47 🥧

Vaveyla Yazarı: Maysa Pıtır

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 48Şu an: 47 🥧

Finale son 2 😭

Oy verip yorum yaparsanız sevinirimmmm

Keyifli okumalarrr

🥧

Sarılmamız ne yazık ki sona erdiğinde birbirimizden ayrıldık fakat yüzlerimiz arasında tek karıştan daha az bir mesafe vardı. "Bu ne güzel bir sürpriz böyle." Gözlerine yarımca bakıp tebessüm ettim. Sesindeki heyecanı ve mutluluğu hiçbir şeye değişmezdim. Onu azıcık bile neşelendirebilmeyi çok seviyordum.

Mutfaktan gelen miyavlama sesi bakışmamızı bölerken kaşları hafifçe çatıldı. "Yine mi eve kedi girdi?" Yine mi derken? Sanırım bu evin benden başka müdavimleri de vardı. İsimsiz yavrum patilerinin üstünde koşa koşa yanıma geldiğinde onu kucağıma aldım.

"Bak, Fetih. Kendisi benim minnoşum. Sizi tanıştırmaya geldim." Kedilerle olan münasebetimi biliyordu, şimdi bu kediyi kolayca kollarımın arasında tutmamı tatlı bir şaşkınlık içinde izliyordu. Hatta izlemekle kalmayıp bal gözlü kedimin başını okşadı. "Çok memnun oldum güzellik." Güzellik? Kedim dişiydi fakat erkek görünce, seslerini duyunca çok rahatsız oluyordu. Tam anasına, yani bana çekmişti.

Evet, onu ben doğurdum. Aksini kabul etmiyorum.

Bir anda cırlayıp Fetih'in yüzüne doğru atlamaya çalışınca onu daha sıkı tutup sakinleştirdim. "Bebeğim, bir şey yok," Garibim el kadar kedinin siniriyle de tanışmıştı. "O senin baban, baban." Evladım kucağımdan kurtulmaya çalışıyordu fakat bırakırsam deli dana gibi oradan oraya koşup etrafı dağıtması pekte imkansız değildi.

"Adı Minnoş değildir umarım. Babasının yüzünü parçalamaya çalışan bir kediye nazaran çok tatlı kalır." Kıkırdarken dayanamayıp kedimin yanaklarını öptüm. Öyle güzel, öyle tatlıydı ki hep onunla vakit geçirmek istiyordum. Benden tiksinip yanaklarını kıyafetime sürtünce gülüşüm soldu. "Benden de tiksinmezsin ama annem."

"Bence annesinden tiksinmiyor, sana sırnaşıyor." O da eğilip kediyi öpünce hazır fırsatını bulmuşken kafasından öptüm. "Kış bahçesine sofrayı hazırladım, geçelim mi istersen?" Hiç beni duymuşa benzemiyordu. Kediyi öpücük bombardımanına tutuyordu ve kucağımdaki afacanında hiç mi hiç şikayetçi olduğunu söyleyemezdim.

"Huuuuu! Ayrılın çabuk!" Şakayla karışık kızınca hemen ayrıldılar. "Gözümün önünde bana ihanet etmeni sana hiç yakıştıramadım, Fetih Mumcu. Çabuk odana git, üstünü değiştirip sofraya gel." Tripli bir şekilde yanından ayrılıp bahçeye çıktım. Hayvan herifi kucağımdaki masum hayvandan bile kıskanıyordum.

Kendimi çimenlerin üzerine bırakıp bahçeyi sulamak için kullandıklarını düşündüğüm, yerde duran lavaboya gittim. Musluğu çevirip ellerimi yanındaki sabunla güzelce yıkadım. Sonrada Kış bahçesindeki havlu kağıtla kuruladım.

Minik, oyuncaklarıyla oynarken sandalyeme oturmuş Fetih'i bekliyordum.

