2. bölüm · KATLİAM ÜÇLÜSÜ
2. BÖLÜM
Selin, boğazındaki düğümü yutkunarak gevşetmeye çalıştı. Korkusunu bastırmaya çabalıyordu, çünkü burada hayatta kalabilmesinin tek yolu, soğukkanlılığını korumaktı. Derin bir nefes aldı ve gözlerini Yağız’a dikti.
"Tamam," dedi sakin bir sesle. "Bana biraz zaman verin. Bu kadar büyük bir şeye hemen cevap veremem. Söyledikleriniz... anlamaya çalışıyorum. Ama bunun için düşünmem lazım."
Azra alaycı bir şekilde gülümsedi. "Düşünmek mi? İlginç. Çoğu insan burada sadece korku hissederdi."
Yağız ise Selin’in yüzüne dikkatlice baktı, sonra başını hafifçe salladı. "Tamam, sana biraz zaman vereceğiz. Ama fazla uzun sürmez, Selin. Her saniye, gerçeğin daha da derinleştiği bir oyunun içindesin."
Selin, başıyla onayladı. "Ama bir şey daha... Eğer gerçekten bu grubun bir parçası olmamı istiyorsanız, neden bu hale geldiğinizi bilmem gerek. Katliam Üçlüsü nasıl başladı? Siz... neden buradasınız?"
Bu soru karşısında kısa bir sessizlik oluştu. Azra, Arda ve Yağız birbirlerine baktılar. Görünüşe göre Selin’in sorusu onları hazırlıksız yakalamıştı. İlk konuşan, soğuk tavrını bozmadan Azra oldu.
"İyi. Belki de bilmen gereken ilk şey bu," dedi. Sandalyeye oturup kollarını göğsünde birleştirdi. "Ama bu hikayeyi duyduktan sonra, kaçmak gibi bir seçeneğin kalmayacağını bil."
Azra’nın Hikayesi: İhanet ve İlk Karanlık
Azra, geçmişine dönerken sesinde belli belirsiz bir öfke vardı. "Ben bu hale gelmeden önce sadece sıradan bir öğrenciydim. Herkes gibi bir hayatım vardı; hayallerim, planlarım... Ama her şey bir gecede değişti. Ailem, güvendiğim insanlar, bana ihanet etti. Beni yalnızca para için birilerinin eline teslim ettiler. Denek olarak."
Selin’in kaşları kalktı. "Denek mi?"
Azra, dişlerini sıkarak devam etti. "Zihin kontrolü üzerine yapılan bir deney. Bir grup bilim insanı, insan psikolojisini manipüle ederek korku ve şiddet dolu zihinler yaratmaya çalışıyordu. Ve ben, o deneklerden biriydim. Onların oyunlarını oynarken, kendi zihnimi ve bedenimi kaybettim. Ama... sonunda kazanan ben oldum. Onları, kendi silahlarıyla yok ettim."
Arda, Azra’nın omzuna hafifçe dokundu. "Bu hikaye, hepimizin nasıl birer canavara dönüştüğünü anlatıyor," dedi. Selin, Arda’ya döndü. "Senin hikayen ne?"
Arda’nın Hikayesi: İntikamın Karanlığı
Arda, derin bir nefes aldı. "Benim hikayem, biraz daha... basit. Ben bir asker çocuğuydum. Disiplinle büyütüldüm. Ama bir gün, bir grup insan ailemi elimden aldı. Babamı bir kurşunla, annemi de öfkeyle öldürdüler. O insanlar adaletten kaçtılar. Sistem, suçluları koruyordu. Ve ben... adaleti kendi ellerimle sağlamaya karar verdim."
Arda’nın sesi titremeye başlamıştı. "Birini öldürmek ilk başta korkutucu görünüyor. Ama sonra, bunu bir sanat haline getiriyorsun. Zihinlerini kontrol etmek, korkularını onlara karşı kullanmak... işte gerçek adalet böyle sağlanıyor."
Yağız’ın Hikayesi: Kehanetin Doğuşu
Selin’in gözleri, en sonunda Yağız’a döndü. "Ya sen?" diye sordu. "Sen neden buradasın?"
Yağız, uzun bir süre sessiz kaldı. Sonra, karanlık bakışlarını Selin’e çevirdi. "Ben, onların aksine, bu yola zorla itilmedim. Kehaneti bulduğumda sadece bir araştırmacıydım. Zihnin ve korkunun insanları nasıl kontrol ettiğini anlamak istiyordum. Ancak kehanet, bana bir şey öğretti: Bazı zihinler kontrol edilemez. Bazı zihinler, doğrudan kaosa açılır. Ve bu üçlü—biz—o kaosun anahtarıyız."
