5. bölüm · KUTLU YEMİN
5.bölüm ( evlilik - yeni dosltuk)
Düğün eğlencesi kalede tüm neşesiyle devam ediyordu. Davullar çalıyor, askerler gülüyor, meşaleler geceyi aydınlatıyordu. Yasi-r bir süre sonra kalabalıktan uzaklaşmak istedi. Kimseye haber vermeden avludan çıktı ve kalenin dışındaki dar sokaklara doğru yürüdü.
Tam geri döneceği sırada karanlık bir ara sokaktan bir ses duydu.
“Yardım edin! Ne olur yardım edin!”
Yasi-r hiç düşünmeden sesin geldiği sokağa girdi. Sokak dar ve karanlıktı. Yerde yatan bir adam vardı. Yasi-r adama doğru yaklaştığı anda karanlığın içinden bir anda adamlar çıktı. Yaklaşık on eşkıya bir anda etrafını sardı. Yardım isteyen adamın sesi bir tuzaktı.
Eşkıyalardan biri, “Sonunda yalnız yakaladık seni Yasi-r,” dedi.
Yasi-r yavaşça kılıcını çekti ve arkasını duvara verdi. Tam saldıracakları sırada karanlığın üst tarafından bir adam atladı ve iki eşkıyayı birden yere düşürdü. Elinde kısa kılıç vardı ve çok hızlı hareket ediyordu. Yasi-r fırsatı kaçırmadı, o da saldırdı. Dar sokakta kısa ama sert bir çatışma oldu. Birkaç dakika sonra eşkıyaların hepsi yerdeydi, kalanlar kaçtı.
Yasi-r, kendisine yardım eden adama döndü. “Sen kimsin?” dedi.
Adam kılıcını yere sapladı. “Adım Baran. Bu pusuyu duydum. Seni öldüreceklerini biliyordum. O yüzden senden önce geldim ve bekledim,” dedi.
Yasi-r bir süre Baran’a baktı, sonra elini onun omzuna koydu. “Bugün hayatımı kurtardın. Bu saatten sonra sen benim dostum değil, kardeşimsin. Benim yanımda dur, benimle savaş.”
Baran başını eğdi. “Seninle gelirim Yasi-r. Ölümüne kadar.”
O gece düğün devam etti ama kimse o karanlık sokakta Yasi-r’in bir kardeş kazandığını bilmiyordu
Düğünün ardından Yasi-r askerlerine bir hafta dinlenme izni verdi bu izin sırasında Erzurum kalesi ilk fethettiği kalesi olan Erzurum'un savunma hattını güçlendirdi akşam Yasi-r tek başına Kale kapısının önüne giderek orada oturdu nöbetçilerine siz gidin biraz dinlenin burada ben duracağım dedi nöbetçiler kıralım efendim nasıl böyle bir şey istersiniz Biz burada dururuz Yasi-r ben size gidin dinlenin dedim malum bugünlük böyle olsun ve derken yasi-r bir anda kalenin uzaklarına doğru dalıp gitti
Gece sessizdi. Rüzgâr kalenin taş duvarlarına vuruyor, meşalelerin alevleri karanlıkta titriyordu. Yasi-r kale kapısında tek başına duruyordu. Üzerinde her zamanki siyah zırhı, omzunda koyu pelerini vardı. Elini kılıcının kabzasına koymuş, uzaklara bakıyordu.
Arkasından yavaş adımlarla biri yaklaştı. Siyah elbisesi taş zeminde sessizce sürünüyordu. Bu gelen žrâ’ydı. Yasi-r dönmeden onun geldiğini anlamıştı.
žrâ onun yanında durdu ve kalenin kapısına doğru baktı.
“Yine savaşı düşünüyorsun,” dedi.
Yasi-r gözlerini ufuktan ayırmadan cevap verdi:
“Ben savaşı düşünmem. Savaş zaten beni bulur.”
žrâ hafifçe gülümsedi.
“Bir gün bütün kaleleri alacaksın. Ama en zor olanı biliyor musun?” dedi.
Yasi-r bu sefer dönüp ona baktı.
“Hangisi?”
žrâ yavaşça cevap verdi:
“İnsanların kalbi.”
Yasi-r bir süre sustu. Sonra yavaşça konuştu:
“Ben kalpleri değil, bir devlet kurmaya geldim. Ama o devlette sen olacaksın, žrâ.”
Rüzgâr biraz daha sert esti. Meşaleler sallandı.
O gece ikisi de biliyordu…
Bu sadece bir başlangıçtı.
