16

Yazar: Maysa Pıtır

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 48Şu an: 16

Artık iş biraz ciddileşiyor gibi arkadaşlarrr

Benim Kiwaz'ım büyümüşte aşk meşk işlerine karışmışşş😭🧿

Oy verip yorum yaparsanız sevinirimmmm, keyifli okumalarrr

🍰

Hoşlanmak mı? Nasıl hoşlanıyordu yani? İlk defa böyle bir olay yaşadığım için üzerimde müthiş bir acemilik vardı, ne tepki vermem gerektiğini kestiremediğim için ters takla falan bile atabilirdim.

"Nasıl yani?" sadece şaşkın ve heyecanlı hissediyordum.

"Biraz erken bir itiraf oldu, kabul." tüm dikkatimi ona verdim, her bir kelimesini can kulağıyla dinliyordum, "Hayatımda ilk defa bir konuyu ölçüp biçmedim, buraya gelirken acaba rahatsız eder miyim? Diye bile düşünmedim, düşünemedim. Beni az çok tanıdın sende, anlık karar veren biri değilim," bu noktada başımı sallayarak onu onayladım. "Ama yarın sabah İstanbul'a uçuşum var. Oradaki aksaklık sebebiyle uzun bir müddet orada olacağım ve içimdeki bu duyguyla ne yapacağımı bilemedim."

İçimdeki bu duyguyla ne yapacağımı bilemedim. Birinden hoşlanmanın tabiri bu muydu? Yüreğinde hissettiğin o garip duyguyla ne yapacağını bilememek ve derdinin dermanını derdinden dilenmek miydi aşkın başlangıcı? İnsan o duygunun geçmesini mi isterdi yoksa daha da coşmasını mı?

Ve onun hep burada olduğunu sanıyordum, meğerse başka bir şehirde mi yaşıyormuş? Daha doğru düzgün tanımadığım birine karşı tam olarak ne hissettiğimi şu an için bir kalıba sokamazdım.

"Ne diyeceğimi bilemedim, ilk defa böyle bir şey yaşıyorum, eğer şaşkınlığım seni kırdıysa affet." yerdeki asfalta baktım, cidden karma karışık duygulara bürünmüştüm ve nefes alırken bile sırasını karıştırıyordum, az önce nefes vermeyi bir saniyeliğine unutmuş olmam tüm durumumu açıklardı bence.

"Şey... hoşlanmak derken?"

"Sadece masum bir duygu, çerçeveli, ötesi sen izin vermedikçe olmaz zaten."

Rahat bir nefes verdim, erkekler konusunda hiç iyi değildim, saplantılı takığın tekine rastlamak istemiyordum, beni kandırmaya çalışan biri de olabilirdi sonuçta.
"Aslına bakarsan, mesajlarının çoğu beni mutlu ediyor, ama kimseye tamamen güvenen biri değilim, sanırım daha fazlasını hissedip hissetmemem seninle daha fazla vakit geçirip içimde bir şeyleri açıklığa kavuşturmama bağlı."

Aramızda sessizlik oluştu, bu belkide dakikalarca sürdü, aşk yada hoşlanmak basit bir şey değildi, günümüzde dahada karmaşıktı belkide, hemde benim kadar Ne yapacağını her konuda şaşıran birinin bu konulara dahil olması tam bir razelletti galiba, rezalet olan bendim, aşk yada karşımdaki adam değil.

"İşlerin ne kadar sürer?" denizi andıran güzel gözlerini hafifçe kıstı. "En az bir ay sürer, en geç yaz sonunda biter, o zamanda geri dönmeyebilirim." kaşlarımı yukarıya kaldırıp anlımı kırıştırdım, "Neden dönmeyeceksin ki?" şu bir ayda ona alışmıştım, ama kendisininde bir hayatı vardı, bana göre yaşayamazdı sonuçta.

"Ben yıllardır İstanbul'da tek yaşıyorum, oradaki restoranda çalışırdım, babam ve amcam da iki şehirdeki şirketlerimizi yönetirlerdi, ben ilk defa yeğenimin doğum gününü kutlamak için geldim bu şehire, hemen gidecektim aslında ama," gözlerimiz birbirine değince kalbim göğüs kafesime sert bir darbe daha indirdi. "Bu şehirde kalakaldım."

