30. bölüm / 30
Maskeli Piyanoİçimizden Biri
Bölümler 30Şu an: İçimizden Biri
- 1 İlk Nota308 kelime
- 2 Unutulan Melodi266 kelime
- 3 İkinci Kurban329 kelime
- 4 Maskenin Ardındaki Kim?335 kelime
- 5 Üçüncü Perdenin Sırrı364 kelime
- 6 Gizli Kayıt359 kelime
- 7 İhanetin İzleri313 kelime
- 8 Sessiz Tanık288 kelime
- 9 Dördüncü Nota293 kelime
- 10 Kulisin Kapısı310 kelime
- 11 Son Sayfa306 kelime
- 12 Derya'nın Sessizliği334 kelime
- 13 Gece Dokuz291 kelime
- 14 İlk Karşılaşma244 kelime
- 15 Yedinci Yüz324 kelime
- 16 Kırık Gerçekler332 kelime
- 17 XIII357 kelime
- 18 Kayıp Konser326 kelime
- 19 İkinci Maske324 kelime
- 20 İkinci Maskenin Ardındaki Sır302 kelime
- 21 Son Perdeye Üç Gün341 kelime
- 22 Karanlıktaki Alkış306 kelime
- 23 Yasemin'in Sırrı364 kelime
- 24 Babasının Defteri346 kelime
- 25 İlk İhanet401 kelime
- 26 Kayıp Adam445 kelime
- 27 Vermora'ya Giden Yol503 kelime
- 28 Bodrumdaki Piyano546 kelime
- 29 Son Prova672 kelime
- 30 İçimizden Biri560 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 30 — İÇİMİZDEN BİRİ
Bodrumdaki sessizlik, az önce duydukları cümleden daha ağırdı.
“İçinizden biri biliyor.”
Selçuk kapının üzerindeki yazıya baktı.
“Bizi birbirimize düşürmek istiyor.”
Yasemin başını salladı.
“Ya doğru söylüyorsa?”
Selçuk ona döndü.
“Bunu kanıtlamadan kimseyi suçlamayacağız.”
Tam o sırada cebindeki telefon titreşti.
Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
Selçuk aramayı açtı.
“Konuş.”
Karşıdaki ses birkaç saniye sustu.
Sonra sakin bir erkek sesi duyuldu.
“Vermora'ya gelmeniz gerekiyordu.”
Selçuk kaşlarını çattı.
“Sen kimsin?”
“Bunu öğrenmek için çok geç kaldınız.”
“Sen ikinci masksin.”
Karşı taraf hafifçe güldü.
“Maskeler değişir, Selçuk. İnsanlar değişmez.”
Hat kapandı.
Yasemin hemen sordu:
“Ne dedi?”
Selçuk telefonu cebine koydu.
“Bizi bir yere çağırıyor.”
“Tek başına gitme.”
“Gitmeyeceğim.”
Selçuk çevresini inceledi. Bodrumdaki eski dolapların arasında küçük bir kapı fark etti. Kapının üzerinde XIII sembolü vardı.
Az önce ellerindeki anahtarı çıkardı.
Anahtar tam uydu.
Kapı açıldığında içeriden eski kâğıt kokusu geldi.
Oda küçüktü.
Duvar boyunca dosyalar dizilmişti.
Selçuk ilk dosyayı açtı.
Üzerinde:
XIII PROJESİ — ÖĞRENCİ KAYITLARI
İkinci dosya:
YÖNETİCİLER
Üçüncü:
FİNANS KAYNAKLARI
Yasemin üçüncü dosyayı açtı.
İçindeki belgeleri hızla inceledi.
Bir yerde durdu.
“Selçuk…”
“Ne var?”
“Vakfın para gönderdiği kişiler arasında sadece akademi yöneticileri yok.”
Kâğıdı ona uzattı.
Listede yıllar boyunca yapılan ödemeler vardı.
Bazı isimlerin yanında tarihler bulunuyordu.
Son sayfada ise tek bir isim vardı.
Murat Aksoy.
Yasemin şaşkınlıkla baktı.
