19. bölüm · KİRAZLI TURTA -Yaz Kurgusu-
19
Hayat şaşırtır hep zaten ✨
Oy verip yorum yaparsanız sevinirimmmm
Keyifli okumalarrr
🍰
"Kiraz!" diye bağıran babamın sesiyle güne başlamak yüzümü ekşitmeme sebep oldu. "Yine ne aldın? Kapıda kargocu var!" yataktan doğrulurken ne aldığımı düşündüm, bir şey sipariş etmediğime kanaat edince yavaşça yatağımdan kalktım, elimi yüzümü bile yıkamadan aşağıya indim, kapının önünde sinirle dikilen babamın bakışları beni görünce yumuşadı.
"Günaydın baba."
"Günaydın kızım."
Şu anki sesinin pamuk şeker notasıyla az önce kargocu geldi diye bağırması asla bir değildi. Tebessüm edip açık kapının önünde bekleyen adama yöneldim, "Kiraz Kumsal?" başımı sallayarak onayladım, "Buyurun benim." yerdeki koca kutuyu ancak görüyordum. "Kargonuz efendim, imzanızı şuraya alabilir miyim?"
Devasa kutuya anlam veremezken bana uzattığı kağıtta yazan yazıyı okudum.
Gönderen: Fetih Mumcu
Babam tepemde dikiliyordu, bir şeyler sipariş etmemiştim ama gönderen kişiyi tanıdığım için imzamı atıp teşekkür ettim, kargocu bahçeden çıkınca babam boğazını temizledi. "Bu kadar büyük ne aldın sanki?" hem sitem ediyordu hemde taşıyamayacağımı bildiği için kargomu kucaklıyordu.
"Düğün için lazımdı." diyerek onu geçiştirdim fakat heyecandan ölüyordum. Odama bırakılan kargoya koşup çekmeceden aldığım maket bıçağıyla bantlarını yırttım, cilt bakımını yapan ablam bir yandan da arkadaşlarıyla görüntülü konuşuyordu.
Karton kutu nihayet açılınca içinden bana göz kırpan kocaman pembe kutuyu hızla çıkardığım gibi sevinçle çığlık attım, yerimde duramıyordum resmen!
"Ne oldu?" ablamın sorusunu cevapsız bırakmak zorundaydım çünkü Dream haouse'mu açıyordum!
Ellerim titiresede oyuncaklarımı tek tek çıkardım, ev, araba, iki bebek ve kıyafetleri vardı.
"Bunlar ne kız? Asele mi aldın?"
"Hayır, kendime aldım."
Ablam aniden kargonun kutusunu eline alıp kapağına yapıştıralan kağıdı okuyunca kutuyu geri bıraktı. "Yalancı! Fetih almış sana bunu." kıkırdayıp yatağıma oturdu, oyuncak evimi kurarken bende güldüm. "Abla! Çocukken en çok bunu istiyordum!"
Sessizdi ablam, Gülüşü dudaklarında asılı kaldıysada gözleri dalgalandı, yüzüne dökülen saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdı. "Demek işler ilerledi." en sıkıntılı noktaya parmak basmak konusunda ödül almalıydı. Gülümsemesi ilk solan bendim. "Aslında daha da karmaşıklaştı."
"Her şey bir anda netleşecek."
Şeker ablam lap diye odaya daldı, oyuncağımı görünce irileşen gözleri komik görünüyordu. "Yok artık!" kapıyı kapatıp yanımıza geldi, "O mu aldı?"
O? Onun bende başka bir adı vardı. "Malum bey almış." kız bebeği eline alıp inceledi. "Sen mi söyledin almasını?" cıklarken evimi yere koyup bebeklerimi giyindirmeye başladım. "Bir mesajlaşmanın arasında oyuncak bebekleri sevdiğimi söylemiştim, galiba bu yüzden aldı."
Bebeklerimi de evin içine koyup artan kıyafetlerini minik gardolaba koydum.
Elindeki bebeği bırakıp "Arasana onu." dedi ablam, omuz çekip aramayacağımı belli edince toz pembe plastik arabamı benden çekip aldı. "Sonra ararım!" ikiside birbirine umutsuzca baktı, bu konularda tam bir facia olduğumu sonuna kadar kabulleniyordum. "Arayayım mı?" komidinin üzerindeki telefonumu alıp bana uzattı Çilek ablam.
