12. bölüm · KATLİAM ÜÇLÜSÜ
12. Bölüm
Gecenin sessizliği bir süre daha devam etti. Ay ışığının serin ışıkları, ikisinin de yüzlerinde belirsiz gölgeler oluşturuyordu. Selin, Yağız'ın sözlerini sindirerek bir adım daha attı. “Kendi yolunu çizmek mi?” diye fısıldadı. “Bu kadar basit mi gerçekten? Ordo Lux seni buna zorlamıyor mu?”
Yağız, bir an için gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. “Onlar bana istediğimi yapma şansı veriyorlar, ama ne pahasına?” dedi. “Birlikte olduğumuzda, hepimiz aynı yolda yürüyoruz. Ama farklı hedeflere varacağız. İşte bu yüzden… bazen yalnız kalmak zorundayız.
Selin bir an duraksadı. Yağız'ın sözlerinde bir tür karanlık bir dürüstlük vardı; fakat aynı zamanda bir bilinmezlik, bir uzaklık da vardı. Kendi içinde, ona güvenmek mi, yoksa uzak durmak mı gerektiğine karar veremedi. Ancak bir şey kesindi; bu geceki konuşma, birbirlerini daha iyi anlamalarına yol açmamıştı. Aksine, aralarındaki mesafeyi daha da derinleştirmişti.
Bir süre daha sessiz kaldılar, ikisi de düşüncelerinin içinde kaybolmuşken, ansızın içeriye bir ses duyuldu. Kapı hafifçe çaldı. İkisi de sıçrayarak kapıya döndü. Azra, başını kapıdan uzatarak içeri girdi. “Uyumadınız mı?” diye sordu, sesinde hafif bir merak vardı.
Selin ve Yağız birbirlerine baktı, sonra Selin sessizce başını salladı. “Biraz hava almak istedik.”
Azra içeri girdi ve balkona doğru yürüdü. “Bize kötü haberler getirmiyorsunuz, değil mi?”
Yağız, Azra’ya doğru bir adım attı ve ellerini cebine koyarak, “Kötü haberler mi? Ne gibi kötü haberler?” diye sordu.
Azra gözlerini kısıp onlara baktı. “Ordo Lux. Sizi bulacaklar, değil mi?”
Selin, içinden bir şeyin buz gibi kesildiğini hissetti. Ordo Lux, onların her hareketini takip ediyordu. Hızla gündeme getirmedikleri ama herkesin farkında olduğu bir konu vardı. Yağız ve Arda'nın yavaşça kendilerini dışarıda tutmaya başlaması, Azra'nın gerilimli halleri, hepsi biriktiği bir noktada patlayacak gibiydi. Ve şimdi bu gece, her şeyin başladığı yerdi.
“Bizi bulsalar ne olur?” diye Selin, bir adım daha attı. “Onlara bir şey borçlu muyuz?”
Azra, gözlerini yere indirdi, ama cevap vermedi. O an, hiç kimse cevap veremezdi. Çünkü herkes, bir adım daha attığında ne olacağını tam olarak biliyordu. Hem korku hem de özgürlük duygusu bir arada kalıyordu.
Birden kapıdan Arda'nın sesi duyuldu. “Yeter artık, hepiniz bu kadar gergin olamazsınız!” dedi. “Geceyi geçirmek için bir çözüm bulmalıyız. Ordo Lux, istediği kadar bizi kovalasın, biz yine de hayatta kalmalıyız.”
Selin, Arda’nın sözlerinin ardında biraz rahatlama buldu. Fakat Yağız, bu durumu oldukça ciddiye almış gibiydi. “Hayatta kalmak…” diye tekrar etti. “Ama hayatta kalmak, bazen en ağır bedelleri ödemek demek.”
Arda bir an duraksadı ve Yağız'a baktı. “Bunu biz birlikte yapacağız. Hepimiz, birbirimize güvenerek.”
O anda, her şey bir anda karmaşıklaşmış gibi hissedildi. Aralarındaki bağ ne kadar güçlü olursa olsun, her birinin içinde farklı bir yön, bir gizem vardı. Ordo Lux, her geçen gün daha da yakınlaşıyor, her birinin sırtına bir yük gibi biniyordu. Ancak bir şey kesindi; bu geceyi atlattıklarında, her birinin hayatı, bir daha asla aynı olmayacaktı.
