28. bölüm / 30
Maskeli PiyanoBodrumdaki Piyano
Bölümler 30Şu an: Bodrumdaki Piyano
- 1 İlk Nota308 kelime
- 2 Unutulan Melodi266 kelime
- 3 İkinci Kurban329 kelime
- 4 Maskenin Ardındaki Kim?335 kelime
- 5 Üçüncü Perdenin Sırrı364 kelime
- 6 Gizli Kayıt359 kelime
- 7 İhanetin İzleri313 kelime
- 8 Sessiz Tanık288 kelime
- 9 Dördüncü Nota293 kelime
- 10 Kulisin Kapısı310 kelime
- 11 Son Sayfa306 kelime
- 12 Derya'nın Sessizliği334 kelime
- 13 Gece Dokuz291 kelime
- 14 İlk Karşılaşma244 kelime
- 15 Yedinci Yüz324 kelime
- 16 Kırık Gerçekler332 kelime
- 17 XIII357 kelime
- 18 Kayıp Konser326 kelime
- 19 İkinci Maske324 kelime
- 20 İkinci Maskenin Ardındaki Sır302 kelime
- 21 Son Perdeye Üç Gün341 kelime
- 22 Karanlıktaki Alkış306 kelime
- 23 Yasemin'in Sırrı364 kelime
- 24 Babasının Defteri346 kelime
- 25 İlk İhanet401 kelime
- 26 Kayıp Adam445 kelime
- 27 Vermora'ya Giden Yol503 kelime
- 28 Bodrumdaki Piyano546 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 Son Prova672 kelime
- 30 İçimizden Biri560 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 28 — BODRUMDAKİ PİYANO
Piyano sesi, eski akademinin duvarlarında yankılanıyordu.
Selçuk olduğu yerde durdu. Yasemin de birkaç adım gerisinde, merdivenlerin başında kalmıştı.
İkisi de aynı şeyi düşünüyordu.
Bodrumda kimse olmamalıydı.
Selçuk el fenerini aşağı çevirdi. Merdivenler karanlığın içine doğru uzanıyordu. Her basamakta tahta gıcırdıyor, piyano sesi ise gittikçe daha belirgin hâle geliyordu.
Yasemin fısıldadı:
“Bu melodi…”
Selçuk ona baktı.
“Tanıyor musun?”
Yasemin başını yavaşça salladı.
“Babamın defterinde vardı.”
İkisi de sustu.
Melodi devam etti.
Sonra bir anda kesildi.
Sessizlik.
Selçuk birkaç saniye bekledi.
“Burada kal.”
“Hayır.”
“Yasemin—”
“Bu işin içinde babam var. Eğer aşağıda onunla ilgili bir şey varsa ben de geleceğim.”
Selçuk itiraz etmedi.
Birlikte merdivenlerden inmeye başladılar.
Bodrum, akademinin geri kalanından çok daha eski görünüyordu. Duvarlarda nem izleri vardı. Tavandan sarkan kabloların bazıları hâlâ yerindeydi. En sonunda geniş bir salona ulaştılar.
Salonun tam ortasında eski, siyah bir kuyruklu piyano duruyordu.
Fakat piyano kendi kendine çalmıyordu.
Çünkü tuşların üzerinde kimse yoktu.
Selçuk hemen etrafı kontrol etti.
“Burada biri vardı.”
Yasemin piyanoya yaklaştı.
“Selçuk…”
Piyanonun kapağında küçük bir kâğıt vardı.
Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
“Murat buraya geldiğinde aynı şeyi sordu.”
Yasemin’in yüzü değişti.
“Babam…”
Selçuk kâğıdı dikkatlice aldı.
“Burada başka bir şey olmalı.”
Piyanonun çevresini inceledi. Ardından alt kısmındaki ahşap panelde küçük bir çizgi fark etti.
Panel açıldı.
İçeride eski bir kayıt cihazı vardı.
Yanında da üç kaset.
Birincisinin üzerinde:
15 AĞUSTOS 2008
İkincisinde:
SON PROVA
Üçüncüsünde ise yalnızca:
XIII
Yasemin üçüncü kasete uzandı.
Tam o sırada yukarıdan bir kapı çarpma sesi geldi.
İkisi birden başlarını kaldırdı.
Selçuk hemen el fenerini kapattı.
“Biri geldi.”
Ayak sesleri duyuldu.
Yavaş.
Dikkatli.
Merdivenlerden aşağı iniyordu.
Yasemin nefesini tuttu.
Selçuk eliyle sessiz kalmasını işaret etti.
Ayak sesleri durdu.
Karanlıkta bir gölge belirdi.
Yüzü seçilmiyordu.
Fakat boynunda gümüş renkli bir nota anahtarı kolyesi vardı.
İkinci maske.
Selçuk bir anda öne çıktı.
“Polis! Olduğun yerde kal!”
Gölge geri çekildi.
Selçuk peşinden koştu.
Dar koridorda birkaç saniyelik bir kovalamaca başladı. Gölge eski bir kapıyı açıp dışarı çıktı. Selçuk kapıya ulaştığında yalnızca rüzgârı gördü.
Yasemin yanına geldi.
“Kaçtı mı?”
Selçuk cevap vermeden yere baktı.
Bir şey düşmüştü.
Küçük, metal bir anahtar.
Üzerinde şu yazıyordu:
13
Selçuk anahtarı avucuna aldı.
“Bizi buraya getiren kişi hâlâ bizi izliyor.”
Yasemin arkasındaki bodruma baktı.
“Ve babamın ne bulduğunu biliyor.”
İçeri döndüklerinde kayıt cihazının ışığının yandığını fark ettiler.
Kimse ona dokunmamıştı.
Cihaz kendi kendine çalışmaya başlamıştı.
Kasetten Murat’ın sesi yükseldi:
“Eğer bu kaydı dinliyorsanız, Vermora’ya ulaşmışsınız demektir.”
Yasemin dondu.
“Baba…”
Murat devam etti:
“Burada öğrendiğim şey, XIII Projesi'nin düşündüğümüzden çok daha büyük olduğuydu. Maskeli Piyano yalnızca suçlanan kişi değildi. Onu suçlu göstermek için bir düzen kuruldu.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Murat'ın sesi daha da alçaldı.
“Fakat asıl korkunç olan, bunu kimin yaptığı değil.”
Selçuk dikkatle dinliyordu.
Murat son cümlesini söyledi:
“Asıl korkunç olan, bunu kimin hâlâ devam ettirdiğidir.”
Kayıt aniden kesildi.
Yasemin’in gözleri doldu ama kendini toparladı.
“Babam yaşıyor olabilir mi?”
Selçuk hemen cevap vermedi.
Çünkü odanın diğer ucunda bir ses duyulmuştu.
Bir kapı açılıyordu.
Bu kez ses bodrumdan değil…
akademinin üst katından geliyordu.
Selçuk fenerini yukarı çevirdi.
Merdivenlerin başında beyaz bir maske duruyordu.
Maskenin üzerine kırmızı kalemle yalnızca iki kelime yazılmıştı:
“SON PROVA.”
Ve altına bir tarih eklenmişti:
15 AĞUSTOS.
Selçuk saate baktı.
Son perdeye iki gün kalmıştı.
Ama artık başka bir soru vardı:
Murat Aksoy gerçekten kayıp mıydı, yoksa yıllardır Vermora'nın içinde mi saklanıyordu?
Bölüm etkileşimi
