Karanlığın Fısıltısı kitap kapağı

14. bölüm / 15

-14. BÖLÜM- Kırılan Parçalar ve İtiraf

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: -14. BÖLÜM- Kırılan Parçalar ve İtiraf

Dalgaların ahşap kulübenin nemli temellerine çarparken çıkardığı boğuk gümbürtü, odadaki sessizliği daha da boğucu bir hâle getiriyordu. Gaz lambasının sarı, titrek ışığı, yerdeki sararmış dosya kâğıtlarının üzerine düşüyor; Eliz’in gözleri ise o kâğıtlarda yazan satırlara adeta mıhlanmış gibi kalmıştı.
Zihni, duyduklarını ve gördüklerini birleştirmeye çalışırken büyük bir girdabın içine çekiliyordu.
"Bu... Bu imkânsız," dedi Eliz, sesi fısıltıdan ibaretti. Ellerini arkasında birbirine kenetlemişti ama parmak uçları soğuktan ve stresten tamamen uyuşmuştu. Başını kaldırıp karşısında duran genç adama baktı. Gözlerindeki öfke yerini derin bir boşluğa, her şeyini kaybetmiş bir insanın o çaresiz kabullenişine bırakmıştı. "Eğer her şeyi biliyorsan... Eğer bu kadar büyük bir intikamın peşindeysen, beni neden öldürmüyorsun? Neden buraya, bu dünyanın ucuna getirdin?"
Genç adam doğruldu. Yüzündeki o sert, demir gibi ifade bir anlığına yumuşar gibi oldu ama hemen ardından tekrar o mesafeli maskesini takındı. Odada adımlamaya başladı; eski tahtalar bastıkça gıcırdıyordu.
"Çünkü intikam, sadece birini yok etmekle bitmez, Eliz," dedi, sesindeki ton bu kez daha alçak ve sakindi. "Gerçek intikam, o kişinin inandığı bütün dünyayı başına yıkmaktır. Sen yıllarca babanın kahraman olduğuna inandın. O evin korunaklı duvarları arasında, dışarıdaki gerçek dünyadan habersiz büyütüldün. Senden o masalı çaldım. Şimdi ne yapacaksın? O masal olmadan ayakta durabilecek misin?"
Eliz dişlerini sıktı. Gözlerinden yeniden bir damla yaş süzüldü ama bu kez ağlamıyordu; içinde yavaş yavaş büyüyen öfke, korkusunun yerini alıyordu.
"Bana masal anlattıklarını söylüyorsun ama bana sunduğun tek şey de kendi kinin! Nereden bileyim o belgelerin gerçek olduğunu? Nereden bileyim bu hikâyenin senin intikam hırsınca baştan yazılmadığını?"
Genç adam aniden durdu. Eliz'in önüne doğru birkaç adım attı ve diz çöktü. Aralarındaki mesafe o kadar azdı ki, Eliz adamın soluk alıp verişini, göz bebeklerindeki o titremeyi bile görebiliyordu.
"Çünkü o geceden geriye sadece belgeler kalmadı, Eliz," dedi genç adam, sesi bu kez neredeyse fısıltı halindeydi. Gözlerini Eliz'in gözlerinden bir saniye bile ayırmıyordu. "O geceden geriye sen ve ben kaldık. Sekiz yaşındaydı. Babamın cansız bedeni o odanın ortasındayken, sen korkudan dolabın arkasına saklanmış, ellerinle kulaklarını kapatmıştın. Ben ise seni gördüm. Seni o yangının içinden çekip çıkarmak istedim ama alevler o kadar büyümüştü ki... Adrian benden önce davrandı."
Eliz’in nefesi kesildi. Zihninin en derinine kilitlenmiş o siyah oda, sanki bu cümlelerle birlikte kapısını aralamıştı.
"Sen..." dedi Eliz, titreyen dudaklarıyla. "O... o küçük çocuk sen miydin?"
Genç adam acı bir tebessümle başını salladı. "Evet, Eliz. O küçük çocuk bendim. Babanın hayatımızı söndürdüğü o geceden sağ çıkan, ama ruhu o yangında kül olan o çocuk... Ben o günden beri sadece bir tek şey için yaşadım: Bu yalanı kuran herkesin maskesini düşürmek."
Aralarındaki o gergin, nefes kesen sessizlik, dışarıdan gelen ani bir motor sesiyle bölündü.
Kulübenin dışındaki patika yolda, uzaklardan gelen bir araba farının ışığı camlardan içeri süzüldü. Genç adam hızla ayağa kalktı. Yüzündeki o sakin ifade anında kayboldu, yerine tehlikeli bir tetikte olma hali geldi.
"Burası buldular..." diye mırıllandı kendi kendine.
Eliz şaşkınlıkla başını kaldırdı. "Kim? Noah mı?"
"Noah ya da başka biri..." Genç adam masanın üzerinden siyah tabancasını alıp beline soktu. Ardından hızla kapıya yöneldi. Kapıyı açmadan önce omzunun üzerinden Eliz'e son bir kez baktı. "Oyun henüz bitmedi, Eliz. Gerçeğin yarısını öğrendin. Diğer yarısını ise dışarıdakiler sana getirecek."
"Bekle!" diye bağırdı Eliz. "Adın ne? Bütün bunları yaparken bana en azından adını söyle!"
Genç adam kapının eşiğinde bir an duraksadı. Yüzü karanlıkta yarı yarıya gömülmüştü.
"Bana Kaan diyorlar," dedi ve kapıyı arkasından sertçe kapatıp dışarıdaki karanlığın içinde kayboldu.
İçeride yalnız kalan Eliz, ellerindeki plastik kelepçeleri çözmek için ahşap kenarlara sürtünmeye başladı. Dışarıdan gelen ayak sesleri ve kısa bir arbede gürültüsü duyuldu. Saniyeler sonra kulübenin kapısı büyük bir gürültüyle açıldı.
Eşikte duran siluet, elindeki silahla etrafı tarayan Noah'tı.
"Eliz!" diye bağırdı Noah, hızla içeri koşarak. Eliz'in yanına diz çöktü ve cebindeki bıçakla kelepçeleri kesti. "İyi misin? Sana bir şey yaptılar mı?"
Eliz, bileklerindeki kızarıklıklara bakmadan doğrudan Noah'ın gözlerinin içine baktı. Gözlerinde artık korku değil, o polisin ve dedektifin bile korkması gereken bir kararlılık vardı.
"Noah..." dedi Eliz, sesi buz gibi çıkıyordu. "Bana her şeyi anlatacaksın. On altı yıl önce o yangında neler olduğunu... ve babamın gerçekten kim olduğunu."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…