20

Vaveyla Yazarı: Maysa Pıtır

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 48Şu an: 20

""Sorarım size güzel kadın,
Zatı alinize aşık olurken kime danışmalıyım?

Kalbime mi kaderime mi?"

🍰

Kınanın olacağı salona geleli beş dakika oluyordu, telefonumdan saate baktım 11:47

Cümbür cemaat arabadan inip süslemeleri içeriye taşıdık, oradan oraya koşturuyor, her işe yetişmeye çalışıyordum. Malum beye olan hislerimi açıklamaya bile vaktim yoktu, o kadar yoğundum yani.

Meriç, balonları hava pompasıyla şişirmesine rağmen yorulduğunu iddia ediyordu, son zamanlarda yaptığı tek şey Zühre'ye mesaj atıp sırıtmaktı, bunun dışında ablasının evleniyor oluşu onu ilgilendirmiyor gibiydi.

Gelin tahtıyla damat tahtını yerlerine sürükleyip arka fonun yazılarını çift taraflı bantla yapıştırıyordum.

Kuzenlerim, ablamın favori üçlüsü ve Damla bizimleydi. Aslında çok yakın arkadaş değildik ama bu sıralar duygusal olarak sıkıştığımda üstü kapalı mesajlarla ondan akıl almıştım, iyi bir insandı ve yakınım olmak için resmen çabalıyordu.

Çabalıyordu çabalamasına fakat korkuyordum işte, daha önce edindiğim arkadaşlıklarımla aynı sonu yaşamaktan korkuyordum.

Benden sıkılırsa, rahat tavrım onu sık boğaz ederse ve o günün sonunda çekip giderse yine yalnız kalmaktan korkuyordum, tek tabanca olmaya yeni alışmıştım, Damla ise inatla insanlara karşı ördüğüm görünmez duvarlarımı gece gündüz demeden balyozla yıkmaya çalışıyordu.

İşimi bitirince salonun mutfak kısmına geçtim, evimizde pişen yemekler kına başlamadan önce buraya getirilecekti, servis tabaklarını, kaşık çatalları saydım, eksik gedik olmadığına kanaat edince buradan da ayrıldım.

Masalara örtü serip süslemeleri yerleştirmişlerdi, sandalyelerin tülden kurdelelerini bağlamalarına yardım ettim, saat 14:55 sularında ben, Damla ve ablamın arkadaşları olarak mekandan ayrıldık, Necla ablanın arabasına binip evden Çilek ablamı aldık, Şeker ablam da bizde kalan misafirlerle ilgileniyordu.

Hedefimiz kuafördü, güvendiğimiz ünlü bir dükkana geldik. Hepsi burada hazırlanacaktı, sadece ben ve ablamın ücretini eniştem ödeyecekti, bu yüzden en abartılı ve pahalı şeyleri istemekte özgürdüm.

İçeriye girdiğimizde samimi bir şekilde karşılandık, buranın sahibi Okan bey müstakbel gelinimizle ilgilenirken onun yanındaki sandalyede oturan benim yanıma bir kadın geldi.

Önce makyajım yapılacaktı, kıyafetime uygun, ışıltılı bir şeyler seçtim, öylesine özenlilerdi ki gerçek hayatta filtre kullanıyormuşumcasına kusursuz görünüyordum.

Saçlarım için deniz dalgaları istedim, önlerden bir kaç tutam alıp ensemde sıkıca bağladılar, saç yapıştırıcısı ile sıkıca sabitleyip bir kaç inci boncuk ekledik, sadece bu kadardı.

İşim bitince sandalyeden kalkıp arkada kalan kabine geçtim, kıyafetimi giyinip kendime aynadan son kez baktım, "Fıstık gibiyim be!" sağımı solumu iyice inceledim, muhteşem ötesi olduğuma kendimi inandırınca ablamların yanına döndüm. Parfüm banyomdan sonra dükkandan çıktım, şimdi annem ve dünürü hazırlanacaktı.

Arabaya geçip spor ayakkabılarıma veda ettim, rahatıma düşkün olmak her zaman için iyi bir özellik olmayabiliyordu. Krem rengi, tek bant, inci detaylı topuklumu giyinip dışarıya çıktım. Şeker ablamda evde hazırlanıyordu, eniştemle birlikte Asel'i yanımıza göndermişti.

Kapının önünde bal böceğimle bir müddet oyunlar oynadım, Eymen eniştemin arabası dükkanın önünde durunca en güzel anın geldiğini anladım. Hemen içeriye girdim, annemler dışarıya çıktı, Şeker ablamda yanımıza geldi, üzerindeki gri renkli püsküllü elbisesi onu mükemmel gösteriyordu.

Üç kız kardeş birbirimize hayran hayran baka kaldık.