Sürgülü kapı gıcırdadığında daldığım yerden bakışlarımı çekip ona çevirdim. Sakin adımlarla karşımdaki sandalyesine doğru yürüdü fakat oturmak yerine alıp sol tarafıma bıraktı. "Karşında oturmayı sevmem, biliyorsun." Tabağını, suplasını ve çatal bıçağını alarak istediği yere koydu. "Yanında oturmam lazım," Yerine oturup ellerimi avuçlarının arasına aldığında bana hayranlıkla bakan gözlerindeki parıltı göz kamaştırıcıydı. "Sol yanında."

Yemeği bırakıp saatlerce onu ve kedimi seyretmek istiyordum. Biri bana aşıktı diğeri de çok tatlı ve şapşaldı. İkisi bana şu dünyada ki en güzel hediyeydi. Benim içinse huzurun tanımı tam olarak buydu işte. Gönlümü şöminenin evi ısıtması gibi ısıtan kişilerle vakit geçirmekti.

Yemeğimi sessizlik içinde yerken Fetih'in yalnızca bana baktığını görünce duraksadım. "Tadı kötü mü olmuş?" Oysa yıllardır yaptığım, bildiğim bir tarifti. Beğenmeyen hiç çıkmamıştı. "Senin yaptığın bir şeyin kötü olması mümkün değil. Ben sadece bu anın gerçek olup olmadığına hala inanamıyorum, o kadar."

Demekki sadece ben rüyada gibi hissetmiyormuşum. "Daha güzel anlarımız da olacak, aşkım." Karşılıklı olarak sevgi ve saygı çerçevesinde çıkmazsak daha güzel anılarımız, daha güzel bir hayatımız olurdu elbette. Tabii ben bundan daha iyi bir hayata aç değildim. "Kiraz," Bana seslendiğinde lokmamı yutup hemen cevap verdim. "Efendim?"

"Senin için bir paten kursu buldum." Ne? Bu nasıl mümkün olabilirdi ki? "Ama biz yıllardır arıyoruz, Muğla'da kurs bulamamıştık." Yemekten ilgisi tamamen çekilmişti "Yoktu zaten, ben getirttim." Hassas ve orantılı kulaklarımın az önce duyduğu şey gerçek miydi?

"Nasıl yani?" Sanki dikenli tellerin üzerinde yürürmüşçesine tedirgindi. "Sana paten işini halledeceğimi söylemiştim. Sponsorluğunu üstlendiğim bir yarışma düzenlenecek ama ondan önce bir çatı altında toplanmanız lazımdı. Bu yüzden kurs açtık, her şey hazır olunca sana söylemek istedim."

Ben... Ne tepki vereceğimi kestiremiyordum. Aslında bu harika bir haberdi ama maddi açıdan bakılınca kendimi suçlu hissetmiştim. "Fetih, bu çok pahalı bir sürpriz oldu benim için. Yani..." Yanağımı nazikçe okşarken cıkladı. "Senin bana verdiğin mutluluğun yüzde biri kadar bile karşılığını veremem sana. En azından bunu yapmama müsaade et, hem burayı daha tıka basa öğrenciyle dolduracağız."

Duygu yüklü bakarken yanağıma yaslı elini okşadım. "Teşekkür ederim, Fetih." Başımı geri çekip avucunun içini öptüm. "Sonsuz teşekkür ederim." Hemen sandalyeden kalkıp kollarımı açtım. Ne istediğimi bildiğinden davranışımı sorgulamadı ve kocaman sarıldık. "Lafı bile olmaz." derken ki sesi buram buram minnet kokuyordu.

Ben bu adama aşık olmayıp ne yapacaktım ki zaten.

🥧

Yemeğimiz bittiğinde ikimizde aynı anda ayağa kalktık, aynı anda çatallarımızı tabakların üstüne koyunca onunda masayı toplamak için kalktığını anlamış oldum. "Ben toplarım Fetih, sen yorulma." Zaten işten çok yorgun dönmüştü, bu seferlik ben toplasam elime yapışmazdı.

"Beraber yedik beraber toplayacağız tabii ki. Hatta," Uzanıp tabağımı aldı. "Seninkini de ben taşıyacağım." Aklı başında bir insanla ilişki yaşamaktan daha güzeli ne olabilirdi ki? Eğer sen topla ben yorgunum falan deseydi haberi olmadan kendi içimde onu test ettiğim sınavdan kalacaktı. O sınavdan kalması bizim için iyi olmazdı.

