13. bölüm · KUTLU YEMİN
13.Bölüm ( beytü'l müslimîn doğuşu)
Yasi-r ve Emir Baran, Fransa topraklarında kazanılan zaferlerin ardından ordularının başında dimdik duruyordu. Selahaddin’in öncülüğünde fethedilen kaleler ve komutanların sadakat yemini, artık yeni bir çağın başladığını müjdeliyordu.
Bu zaferler, yalnızca askerî başarılar değil, aynı zamanda büyük bir devletin doğuşunun habercisiydi.
Yasi-r, Fransa’daki hâkimiyetini pekiştirmek için ordusunu yeni bir sefere hazırladı. İlk hedef Montclair Kalesi oldu. Stratejik konumu sayesinde bölgenin kilidi sayılan bu kale, kısa süren fakat çetin bir kuşatmanın ardından fethedildi.
Ardından ordu, ticaret yollarını kontrol eden Lysandria Kalesi’ne yöneldi ve burası da Yasi-r’in sancağı altına girdi.
Ancak Yasi-r’in asıl hedefi, Fransa’nın kalbi olarak bilinen Paris Kalesi idi.
Bu kale düşmeden Fransa üzerindeki hâkimiyet tamamlanmış sayılmayacaktı.
Bir sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kuşatma emri verildi. Surların önünde toplanan askerler, yaklaşan savaşın ağırlığını hissediyor, fakat liderlerine olan inançlarıyla cesaret buluyorlardı.
Emir Baran, Yasi-r’in yanına gelerek sessizce başını eğdi. İki kardeş gibi omuz omuza, kaderlerini paylaşmaya hazırdılar.
Savaş başlamadan önce askerler birbirlerine
cesaret veren sözler fısıldıyordu:
“Amca, biz seni asla yalnız bırakmayacağız!”
“Bu kale bizim onurumuz olacak!”
“Yasi-r’in adı Paris’in surlarında yankılanacak!
Yasi-r, kılıcını gökyüzüne kaldırarak gür bir sesle emir verdi:
“Bugün yalnızca bir kaleyi değil, kaderimizi fethedeceğiz! Hep birlikte…
İleri!”
Bu emirle birlikte savaş başladı. Oklar gökyüzünü karartırken, kalkanların çarpışması ve kılıçların yankısı Paris surlarında çınlıyordu. Yasi-r en ön safta savaşarak askerlerine cesaret veriyor, Emir Baran ise birlikleri ustalıkla yönlendiriyordu.
Savaşın en çetin anında, surların üzerinden tanıdık bir ses yükseldi. Bu, Selahaddin’in zafer müjdesiydi:
“Amca! Kale düştü… Zafer bizim!”
Surların yıkılmasıyla birlikte Yasi-r’in ordusu Paris Kalesi’ne girdi. Zafer çığlıkları gökyüzünü doldururken, halk da avluda toplanarak yeni liderlerini karşılamak için bir araya geldi.
Yasi-r, kalenin avlusunda yüksek bir noktaya çıkarak hem askerlerine hem de halka hitap etti. Meşalelerin aydınlattığı bu görkemli anda sesi kararlı ve güçlüydü:
“Bugün burada, Fransa’nın kalbi olan Paris’i fethettik. Bu zafer yalnızca bir savaşın değil, yeni bir düzenin başlangıcıdır. Bu topraklar artık zulmün değil, adaletin yurdu olacaktır.
Bundan böyle kurduğumuz devletin adı Beytü’l Müslimîn olacaktır!”
Bu sözlerin ardından askerler ve halk tek bir ağızdan haykırdı:
“Beytü’l Müslimîn! Beytü’l Müslimîn!”
Paris’in fethiyle birlikte Fransa’nın büyük bir bölümü Yasi-r’in hâkimiyeti altına girmiş, o da artık resmen bir devletin hükümdarı olmuştu. Böylece Beytü’l Müslimîn Devleti, tarihin sahnesine güçlü bir şekilde adım attı.