Benim için mi kalmıştı? Ne saçmalıyorum abartmakta üstüme yok! "Burada kalırken babamın yerine şirketle ilgilendim, ama amcam rahatsızlandı, kalp krizi geçirdi, ailecek gidiyoruz aslında, onlar geçmiş olsuna bende işimin başına." üzgün bir ifadeyle başımı salladım, amcası değer verdiği biri olmalıydı ki gözlerinden hüznü azda olsa okunuyordu, normalde tepkileri bile kısıtlı gibiydi, sanki kendi içinde kendini sürekli engelleiyordu, her anlamda, duygularda buna dahildi sanırım. "Geçmiş olsun, umarım kısa sürede iyileşir."

Ayağımın ucuyla yerdeki minik taşı itelemeye başladım. "Peki hiç mi gelmezsin?" bunu söylerken yüzüne bakmadığım için ne tepki verdiğini göremedim. "Sen istersen gelirim." Bu ne demek diye sorgulamayacaktım lafını, benden hoşlandığını söylediğine göre benim için bazı fedakarlıklar yapamaya hazır da olabilirdi, ama sarf ettiği kelimelerden kaynaklanan heyecanım için yapabileceğim bir şey yoktu, hatta birisi kalbime SAKİN! İhtarı verirse iyi olurdu, çünkü kendisi benim emirlerime itaat etmiyordu kesinlikle.

Başımı kaldırıp ona bakmak yük geldi. "Ben o kadarda değer vereceğin biri değilim." bunu niye söylediğimi bilmiyorum, az önce bunu yapma ihtimali beni mutlu etmişken sağlıklı düşünemediğim beynim ve iş birlikçisi dilim bana kumpas kurmuş olabilirdi. Sessizce bana yaklaşıp sarıldığında içime sıcak bir his yayıldı, belkide bu bedeninden gelen sıcaklıkla alakalıydı, ama bana öyle sıkı sarıldı ki gören bir daha bu eylemi asla tekrarlayamayacağını sanardı.

"Nedenmiş o?" sarılmasına karşılık veremedim, bedenim mıhlanmış gibiydi, kaskatı kesilmişken cevap vermek bile zordu, oysa kollarımı etrafına dolayıp başımı omuzuna yaslamayı isterdim. "Değerli olmam için bir özelliğim yok, beni değerli kılan hiç bir şeyim yok."

"Gülüşün var."

Gülüşün var

Gülüşün var

Sahiden bana ait, bana özgü bir şeylere sahip miyim ben? Gülmek herkeste varsa bendekinin ondaki yerini kıymete bindiren şey hoşlantısı mı?
İtirafları fazla mı dürüsttü yoksa ben mi heyecandan ölmek için yer arıyordum? Sessiz kaldım, minik tebessümüm dışında tepkisizdim, sarılmamız sona erince ayrıldık. "Şimdi gitmem lazım." evet, her zaman olduğu onlar gidecek ben tek başıma kalacaktım, bu dünyadaki herkes için geçerliydi sanırım, ben göğüs kafesi in altında asla ikinci bir kalbi hissedemeyecektim belkide. Başımla onayladım. "Eğer benim için olumlu yada olumsuz bir kararın olursa bana lütfen söyle, olur mu?"

Parmaklarımla oynarken "Tamam," dedim, "İyi geceler Fetih." onda görmeye pek alışmadığım bir şey oldu, dudakları sol köşeye doğru azıcık kıvrıldı, "Sanada iyi geceler Kiraz." biraz ötedeki arabasına doğru gitti, şoför koltuğuna oturup aracını çalıştırdı, önüme kadar gelip benden tarafta olan camı indirdi. El salladım, o da el sallayıp camı kapattı, yavaş yavaş uzaklaştı, görüş açımdan çıkana kadar sokağın ortasında aracını izledim.