Mutfağa gidip birlikte bulaşıkları akıttıktan sonra kedimi de alarak salona geçtik. Annemi Damla'lara gidiyorum diye kandırıp izin almıştım, aslında o kime gittiğimi biliyordu fakat babam evin içinde Fetih'in adı geçince bile sinirlenip küfür ediyordu. Beni asla ona vermeyeceğini, asla evlenmeyeceğimizi, onun beni kendisinden çaldığını, elinde kalan tek kızını dünya üzerindeki hiçbir erkeğe vermemekte kararlı olduğunu iddia ediyordu.

Sorun şu ki biz çoktan onunda rızasıyla sözlenmiştik.

Artık sürekli görüşüp buluşmamızdan daha doğal ne olabilirdi ki? Tabii herkes sözlüsünün evinde yatıya kalmazdı. Ben çıtayı aşıp Fetih'le uyumak için beyaz bir yalan söylemiştim sadece.

Koltukta yan yana oturduğumuzda kedimde başını bana yaslayıp patilerini onun kucağına uzattı. Havalar soğuduğunda göre Harry Potter serisini yeniden hatim etme zamanı da gelmiş demekti. Bu yüzden Harry Potter 1 Felsefe Taşı filmini açıp izlemeye başladık. Önümüzdeki sehpada bir kaç atıştırmalık ve çay vardı.

"Sence kedinin adı ne olsun?" Sorum biraz ani olmuştu fakat cevabını duymak için sabırsızlanıyordum. "Ekmek olabilir." Cidden mi? Bir erkekten daha düzgün bir isim duyamazdım sanırım. "Ekmek mi?" Dalga geçer gibi söylediğim şeye güldüm. "Poğaça falan olsun istersen."

Gayet ciddi görünüyordu. "Tüyleri ekmek içi gibi, aklıma başka bir şey gelmedi." Sözlümün bazen romantik olası, bazen de öküz olası tutuyordu ve bu çok çıldırtıcıydı. Gerçekten kedime, dünyalar tatlısı evladıma bakınca ekmek içi mi görüyordu? "Sana soranda kabahat. Adı Balkız olacak." Küçük bir çocuk gibi omuz çekti. "Ben ona Ekmek diyeceğim."

En azından ekmek ve balın bir noktada uyumu vardı. "Kimliğinde Balkız yazacak ama." Keşke hiç ona sorma gereği duymadan evladımı nüfusuma aldırsaydım. Ekmek içini falan duyunca tüm tatlı ve şeker ânımız bozulmuştu.

🥧

"Kiraz," diye seslenen Fetih'i duysamda gözlerimi açıp cevap veremiyordum. "Üstündekilerle uyuma güzelim, sana pijama getirdim." Buna hiç gerek yoktu aslında. Uykuma devam etmek isyordum sadece.

Yanımdan kalkınca boşluğa düşer gibi oldum ama hemen sonrasında başımı oturup yastığa bıraktı ve uykunun kollarına yeniden sarıldım.

"Güzelim, ne demek sen giyindir? Hiç olur mu öyle şey?" Ben ne zaman sen giyindir demiştim ki? Ha şimdi hatırladım, az önce demiştim değil mi? "Of Fetih, değiştirmeyeceksen bırak uyuyayım." Zor bela arkama yaslanıp uyumaya devam etmeye çalışırken kıyafetimin alt kısmını kavradı. "Bakmayacağım tamam mı?" Denizdeyken göreceği kadar görmüştü zaten. Hem çıplak değildim yani. Kıyafetimi çıkartıp büyük ve sıcak bir sweeti üzerime geçirdi.

"Vallahi bakmadım."

Kendimi tutamayıp kıkırdamaya başladım. "İlahi Fetih ya, gece gece..." Hala kıkırdarken uykum açıldığı için gözlerimi araladım. Bu karanlıkta bile yüzünün domates gibi kızarmışlığı belli oluyordu. "Sana güvenmesem yanında uyumazdım bile." Koltuğun önünde yere çöktüğü için bende onun gibi yere inip kollarımı boynuna doladım.

