Karanlığın Fısıltısı kitap kapağı

12. bölüm / 15

Bölüm 12- Kan Bağı ve Kül

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Bölüm 12- Kan Bağı ve Kül

Terk edilmiş tesisin tavanından sarkan soluk sarı ampul, hafif rüzgârın etkisiyle gıcırtıyla sallanıyor, odadaki karanlık gölgeleri Eliz'in üzerine düşürüyordu. Duvarlardaki dökülmüş boyalar, nem kokusu ve metalik bir pas kokusu havaya hakimdi.
Eliz, çenesini yırtıcı bir öfkeyle adamın elinden kurtarmak için geriye doğru hamle yaptı. "Dokunma bana!" diye bağırdı. Sesi tavan arasında çınlarken omuzları heyecan ve korkudan hızla inip kalkıyordu. "Babam hakkında tek bir kelime bile etme! Sen kimsin ki onun adını ağzına alıyorsun?"
Karşısındaki genç adam geri çekilip hafifçe güldü. Yüzü karanlığın içinden tamamen çıktığında Eliz, onun sandığından çok daha genç olduğunu fark etti. En fazla yirmi beş ya da yirmi altı yaşlarındaydı. Sert elmacık kemikleri, darmadağınık siyah saçları ve gözlerinde insanın içini üşüten, derin bir nefreti barındıran koyu renk gözleri vardı. Üzerindeki taktiksel montun fermuarını yavaşça aşağı indirdi.
"Sesini yükseltme, Eliz," dedi genç adam. Sesi sakin, hatta şaşırtıcı derecede pürüzsüz ama bir o kadar da ölümcüldü. "Burada bağırmak sana zaman kazandırmaz. Sadece boğazını yorarsın."
"Senden korkmuyorum!" Eliz dişlerini sıkarak gözlerinin içine baktı. Ama kalbinin göğüs kafesini delercesine atmasına engel olamıyordu. "Beni buraya getirerek ne elde edeceğini sanıyorsun? Noah seni bulacak. Polisin tamamı peşinde!"
Genç adam masanın üzerindeki eski bir ahşap sandalyeyi çekti, gıcırtıyla Eliz'in tam karşısına yerleştirip oturdu. Öne doğru eğildi, ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi.
"Noah Reed mi?" dedi dudaklarında beliren alaycı bir tebessümle. "O zavallı dedektif hâlâ arşiv odasındaki kırık kilitlerle uğraşıyordur. Hatta belki de seni koruyamadığı için köşede kendi acizliğine lanet okuyordur. Bize yetişmesi imkânsız."
"Neden ben?" Eliz'in gözlerinden akan bir damla yaş, yanağındaki kurumuş çamur izini yararak aşağı süzüldü. "Ben sana ne yaptım? Çocukluğumdan beri hayatım mahvoldu zaten! Neden beni izliyorsun? Neden o kolyeyi, o fotoğrafları karşıma çıkarıyorsun?"
Genç adamın gözlerindeki tebessüm bir anda silindi. Çehresi taş gibi sertleşti. Sandalyesinde biraz daha öne eğilerek aralarındaki mesafeyi birkaç santime kadar indirdi.
"Sen bana bir şey yapmadın, Eliz," dedi alçak ama odadaki her şeyi bastıran bir fısıltıyla. "Ama baban yaptı."
"Babam dürüst bir adamdı!"
"Baban bir katildi!" diye gürledi genç adam. Aniden ayağa kalktı, sandalye geriye doğru devrilerek büyük bir gürültüyle yere çarptı. O an odadaki diğer iki silahlı adam bile hafifçe kıpırdandı. Genç adam derin derin nefes alarak öfkesini kontrol etmeye çalıştı. Eliz istemsizce büzüldü, sırtını arkasındaki soğuk duvara bastırdı.
Genç adam yavaşça Eliz'e doğru bir adım attı. "Sana anlatılan o tatlı masallara inanmaya devam et elbette. 'Keskin Carter ailesini koruyan dürüst bir adamdı...' Öyle değil mi? Sana böyle öğrettiler."
"Çünkü öyleydi!"
