6. bölüm · KİRAZLI TURTA -Yaz Kurgusu-
6 🥧
Bölüme geçmeden minik bir şey söyleyeceğim deee az bekleyinnn
Hani bizim oğlanla kız sürekli bir şekilde görüşüyorlar ya, sakın bana dünya onların etrafında mı dönüyor bu kadar tesadüf fazla falan demeyin haaa kurgudayızzzz
Söyliceklerim bu kadardııı
Keyifli okumalarrr
🍰
Yazardan
Güney, koridorda karşılaştığı kızın, kuzeni Fetih'in odasından çıktığını görünce şaşırdı. Bildiği kadarıyla kuzeni yanlış anlaşılmaları engellemek için kadın asistanlarla çalışmıyordu, daha önce bir kere çalışıp annesi tarafından boyunun ölçüsünü aldığı için bu hatayı tekrarlamıyordu.
Kendi odasına dönüp iki saat boyunca işleriyle ilgilendi, aşağıdakileri yoklamak için odasından çıktığında o kadının gülerek kapıyı örtüp uzaklaşmasını izledi, nihayet gittiğinde kuzeninin kapısını tıklamadan içeriye daldı.
"Hani seni affetmem umurunda değildi?" Güney, aldığı soruya anlam veremeyince "Ne geveliyorsun lan sen?" diye sordu, kapıyı kapatıp masanın önündeki tekli koltuklardan soldakine oturdu. "Sen miydin?" Başını onaylar şekilde salladı. "Bendim de, o kız kimdi kaptan?" Fetih, umursamaz tavrıyla karşısındakini çıldırtmak ister gibi davranıyordu.
"Hiç kimse,"
"Hiç kimse dediğin kadın saatlerdir odanda ve gülerek ayrıldı buradan."
Başını dosyasından kaldıran Fetihle kahkaha atmaya başlayan Güney, neredeyse gözlerinden yaş gelene kadar güldü. "O gloss ne şerefsiz?" Hala katıla katıla gülüyordu, Fetih anlam vermezken masasının üzerindeki peçeteyi alıp gayrı ihtiyari bir şekilde ağzını yüzünü silince pembe glossla bakıştı.
"Escort muydu? Gerçi onları şirkete niye getiriyorsun ki? Evine at." Hafta sonları bardan dışarıya adım atmayan, tek eşliliğe alerjisi olan, aklı bedeni kadar gelişmemiş biri olduğu için herkesi kendi gibi sanıyordu. "Ağzını topla embesil herif," Kuzeninin o kadını savunduğunu anlayan Güney'in gülümsemesi soluyordu. "Bir kadın için benimle tartışacak mısın?" Elindeki peçeteyi yere fırlatan Fetih, o kadının kendisi için kim olduğunu bilmiyordu. Üstelik kadınlar konusunda hassas davranıyordu, kuzenini defalarca kadınları hor görmemesi ve haklarında küçümseyici konuşmaması için uyarsa da söyledikleri Güney'in bir kulağından girmeden öbüründen çıkıyordu.
"Sandığın gibi uygunsuz şeyler yapmıyorum kuzen, aksine bana sadece Türk kahvesi yaptı, biraz konuştuk ve sorununu hallettiğimde gitti, o yüzden mutludur."
Güney, Fetih'in ablası Funda ile dedikodu yapabilmek için malzeme toplamaya çalışıyordu. "Ne konuda yardımcı oldun? Şirket mi yönetiyor o da?" Fetih, bugün zaten işine odaklanamadığı için çıkmaya karar verip bilgisayarını kapattı. "Dursun Kumsal'ın kızı, buralarda ki ünlü pastanelerden birini işletiyorlar, bana bir konuda danıştı, bende bir kaç tavsiye verdim."
"Konuştuğunuz belli, hatta o kadar yakın konuşmuşsunuzki... " Daha fazla bu muhabbete katlanmayan zavallı Fetih, ceketini sırtına alıp masanın üzerindeki telefonunu da cebine koyduktan sonra "Eyvallah kardeşim." diyerek odasından çıktı. Şakalardan pek hoşlanmazdı, kuzeninden de öyle. İş ortağı oldukları için çilesini çekmek zorundaydı o kadar.