Bindallıya bürünen bir ablam daha vardı artık, çok değil iki gün sonrada gelinliğini giyinip yuvadan uçacaktı. Geriye mutluluğun emaresini taşıyan yaşlı gözlerimiz ve bir kaç güzel anı kalacaktı.

🍰

Halay başı olmak çok eğlenceliydi! Sol elimdeki mendili gelişi güzel sallarken bir yandanda yanımdakilere ayak uyduryordum, zerre kadar oynamayı bilmesemde deli gibi bağırmak, hoplayıp zıplamak hoşuma gidiyordu.

Bir müzik bitti diğeri çaldı, koca bir kalabalık Tello can oynarken ablam gelin odasına geçti, kaftanını giyinmesini yardım ettim, kınasının yanmasına az bir müddet vardı. Eniştemde yanımıza gelince salona erkekler girmeye başladı.

Beş dakika boyunca elleri soğuk soğuk terleyen ablama motivasyon konuşması yaparken çok profesyoneldim.

Kınayı getir aney çalmaya başlayınca çiftimiz kol kola girip odadan çıktı, kına tepsisini alıp onlar tahta oturunca arkalarından bende çıktım. Heyecanla kalabalığın arasından sıyrılıp tahtın yanına geçtim, ışıklar kapandı, diğer kızlar da etrafıma dizildi.

Ben kına tepsisiyle birlikte onların etrafında dönüyordum, diğerleride avuçlarındaki mumlarla benim etrafımda dönüyorlardı. Müzik kesilince dönmeyi bıraktık, ablamın ağladığını duyabiliyordum.

Mikrofonu elime alıp "Kaynanası," dedim kinayeyle "Gelin elini açmıyor." salondaki herkes aynı anda güldü, elinde yarım altınla gelen kadına değil YARIM ALTINA bakıyordum. Para ve paraya dair her şey cezbediciydi.

Klasik adetler yerine geldi, kınası yanan gelin önce annesine sarıldı, sonra diğer büyüklerinin elini öptü, testi kırdı, damatla dans etti. Sıra takı merasimine gelince takısını takanlar bir bir mekandan ayrıldı.

Gecenin bir yarısı süsleri toplarken ağlamaktan akan maskaram yüzünden panda gibi görünüyordum. İşimizi bitirip eve dönmemiz gece 01:20'yi bulmuştu.

Duşumu alıp pijamalarımı giyindikten sonra salona indim, kızlar gecesi yapıyorduk, gelini uyutmuyor damatla ilgili sorular sorup duruyorduk.

Ama bir noktada pilimiz bitince sabah beş sularında terasa çıkıp yer yatağı serdik, koyun koyuna yatıp gülüşe gülüşe uyuduk.

Ertesi gün öğleden sonra uyanan herkes yarın için kırklanmaya başladı.

Tatlı bir telaş evdeki herkesi sarıp sarmalamıştı. Gelinimizi ortalıkta göremeyince evin her yerinde aradım, odamızda ağlar halde bulmayı beklemiyordum, burada tek başınaydı, yatağının üzerinde iki büklüm olmuştu. Kapıyı kapatırken "Abla!" dedim korkuyla.

Hızlıca yanına gidip yatağına oturdum, normalde asla buna izin vermezdi ama şimdi gıkı bile çıkmıyordu. Ellerini avucumun arasına aldım. "Ne oldu abla?" başını kaldırıp kızarmış gözleriyle bana baktı. "Ben burada stresten ölüyorum, aşağıda herkes ne giyinip ne yiyeceğinin derdinde!"

Bunlar her gelinde olan şeyler miydi yoksa ablamda mı bir gariplik vardı?

"Herkes senin için burada, sana mutlu gününde destek olmak için geldiler abla-"

"Ya bırak!" ellerini geri çekip göz yaşlarını sildi. "Benim düğünüme geliyorlar çünkü kendi evlatlarının düğününde takılacak altını düşünüyorlar, bir akşam bedavaya yemek yemek için kilometrelerce yol katediyorlar! Hiç biri benim için burada değil!"

Sıkıntılı bir nefes üfledim, ne yapmam gerektiğiyle ilgili hiç bir fikrim yoktu.

"Sana bunu düşündüren ne? Tamam baba tarafına istediğini söyle çünkü haklısın, ama anne tarafımıza bir baksana, senin için çok mutlular." göz devirip başını geri eğdi, benimle konuşmak istemediği belliydi, ne sorarsam sorayım dahada sinirlenecekti.

Sessiz kalıp odadan çıkmayı tercih ettim, annem ve Şeker ablama durumu haber edip onları Çilek ablamın yanına yolladım.

Yine her zamanki gibi ilgi onun üzerindeydi, herkes onun etrafında pervaneydi, her zamanki gibi nazlanıyordu...

