1. bölüm · Kıyıya vuran dalga

Acı geçicimidir?

Iam_zynap ~

" Hiçbir teselli,acının üstünü örtemez."
Bunu on sekizinci yaş günümün gecesinde öğrenmiştim.

Hayat benim için hiç bir zaman kolay olmamıştı. Herkesin gözündeki İnci soylu, kendi içinde bambaşka bir insandı.

Bu benim için pek de mutlu bir doğum günü olmamıştı açıkçası.

Yatağımdan kalkıp gardılobıma doğru ilerledim. Brunch saatimiz yaklaşıyordu. Bu sebeple rahat ve sportif bir şeyler giymeyi planlanmıştım.

İnci soylu, yani ben ailem gibi ünlü ve zengindim. Fakat ailem aksine ben asla magazinlere veya gazetelere çıkmayan biriydim.

Dolabımın yanına ulaştığımda elimdeki soğuk,siyah telefonumu hafifçe yatağa doğru fırlattım.

Dolaptan siyah bir sweat altıma ise paçaları yerlere uzanan koyu gri ispanyol paça bir eşofman seçtim.

Ardından kulağıma değen iki kez kapı tıklanma sesine,
"Gel." Diyerek karşılık verdim.
Kısa bir süre sonra kapı kulbu aşağıya doğru eğildi ve kapı 'gıcırtı' sesi çıkardı.
Küçük bir bebeğin güçlü bağırışını andırıyordu adeta.

Odama giren kişiyi görmemle birlikte, yüzümdeki gülüş büyüdü.

Kapı aralandığında içeri Saliha abla girdi.
Kendisi odamın hizmetinden sorumlu hizmetliydi.
Her zamanki gibi düzenli, her zamanki gibi sessizdi. Üzerindeki koyu renk elbise tek bir kırışık bile barındırmıyordu. Bu evde en az mermer zemin kadar kusursuz olan tek şey Saliha abla'ydı.

“Hazır mısınız İnci Hanım? Arda bey sofrada.”
Başımı gülerek iki yana salladım. Bana birkaç kez Hanım dememesi gerektiğini söylemiştim fakat nafileydi.

“Geliyorum,” dedim kısa bir sesle.

Hanım kelimesine hâlâ alışamadım. Bu evde herkes birine ait gibi konuşur.

Merdivenlerden inerken avizenin ışığı mermerlere vuruyor, ev olduğundan daha büyük görünüyordu. Soğuk ve geniş.

Masada abimi gördüm. Sandalyeye yarı yayılmış, ciddiyetsiz bir prens gibi. Tabağındaki yemeğe resmen işkence ediyordu.

“Yine mi siyah?” dedi beni süzerken.

“Renklerle aram yok.”

“Hayatında biraz heyecan olsa fena olmaz İnci.”
Kaşımı kaldırdım.

“Senin hayatındaki heyecanlar yeterince utanç verici.”
Gülmeye başladı
.
“Bu akşam çıkıyorsun değil mi?”

“Evet.”

“Erken gel.”

“Niye?"

“Geç gelirsen seni sarhoş şekilde bir yerlerden toplamayayım.”

İstemeden güldüm.

“Sen önce kendini topla.”

Masada kısa bir kahkaha yayıldı. Bu evde nadir olan bir şeydi bu. Kısa bir süre sonra söze başlayacağını belli edercesine öksürdü abim
" Ben ve bir arkadaş daha ekle partine."
Başımı onaylar şekilde salladıktan sonra yemeğime yemeğe başladım. Bugün babam yoktu. Sanırsam iş toplantısına gitmişti.

Yemekten sonra odama çıktım. Koridor sessizdi, adımlarım halıya gömülüyordu. Kapımı kapatınca dünya yine küçüldü.

Tam dolabımı açmıştım ki aşağıdan bir erkek sesi duydum. Derin, sakin ama yabancı.

Kaşlarım hafifçe çatıldı. Yataktaki Telefonumu alıp Nisa’yı aradım.

“Abin geliyor mu?” dedi açar açmaz.

“Sanırım aşağıda biri var,” dedim camdan bahçeye bakarken. “Kaç kişisiniz?”

“Beş kişi. Belki Altı.Geliyor musun?”
Aynadaki yansımama baktım.

“Geliyorum hatta abim ve sürpriz bir insanla geliyorum.”
Rahatsız olacağına emindim çünkü birbirlerinden açıkça nefret ediyorlardı.
Telefonu kapattım.

Dolaptan siyah, dekolteli ama zarif elbiseyi çıkardım. Kumaşı omuzlarıma değdiğinde içimden bir ürperti geçti. Belimi saran kesimi fazlasıyla iddialıydı ama abartılı değildi.

Saçlarımı açık bıraktım. Hafif bir dalga verdim.
Merdivenlerden inerken topuk seslerim geniş salonda yankılandı.

Salona girdiğimde abimin arkadaşı olduğunu düşündüğüm çocukla göz göze geldim.

Bir saniye
İki saniye

“İsmin neydi?” diye sordu.

Sesi beklediğimden daha sakindi.
“İnci,” dedim.

Elimi uzattım.

Elime baktı. Sonra yüzüme.
Tutmadı.

Elim havada bir an asılı kaldı.
Geri çektim.

Bir şey söylemeden kapıya yöneldi.
Ben de arkasından yürüdüm.

Arabaya binerken içimde garip bir his vardı.

Rahatsız edici değil.
Ama huzurlu da değil.

Sanki biri beni sınayacakmış gibi.

Selam! Kitabımı buraya kadar okudiysan çok teşekkür ederim, lakin her hafta cuma 2 bölüm atmayı düşünüyorum ayrıca hafta sonu ise pazar günü yeni bölüm atacağım. Yani haftada 3 bölüm olacak fakat şuan tatilde olduğumuz için, ve benim taslağımda 4 haftalık bölüm olduğu için taslağımdaki yazıları dökene kadar aktif kalmaya çalışacağım.

Kitabımıza gelirsek, bu bölümde İnci ve ardanın kişiliklerini hafif hafif anlamış,fark etmiş oldunuz. Partide kızımız, incinin arkadaşlarını anlayacağız
buraya çoook ilerideki bir bölümden küçük bir spoi bırakıyorum.
Ve bana hep destek olan meryeme yazıyorum🎀
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!💗

Yıllar önce aynı gökyüzüne bakmıştık.
Aynı denizin kokusunu içimize çekmiştik.
Ve birbirimizi hatırlamadan yan yana durmuş olmuştuk.

Kılıç arkasına yaslandı.
“Dünya küçük,” dedi sadece.

Ama bakışları…
Küçük değildi.