3. bölüm · KATLİAM ÜÇLÜSÜ
3. Bölüm
Kulübenin içindeki loş ışıklar, Selin’in zihnindeki düşüncelerle uyumlu bir şekilde titreşiyordu. Yağız’ın soğukkanlı bakışları, Azra’nın alaycı tavırları ve Arda’nın donuk sessizliği arasında bir denge kurmak zordu. Ama Selin biliyordu ki, hayatta kalmak için onların güvenini kazanmalıydı. Bu bir oyun değildi—bu, ince çizgilerle örülü bir ölüm kalım meselesiydi.
“Hazırım,” dedi aniden, sessizliği bozan bir kararlılıkla. Üçü de ona döndü. “Eğer gerçekten bu karanlığın bir parçası olacaksam, bunu sözlerle değil, eylemlerle kanıtlamalıyım. Bana bir görev verin.”
Yağız kaşlarını kaldırdı, hafifçe gülümsedi. “Cesur bir teklif,” dedi. “Ama cesaret bazen yalnızca umutsuzluğun maskesidir.”
Azra ise ayağa kalkıp Selin’in etrafında dolanarak bakışlarını süzdü. “Peki,” dedi kısık bir sesle. “Görev istiyorsan, alacaksın. Ama unutma, başarısızlık burada ikinci bir şans demek değildir.”
Arda, sessizliğini bozdu: “Hedef net olmalı. Ya başarırsın ya da ölürsün.”
Selin’in kalbi hızla çarpıyordu ama yüzünde en ufak bir tereddüt belirtisi göstermedi. “Anladım.”
Görev:
Yağız, eski bir harita çıkarıp masanın üzerine serdi. “Şehrin kuzeyinde, terk edilmiş bir araştırma tesisi var. Burada ‘Nova Projesi’ adı verilen bir dosya saklanıyor. Bu dosya, kehanetin sırlarına yaklaşmamızı sağlayacak verileri içeriyor.”
Azra araya girdi: “Tesis iyi korunuyor. Sadece silahlı adamlar değil, içeride zihin kontrolü üzerine deney yapılmış ‘denekler’ de var. Onlar artık insanlar değil. Korkuyla beslenen, acıya bağışıklık kazanmış yaratıklar.”
Arda gözlerini Selin’e dikti: “Bu, sadakat testin olacak. Biz seninle geleceğiz ama tek bir hatanda seni orada bırakırız.”
Selin, korkusunu yutkundu ama kararlı bir şekilde başını salladı. “Ne gerekiyorsa yaparım.”
Gece çöktüğünde, dördü sessizce harekete geçti. Tesis, paslanmış çitler ve yıkık dökük duvarlarla çevriliydi. Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı; ay bile bu karanlıkta yüzünü göstermeye cesaret edemiyordu.
Yağız telsizden konuştu: “Sessizlik önceliğimiz. Yakalanırsak kurtuluş yok.”
Selin, eline verilen küçük bir tabancaya baktı. Daha önce hiç silah kullanmamıştı ama bunu belli etmedi. Derin bir nefes aldı, parmaklarını tetikte sabit tutarak ilerledi.
Tesisin içine girdiklerinde, içerisi soğuk metal ve pas kokuyordu. Duvarlarda, kim olduğunu bile anlayamayacakları kadar bozulmuş güvenlik kameraları vardı.
Arda fısıldadı: “Dosya ikinci katta, güvenli bir odada.”
Ancak bir şeyler tuhaftı. Tesis terk edilmiş görünse de, içeride bir huzursuzluk vardı. Sanki gölgeler bile nefes alıyordu.
Koridorun köşesini dönerken bir anda karşılarına bir denek çıktı. Vücudu normal bir insana benziyordu ama gözleri... tamamen siyahtı. Delirmiş gibi dişlerini gıcırdatıyor, garip fısıltılarla konuşuyordu.
Yağız sessizce emir verdi: “Selin, bu senin sınavın.”
Selin’in kalbi deli gibi atıyordu ama geri çekilmedi. Silahını deneğe doğrulttu. Parmakları titriyordu. Deneğin üzerine hızla koştuğunu görünce tetiğe bastı. İlk kurşun ıskaladı. İkinci kurşun ise deneğin omzuna saplandı ama onu durdurmaya yetmedi.
Azra, bir bıçak fırlatarak deneği yere serdi. “Daha hızlı olmalısın,” dedi sert bir sesle.
Selin, derin bir nefes aldı. Başarısızlık hissi boğazına düğümlense de pes etmedi.
Karanlığın Kalbine Yolculuk
Dosyanın bulunduğu odaya ulaştıklarında, güvenlik kapısı şifreyle kilitlenmişti. Yağız kapıyı açmakla uğraşırken Arda ve Azra, çevreyi koruyordu. Selin, etrafı incelerken bir şey fark etti: Kapının hemen yanında bir hareket sensörü vardı ve aktifti.
“Durun,” dedi fısıltıyla. “Burası tuzak olabilir.”
Yağız ona döndü, kaşlarını çattı. Selin dikkatlice sensörü inceledi. Annesinin paranoyak tavırları nedeniyle öğrendiği küçük bir teknikle kabloları hızlıca kesti. Kapı açıldığında, bekledikleri patlama olmadı.
Azra, bu başarı karşısında hafifçe gülümsedi. “Demek ki gerçekten işe yarıyorsun.”
Dosyayı alıp çıkmak üzereyken bir alarm çaldı. Denekler serbest bırakılmıştı. Tesis kaosa sürüklenirken, Selin soğukkanlılığını koruyarak Yağız’a yardım etti. Koşarken düşen Arda’yı bile çekip kaldırdı.
Güven Kazanmak
Kulübeye döndüklerinde, Selin yorgun ama dimdik duruyordu. Azra ona baktı, gözlerinde küçücük bir saygı kıvılcımı parladı.
Yağız dosyayı masaya bırakırken Selin’e döndü. “Beklediğimden daha iyiydin,” dedi. “Artık sadece bir yabancı değilsin. Artık bizdensin.”
Ama Selin’in zihninde tek bir düşünce vardı:
“Güvenlerini kazandım. Şimdi onları içten yok etmenin zamanı geldi.”