O saniyelerde kapıdan ses gelince ikimizde kas katı kesildik. Yani, bu gece boyunca eve dönemyeceklerini sanıyordum. Sakinliğimi koruyup olduğum yerde kaldım, Fetih'e ailesinin yanına gitmesini söyleyip oturduğum yerde sessizce onları gözetledim.

"Baba?" Sesi tıpkı gece susadığu için uyanıp ailesini uyanık gören masum çocuklar gibi çıkmıştı. "Oğlum, sen yatmadın mı?" Efnan Hanım aceleci adımlar atarak Fetih'in yanına ulaştı. "Ay oğlum iyi ki dışarıya çıktık. Her tarafta kamera vardı, şak şak çekip durdular, bizde eve dönelim dedik."

Aslında çekinmemi gerektirecek bir durum yoktu ortada, ama yinede gergin hissediyordum. "Kiraz?" Zifiri karanlıkta bile beni görebilen bir müstakbel kayınvalidem varken zaten kaçıp saklanmak gibi bir seçeneğim olamazdı. "Efnan Hanım," Dilim kilitlenmişti galiba tüm sözcükler aklımdan uçup gitmişti.

"Sizi böldük mü çocuklar? Kusura bakmayın."

AAAAAAAAAAA! Utanç alarmı! Utanç alarmı! Yanlış anladınız Hulusi amca!

"Yani, ama zaten bizde yatacaktık şimdi." Fetih?! Benim tanıdığım edepli ahlaklı Fetih'e ne olmuştu böyle? Niye utançtan yerin dibine girmem için bu kadar çabalıyordu?

"Hadi Efnan, çıkalım odamıza." Stresten dudaklarımı kemirirken ikiside "İyi geceler." dedi, gülümseyerek karşılık verdim ve odalarına girdiklerinde bir hışımla Fetih'e döndüm. "Ne saçmalıyorsun sen?! Yanlış anladılar!" Pislik herif utanmadan gülüyordu. "Aklından ne geçti bilmiyorum ama ben beraber masumca vakit geçirirken bölündüğümüzü kastetmiştim. Aklımın ucundan geçmedi o şey."

Birde sapık zihniyetli mi olmuştum? Omuzuna bir tane şaplatıp gidecektim ama hırsımı alamayınca bir kere daha vurdum. Üçüncüyü vuracakken elimi havada yakalayıp öptü ve beni kucağına aldı. Rezalet üstüne rezalet yani.

"Salak, indirsene beni! Hiç utanmıyor musun? Karın değilim ben senin." Samimiyeti fazla kaçırıyorduk. "Alıştırma yapıyoruz işte fena mı?" Kafasına bir tane yapıştırıp inmek için debelendim. "Sen varya! Dayak istiyorsun!" Fusıldayarak kavga ettiğimiz için tam olarak sinirimi kusamıyordum. Benimle birlikte merdiveni tırmanırken burnumun ucundan öptü. "Azıcık sakin ol be şampiyon."

"Şampiyonuna başlarım şimdi senin!" diyerek yükseldim ama fısıltıdan öteye geçemedim.

Odasına girdiğimizde beni nazikçe yatağına bıraktı. "Az bekle de Ekmek'i ve çantalarınızı da getireyim." Ay çıldıracağım gerçekten evladıma Ekmek diyor! "Ekmek değil, Balkız onun adı!"

Çoktan odadan çıkmıştı bile. Yataktan kalkıp balkona çıktım, armut şeklinde ki salıncağın oturup oradaki battaniyeyi güzelce üstüme örttüm. Buna aldığından beri bir kere bile oturmadığım yemin edebilirdim.

Kısa süreliğine dalsamda odaya yeniden gelğinde kalkıp eşofman altını aldım ve arkasını dönünce pantolonumdan kurtulup onun bana üç dört beden büyük pijamasını giyindim. Belindeki ipi sıkıp bağladıktan sonra kendi kıyafetlerimi katlayıp yatağın yanındaki komidinin üzerine koydum.

