5. bölüm · Karanlığın Fısıltısı
Bölüm 5 — Gölgedeki Adam
Eliz’in parmakları telefonunun üzerinde hareketsiz kaldı.Mesaj hâlâ ekranda görünüyordu.
—"Adrian’dan şüphelenmen normal. Ama yanlış kişiye bakıyorsun."
Bir insanın aynı anda hem rahatlaması hem de daha fazla korkması mümkün müydü?Eliz, bunun mümkün olduğunu o an anladı.
Başını yavaşça kaldırdı.Adrian hâlâ karşısındaydı.
Sakin...Kontrollü...Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Ancak Eliz artık hiçbir şeyden emin değildi.
"Bir sorun mu var?" diye sordu Adrian.
Eliz telefonu kapattı."Hayır."
Adrian kaşlarını hafifçe kaldırdı."Yalan söylüyorsun."
Eliz şaşkınlıkla ona baktı."Ne?"
"İnsanların yalan söylediğini anlamak benim işim değil. Ancak senin yüz ifadelerini okumak oldukça kolay."
"Benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorsunuz."
Adrian birkaç saniye sessiz kaldı."Belki de düşündüğünden daha fazlasını biliyorumdur."
Bu cümle Eliz’in içini ürpertti.
Tam cevap verecekken koridorun diğer ucundan Violet’ın sesi duyuldu.
"Eliz!"Violet hızlı adımlarla yanlarına geldi."Sonunda seni buldum. Saatlerdir seni arıyorum."Ardından Adrian’a baktı.
"Şey... Bir şeyi mi kaçırdım?"
Eliz kısa bir bakış attı."Hayır."
Violet gözlerini kıstı.Eliz’in sesindeki gerginlikten bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamıştı.
"Kesinlikle bir şey oldu."
Adrian hafifçe gülümsedi."Arkadaşınız sizi oldukça iyi tanıyor."
Violet ona baktı."Sen kimsin?"
"Adrian Crowe."
Violet’in gözleri büyüdü.
"Polisiye yazarı olan Adrian Crowe mu?"
Adrian başını salladı."Anlaşılan hakkımda bazı şeyler biliyorsunuz."
Violet hafifçe gülümsedi."Kitaplarınızı okumayan insan sayısı oldukça azdır."
Eliz sessizce onları izliyordu.Adrian’ın her hareketi ölçülüydü.Fazla sakin.Fazla kusursuz.
Sanki karşısındaki insanları değil, bir satranç tahtasındaki taşları inceliyordu.
...
Aynı anda.
Şehrin eski binalarından birinin en üst katında, karanlık bir oda vardı.
Bilgisayar ekranında üç kişinin fotoğrafı açıktı.
Eliz Carter.
Noah Reed.
Adrian Crowe.
Ekranın karşısındaki kişi sandalyesine yaslandı."Beklediğimden daha hızlı yakınlaştılar."Sesi sakindi.
Masadaki eski dosyayı açtı.Dosyanın üzerinde tek bir isim yazıyordu:
CARTER
İçinden eski fotoğraflar çıktı.
Eliz’in çocukluğu... Ailesi... Eski bir ev... Ve yıllar önce kapanmış bir cinayet dosyası.
Adam fotoğraflardan birine baktı.
"Gerçeği öğrenmene izin veremem, Eliz."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra gülümsedi."Henüz değil."
...
Akşam.
Eliz, Noah’ın ofisindeydi.
Masada onlarca dosya vardı.Noah, ciddi bir ifadeyle bilgisayar ekranına bakıyordu.
"Adrian Crowe hakkında araştırma yaptım."
Eliz ona döndü."Ve?"
"Temiz."
"Bu kadar mı?"
"Noah Reed’in bile güvenmediği insanlara güvenmediğini biliyorsun."
Eliz kaşlarını çattı."Noah, bana açık konuş."
Noah derin bir nefes aldı."Adrian Crowe’un geçmişinde ciddi boşluklar var."
"Ne gibi?"
"On sekiz yaşından önce hiçbir kaydı yok."
Eliz’in yüzü ciddileşti."Hiç mi?"
"Hiç."
"Bu normal değil."
"Ben de onu söylüyorum."
Tam o sırada Eliz’in telefonu titredi.İkisi de aynı anda telefona baktı.
Yeni mesaj.Bilinmeyen numara.Eliz mesajı açtı.Bu kez yalnızca bir fotoğraf vardı.Fotoğrafta... Adrian Crowe vardı.
Ancak fotoğraf yeni değildi.Çocukluk fotoğrafıydı.Adrian yaklaşık on yaşlarındaydı.Yanında genç bir kadın duruyordu.Eliz’in nefesi kesildi.Çünkü o kadını tanıyordu.
Fotoğrafın altında tek bir cümle yazıyordu.
—"Bana neden hiç geçmişimi sormadın?"
Eliz’in elleri titremeye başladı.Noah hemen telefonu aldı.
"Bu imkânsız."
Eliz ona baktı."Neden?"
Noah’ın yüz ifadesi değişti."Çünkü bu kadın..."
Kısa bir sessizlik oldu.
"...senin annen."
≈≈≈
Yazım hatalarım varsa eğer sizden içtenlikle özür dilerim. Umarım okurken zevk almışsınızdır.Beğenmeyi ve yorum atmayı unutmayın. Sonraki bölüme kadar hoşçakalın.
