessizce masanın üzerine bırakırken başımı havaya kaldırıp derin bir nefes aldım. Bahçenin gecesi yavaş yavaş sessizleşirken dudaklarımda hâlâ küçücük bir gülümseme vardı. Belki bu defa her şey farklı olacaktı, ama ilk kez yeniden başlayabilme ihtimalinden korkmuyordum…

****************************************************************************
Ve bölüm sonu!✨
Şimdi sıra sizde! Düşüncelerinizi, yorumlarınızı, teorilerinizi tek tek bekliyorum.💋Oylarınızı da unutmayın, sizin oylarınız benim için gerçekten çok önemli. 🥹🫶🏻
Bir sonraki bölüm için spoilerlar ve küçük ipuçları da Yasemin’in ağzından gelecek. 🤫 Bakalım Yasemin bize neler anlatacak, neler göreceğiz… 👀 O zaman, ben kaçaritto! 💗

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

47okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18