4. bölüm · Karanlığın Fısıltısı

Bölüm 4 — İlk Karşılaşma

Yamada -kun

Gece boyunca neredeyse hiç uyuyamamıştı.Siyah kart hâlâ mutfak masasının üzerindeydi.
"Merak etme... Henüz sana dokunmayacağım."
Eliz, her baktığında omurgasından soğuk bir ürperti geçtiğini hissediyordu.
Sabah saat sekizde telefonu çaldı.Arayan yine Noah’tı.
"Uyandın mı?"
"Aslında pek uyuduğum söylenemez."
"Sesin yorgun geliyor."
"Yorgun değilim, Noah. Sadece zihnimde aynı sorular dönüp duruyor. Beni neden seçti? Beni nereden tanıyor? Ve en önemlisi... Evime kadar nasıl ulaştı?"
Noah derin bir nefes aldı."Ben de bütün gece dosyaları inceledim. Apartmanın güvenlik kameralarını kontrol ettik, ancak ilginç bir durum var."
"Ne buldunuz?"
"Hiçbir şey."
"Nasıl yani?"
"Kutunun bırakıldığı saatlerde kameralarda kimse görünmüyor. Ne apartmana giren biri var ne de çıkan. Sanki kutu bir anda oraya bırakılmış gibi."
Eliz istemsizce kısa bir kahkaha attı."Harika... Demek ki artık hayaletlerle uğraşıyoruz."
"Şaka yapmaya çalışıyorsun ama sesinden korktuğun anlaşılıyor."
"Korkmuyorum... Sadece neyle karşı karşıya olduğumu bilmiyorum."
"Bugün üniversiteye gitme."
"Neden?"
"Çünkü seni koruyacak ekip henüz hazır değil."
Eliz sinirle ayağa kalktı."Hayır, Noah. Hayatımı durduramam. Eğer bugün okula gitmezsem, yarın markete de gitmem. Sonra evden çıkamaz hâle gelirim. Bu adamın hayatımı yönetmesine izin vermeyeceğim."
Noah birkaç saniye sessiz kaldı."Tamam... Ama tek başına dolaşmayacaksın. Söz ver."
"Deneyeceğim."
"Denemeyeceksin, söz vereceksin."
"...Söz."

...

Üniversite...Koridorlar her zamanki gibi kalabalıktı.
Öğrenciler sınavlardan, projelerden ve hafta sonu planlarından söz ediyordu.
Eliz ise sanki bambaşka bir dünyadaydı.Sürekli arkasına bakıyor, karşısına çıkan her yabancı yüzü dikkatle inceliyordu.
Tam kütüphaneye girecekken omzuna biri çarptı.Elindeki kitaplar yere düştü.
"Ah... Özür dilerim."
Derin ve sakin bir erkek sesi...Eliz başını kaldırdı.Uzun boylu, siyah montlu bir adam kitapları toplamaya başlamıştı.
"Sorun değil."
Adam son kitabı uzatırken hafifçe gülümsedi."Kriminoloji..."Kitabın kapağına baktı."Oldukça ilgi çekici bir bölüm seçmişsin."
Eliz kitabı eline aldı."Evet."
Adam birkaç saniye boyunca ona baktı."Sana bir tavsiyede bulunabilir miyim?"
Eliz kaşlarını kaldırdı."Dinliyorum."
"Bazı dosyalar açılmamalıdır. Çünkü bazı gerçekleri öğrendiğin anda, eski hayatına geri dönemeyebilirsin."
Eliz şaşkınlıkla adama baktı."Birbirimizi tanıyor muyuz?"
Adam hafifçe başını iki yana salladı."Hayır."
"O hâlde benim hangi dosyalarla ilgilendiğimi nereden biliyorsunuz?"
Adam gülümsedi."Elindeki kitaplar bunu anlamak için yeterli."
Tam o sırada kütüphaneci seslendi:
"Bay Crowe! İmza günü on dakika sonra başlayacak."
Eliz’in gözleri büyüdü."Adrian Crowe...Ünlü polisiye yazarı..."
Adam başını hafifçe eğdi."Demek ismimi duymuşsun."
"Kitaplarınızı okudum."
"Bunu duymak güzel."
"Ama kitaplarınızdaki cinayetler... Fazlasıyla gerçekçi."
Adrian’ın yüzündeki gülümseme bir anlığına silindi.
"Gerçek, hayal gücünden çok daha acımasızdır."
"Bu kadar gerçekçi yazabilmeniz ilginç."
"Belki de insanları dikkatle gözlemliyordurum."
"Ya da..."Eliz cümlesini yarıda kesti.
"Ya da?"
"Boş verin."
Adrian birkaç saniye boyunca gözlerinin içine baktı."Hayır. Merak ettim."
"Yok bir şey."
"İnsanlar genellikle cümlelerini yarım bırakmaz."
Eliz derin bir nefes aldı."Demek istediğim... Cinayetleri sanki yaşamış gibi anlatıyorsunuz."
Koridor bir anda sessizleşmiş gibiydi.
Adrian, gözlerini Eliz’den ayırmadan yanıt verdi."Yazarların görevi budur."
"Peki ya bazen insanlar, yazar sandıkları kişilerin aslında başka sırlar taşıdığını öğrenirse?"
Adrian’ın sesi sakindi."O zaman önce kanıt bulmaları gerekir."
İkisi de birkaç saniye boyunca birbirlerine baktı.Sanki her biri karşısındaki kişiyi çözmeye çalışıyordu.
Tam o sırada Eliz’in telefonu titredi.Bilinmeyen numara.Mesajı açtı.
—"Adrian’dan şüphelenmen normal. Ama yanlış kişiye bakıyorsun."
Eliz’in kalbi hızla atmaya başladı.Başını kaldırdığında Adrian hâlâ karşısındaydı.
Mesajı...Kim göndermişti?Ve en korkuncu...Birisi, tam o anda onları birlikte izliyordu.