"Arayayım o zaman."
Onlara kaçamak bir bakış attım, odadan çıkacak gibi görünmüyorlardı, kilidini açtığım telefonun rehberinde Malum bey kişsinin numarasına tıklayıp telefonu kulağıma yasladım.
İkinci çalışta aramam cevapladı.
"Alo?"
Tırnaklarımla oynamaya başlamıştım bile, stres altındayken umarım saçmalamazdım.
"Günaydın Fetih."
Onların yanında ilk defa ismiyle hitap ediyordum sanırım. "Günaydın Kiraz." oyuncak evime bakarken ne söyleyeceğimi kestiremedim. "Ev almışsın," hayır hayır, bu saçma bir cevap! "Yani oyuncak ev," birisi kafama balyozla vurabilir mi? Şu an çalışmayı bıraktı da!
"Teşekkür ederim." oh be, bunu söylemenin bu kadar zor olacağını düşünmezdim. "Rica ederim, sevmişsindir umarım." mutluluktan amuda kalkmadığım kalmıştı ama sesim içime kaçtığı için pekte duygularımı yansıtamıyordum. "Çok sevindim." göz ucuyla ablamlara baktığımda gülüşerek beni izlediklerini gördüm, bunda komik ne vardı?
"Sesin kötü geliyor, iyi misin? Bir şey mi oldu? Eğer kargo sıkıntı çıkardıysa-" lafını keserken sesim titredi. "Yok, sıkıntı olmadı da," sıkıntı olmadı ama ablamlar buradayken flört edemiyorum demek zor geldi.
Lafı kıvırmam ve telefondan kurtulmam lazımdı. "He, işin mi var?" adamcağız muhtemelen telefonun öbür ucunda söylediğim şeyi anlamlandırmaya çalışıyordu. "Tamam o zaman, sonra görüşürüz." cevabını beklemeden aramayı sonlandırıp telefonu yatağa bıraktım. "Konuşsaydın." diyen Şeker ablama ters ters baktım.
"Zaten stres olunca konuşamıyorum, birde bana bakıp gülüyorsunuz!" oturduğu yerden kalkıp bana sıkıca sarıldı. "Rahatsız ettiysek kusura bakma hamurum." yanaklarıma sulu öpücükler bırakıp geri çekildi,
"Mağazaya geç kalacağız." Çilek ablam ayağa kalkıp bana baktı. "Çabuk üzerini değiştirip aşağı gel kuşum, yoksa babam sinirlenip taramalı tüfek gibi küfür ediyor biliyorsun." başımı sallayıp onu onayladım, ikisi birlikte odadan çıktılar, bende peşlerinden çıkıp banyoya gittim, işimi halledip çıktım.
Hava güneşliydi, cayır cayır bir sıcaklık vardı, beyaz renkli şortumun üzerine pembe renkli gömleğimi giyindim. Saçlarıma bandana mı bağlayıp çantamı aldım, zaten banyoda cilt bakımımı yaptığım için renkli dudak nemlendiricimi sürüp aşağıya indim.
Babamlar beni bahçede bekliyorlardı, beyaz spor ayakkabılarımı giyinip evden çıktım, sofradaki yerime geçip hızlıca kahvaltımı ettim, masayı toparlayıp evden çıktık, rotamız gelinlikçiydi, mağazaya vardığımızda artık kanka olduğumuz görevliler karşıladı bizi, bekleme solununa geçtik, ablam hayalindeki gelinliği ararken bende malum beye bir mesaj çektim.
Kiraz: Sabah ablamlar yanımdaydı aramayı sonlandırmak zorunda kaldım kusura bakma
Telefonumu kapatıp ayağa kalktım. "Bende düğün elbiseme bakayım." Annem beni onayladı ama "Kiraz," diyen sesindeki tehlikeli tınıyı bir tek ben anlıyordum. "Kına elbisesi gibi olmasın lütfen, babanın sülalesine laf verme." oflayıp başımı hafifçe sapa eğdim, onlar bizi ayıplamasın diye istediğim şeyi giyemeyecek miydim?
Özgür ülkenin mahkum beyinli insanları işte.
"Tamam." suratımı asıp abiyelerin olduğu tarafa geçtim, zaten dekolte giymeyecektim ama annem uyardıktan sonra elim hep derin yırtmacı olan elbiselere gidiyordu.
