🐺4.Bölüm🐺

Vaveyla Yazarı: Gece Kuşu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: 🐺4.Bölüm🐺
  1. 1 🐺1.Bölüm🐺1.431 kelime
  2. 2 🐺2.Bölüm🐺1.147 kelime
  3. 3 🐺3.Bölüm🐺1.755 kelime
  4. 4 🐺4.Bölüm🐺1.281 kelime · Okuduğun bölüm
  5. 5 🐺5.Bölüm🐺1.755 kelime
  6. 6 🐺6.Bölüm🐺2.208 kelime
  7. 7 🐺7.Bölüm🐺1.264 kelime
  8. 8 🐺8.Bölüm🐺2.052 kelime
  9. 9 🐺9.Bölüm🐺1.683 kelime
  10. 10 🐺10.Bölüm🐺1.453 kelime
  11. 11 🐺11.Bölüm🐺1.449 kelime
  12. 12 🐺12.Bölüm🐺2.175 kelime
  13. 13 🐺13.Bölüm🐺1.418 kelime
  14. 14 🐺14.Bölüm🐺1.092 kelime
  15. 15 🐺15.Bölüm🐺1.851 kelime
  16. 16 🐺16.Bölüm🐺1.539 kelime
  17. 17 🐺17.Bölüm🐺1.136 kelime
  18. 18 🐺18.Bölüm🐺1.732 kelime
  19. 19 🐺19.Bölüm🐺1.807 kelime
  20. 20 🐺20.Bölüm🐺3.115 kelime
  21. 21 🐺21.Bölüm🐺2.200 kelime
  22. 22 🐺22.Bölüm🐺1.578 kelime
  23. 23 🐺23.Bölüm🐺1.087 kelime
  24. 24 🐺24.Bölüm🐺1.332 kelime
  25. 25 🐺25.Bölüm🐺1.419 kelime
  26. 26 🐺26.Bölüm🐺1.140 kelime
  27. 27 🐺27.Bölüm🐺1.633 kelime
  28. 28 🐺28.Bölüm🐺810 kelime
  29. 29 🐺29.Bölüm🐺800 kelime
  30. 30 🐺30.Bölüm🐺1.683 kelime
  31. 31 🐺31.Bölüm🐺1.547 kelime
  32. 32 🐺32.Bölüm🐺1.640 kelime
  33. 33 🐺33.Bölüm🐺1.902 kelime
  34. 34 🐺34.Bölüm🐺1.345 kelime
  35. 35 🐺35.Bölüm🐺2.037 kelime
  36. 36 🐺36.Bölüm🐺725 kelime
  37. 37 🐺37.Bölüm🐺676 kelime
  38. 38 🐺38.Bölüm🐺804 kelime
  39. 39 🐺39.Bölüm🐺2.284 kelime
  40. 40 🐺FİNAL🐺1.324 kelime
  41. 41 🐺Teşekkür🐺708 kelime
  42. 42 🐺İsimler ve Anlamları🐺513 kelime
  43. 43 🐺Duyuru🐺653 kelime

𐰃𐰓𐰃: 𐰆𐰴𐰽𐰕: 𐰰𐰇𐰚: 𐱅𐰇𐰼𐰰: 𐰨𐰀: 𐰆𐰞𐰺𐰆𐰺: 𐰼𐰢𐰾: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰴𐰍𐰣: 𐰼𐰢𐰾: 𐰞𐰯: 𐰴𐰍𐰣: 𐰼𐰢𐰾: 𐰉𐰆𐰖𐰺𐰸𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐰋𐰃𐰠𐰏𐰀: 𐰼𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰞𐰯: 𐰼𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰋𐰏𐰠𐰼𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐰉𐰆𐰑𐰣𐰃: 𐰘𐰢𐰀: 𐱅𐰇𐰕: 𐰼𐰢𐰾: 𐰣𐰃: 𐰇𐰲𐰇𐰤: 𐰃𐰠𐰏: 𐰨𐰀: 𐱃𐰆𐱃𐰢𐰾: 𐰼𐰨: 𐰃𐰠𐰏: 𐱃𐰆𐱃𐰯: 𐱅𐰇𐰼𐰇𐰏: 𐰃𐱅𐰢𐰾: 𐰇𐰕𐰃 : 𐰨𐰀 :

~Çok örgütsüz,kabilesiz(düzensiz) yaşayan Göktürkleri düzenleyerek böylece tahta oturmuş. Akıllı,bilgili Kağan imiş. Cesur Kağan imiş. Buyruğundaki(emirleri altındaki kumandanları) de bilge, akıllı imiş şüphesiz. Beyleri de halkı da düz imiş(dosdoğruymuş). Onun için devleti öylece tutmuş(yönetmiş) şüphesiz. Devleti tutup(yönetip), yasayı düzenlemiş.~

🏹

"Ben... Tang Hanedanlığı'ndan Wu Yifan. Bu yaptığın cesur hareketin bedelini ödeyeceğini bilmiyor musun güzellik?"