"O zaman bana anlat," dedi genç adam, sesi yine tehlikeli bir sakinliğe bürünmüştü. "On altı yıl önce, o yağmurlu gecede... Baban o eve neden geldi? Elindeki silahla o yangının tam ortasında ne arıyordu?"
Eliz başını iki yana salladı. Zihninde şimşekler çakıyor, çocukluğundan kalan o silik görüntüler birer birer su yüzüne çıkmaya çalışıyordu. Yağmur... Bir kadının çığlığı... Ve bir silah sesi.
"Hatırlamıyorsun, değil mi?" dedi genç adam, Eliz'in yüzündeki karmaşayı fark ederek. "Çünkü çocuk zihnin o dehşeti kaldıramadı ve kilitledi. Ama ben unutmadım, Eliz. Ben her tek bir saniyesini dün gibi hatırlıyorum."
Eliz yutkunmaya çalıştı. Boğazı kurumuştu. "Neyi... neyi hatırlıyorsun?"
Genç adam gözlerini Eliz'in gözlerine dikti. "O gece o evde babam duruyordu. Silahsızdı. Babanla bir şeyleri konuşmaya, o kahrolası geçmişi kapatmaya çalışıyordu. Ama Keskin Carter konuşmayı seçmedi."
Eliz'in nefesi kesildi. "Ne... ne demek istiyorsun?"
"Baban, benim babamı tam gözlerimin önünde, şakaklarından vurdu!" dedi genç adam. Sesi odanın soğuk beton duvarlarında yankılandı. "Kanı üzerime sıçradı, Eliz! Ben sekiz yaşındaydım! Baban tetiği çekerken gözünü bile kırpmadı. Sonra ne yaptı biliyor musun? Evi ateşe verdi! Beni ve seni o yangının içinde ölüme terk etti!"
"Yalan söylüyorsun!" Eliz çığlık attı. Gözyaşları artık tutulamaz bir sel gibi akıyordu. "Yalan! Babam öyle bir şey yapmaz! Beni o yangından kurtaran kişi oydu!"
"Seni o yangından baban kurtarmadı!" diye bağırdı genç adam. Eliz'in önüne diz çöktü, yakasından tutarak onu kendine doğru çekti. "Seni o yangından Adrian çıkardı! Baban ise arkasına bile bakmadan kaçtı!"
Eliz donup kaldı. Adrian mı?
"Sen..." Eliz titreyen dudaklarıyla güçlükle konuştu. "Sen kimsin?"
Genç adam Eliz'in yakasını bıraktı. Yavaşça ayağa kalktı ve üzerini düzeltti. Yüzünde soğuk, duygudan arınmış bir ifade belirdi.
"Kim olduğumun bir önemi yok," dedi. "Önemli olan, babanın borcunu kimin ödeyeceği."
Cebinden siyah bir tabanca çıkardı. Şarjörün oturduğunu belirten o keskin metalik ses odada çınladı. Emniyeti yavaşça kapattı.
Eliz ağlayarak geriye çekilmeye çalıştı. "Lütfen... Benim hiçbir suçum yok... Ben hiçbir şey bilmiyordum..."
Genç adam namluyu doğrudan Eliz'in alnına doğrulttu.
"Dünya adil bir yer değil, Eliz Carter," dedi alçak bir sesle. "Baban babamın hayatını aldı. Ben de onun en çok sevdiği şeyi alacağım."
Tam o sırada, tesisin dışından büyük bir patlama sesi yükseldi. Binanın camları zangırdayarak sarsıldı, içerideki toz bulutu tavanı kapladı. Genç adam hızla arkasına döndü. Silahlı adamlardan biri panikle kapıya doğru koşturdu.
"Ne oluyor orada?" diye bağırdı genç adam.
Dışarıdan gelen yoğun silah sesleri ve bağırmalar geceyi yardı. Kapıdaki adam daha ne olduğunu anlayamadan, göğsüne isabet eden kurşunla geriye doğru devrildi.
Dumanların arasından, elinde iki tabancayla içeri giren siluet belirdi.
Adrian Crowe.
Gözlerinde daha önce Eliz'in hiç görmediği, katıksız bir vahşet ve kararlılık vardı.
"Onu bırak," dedi Adrian, sesi patlamaların ardındaki en tehlikeli fısıltı gibi odaya yayıldı. "Hesabın benimle, çocuk."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 16beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…