6. bölüm · KATLİAM ÜÇLÜSÜ

6. Bölüm

Aslı Ecrin

Selin, Yağız’la geçirdiği gece boyunca içindeki tüm duvarların yavaşça çatladığını hissediyordu. O sadece bir görevli, bir ajan ya da bir gözlemci değildi artık. Onları anlıyordu, belki de onlar gibi olmuştu. Ama bu, gerçeği bilmekten onu alıkoyamazdı.

Sabah, kulübeye gri bir ışık süzülerek dolduğunda herkes çoktan uyanmıştı. Arda’nın yarası daha iyi görünüyordu, ama hâlâ yüzünde bir solgunluk vardı. Azra, mutfakta kahvaltıyı hazırlarken sinirli bir ifadeyle ekmekleri kesiyordu.

Selin, Yağız’la yaşadığı gece boyunca duyduğu soruyu hâlâ zihninde taşıyordu: "Sence insanlar değişebilir mi?"

Bu sorunun cevabı, içinde uyandırdığı kaosu daha da büyütmüştü.

Bir Karar Verme Zamanı

“Toplanın,” dedi Selin aniden, sesi net ve sertti.

Yağız kaşlarını kaldırarak ona baktı, Arda hafifçe doğruldu, Azra ise bıçağı tahtaya saplayarak konuştu:
“Ne oldu yine?”

Selin bir an durdu, ardından kararlılıkla konuştu:
“Sizinle kalıyorum.”

Bu cümle, odada yankılanan bir kurşun gibiydi.

Azra gözlerini kıstı, çakısını tekrar parmakları arasında döndürmeye başladı.
“Demek ajanlık oynamaktan vazgeçtin?”

Selin, onun sinirli ses tonuna aldırış etmeden devam etti.
“Sizden biri olamam, bunu biliyorum. Ama sizi anlamak istiyorum. Ordo Lux’un ne yaptığını, neden yaptığını, neden sizi seçtiğini öğrenmek istiyorum. Belki de…” Derin bir nefes aldı. “Belki de her şeyi bitirmek için.”

Yağız gözlerini kısarak ona baktı.
“Bizi bitirmek için mi?”

“Hayır,” dedi Selin. “Bu laneti.”

Sessizlik… Arda, yaralı olmasına rağmen konuştu:
“Sen farkında mısın? Bu bir lanet değil. Biz böyle doğmadık. Bizi böyle yaptılar.”

Yağız başını eğdi, gülümsemesi hüzünlüydü.
“Yine de Selin’in haklı olduğu bir şey var. Eğer Ordo Lux bu döngüyü sürdürmeye devam ederse, daha fazla çocuk bizim gibi olacak.”

Azra, yerinden kalktı, sinirle yürüdü ve bir an duraksadı.
“Onları durdurabilir miyiz?”

Kimse cevap veremedi.

Karanlığın İçindeki Adımlar

Bir saat sonra Selin, Yağız ve Azra, ormanın içinde yürüyordu. Arda’nın iyileşmesi gerekiyordu, bu yüzden kulübede kalmıştı.

Selin, Yağız’a döndü.
“Ordo Lux’un bir merkezi var mı?”

Yağız bir an düşündü, ardından başını salladı.
“Bildiğim kadarıyla birkaç tane var. Ama en önemlisi, bizi yarattıkları yer. Laboratuvar.”

Azra sertçe güldü.
“Oraya gidip ne yapacağız? Elimizi kolumuzu sallayarak içeri mi gireceğiz?”

Selin omuzlarını silkti.
“Hayır, ama en azından neyle karşı karşıya olduğumuzu anlayabiliriz.”

Yağız başını kaldırdı, bakışları sertti.
“Eğer oraya gidersek, geri dönmek diye bir şey olmayabilir.”

Selin, ona doğrudan baktı.
“Zaten hiçbirimiz geri dönmeyecek gibiyiz.”

Yağız bir an durdu, ardından hafifçe gülümsedi.
“İşte şimdi, gerçekten bizim gibi konuşuyorsun.”

Gece Planları

Gece çöktüğünde, kulübenin içinde gergin bir hava vardı. Arda, odasında dinleniyordu. Azra bir harita açmış, Yağız ise pencereden dışarı bakıyordu.

Selin, Yağız’ın yanına yaklaşıp fısıldadı:
“Bunu yapabilecek miyiz?”

Yağız, gözlerini ona çevirdi.
“Bilmiyorum. Ama bir yerden başlamamız lazım.”

Azra, haritayı işaret ederek konuştu:
“Burası. Ordo Lux’un en büyük merkezi. Eğer geçmişimize dair cevaplar arıyorsak, orası doğru yer.”

Selin başını salladı.
“O zaman gidiyoruz.”

O gece, her şey değişti.

Kendi geçmişlerinin kabuslarıyla yüzleşmek için, artık geri dönüşü olmayan bir yola çıkmışlardı.