Güney, Fetih'in odasını babasının hayrına toplarken kuzeniyle dalga geçmenin keyfine vardı, Fetih ise evine giderken malum pastanenin önünden geçen yola çevirdi direksiyonunu, yolu uzuyordu ama yinede buraya gelmek istemişti, arabasından ağrı dükkana bakarken ne kasada nede serviste istediği kişiyi göremeyince gidecekti ki işte gözlerinin görünce ışıldadığını hissettiği kadın buradaydı, canı sıkkındı ama dükkanın önüne gelince gülümsemeye başlamıştı, içeriye girip tüm ailesiyle sarıldıktan sonra tezgâhın arkasına geçti.
Somurtması Fetih'in hiç hoşuna gitmemişti, belkide bugün onun için kötüydü, oysa kendisi onunla geçen vaktin su gibi hızlı aktığının farkına bile yeni varıyordu.
Kendi sıkıcı ve kasvetli evine döndüğünde kimseyle görüşmeden odasına girdi. Kalbindeki bu saçma sızıyla ne yapacağını kestiremiyordu, duş alıp üzerini giyindikten sonra yatağa girdi.
Keşke yine bir şey olsada karşılaşsak diye içinden geçirdiğini farkedince bu dileğini geri aldı, saçmaladığını düşünüyordu, aşk zaten saçmalıktan ibaretti.
Onunla olan mesajlarına girip en baştan doğru okumaya başladı, o hep saygı çizgisindeyken Fetih sürekli samimi davranandı, suç kendisindeydi. Kiraz için normal bir müşteriden farksızdı ama onu kendi içinde basit bir satıcı olarak göremiyordu.
Akşam yemeği saatinin geldiğini fark edince kalkıp üzerine beyaz bi tişört ve siyah bir pantolon geçirdi, annesi evde bile düzgün giyinilmesine önem verirdi, ama her şeyden önce takıntılı olduğu için bu renkleri giyinmek zorundaydı. Saçını başını düzeltip telefonunu alarak aşağıya indi, hizmetçiler sofrayı hazırlamıştı, tüm aile üyeleri masaya geçerken Ceylin, dayısını görünce coşkuyla ona doğru koşup minik kollarını dayısının bacaklarına sardı.
"Seni çok özledim dayı!"
Fetih, gülümseyerek yeğenini kucağına alıp yanağına minik bir buse kondurdu. "Prensesim, bende seni çok özledim ya! Anlat bakalım n'aptın bu gün?" Bir yandan sandalyesine otururken bir yandan da bıcır bıcır bir şeyler anlatan Ceylin'i dinliyordu.
"Sonrada annem bana dedi ki gökyüzünü maviye boyaman lazım, bende dedimki önemli olan rengin benzemesi değil önemli olan benim hangi renkte boyamak istemem, sonra pembeye boyadım işte."
Soluksuz konuşan küçük kız nefessizlikten kızarınca hemen yanındaki sandalyeye bıraktı onu."Gökyüzü bazen pembe olabilir, iyi yapmışsın." Küçük kız dışında şu masada gülen hiç kimse samimi değildi, herkeste yapmacık ifadeler vardı, Efnan hanım buradaki insanları öyle bunaltıyordu ki bazen çocukları bile uzaklara gitmesini istemeden edemiyordu.
"Çok konuştun Ceylin, sus biraz, başım kaldırmıyor." Elini başına yaslayıp gözlerini kapatan kadına herkes yılgınlıkla baktı. Ceylin, annesinin gövdesine sığınırken babası kızına böyle davranılmasına tahammül edemiyordu. Sırf eşi Funda'nın hatırına sessiz kalsa da bir gün patlayacağına emindi.
Hulusi bey gelince hepsi ayağa kalkıp İyi akşamlar diledikten sonra oturup yemeklerine başladılar, bu akşam konuştukları konu Fetih'in kirazlı turtasıydı.
"Kiraz denen kızda oradaydı, etkinliğe nasıl parası yettiyse?" Efnan hanım bombayı masanın ortasına bırakmıştı, en başta Hulusi bey Kirazı savundu. "O nasıl bir itham Efnan? Sana hiç yakışmıyor böyle şeyler söylemek."