🍰

Bugün arkadaşlarımın benim için düzenlediği partiye katılmıştım ama dört saat falan sürmüştü, herkes keyifsiz olduğumu görünce beni daha fazla zorlamadan kutlamayı sonlandırıp hediyesini verdikten sonra evlere dağılmıştık

"İşte böyle oldu." bulaşıkları akıtan Şeker ablamın bana uzattığı tabağı makinaya koydum, "Bence daha birbirinizi tanıma evresindesiniz, hemen Leyla'ya bağlama." annemin telefondan gelen sesi memnuniyetsizdi. "İlk tanıştığımız gün bizi yakıştırıyordun, şimdi ne oldu Fikret hanım?"

Annem her zaman hoşnutsuz olduğunda çıkardığı o homurtuyu tekrarladı. "Anası ne ki danası ne olsun? Onlar gittikten sonra gece uzun uzun konuştuklarımızı düşündüm ve Efnan'ın pekte sağlıklı olmadığını anladım, kadının suratından bile kötülük akıyor."

Çilek ablam annemin omuzuna yasladığı başını kaldırdı, telefonu eline alıp arkasına yaslandı. "Zaten anasıyla değil danasıyla ilişki yaşıyor anne, Kiraz'ın müstakbel olmayan kayınvalidesi yüzünden Fetih'i yargılayamayız."

Şeker ablam kıkırdadı. "Müstakbel olmayan kayınvalidesi mi?" annemden ses gelmeyince "Anne!" dedim, "Annem kasaya bakmaya gitti gülüm, bende kapatıyorum masaları toplamam lazım," çatalları makinadaki yerlerine koyarken "Tamam o zaman, görüşürüz." diye karşılık verdim, ablalarım vedalaşınca görüntülü görüşmemiz de sonlandı.

Klasik geçen bir günün sonunda dükkanı yarından itibaren bir müddet açmama kararı aldık, akşam çayımızı bahçede içerken kınasına iki hafta kalan ablamın heyecanını paylaşıyorduk.

Kına mekanı, düğün salonu, evi, tabağı, çanağı, çeyizi... Her şeyi hazırdı, ufak tefek eksikler dışında sadece bindallı ve gelinlik alması kalmıştı. Son iki haftamızı sadece ona ayırmak için dükkanı açmayacaktık, zaten kınadan iki gün sonra düğün olacağı için sadece üç hafta boyunca çalışmamış oluyorduk.

"E yarın bindallı bakmaya gideceksek erken yatalım." dedim, herkesten onaylayan mırıltılar çıkınca ortalığı toplayıp odalarımıza çekildik.

🍰

Her normal insan gibi uyumak istiyordum ama uykum kaçmıştı, yatakta dönüp duruyordum, saat gece yarısı 02:36'ydı. Benim gibi erken yatıp erken kalkmaya alışkın biri için bu tam bir kabustu.

Uykusuzluğumun sebebide belliydi aslında, malum bey bugün İstanbul'a gidecekti, yani ondan mesaj bekliyordum, sağ salim vardığını, her şeyin yolunda olduğunu söylediği kısa bir mesaj çekmek zor olmasa gerekti.

Elime telefonumu alıp yine mesajlarımızı okumaya başladım, gecenin kör vaktinde olmamızı umursamayarak bir mesaj attım.

Kiraz: Vardın mı?
02:40

Fetih: Sabah dokuzda vardım ama yoğundum, anca eve geldim, mesajını yeni gördüm
05:50

Fetih: Günaydın Kiraz
08:57

Fetih: Mesajına geç cevap verdiğim için kırdım mı seni?
09:38

Kiraz: Aaa günaydın mesajı almışım
11:23

Kiraz: Sizede günaydınlar efendim

Kiraz: Yo niye kırılayım ayol

Kiraz: Mesaj atmadın diye yolun sonuna gelmedim ya

Kiraz: Ama merak ettim seni

Fetih: Hastaneden şirkete geçtim, gece yarısı eve döndüğümde senin mesajına cevap verip biraz uyudum, sonra yine şirkete döndüm, şimdide mailler ve toplantılarla boğuşuyorum

Kiraz: Amcan daha iyi mi?

Fetih: Yoğun bakımda ama doktorlar durumunun iyiye gittiğini söylüyor.

Kiraz: Ay olsun, bunada şükür.

Kiraz: Biz şimdi ablama bindallı bakmaya gidiyoruz.

Kiraz: Gelinin kız kardeşi olacağım için kendimede elbiseler alacağım

Kiraz: Yaşasın para harcamak!