“Babam para almış.”
Selçuk belgeyi dikkatle inceledi.
“Bu, onun suçlu olduğunu göstermez.”
“Biliyorum.”
Yasemin başka bir belge çıkardı.
“Bak.”
Belgede Murat'ın aldığı paranın karşılığında yaptığı görev yazıyordu:
“Arşiv sorumlusu.”
Selçuk rahatladı.
“Murat proje içindeki belgeleri koruyormuş.”
Yasemin'in gözleri bir başka satıra takıldı.
“Fakat burada bir şey daha var.”
Belgenin altında kırmızı damgayla şu yazıyordu:
“Arşiv sorumlusu gerçeği öğrendiğinde görevden alınacaktır.”
Selçuk sessiz kaldı.
Demek ki Murat yalnızca projeyi bilmiyordu.
Bir noktada gerçeğe ulaşmıştı.
Dosyaların arasında küçük bir ses kayıt cihazı buldular.
Selçuk çalıştırdı.
Cızırtının ardından Murat'ın sesi duyuldu:
“Beni dinleyen kişi kim olursa olsun, şunu bilsin: Maskeli Piyano'yu suçlayan belge sahteydi.”
Yasemin gözlerini kapattı.
Murat devam etti:
“Fakat sahte belgeyi hazırlayan kişi tek başına değildi.”
Bir süre sessizlik oldu.
“İki kişi vardı.”
Selçuk cihazı durdurdu.
“İki kişi…”
Yasemin ona baktı.
“Devamını dinlemeliyiz.”
Selçuk tekrar çalıştırdı.
Murat'ın sesi bu kez daha alçaktı:
“Birinci kişi projeyi yönetiyordu.”
Cızırtı.
“İkinci kişi ise…”
Kayıt yine kesildi.
Yasemin öfkeyle masaya vurdu.
“Yine aynı şey!”
Selçuk kayıt cihazını inceledi.
“Biri özellikle kritik bölümleri kesmiş.”
Tam o sırada odanın dışından ayak sesleri geldi.
İkisi de sustu.
Ayak sesleri yaklaşıyordu.
Selçuk kapının yanına geçti.
Sesler durdu.
Sonra kapının altından bir kâğıt içeri itildi.
Selçuk eğilip aldı.
Kâğıtta tek bir cümle vardı:
“İkinci kişi sandığınızdan daha yakın.”
Altında bir isim yazıyordu.
Selçuk ismi görünce dondu.
Yasemin onun yüzüne baktı.
“Kim?”
Selçuk kâğıdı yavaşça ona çevirdi.
İsim:
KAAN ERDEM.
Yasemin şaşkınlıkla geri çekildi.
“Hayır…”
Selçuk başını kaldırdı.
“Bu sadece bir suçlama.”
“Ya doğruysa?”
“Önce kanıt bulacağız.”
O anda telefon yeniden çaldı.
Bu kez arayan kişi Kaan'dı.
Selçuk açtı.
Kaan'ın sesi telaşlıydı.
“Selçuk, beni dinle. Sana bir şey söylemem gerekiyor.”
“Ne oldu?”
“Vermora'dan hemen çıkın.”
Selçuk'un yüzü ciddileşti.
“Neden?”
Kaan birkaç saniye sustu.
Sonra fısıldadı:
“Çünkü Murat Aksoy'u ben gördüm.”
Yasemin'in gözleri büyüdü.
Selçuk hemen sordu:
“Ne zaman?”
Kaan cevap verdi:
“On dört yıl önce değil.”
Kısa bir sessizlik.
“Geçen hafta.”
Telefon kapandı.
Selçuk ve Yasemin birbirine baktı.
Bodrumun derinliklerinden yeniden piyano sesi yükseldi.
Bu kez çalınan melodi, Murat'ın kasetteki son cümlesinden hemen önce duydukları melodiydi.
Selçuk fenerini piyanoya çevirdi.
Piyanonun üzerinde yeni bir not vardı:
“Murat hâlâ burada.”
Bölüm etkileşimi
