7. bölüm · Karanlığın Fısıltısı
Bölüm 7 — Kayıp Tanık
Eliz, elindeki gazete kupürüne uzun süre baktı.
Gözleri satırların üzerinde geziniyor ama zihni hiçbir şeyi kabul etmek istemiyordu.
Fotoğraftaki kişi gerçekten oydu.Daha küçük hâliydi.Belki altı ya da yedi yaşındaydı.Yanında ise Adrian Crowe duruyordu.
Ama bu imkânsızdı.Çünkü Eliz, Adrian ile ilk kez üniversitede karşılaştığını düşünüyordu.En azından şimdiye kadar böyle sanmıştı.
Telefonunu çıkarıp Noah'ı aradı.Telefon daha ikinci çalışta açıldı.
"Eliz? İyi misin?"
Eliz'in sesi titriyordu."Noah... Bana hemen gelmen gerekiyor."
"Ne oldu?"
"Yeni bir şey geldi."
Noah birkaç saniye sustu."Adrian mı?"
"Hayır."
Eliz gazete kupürüne baktı."Bu kez geçmişim."
...
Yarım saat sonra Noah kapıyı açıp içeri girdi.
Eliz masanın üzerinde duran gazete kupürünü gösterdi.Noah sessizce aldı.Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.Sonra yüzündeki ifade değişti.
"Bu..."
"Evet."
"Bu gerçek olabilir mi?"
Eliz sinirli bir şekilde ona baktı."Ben de bunu öğrenmeye çalışıyorum."
Noah kupürü dikkatlice inceledi.
"Bu eski bir gazete. Tarihine bakılırsa yaklaşık on altı yıl önce basılmış."
"Yani? Noah..."
"Yani sen o zamanlar çocuktun."
Eliz başını salladı."Ve Adrian da gençti."
Noah kaşlarını çattı."Garip olan da bu zaten."
"Ne?"
"Adrian'ın resmi kayıtlara göre o yıllarda başka bir şehirde olması gerekiyor."
Eliz'in gözleri büyüdü."O zaman bu fotoğraf nasıl çekildi?"
Noah cevap vermedi.Çünkü cevabı o da bilmiyordu.
Tam o sırada kapı çaldı.İkisi de sustu.Noah hemen elini silahına götürdü.
"Ben bakarım."
Kapıya yaklaştı.Yavaşça açtı.Kimse yoktu.Sadece yerde küçük siyah bir zarf vardı.
Noah zarfı aldı.Üzerinde tek bir isim yazıyordu.NOAH REED
Eliz ona baktı."Bu sefer sana mı?"
Noah'ın yüzü sertleşti."Evet."
Zarfı açtı.İçinden eski bir fotoğraf çıktı.Noah fotoğrafa baktığı anda donup kaldı.
Eliz yanına yaklaştı."Ne var?"
Noah cevap vermedi.Fotoğrafı ona uzattı.Eliz fotoğrafa baktığında şaşırdı.Fotoğrafta üç kişi vardı.
Eliz'in annesi... Adrian... Ve Noah'ın babası.
"Noah..."
Noah'ın yüzündeki ifade değişmişti."Babam..."Sesi kısıldı."Babam bu insanları tanıyordu."
Eliz yavaşça sordu."Bunu bilmiyor muydun?"
Noah acı bir gülümseme yaptı."Hayır. Babam hakkında birçok şey bilmiyordum."
Sessizlik oldu.
Sonra Noah fotoğrafın arkasını çevirdi.Orada bir yazı vardı.
"Üç kişi gerçeği sakladı. Biri hayatta kaldı."
Eliz'in kalbi hızlandı."Üç kişi..."
Noah yavaşça konuştu."Annen..." Adrian... Ve babam."
Tam o anda telefon çaldı.Arayan bilinmeyen numaraydı.Noah ve Eliz birbirine baktı.Eliz açtı.
"Konuş."
Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.Sonra tanıdık bir ses duyuldu.
Adrian.
"Eliz, beni dikkatlice dinle."
Eliz'in yüzü gerildi."Sen nereden arıyorsun?"
"Bunun önemi yok."
"Hayır, var. Çünkü herkes benden bir şeyler saklıyor."
Adrian'ın sesi sakindi ama bu kez içinde yorgunluk vardı."Haklısın."
Eliz şaşırdı."Ne?"
"Yıllardır senden saklanan gerçekler var."
"Neden?"
Uzun bir sessizlik oldu.Sonra Adrian konuştu.
"Çünkü annen ölmedi."
Eliz'in nefesi kesildi.Dünya birkaç saniyeliğine durmuş gibiydi.
"No..."
"Eliz, beni dinle. Şu an bulunduğun yerden ayrıl."
"Neden?"
"Çünkü seni izleyen kişi sadece seni korkutmaya çalışmıyor."Adrian'ın sesi ciddileşti."Geçmişte yarım kalan işi tamamlamaya çalışıyor."
Eliz'in elleri titredi."Kim bu kişi?"
Adrian cevap vermeden önce durdu.Ve söylediği isim Eliz'i tamamen sarstı.
"Keskin Carter."
Eliz'in yüzündeki bütün renk çekildi.Çünkü bu isim...Onun babasının adıydı.
≈≈≈
Yazım hatalarım varsa eğer sizden içtenlikle özür dilerim. Umarım okurken keyif alırsınız. Beğenmeyi ve yorum atmayı unutmayın. Sonraki bölüme kadar hoşçakalın.