Ağzındaki lokmayı yutan kadın cevap verecekken bu defa oğlu kesti sözünü. "Emin ol onun orada olduğunu bilseydim ücret talep etmedende ağırlardım anne, nede olsa ahbabımızın kızı." Masadaki kimse yıllardır bu deli oğlanın annesine cevap vermediğini biliyordu, uysaldı, gamsızdı, başındaki dert yumağıyla barış içinde olabilmek için kabuğuna çekilmişti, ama şimdi gözler üzerindeydi, herkesin garibine gitmişti Fetih'in ağzını açıp birini savunması.
"Bakıyorumda kekin arasına krem şanti sıkan bir kızı fazla savunuyorsun." Fetih, annesine laf anlatılmayacağını bildiğinden dolayı ikinci bir cevap vermek yerine sessiz kalıp yemeğine devam etti, daha fazla konuşursa insanlar olmayan bir şeylerden şüphelenebilirdi.
"Sen onu da yapamıyorsun Efnan, kimse kalkıp ta seni hor görmüyor." Hulusi'nin lafı üzerine kimseden uzun süre çıt çıkmadı. O da oğluyla aynı huyları paylaşıyordu, karısı yıllardır ömrünü yiyordu ve ancak susarak huzura bir nebzede olsa erişebiliyordu, sevdikleri hassas noktası olduğu için arkadaşının kızını savunurken zerre düşünmemişti.
"Baba oğul ikinizide ele geçirmiş, ilk başta babanla başbaşa konuşuyordu şimdi de Güney'den şirkete gelip seninle odanda saatlerce konuştuğunu öğrendim. O çapulcu paramızdan faydalanmak istiyor."
Fetih yanlışlıkla çatalını elinden düşürdü, annesi fazla ağır konuşuyordu, hemcinsini kıskanmaktan öte bu oğlunu soluduğum havayla bile paylaşamamaktı artık. Bir noktada insanın canı tak ediyordu, işte o tak noktasının meydana gelmesine ramak vardı. "Sana sadık bir kocan ve aklı başında bir oğlun var anne, bu şüphen nereden çıktı şimdi?" Ağzına daha bir çok laf geliyordu ama söyleyemiyordu. Annesinin kötü biri olduğunu biliyordu, Kiraz'a zarar vermeye kadar ileri gideceğini tahmin etmesi zor değildi, eski asistanına sevgili iddialarının ertesi günü büyü yaptığını öğrendiklerinden beri yanına yaklaşmaya korkar olmuşlardı.
"Ben uyarayım da."
Hulusi bey eşini çok sevsede çapulcu demesini sineye çekmezdi.
Zira öylede yaptı. "Aşağıladığın insanın aksine biz huzurlu bir aile ortamında değiliz, o bizden daha şanslı ve güzel bir hayat yaşıyor." Bu laf eşinin sesini kesmeye yettiğinde sandalyesinden kalkıp odasına çıktı. Huzurdan bahsetmiştik değil mi? O bu evi terk edeli uzun süre oluyordu.
Efnan, yerinden kalkıp kocasının peşinden yatak odalarına gitti, parası olmasa yüzüne bakmayacağı, kendiden on yaş büyük kocasına güzel sözler söyleyip bir kere daha koynuna girerek gönlünü aldı, bir erkeği yönetmek bu kadar basitti onun için, iki çift güzel söz, bir kaç öpücük ve tada! Efnan istediğine ulaşmakta hiç zorlanmıyordu.
Ama bilmediği bir şey vardı, zorlanmadan elde edilen zafer satın aldıktan sonra elinden uçup kaçan bir balon gibi olurdu.
Aşağıda herkes yemeğini yiyip normal hayatına dönerken Fetih kendini arka bahçeye zor attı, sandalyelerden birine oturup telefonunun kilidini açtı.
İyi yada kötü, onunla konuşup azıcıkta olsa kafasını dağıtmak, huzurlu hissetmek isyordu.
Fetih: Sen ne sürüyorsun ağzına, banada bulaşmış.
19:54
Kiraz: Gloss sürmüştüm efendim.