Fetih: Kına ne zaman?

Kiraz: İki hafta sonra cuma günü

Fetih: Bugün gezip toz, akşamda beni güncellersin

Kiraz: Dedikodu da yapar mıyız?

Fetih: Ben çok anlamıyorum ama seni dinlerim

Kiraz: Ayyyy tamam o zaman ben şimdilik gidiyorum

Fetih: Akşam görüşürüz, iyi günler

Kiraz: İyi günler

🍰

Sabah olduğunda ilk işim hediyeleri açmaktı, kahvaltı bile etmeden Fetih'in bana aldığı hediye kutusunu açtım, içinden yıldız şeklinde gümüş bir kolye ile not çıktı, kolyeyi boynuma geçirdikten sonra notun açıp okumaya başladım.

Şu an yanımda olmanı çok isterdim, ama değilsin.

Sen oradasın; Ve orası ne kadar şanslı olduğunu bilmiyor Pastacı Güzeli.

Yeni yaşında hayatına dahil olmak benim için onur kaynağı, mutluluk sebebi, yaşama hevesi olurdu. Müsaaden olursa gündoğumunu andıran gülüşüne, gülüşünün arkasında ki ruhuna kutsal bir his besleyeceğim.

Pastacı Güzeli miydim ben? Önceki satırlarda yazdığı şiire, sonrada şair gibi yazdığı teklife layık mıydım ben? Eğer bu notu onunla konuşmadan önce okusaydım samimiyetine inanmadan içimdeki tahta kurtlarının aklıma nakşettiği şüphe doğrultusunda onu çöpe atardım, beni çağırdığında da inmezdim, ama gözlerini görmüştüm ben, mavinin en güzel tonuna sahip gözlerinde içimdeki şüphe tohumlarını toprağımdan söküp alacak kadar berraklık vardı.

🍰

"Abla, bindallı seçmek ne kadar zor olabilir ki?" Şeker ablam kızını daha sıkı kucakladı. "Kalıbı vücuduma oturmadı." diyerek kabine geri dönen diğer ablam hepimize hayal kırıklığı yaşattı.

Çilek ablam kadar kararsız bir insan daha görmemiştim, akşam olmasına rağmen bir gelinlikçideydik, burada envai çeşit bindallı vardı, hepimiz oturmuş ablamın bir tanesini beğenmesini bekliyorduk ama o mükemmelleyetçi kişiliğinin esiriydi...

Üzerindekini çıkartıp kendi kıyafetlerini giyinmişti, gergin bir şekilde yanımıza geldi. "Eve gidelim, hiç bir şey yakışmıyor bana, kilo da almışım zaten, istemiyorum bindallı falan, kına da istemiyorum."

Annem hemen kalkıp koluna girdi. "O ne demek kızım? Sana yakışanı da yakışmayanı da söyledik, üzerinde harika duran bindallılarda vardı, ayrıca benim kızımın mis gibi fiziği var, çuval giysen yine yakışır." onu gururla süzdü. "Diyelim ki kilolusun, seni bu konuda yargılarsa Eymeni ilk başta ben alnından karışlarım!" gergin hava dağılsın diye hepimiz güldük bu dediğine.

"Anne, motivasyon istemiyorum, eve gidelim."

Ablamın derin bir konuşmaya ihtiyacı vardı, düğün yaklaştıkça hiç tanımadığımız birine dönüşüyordu. Evlilik işlerinden ben anlamazdım, muhtemelen Şeker ablamla konuşurlardı.

Zira eve döndüğümüzde tamda beklediğim şey oldu, ablamlar mutfağa geçip kapıyı kapattılar, ne zaman dertleşseler Türk kahvesi yapıp mutfaktan sabaha kadar çıkmazkardı.

Bu noktada dışlanmış hissetmiyordum, çünkü bazen gerçekten bir konuyu yalnızca iki kişinin konuşması gerekirdi. Ben odama geçip üzerimi değiştirdim. Yatağa girip telefonu elime aldım.