🍰
"Tuttu fırlattı kalbimiiiiiiiiiiii, ezdi üstünü çiğnediiiiiii, zaaaamanlaaaaa geçeerrrr dediiiiii, zaaamanlaaaa zamanlaaaaaaa."
Kulkalığı takmış hoplaya zıplaya temizlik yapıyordum, iki gün önce gittiğimiz gelinlikçide buz mavisi bir abiye satın almıştım, dünde ablamın gelinliğini halledince alışverişimiz sonlanmıştı, topukluları bugün yakın arkadaşı getirmişti, onun üç arkadaşı, ben ve Şeker ablam beraber temizlik yapıyorduk.
Bir hafta sonra düğünümüz vardı bizim!
Evi dip köşe temizliyorduk, teyzelerim İzmirden geleceklerdi bu akşam, kuzenlerim de geliyordu!
"Bana bak Kiraz! Aşık oldun diye yalandan temizlik yapma!" ablamın favori arkadaşı olan Müzeyyen ablaya ters ters baktım. "Aşık falan değilim! Düzgün temizlik yapıyorum!" hepimiz kulaklık takıp müzik dinleyerek temizlik yaptığımız için sağır gibi bağırarak iletişim kuruyorduk.
İki gündür koşturmaktan malum beye mesaj atamıyordum, bu büyük bir eksiklikti.
"Bastıra bastıra temizle şuraları bezle okşama!" temizlik stresi diye bir şeyin varlığını bu ablalar sayesinde öğreniyordum, sabahtan beri totoma sayısız terlik fırlatmışlardı işlerimi yarım yamalak yaptığımı iddia ederek, oysa ben bildiğimi yapıyordum eksilttiğimi değil.
"Kiraz! Çamaşır suyu bitti çabuk bakkaldan al gel!"
Elimdeki toz bezini bırakıp üst kata çıktım Çilek ablam yerleri siliyordu. "Abla zehirleneceğiz niye bu kadar çok kullanıyorsun?" alnındaki teri elinin tersiyle sildi, "Bıdı Bıdı yapma, çabuk al gel Kiraz." eniştem yerine çamaşır suyuyla evlenmeliydi bu kadın, çünkü o temizlik malzemesiyle daha samimiydi şu aralar.
Kapının arkasından çantamı aldım, içinden yeterli miktarda parayı alıp evden çıktım, üzerimde çamaşırsuyu lekeleri olan paspal bir pijama takımı vardı.
Bakkala gidip ihtiyacımı aldım, parayı bakkal amcaya uzatırken sırtıma biri dokundu, irkilip arkamı döndüğümde Fetihle burun buruna geldim. "Merhaba." ödüm dışkıma karışırken çığlığımı zor bastırdım. Bu adam hani ben onaylayıncaya dek karşıma çıkmayacaktı, hani işleri vardı, niye buradaydı?
"Fetih!" şaşırmakla birlikte üzerimdeki pijama takımından da utandım. Kendisi geri çekilince arkamı dönüp para üstümü aldım, poşeti benden önce kavrayıp bakkaldan çıktı, peşinden ona yetişip yanında yürümeye başladım. "Seni ne işin var burada?"
Bana değil sokağa bakıyordu, "Mesajlarım iki gündür mavi tike dönmedi, bende sana döndüm." o sözünü bitirdiği gibi düz yolda adımlarımı karıştırıp sendeledim, az kala tüm karizmamı çizecektim! Allah'tan yere düşüp rezil olmamıştım.
"İşlerin vardı hani?"
"Hala varlar, hep olacaklar."
Kısa kollumu düzeltmeye çalışıyordum ama nafileydi, bu çirkin şeyle karşısına çıkmıştım bir kere. "Ama niye işlerini aksattın, hani oraları idare etmen lazımdı?" sonunda hasret kaldığım mavilerini ikinci defa bana değdirdi.
"Zaten hiç birinin altından kalkamıyordum, sen cevap verene kadar hepsi üzerime yığılmaya devam edebilir."
Sessiz kaldım, yanaklarımdaki ısı tepedeki güneşten kaynaklı değildi, o nefes alınca bile utanabilirdim, yanındayken delirmiş gibi çarpan kalbimde her şeyin cabasıydı.