Ne diyor bu?! Bir dakika! Çin tarihinin tek kadın imparatoru Wu Zetian...

Kapgan Kağan döneminde Tang Hanedanı'nın imparatorunu ve başa geçen nice kişiyi, hatta öz oğlunu bile öldürterek başa geçen tek kadın imparator Wu Zetian ile bu ukalanın bir alâkası olabilir mi?

Kahretsin!

O zaman bu da... Doğru ya, Wu Yifan. Acımasız,gaddar, zalim, kana doymayan Prens.

Gözlerimi yumdum.

Şimdi ayvayı yedin Asena.

"Ne o? Sustun."

Yummuş olduğum gözlerimi hemen açtım. Zafer kazanmış edayla sırıtan bu ukala prense ölümcül bakışlarımı gönderdim.

Çin tarihinde böyle ünlenmiş bir şahsiyet kanlı canlı karşımda duruyor. İnkâr etmeyeceğim. Oldukça yakışıklı da. Ama karakteri...

"Elimden geldiğince samimi ve sevecen bir şekilde yaklaşmaya çalıştım. Ama olmadı. Senin yüzünden sinirlendim. Ne olacak şimdi? Ben sinirlenince sinirim geçene kadar kan akıtırım. Şimdi... Şimdi de bunu mu yapmalıyım?"

Benim vicdanlı biri olduğumu düşünerek vicdanımdan vurmaya çalışıyor. Sanırım kendi canımdan çok masumların canını düşündüğümü tahmin edebiliyor. Öyle de. Ama ona, bunun tam tersini göstermeli ve umursamamazlık maskesini takmalıyım.

"Umurumda değil. Ne yaparsan yap."dedim.

Biraz daha yaklaştı. Dibime girmişti. Ama korkmadığımı ona göstermek için yerimden gram kımıldamadım.

"Üzerindekiler... Arkandaki kılıç... Yere serdiğin askerlerim... Asker misin diyeceğim ama bugüne kadar orduda kız görmedim. Ayrıca saray emrinde olsaydın kuzu gibi onları dinler ve sözlerinden çıkmazdın. Dolayısıyla bana karşı gelecek cesareti de kendinde bulamazdın. Peki... Nesin sen? Kimsin? "

Sırıttım. Çince konuştuğum için benim Tang Hanedanlığı emrindeki askerlerden biri olduğumu düşünmüş. Alaya alarak cevap verdim.

"Sanane? Bunun seni ilgilendireceğini zannetmiyorum."

Moralinin bozulmadığını göstermek için sürekli sırıtıyordu ama bozulduğunu gayet iyi anlayabiliyordum.

"Cesaretin beni oldukça etkilemeye devam etse de giderek sinirleniyorum bilmiş ol."

Gülüşümü artırdım. Onunla bayağı bir dalga geçerek konuştum.

"Çok korktum prensim. Lütfen beni affedin."

"Sen... Bu ne cürret?! Fazla oluyorsun."

Türk olduğumu söyleyip hava atsam ne kadar da güzel olurdu. Bir an düşündüm. Türk milletine zarar vermeye kalkışır mı acaba, diye. Ancak neden şüphe ediyorsam? Çin kim ki?

Gülmeyi kestim ancak sırıtmaya devam ettim.

"Ben Türk'üm, Türk! Damarlarımda akan bu Türk kanı, akmaya devam ettiği müddetçe gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam!"

"Lanet olasıca keçi çobanları. Demek sen de onlardansın?"

"Size şu devasa seddi yaptıran keçi çobanlarına kurban olurum ben."

Elimle işaret ettiğim yerde devasa Çin Seddi görünüyordu. Prensin yüzü kasım kasım kasıldı.

Yine eliyle işaret verdi.

Bu defa birçok asker çevremi kuşattı.

