9. bölüm · KATLİAM ÜÇLÜSÜ
9. Bölüm
Silahlı muhafızların soğuk bakışları, onları bir av gibi kıstırmıştı. Geri çekilecek yer yoktu. Ordo Lux’un bu koridorları, onların sonu olabilirdi.
Azra, göz açıp kapayıncaya kadar silahını kaldırdı. Ama Yağız hemen elini kaldırarak onu durdurdu.
"Dur," diye fısıldadı Yağız, gözleri muhafızlara kilitlenmiş halde. "Henüz ateş etmeyelim."
Arda dişlerini sıktı. "Henüz mü?"
Muhafızlardan biri, komut verircesine sert bir sesle konuştu. "Silahlarınızı yere bırakın. Direnirseniz öldürme yetkimiz var."
Selin’in zihni hala kaos içindeydi ama içgüdüleri ona tek bir şey söylüyordu: Buradan çıkmalıyız.
Yağız adım attı. "Bize neden saldırdığınızı bilmiyoruz," dedi sakin ama temkinli bir sesle.
Muhafızlardan biri kısa bir kahkaha attı. "Bizi aptal mı sanıyorsun? Sisteme sızdınız. Erişmemeniz gereken bilgilere ulaştınız. Artık buradan çıkmanıza izin veremeyiz."
Azra, sol elini yavaşça belindeki bıçağa kaydırdı. Ama Selin’in dikkatini çeken bir şey vardı—Muhafızlardan biri, sanki onları tanıyormuş gibi bakıyordu.
Yağız da bunu fark etmişti. Gözlerini ona dikti ve alçak bir sesle sordu: "Beni tanıyor musun?"
Adam hafifçe irkildi, sonra yüzünü sertleştirdi. Ama o kısa anlık tereddüt, Selin’in içindeki korkunun yerini bir meraka bırakmasına yetti.
Bu adamlar kimdi? Onlarla nasıl bir bağları vardı?
Arda sabırsızlandı. "Sonsuza kadar burada dikilecek değiliz."
Tam o anda Selin konuştu. Kendi sesi bile ona yabancı gelmişti.
"Burada ne yaptıklarını biliyorum."
Muhafızlar dikkat kesildi. Selin, gözlerini onlardan ayırmadan devam etti.
"Bu sadece bir laboratuvar değil. Burası bir hapishane. Ve hepimiz birer deneğiz, değil mi?"
Muhafızlardan biri sinirlenip silahının namlusunu ona doğru kaldırdı. "Kes sesini!"
Ama Yağız, o an fırsatlarını gördü. Selin’in sözleri dikkatleri dağıtmıştı.
"Şimdi!" diye bağırdı.
Azra hızla eğilip kemerindeki bıçağı fırlattı. Bıçak, silahını doğrultmuş muhafızın bileğine saplandı. Adam acıyla geri çekilirken, Arda hızla öne atılıp diğerinin suratına yumruğunu geçirdi.
Koridor bir anda kaosa sürüklendi.
Selin, adrenalinle donmuş bir halde olanları izlerken, Yağız onu kolundan çekti.
"Koş!"
Kaçacak vakitleri vardı. En azından şimdi.
Dörtlü, dar koridorda hızla ilerledi. Muhafızların arkalarından gelen ayak sesleri yankılanıyordu.
Eski servis kapısına ulaştıklarında Azra öne atılıp kapıyı hızla açtı. Ama bir sorun vardı.
Dışarı çıkış, ağır bir çelik kapıyla kapatılmıştı.
Arda yumruğunu duvara vurdu. "Lanet olsun!"
Yağız hızla etrafına baktı. "Başka bir yol bulmalıyız!"
Selin geriye döndü. Koridorda gölgeler belirmişti. Muhafızlar peşlerindeydi.
Azra silahını kaldırdı. "Savaşacağız."
Selin derin bir nefes aldı. Burası onun geçmişini saklayan yerdi. Ve belki de burada, kendini bulmadan çıkamayacaktı.
Muhafızlar yaklaşıyordu. Seçenekleri tükenmişti.
Kaçamayacaklarsa, savaşacaklardı.
Bu içerik kullanım politikalarımızı ihlal edebilir.
Yanlış mı anladık? Lütfen bu yanıta kötü not vererek bize bildir.