Fetih'te kedimi odasındaki koltuğa yatırıp yatağa girdi. Baktı ki ayakta dikiliyorum, "Niye yanıma gelmiyorsun?" diye sordu. "Sana kızgınım çünkü." dedim. "Beni mahçup ettin, hakkımızda ne düşünecekler?" Yatakta oturur pozisyona gelip yanına iki kere gel der gibi vurdu. Kollarımı önümde birbirine dolmamış bir vaziyette yanına oturup küskün tavrımı elden bırakmadan onu dinledim.

"Güzelim, dalga geçtiğimi ikiside biliyor, benimde seninde asla böyle bir şey yapmadığını ve evlenene kadar da yapamayacağımızı biliyorlar." Söyledikleri yeteri kadar ikna edici değildi. "Beni nereden biliyorlar?" Biraz kayıp bana yaklaştı ve iki elinide pazularıma sarıp yandan etkileyici bir bakış attı.

"Çünkü seni onlara ben anlattım. Yanlış tanımak gibi bir seçenekleri olamaz." Öyleyse ben tamamdım. İkna olma sürem hakkında daha sonra derin düşüncelere dalabilirdim, şimdi yalnızca arkamı dönüp ona sarılmak ve mis gibi bir uyku çekmek istiyordum. Zira tam olarak bunu yapmıştım.

🥧

Sabah gözlerimi açtığımda Fetih yanımda yoktu, panikleyerek doğrulduğumda koltukta Balkız'ımla oynadığını görünce rahatladım. Kollarını kanat gibi açmıştı ve kedimde bir kolunda yürüyüp ensesinden ağrı dolanarak öbürüne geçiyordu.

"Günaydın." İkisininde bakışları bana döndüğünde gülümsedim. "Günaydın, güzelim."

"Miyav." Sanırım o da günaydın demeye çalışıyordu. Yorganı kenara sıyırıp yataktan çıktım, yanlarına gittiğimde kucağıma aldığım kedimi azıcık öptüm. "Bana günaydın öpücüğü yok mu?" Hala kedimi sevgiye boğarken "Elimi yüzümü yıkayayım," dedim. "Sonra var."

Balkız'ı bırakıp çantamı alarak odanın içindeki banyoya gittim. Dişimi fırçalayıp işlerimi hallettikten sonra çıkıp kıyafetlerimi aldım, Malum Bey yine yok olmuştu. Tekrardan banyoya girecekken belime sarılan bir çift kol yüzünden durdum. "Öpücüğümü almadan bırakmam."

Yere eğilip kollarından kurtulduğum gibi içeriye girip kapıyı kilitledim. Kız evi naz eviydi, öyle her saniye öpemezdim onu.

Kıyafetlerimi giyindikten sonra yüzüme gözüme çeki düzen verip kedimin yanına gittim. On beş dakika kadar sonra beraber aşağı inip bahçeye çıktık, Hulusi amcalarla birlikte kahvaltı yaptığımızda artık evime dönmem gerektiği için herkesle vedalaşıp yavrumla birlikte malikaneden ayrıldım.

Elbette Fetih bizi yalnız göndermemişti. Arabasıyla evin önüne kadar bırakmıştı ve müsait olduğumda kursa gitmek için beni alacağını söylemişti.

Aslında çok yoğundum, nasıl patene fırsatım olacaktı bilmiyordum. Evdeki bir kaç işimi hallettikten sonra Zeliha avukat ile dükkanımda buluştuk, beraber nasıl bir yol izleyeceğimize karar verdik, ardından sosyal medya için ilk içeriklerimizi üretip editledikten sonra paylaştık.

Dükkanın içini sade bir şekilde dekore etmek için internetten alışveriş yaptık.

Akşamına Fetih'le birlikte kursa gittik, burası tıpkı Soy Luna dizisindeki paten pistine benziyordu. Kursa girdiğimizde sağ tarafta kafe gibi bir yer vardı, mekanın en gözde noktasında ise bir sahne vardı. Arka tarafa ilerlediğimizde ise heyecandan kalbimin duracağını sandığın o buz patenini gördüm. Buzun üstünde bu patenlerle de kaymam mümkündü.

