3. bölüm · KUTLU YEMİN
3.Bölüm( Kendi yolumu çiziceğim)
Yaklaşık beş ay boyunca kendini toparlayan Yasi-r, bu süre zarfında sessiz kaldı ama boş durmadı. Yanına en güvendiği ve en iyi savaşan adamlardan oluşan on iki kişilik küçük ama yenilmez bir birlik kurdu. Bu birlik az kişiydi, fakat bir ordu kadar disiplinli ve güçlüydü.
Yasi-r ve on iki yoldaşı, dağlarda, yollarda ve köylerde karşılarına çıkan tüm eşkıya çetelerine saldırdı. Gece baskınları, pusular ve ani saldırılarla düşmanlarına göz açtırmadılar. İki hafta içinde yaklaşık iki yüz eşkıya öldürüldü. Bu olaylar kısa sürede tüm bölgeye yayıldı. Artık eşkıyalar geceleri ateş yakmaya bile korkuyordu.
Bir çatışmadan sonra Yasi-r özellikle bir eşkıyayı sağ bıraktı. Adam korkudan titriyordu. Yasi-r ona bir torba verdi ve şöyle dedi:
“Bunu efendin Robers’e götür. Ve ona söyle… Yasi-r Yuhv-in geliyor.”
Esir adam günler sonra Robers’in yanına ulaştı. Torbayı açan Robers’ın yüzü bir anda bembeyaz kesildi. Torbanın içinde en güvendiği adamlarının kesilmiş başları vardı. O an Robers, karşısında büyüyen bir fırtına olduğunu anlamıştı.
Bu olaylardan sonra Kral Muhammed, Yasi-r’i Moğollara ait Yakrant Kalesi’nin fethi için çağırdı. Yasi-r ordugâha vardığında, yıllar önce eşkıya Robers’in elinden kurtardığı Arslan Yaşı ile karşılaştı
Kısa bir konuşmanın ardından savaş meclisi kuruldu ve kaleye saldırının iki koldan yapılmasına karar verildi.
Beş yüz kişilik seçkin birliğin komutanlığı Yasi-r’e verildi.
Saldırı günü Yasi-r en önde yer aldı. Oklar yağmur gibi yağarken geri çekilmedi, aksine askerlerine yol açtı.
Merdivenler surlara dayandı, kapılar koçbaşlarıyla dövüldü ve kısa sürede surlarda çetin bir savaş başladı. Yasi-r burçlara çıkan ilk komutanlardan biri oldu. Gün batarken Yakrant Kalesi tamamen ele geçirilmişti. Yapılan sayımda sadece dokuz askerin yaralandığı, bunun dışında hiçbir kayıp verilmediği anlaşıldı.
Yakrant zaferinden sonra Yasi-r, Moğol komutanı Tolui’nin Semerkand’dan geçeceğini öğrendi. Hemen harekete geçti ve Şuhran Dağı yakınlarında bir pusu kurdu.
Gün doğarken Tolui ve askerleri vadiden ilerlemeye başladı. Tam o sırada tepeden aşağı inen Yasi-r ve on iki askeri, Moğol birliğinin önünde durdu. Yasi-r atından indi, kılıcını çekti ve Tolui’ye seslendi:
“Geri dön… ya da savaş!”
Tolui saldırı emrini verdi. Ancak savaş başladığında işler değişti. Yasi-r ve adamları bir duvar gibi savaşıyor, kimse geri adım atmıyordu. Kısa sürede seksen kişilik Moğol birliği yere serildi.
Yasi-r kılıcını Tolui’nin boğazına dayadı. Tolui diz çökerek başını eğdi.
“Canımı bağışla…” dedi.
Yasi-r bir an durdu, sonra kılıcını geri çekti:
“Git… ve herkese söyle. Yasi-r Yuhv-in artık bu topraklarda.”
Tolui geri çekildi. O günden sonra Yasi-r’in adı Moğollar arasında bile duyulmaya başladı.
Yasi-r daha sonra Alarhan ve Arce kalelerinin fethinde de başrol oynadı. Onu gören her eşkıya savaşmadan kaçmaya başladı. Kazandığı ganimetler sayesinde kısa sürede yüz kişilik bir ordu kurdu.
Bir gün Kral Muhammed, Yasi-r’e yeni bir görev verdi: Erzurum’a bağlı bir köyü ele geçirmek. Yasi-r, Erzurum adını ilk kez o gün duydu. Anlatılanlar onu derinden etkiledi. Gözünde büyüyen bu şehir, artık sadece bir hedef değil, bir hayal olmuştu.
Yasi-r köyü başarıyla ele geçirdi. Ancak bu kez geri dönmedi.
“Beni dışarıdan aramayın,” dedi adamlarına.
“Ben artık kendi yolumu çizeceğim.”
Ardından Kral Muhammed’in huzuruna çıktı ve şöyle dedi:
“Artık size hizmet edemem.”
Kral Muhammed öfkeyle ayağa kalktı:
“Alçak! Hain!” diye bağırdı ve Yasi-r’i huzurundan kovdu.
Yasi-r geri dönmedi. Erzurum’a bağlı ikinci bir köyü de ele geçirdi ve artık resmen bir toprak sahibiydi.
Ama onun gözü daha yüksekteydi…
Yasi-r Yuhv-in’in hayali artık belliydi:
Erzurum’u fethetmek…
Ve orayı kuracağı en büyük İslam devletinin başkenti yapmak.