Selin’in kanı donmuştu. Bu insanların geçmişleri, acı ve karanlık doluydu. Ama onları harekete geçiren şeyin ne olduğunu hâlâ tam olarak anlamıyordu.
"Neden bunu yapıyorsunuz?" diye sordu fısıltıyla. "Bu kehanetin amacı ne?"
Azra, Selin’e yaklaştı ve gözlerinin içine baktı. "Kehanet, dünyayı yeniden inşa edecek bir yıkımı öngörüyor. Ve biz... o yıkımı başlatacak olanlar olarak seçildik. Ama bu sadece bizim hikayemiz değil. Şimdi senin de bir parçan. Ya bize katılırsın yada hikayen burada biter"
Selin, boğazındaki düğümün daha da sıkılaştığını hissetti. Zaman kazanmalıydı. Onların güvenini kazanmalı ve bu karanlık planın bir yolunu bulmalıydı. Çünkü eğer buradan sağ çıkabilirse, bu insanların korkunç hikayelerini bir sonla buluşturmak istiyordu
Yağız, Selin’e bakarken kaşlarını çattı "Sürekli sorular soruyorsun. Ama bir de senin hikayeni dinlemek isterim. Hayatın bu kadar karanlık bir işin içine çekilmen için yeterince ilginç mi gerçekten" diye sordu.
Selin bir an duraksadı. Kendi hikayesini anlatmak, buradaki denklemin içinde ona ne kazandıracak? Ama zaman kazanmak için yapabileceği en iyi şey, onlar konuşturmaya devam ettirmekti
"Benim hikayem... sizin hikayeleriniz kadar karanlık yada trajik değil," dedi yavaşça "Ama bu, burada olmamın nedenini değiştirmez."
Azra alaycı bir şekilde kaşlarını kaldırdı. "O zaman anlat. Bu kadar derin ve meraklı biri olmanın sebebi neymiş"
Selin derin bir nefes alarak konuşmaya başladı:
"Ben, bir psikoloji öğrencisiyim. İnsan zihnini, özellikle travmanı ilanları nasıl değiştirdiğini anlamaya çalışıyorum. Küçüklüğümden beri... insanları anlamaya çalıştım. Annem, babamdan ayrıldıktan sonra çok değişti. Sürekli endişeli, paronayak bir insana dönüştü. Bir gün, evdeki tüm aynaları kırdı. Kendi yansımasını görmek istemediğini söyledi. O günden sonra annemi hiçbir zaman eski haline döndüremedim. Zihninin o karanlık köşelerinde kaybolup gitti. "
Selin bir an duraksadı, gözleri bulanık bir hatırlaya takılmış gibiydi "Onu kaybettikten sonra insan psikolojisini çözmek benim saplantım haline geldi. Siz... bu hikayeyi bu kehaneti araştırmamın tek sebebi de buydu İnsanlar neden böyle değişiyor neden bu kadar karanlık şeyler yapıyoruz."
Arda hafifçe güldü. "Hepimiz karanlığın içinde bir şeyler saklıyoruz. Selin ama seninki oldukça naif bir merak gibi görünüyor"
Selin başını dik tutarak cevap verdi. "Belki böyle. Ama bu merak beni buraya kadar getirdi."
Yağız, gözlerini kısarak silini izliyordu onun samimiyetini tartıyormuş gibi bir hali vardı. "Bir şeyler saklıyorsun" dedi sonunda. "Böyle yerlerde hayatta kalabilmek için daha fazlasına ihtiyacın var"
Selin bir an sustu. Derinlerde bir yerde Yağız'ın haklı olabileceğini düşünüyordu. Ama burada gerçeği ne kadar açıklarsa, hayatta kalma şansı o kadar azalıyoruz.
"Gerçeği öğrenmek istiyorsanız" dedi Selin karalı bir sesle."önce bana bir şeyler öğretmek zorundasınız. Eğer bu karanlık hikayenizin bir parçası olacaksam, bilmediğim hiçbir şey kalmamalı."
Yağız, bu cevap karşısında hafifçe gülümsedi. "Görünüşe göre, sen düşündüğümden daha fazla zekisin. Ama unutma, Selin. Öğrendiğin her bilgi, seni daha çok bu karanlığa çekecek."
Azra ise alaycı bir sesle ekledi:"O karanlık, insanın alışınca seveceği bir yer, Selin. Şimdi düşünmeye devam et. Ama acele et, çünkü bu oyunda zaman hiç kimseye adil davranmaz"
Selin başını eğip sessizce bir plan yapmaya çalışırken, kulübenin içindeki mu ışıkları, etrafındaki her şey gibi giderek daha ürkütücü bir hale bürünüyordu.