Her yerini gezdim, hayallerimin ötesinde ki o kursun her bir köşesini ezberleyene kadar sözlüme birlikte gezdim.

🥧

Her geçen gün sorumluluklarımın arttığı bir döneme girmiştim artık.

Kısa sürede onlarca genç kız ve erkekle irtibata geçip kursa kayıt ettirmiştik. Pek bir ücret aldığımız söylenemezdi, asıl amacımız tıpkı benim gibi gençleri yarışmaya hazırlamaktı.

Her sabah 07:00'dan 09:00'a kadar kursta hocamla birlikte dans keraografisine çalışıyor, akşam beşe kadar dükkanda kalıp içerik üretiyordum.

İlk başlarda kimse kadınlara yardım edebileceğimi düşünmüyordu ama zamanla yardıma ihtiyacı olan kadınlar bir bir kapımızı tıklatmaya başlamıştı.

Biz ne mi yapıyorduk?

Psikolojik destek lazımsa o kadınları özel psikologlarla görüştürüyorduk, şiddet görüyorlarsa polislerle iletişime geçmelerini ve gerçekten adaletin işlemesini sağlıyorduk.

Çünkü bu kadınlar tek başına karakola gittiğinde evlilikte olur böyle kavgalar, babandır o senin döverse severde, denilerek geçiştiriliyordu. Erkek arkadaşı tarafından rahatsız edilenler, canını korumakta bile zorlananlar, evladının elinden tutup gelenler, polise gitsede çare bulamayanlar, kısacası adalet arayan herkese yardım ediyorduk.

Zeliha avukat gibi, Selim bey gibi gerçekten o konuyu geçiştirmeyip adaletin bekçisi bir çok insanla da tanışmıştım bu yolda. Bir çok davayı kazanmıştık, bir çok kadın artık özgürdü, bir sürü genç kızın yüzü gülüyordu, bir çok çocuk ve kadın toprağın altına girmekten kurtulmuştu.

Her geçen saniye sosyal medyada daha çok insan adımızı duyuyor telefonumuzu çaldırıyordu. Çünkü biz gerçekten bir çare buluyorduk dertlerine. Günlerce uyumadan Karakollarda, avukat bürolarında yetkililere yalvarıyordum, bana gelen her bir insan için tek tek kapı kapı dolaşıp adalet istiyordum.

Üstelik yalnız bırakılmamıştım, arkamda avukatlar polisler vardı. Hulusi bey, Efnan Hanım ve ailemin tanıdığı bütün adalet bekçileriyle birlikte çalışıyordum.

Bir yandan da paten yarışmasına hazırlanıyordum. Türkiye çapında bir yarışmada ikinci olmuştum. Aslında olmuştuk. Gruplar halinde dans ettiğimiz için kursumuzdan seçilen diğer beş kişi ve ben ikinci olmuştuk.

Dördü erkek ikisi kız olmak üzere altı kişilik bir dans grubumuz vardı.

Sevda'yı soracak olursanız bebeğini sağlıkla dünyaya getirmişti ve açıktan okul okurken paten kursunda temizlik yaparak bize yardımcı oluyordu.

Elimde tuttuğum kupayla birlikte nikâhıma gitmek ise çok farklı hissettiriyordu.

Evet, nikâhıma.

Ne kına ne nişan, sade bir nikahla dünya evine girecektim üç yılın sonunda.

Yanımda sevdiğim adam, konvoyumda sevdiğim insanlar vardı. Üzerimde sade bir gelinlik, ayağımda eskittiğim patenleri vardı.

Ne dersin ha? Belki de günün sonunda mutluluk hep vardı.

🥧

Bölüm sonuuuu

Çok atlayıp hoplamamışımdır inşallah yalnızca finale son bir bölüm kaldığı için uzatmak istemedim.

Oy verip yorum yaparsanız sevinirimmmm

Takipte kalınnn

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

257okunma 16beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18