Kiraz: Kolye çok güzelmiş teşekkür ederim, notu da okudum

Kiraz: Dedikodusunu yapacağımız bir olayda olmadı

Kiraz: Hiçbir şey almadan geldik eve

Fetih: Ne demek rica ederim

Fetih: Umarım notta seni rahatsız edecek, akılsozca yazdığım bir harf bile yoktur

Kiraz: Her harfi ayrı güzeldi, anı kutumda saklayacağım

Fetih: Dedikodunun olmaması sesini duymama engel olur mu? Ben seninle konuşmak istiyordum

Kiraz: Sesini özledim de de bayılayım şuraya

Fetih: Bu yalan olmazdı

Kiraz: Bence pakedimin sınırlarını fazla zorlamayalım

Kiraz: Akıl pakedimden bahsediyorum yani

Kiraz: Akıl pakedi ne diye sorma bende bilmiyorum

Kiraz: Psikolog gibi bir şeydir belki

Kiraz: Allahın nolur birisi elimden şu telefonu alsın mesaj yazarken beynim bedenimden ayrılıyor

Ya ben neden aklımdan geçen her şeyi mesaj olarak yazıp bu adama atıyorum? Aaaaaaaaaaaaa! Aklımı kaçırdım işte en sonunda...

Fetih: Numaramı vereyim

Kiraz: Bak bu olur işte

Gönderdiği numaraya tıkladım, rehberime kaydedip WhatsApp'a girdim, ona ben olduğuma dair bir mesaj çekip aramasını bekledim.

Bir dakika sonra telefonumun ekranında bir isim belirdi.

Malum bey arıyor...

Aramayı cevaplayıp telefonu kulağıma yasladım, tüm gün aldığım nefesten tutupta yediğim şeylere kadar anlattım, hepsini ilgiyle dinleyip cevap verdi, kendi sıkıcı toplantılarından bahsederken bana, karşı tarafın verdiği fiyatı az bulması konusunda dert yakınıyordu.

"Adamlarda sana çok ayıp etmiş," bilmiş bilmiş konuşuyordum. "Nerede görülmüş bu kadar ucuza çalışan birisi?" telefonun diğer ucundan hiç bir ses alamıyordum. "Alo?" diye bağırdım. "Hı?" sesi uykulu geliyordu, iki saattir ben bıdır bıdır konuşuyorken o hep uyukluyor gibiydi.

"Bana bak sen sohbetimden sıkıldığın için mi uyukluyorsun?" hemen cıkladı. "Ninni gibi geliyor, uyku bastırdı, o yüzden böyleyim." sanki beni görüyormuş gibi kaşlarımı çattım. "Anlattıklarımın nesi ninniye benziyor?" derin bir nefes aldı, "Anlattıkların değil, sesin ninni gibi."

Gülmemek adına yanağımın içini ısırdım. "Kısa yoldan ninni söyleyeyim sana, ha? Dandini dandini dastana..." yüksek sesle güldü, pislik, hain, alçak adam bunu yüzyüzeyken yapmıyordu da telefonda hünerlerini sergiliyordu.

"Olur, seni dinliyorum."

Saçlarımdan bir tutam alıp oynamaya başladım. "Koca adama ninni söylemek pek etik gelmiyor." benimde uykum vardı, gözlerim kapanıyordu ama telefonu kapatmak istemiyordum. "Bebekliğe dönüş iksirini icaat etmeye gidiyorum, görüşürüz." demesiyle kahkaha atmam bir oldu. "Senide kendime benzettim."

Telefonumdan bir ses çıktı, şarjım yüzde beş kalmıştı. "Telefonumun şarjı bitiyor," oturur pozisyona gelip çekmecemi açtım, "Kapatayım o zaman." dedi, bunun üzerine hızlıca şarj aletimi alıp başlığını prize soktum, ucunu telefonuma bağlayıp yatağın başlığına yaslandım.

"Şarja taktım ama istersen kapatalım."

Beni onaylamadı, konuşmaya devam ettik, öylesine keyifli bir sohbetti ki yerimden bile kıpırdamadan konuşmuştum, görüntülüye geçmiştik bir müddet sonra, o konuşurken ben uyuya kalmıştım.

🍰

Bölüm sonuuu

Diğer bölümde sabaha kadar olan görüntülü görüşme kısmını Fetih'e okuyacağız

Oy verip yorum yaparsanız sevinirimmmm

Takipte kalınnnn

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

304okunma 24beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…