Eve geldiğimizde bahçe kapısının önündeyken onun karşısına geçtim."Eşlik ettiğin için sağol." derken poşede uzandım, almak istedim ama elini geri çekip buna engel oldu. "Her zaman sana eşlik ederim, bundan şeref duyarım." bakışlarımı yerden ona kaldırdım, "Ablama lazımda." bahçe kapısına uzanıp açtı, "Öyleyse içeriye girip ablana verelim bunu."
Bıkkın bir nefes verdim, o yanımdayken ayarlarım bozuluyordu, aptal gibi davranma ihtimallerim yükseliyordu, yenilgiyle içeriye girdim, arkamdan geldi, evin ziline bastım, saniyesinde açılan kapının ardında ablamın arkadaşları ve ablalarım vardı. Hiç biri bana bakmıyordu, Fetih'i göz hapsine almışlardı.
"Merhaba, bunu şöyle bırakayım," elindekini kapının önüne bıraktı, ardından bana baktı. "Başka bir ihtiyacınız olursa beni ararsın." mal gibi ağzı açık bir şekilde ona bakmakla meşguldüm, herkese görüşürüz diyip gitti, olduğum yerde çakılı kaldım, yaptığı şey... çok, çok...
ETKİLEYİCİYDİ! ALLAH KAHRETMESİN KALBİM GÜMLEDİ!
"Ne oldu az önce?" beni içeriye çekip kapıyı kapattılar. Hacer abla kollarımdan kavrayıp beni salladı. "Tek soru tek cevap kardeşim," heykel gibi hareketsiz kaldığım için bakmakla yetindim. "Heyecanlı mısın?" dümdüz kahve gözlerimi hepsinde tek tek gezdirdim, birilerinin benim adıma cevap vermesini istiyordum ama bana merakla bakmak dışında tepki vermediler. "Galiba evet." beni bırakıp "Ooooo!" diye yükseldi koşup ses bombasını eline aldı. "Sessizlik kızlar!" telefonundan alel acele bir şeylere tıkladı.
Sessizliği bir anda gümbür gümbür çalmaya başlayan şarkı sözleri böldü.
Ah kalbim
ben senden çok çektim
Söyle nedir bu halin
vallah sen delisin
Olmaz ki böyle çarpılmaz ki
Çıldırmışsın sanki
vallah sen delisin
Ne olmuş birden gördüysen onu
Ömründe ilk gördüğün erkek o mu
Ama sus sus duymasınlar sesini
Göğsümden koparıp atarım seni
Lay lay lay delisin delisin
Bağıra bağıra söyledikleri şarkı karşısında boşluğa takıldım, kalbimdeki bu çarpıntının sebebi bu muydu?
Ben... Fetih'e aşık mıydım?
Dans eden Necla abla yanıma gelip ellerimden tutarak beni ortalarına aldı, etrafımda çember oldular. İşi gücü bırakıp benimle uğraşıyorlardı.
"Aşık mıyım ben?" daha bir kaç gün önce onun nerede yaşadığını bile bilmediğim için henüz bir şeyler hissedemeyeceğimi düşünürken şimdi dan diye idrak ettiğim hislerim gerçek miydi? Geçip gider miydi yada kalır mıydı benimle bir ömür? Bir ömür... Sahi aşıksam onu bir ömür mü sevecektim? Kulağa çok kısa geliyordu. İnsan aşkına doyar mıydı on yıllar içinde?
İstemeden de olsa sırıttım, "İyide nasıl?" Aşk kapını ansızın çalar dedikleri bu olsa gerekti, yoksa hangi aklı kaçık günler içinde bu duyguyu kabullenebilirdi ki?
Çilek ablam elimden tutup benide dansına dahil etti, "Sana işlerin aniden netleşeceğini söylemiştim." gözlerim doldu ama ağlamadım, o cidden ikinci annemdi ve evlenip yuvamızdan ayrılacak olması yüreğimi burkuyordu.
Neşeli kahakham diğer seslerin arasına karıştı, tüm aşk şarkılarını açıp bağıra bağıra söyledik, kalbimdeki bu kıpırtıyla ne yapacağımı kestiremiyordum ama bir çamaşır suyuna ömrüm boyunca minnettar kalacaktım sanırım.
🍰
Bölüm sonuuu
Bir daha ki bölüm kına ve düğün vaaaaaaarrrrrr
ALLAAAAAHHH GERÇEK EĞLENCEEEE
Oy verip yorum yaparsanız sevinirimmmm
Takipte kalınnn