Bahçeye çıkıp biraz hava almak istedim ama burası insan kaynıyordu yanıma hiç bir şey almadan sokağa çıktım, rastgele yürümeye başladım, ablam evleniyor, mutlu günlerinde ilgi bana yönelmesin diye ben Fetih'e oşan aşkımı ititraf edip onunla çıkmaya bile başlamamıştım.

Evet, aslında vaktim olsa bile bunu Fetih'e söylemiyordum çünkü ablamı gölgede bırakıp ilgiyi üzerime çekmem hoş olmazdı.

Bazen etrafımdaki insanların beni düşünmediği kadar onları düşündüğümü farketmek can sıkıcıydı.

Çocuk parkına gelince adım atmayı bıraktım, kimse yoktu burada, salıncaklardan birine oturup yavaş yavaş sallanmaya başladım.

Düşüncelere dalmışken biri salıncağımı geriye doğru çekip ileri itti, arkama bakmaya fırsatım bile olmamıştı, sadece minik bir çığlık atabildim, "Korkma, benim." diyen ses tanıdıktı, bu rahatlamama sebep oldu.

Yüzünü ancak yanımdaki salıncağa oturunca net bir şekilde görebildim, gerçi oraya sığdığı söylenemezdi ama idare ediyordu her halde.

"Nereden çıktın sen?" sesime yansıyan merak yüzümü de ele geçirdi. "Anamın karnından." cevabı tüm bu güzel anı bozdu, bu öküzlüğü kimin yaptığını söylememe gerek yoktur herhalde...

"Fetih, çok öküzsün!"

Kendi kendime sallanmaya devam ettim. "Sen sordun bende söyledim." her konuda böyle açık sözlü müydü acaba? Başımı zincire yaslayıp gözlerimi kapattım, rüzgarın savurduğu saçlarımın yüzümü okşaması güzel bir histi.

Konuşmak istemiyordum, bir kerede ben ağzımı açmadan derdimi anlamalarına ihtiyacım vardı. Sessizlik ve akşamüstünün verdiği huzur, uzun süre aramızdaki hakimiyetini korudu.

"Sorun ablan mı? Çilek olan."

Hayır, sorun kimsede değil, bendeydi. Sürekli ilgi isteyen benden başka kim sıkıntılı ve hatalı olabilirdi ki? "Sorun bende, açık konuşmak gerekirse onu kıskanıyorum," yavaş yavaş sallanmayı bıraktım.

"İşinde, gücünde, evleniyor, mükemmel bir ailesi var, a'dan z'ye kusursuzca yaşıyor, bende... Boş gezenin boş kalfasıyım işte."

Okumak istemiyordum, sabah dokuz akşam beş tarzında çalışmak bana göre değildi, bazen hayattan bıkmış gibi boş boş oturmak istiyordum. Ama benliğimle kimsenin gözünde bir numara olamazdım, kendimi değiştirmeyip başkalarının kalıbına sığmadığım için öteki olmakta zordu.

"Yapmak istemediğin her şeyin bir başlangıç noktası var Kiraz, bunu biliyorsun değil mi? Yapsamda sevilmezsem, çabalarıma rağmen başaramazsam ve onca şeyin sonunda yine de iyi bir sonuca varamazsam diye düşündüğüne eminim."

Yerdeki çakıl taşlarını ittirirken,"Galiba." diyerek onu onayladım, çalışıp çabalamama rağmen yinede istediğim şey olmazsa öncekinden daha çok yıkılırdım, kendimi azda olsa tanıyordum.

"Ama kimsenin seni sevmesine muhtaç değilsin, seni sen sevsen yeter. Kendin için çalışıp çabalasan yeter."

Omuz çektim, "Yetmez işte, başkalarıda sevsin beni, bir Allah'ın kuluda bana gelip desin ki 'Senden vazgeçmem ulan! Vazgeçemem!' ama yok! Öyle boş beleşimki sokaktaki kediler bile arkasını dönüp bana kendini sevdirmeye gelmez, ama ablam bir pisi dese etrafına ordu gibi toplanırlar!"

Ağlamamı tuttuğum için boğazım düğümlendi, o ince sızı canımı yakıyordu, göz yaşlarım tenimi ıslatmak için son sürat çabalasada onlara karşı koydum.

"Kendini sevip saygı gösterdiğinde her şeyin değiştiğini göreceksin." oturduğu yerden kalkıp önüme geldi, diz çöküp çözüldüğünü fark etmediğim bağcığımı bağladı, sonrada başını kaldırıp bana baktı.