Fetih sabır dilendi, hala efendim diyordu.
Fetih: Öptüğün birine efendim demen ne kadar doğru?
Kiraz: Ben sizi sarhoşken öptüm sizde bile bile ödeşmek için öptünüz, bunun dışında bir samimiyetimiz yok.
Fetih: Olsun.
Kiraz: Ne olsun?
Fetih: Samimiyet olsun.
Kiraz: Neden olsun?
Fetih: Beni öperken bu kadar sorgulamıyordun davranışını.
Fetih: Bana bey deme.
Kiraz: Babam kızar Fetih bey.
Fetih: Baban beni öpmene daha çok kızar.
Kiraz: Beni tehdit mi ediyorsunuz? Babama mı söyleyeceksiniz o şeyi?
Fetih: Neyi?
Kiraz: Şeyi işte.
Fetih: Şey kelimesi bir çok şeyi kapasayabilir.
Kiraz: Söylemeyeceksiniz değil mi?
Fetih: Neyi?
Kiraz: Ayıp şeyi.
Fetih: Bey demeyi kesersen söylemem.
Kiraz: Tamam, Fetih ağa diyeceğim size o zaman.
Fetih: Ben bi Dursun amcaya karşılıklı birbirimizi öptüğümüzü söyleyip geleyim o zaman.
Kiraz: Şaka.
Kiraz: Gülün diye.
Fetih: ?
Kiraz: Yani gül diye
Fetih: Sık gülmem.
Kiraz: Tam dizilerdeki başroller gibisiniz.
Kiraz: Gibisin yani.
Kiraz: Vallahi klavye düzeltti.
Kiraz: Benim suçum değil.
Kiraz: Babamın telefonu çalıyor.
Kiraz: Babam çok kızar.
Kiraz: Muş'a babaannemlerin yanına gönderir beni.
Kiraz: Beni orada evlendirirler.
Fetih: Tamam söylemiyorum.
Fetih: Ama bana bey demediğini senden canlı olarak duymam lazım.
Kiraz: Beni arayacak mısınz?
Kiraz: Klavye hatası.
Fetih: Yersen.
Kiraz: Gerçekten evlendirirler.
Fetih: Sende hayır dersin.
Kiraz: O işler öyle olmuyor, töre namıs intikoam diye canından olan insanlardan biri olmak istemiyorum.
Fetih: O saçmalıklar hala devam ediyor mu?
Kiraz: Evet, hatta en sevdiğim kuzenim bu yüzden berdele kurban giderek evlendirildi.
Fetih: Kimse buna dur demiyor mu? Ayrıca yasal değil.
Kiraz: Cidden şehir oğlanısın, yasal olup olmaması umurlarında değil, inançlarına göre yaşıyorlar.
Fetih: Polisi yok mu bu ülkenin? Şikayet etsenize.
Kiraz: ŞWMDLSMDŞSMDLEMD komiksin ya.
Kiraz: Dini nikah kıydılar resmi bir şey yok ki ortada, kimse kimseyi şikayet edemez yani.
Fetih: Öyle bir ailenin içinde büyümediğine sevindim.
Kiraz: Beni onların yanına göndermezseniz sevinirim. 😇🙏
Fetih: Ama hala sizli yazıyorsun.
Kiraz: Kendimi yataktan aşağı atacağım gerçekten klavye düzeltiyor.
Fetih: Müsait misin?
Kiraz: Evet, aslında ablamla aynı odadayız ama o bugün arkadaşlarında kalmaya (eniştemin yanına) gitti.
Fetih: Arkadaşının adı Merve de de bayılayım.
Kiraz: Siz Merveleri nereden tanıyorsunuz?
Fetih: Ablamda zamanında Mervelere giderdi, sonuç olarak Ceylin gibi bir yeğenim var.
Kiraz: Çok ayıp
Fetih: Arayabilir miyim seni?
Kiraz: Olur arayabilirsin tabii kiiii.
🍰
Bölüm sonuuuuu
Bir daha ki bölüm de telefon konuşmalarını falan okurussss
Oy verip yorum yaparsanız sevinirimmmm
Takipte kalınnn