"Yoksa okula gitmek istememenin sebebi ders kitaplarıyla anlaşamaman mı? Öyleyse bir hoca ayarlarım sana." nasıl yani? Diğer arkadaşlarımın sevgilileri gibi ona muhtaç kalıp okulun önünden geçmemi bile yasaklamayacak mıydı? Okuyup özgür bir kadın mı olmamı istiyordu? Bu onu güvenilir biri yapar mıydı? Aşık olmak, öylece teslim olmak mıydı?

"Hayır, ders çalışmak bana göre değil, ben patenlerimi seviyorum sadece, ama yapabileceğim bir mesleğin dünya üzerinde olduğunu sanmıyorum, muhtemelen ömrümün sonuna kadar ailemin pastanesinde çalışacağım."

Derin mavi gözlerinde büyü vardı sanki, sözüm bitince göz göze geldiğimizde ruhi yoldan vücuduma bir sıcaklık yayılmıştı, özellikle kalbimin oralarda sıcak bir yaz günü yaşanıyordu, hüznümğn getirdiği kasvetli bulutlar yerini cayır cayır yakan güneşe bırakmıştı.

"Belkide mesleğin patenlerindir." Kaşlarımı çatıp ayaklarıma baktım, "Anlamadım?" yüzü harika bir buluş icat etmişcesine ışıldadı. "Paten kaymak, bu alanda yarışmak, istemez miydin ülekimizi bu spor salında temsil etmeyi?"

Aslında bu fikir daha önce aklıma gelmişti ama paten kayıp ülkemi temsil edebileceğim bir tesis yoktu, ülke çapında bu spor dalı pek ilgi görmediği için üzerine düşünmenin mantıksız olduğuna kanaat edip kendi içimde bu konuyu noktalamıştım.

"İyide ülkede bunu yapmak için başvurabileceğim bir yer yok, yani en azından bu şehirde daha önce hiç rastlamadım." Sol elimi kavrayıp üzerine bir buse kondurdu. "Sen o işi bana bırak, sadece bunu yapmak ister miydin onu söyle."

Boynumu büktüm. "Ben isterim istemesine de, sen ne yapacaksın ki bu konuda?"

"Sen güven bana ve patenlerinden hiç vazgeçme." ışıldayan gözleri ve çapkın ifadesiyle beni etkisi altına almaya çalışıyorsa ona aferin, bunu başarıyordu.

"Kiraz,"

"Efendim?"

"Her zaman seni destekleyeceğim. Her konuda."

Ben ve desteklenilmek ha? Muhtemelen küçüklüğümden beri her konuda desteklensem çok daha farklı bir hayat yaşardım ama ailem bazı konularda beni göz ardı edebiliyordu. "Beni ailem desteklemiyor Fetih, sen niye bunu yapasın?" Avucundaki elimi kalbine bastırdı, avuçiçime yayılan sıcaklık şok ediciydi, benim kalbim bu kadar hızlı çarpsa nefes bile alamazdım sanrım.

Ağzını açıp tek kelime etmedi, sadece gözlerime baktı, belkide göz bebeklerimden bile öteye geçip ruhumu izledi dakikalarca, aşk güvenmektir dedi içinde boğulmaktan korktuğum gözleriyle.

Aşk böyledir, güvendiğinde ortaya saygı, sevgi ve sadakat çıkar, tüm kaygılarından arınıp gönlünü teslim etmektir aşkın diğer adı.

Gözlerle konuşmak, dilimi ağzımın içinde kuşkuyla çevirmekten daha özgür ve anlaşılabilir hissettiriyordu, karşındakinin seni bakışından anlaması başka boyutta bir huzurdu belkide, biz birlikte mi öğrencektik acaba aşık olmayı? Çünkü emin değildim, bu yolda yürümeyi, yürürken karşıma çıkanlarla nasıl baş etmem gerektiğinden emin değildim.

Elimi ondan çekip salıncağın korumasını yukarıya kaldırdım, onun gibi yere çöküp cesaretimi topladım, ya şimdi ya hiç, ya savaş ya kaçtı bundan sonrası benim için.

Kollarımı bir saniye bile düşünmeden boynuna dolarken dudaklarımdan dökülen üç kelimeyi aklımın ve ruhumun bana ufak bir yardımından kaynaklı olarak sarf etmiştim .

"Seni seviyorum Fetih."

O da kollarını sırtımda birleştirdi, bedenlerimiz değil ruhlarımız sıkıca sarıldı, tüm göz yaşlarımı boynuna akıttım, saçlarımı okşayan eli öyle hafifitiki ki hissetmiyordum bile.

Hikayenin sonunda ne olacağını bilmiyordum ama, başında kaygıları olan çocuksu bir kadındım.

🍰

Bölüm sonuuuuu

Oy verip yorum yaparsanız sevinirimmmm

Takipte kalınnn

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

304okunma 20beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18