Hepsine dikkatle bakarak içimden bir küfür savurdum.

Kılıç kullanabilsem neyse ama sadece dövüşerek bu kadar askerin içinden çıkabilir miyim bilmiyorum. Çünkü ben hızlı olsam da onlar da hızlı. Birine karşı koyamadan bir diğeri atılacaktı üzerime.

Ama ne olursa olsun teslim olamam. Bunların ne yapacağı belli olmaz.

Buradan,bu çemberin içinden nasıl çıkabileceğimi düşünürken bir ıslık sesi işittim. Bu bir insana ait değildi. Olsa olsa ancak güzel bir oka ait olabilirdi.

Doğru işitmişim. Nereden geldiği belli olmayan bir ok, arkamdaki askerlerden birini yere serdi.

Bu ok... Bunu daha önce de gördüm. Barlas... Barlas'ın okları!

Tebessüm ederek bu durumu ve askerlerin şaşkınlıklarını fırsat bilerek her zamanki hızımdan faydalandım.

Çok hızlı bir şekilde yere serilen askerin yanındaki askerin üzerine atıldım.

Beni fark etti. Hızla geriledi. Eli belindeki kılıcına uzanacaktı. O uzanmadan öne atıldım ve buna engel oldum. Kılıcını çıkaramadan sıçrayarak üzerine atıldım.

Havadayken sert tekmelerimden birini göğsüne indirdim. Dengesini kaybedip yere düştü.

Arkam boşalınca boşalan taraftan süratle koşmaya başladım. Hızlılık her alanda üzerimdeydi ve buna şu an şükrediyordum.

Okun geldiği yön bu taraftı. Oku atan yine çok büyük ihtimalle Barlas'tı ve bana yardıma gelmişti. Bu yüzden bu tarafa doğru koşuyorum.

Peşime sürüce asker takıldı. Ok atmayı biliyorken keşke ok ve yay da alsaydım. Ama uğradığım demir ustasında görememiştim.

Derken hemen ileride yan taraftaki esnafın tezgâhında içi dolu bir ok çantası ve güzel işlemeli, küçük bir yay görünce sevincime mâni olamadım. Keşke başka bir şey dileseymişim.

Yana doğru yaklaşıp koşmaya devam ettim. Tezgâhın üzerindeki yayı ve ok çantasını kaptım. Çantayı omzuma astım. Hızla arkaya uzanıp elime bir ok aldım ve koşmayı bırakıp arkama döndüm.

Yayı gererek oku bana en çok yaklaşan askere fırlattım. Ok süratli bir şekilde parmaklarımın arasından çıktı ve askerin başının bir tarafindan girip öbür tarafından çıktı.

Böyle bir görüntüye alışkın değildim. Kanlı canlı böyle bir anı yaşayınca,hatta daha doğrusu buna sebebiyet verince... Midem kalktı. Gözlerimi yumdum.

Göğsümdeki bu sıkışma... Vicdan azabı başladı sanırım. Sonuçta ilk defa...

Yaklaştılar Asena! Kendine gel! Bunu yapmak zorundasın!

Soğuk kanlılığımı korumaya çalışarak sırtımdaki çantaya uzandım ve hızla bir ok daha alıp yine bana en çok yaklaşan askere fırlattım. O da aynı şekilde kanlar içerisinde yere serildi.

Arkadaki sürü yaklaşmaya devam etti. Hepsine ok atabilecek zamanım yoktu. Omzumdaki çantadan bir ok daha alıp firlatmadan koşmaya devam ettim. Biraz arayı açınca yine hızla firlatırdım.

Sola döner dönmez bir anda önüme çıkan tezgâhı fark ederek üzerinden uzunca sıçradım. Ayaklarım yer ile buluştuğunda olduğum yerde durup başı boş kalmış tahta tezgâhı devirdim. Arkasına geçtim.

Yayı hazırladım. Oku yerleştirdim. Sola dönen ilk askere oku fırlattım.

Garip bir ses çıkararak havada zıpladı ve sırt üstü yere düştü. Onun arkasından gelen bir asker önüne kanlar içerisinde düşen asker yüzünden dengesini kaybetti.

Tökezledi.

Onun bu anını fırsat bilip omzumdaki çantadan aldığım oku yayıma yerleştirerek hedef aldım. Müsait olunca kafasını biraz daha yukarı kaldırır kaldırmaz oku serbest bıraktım. O da okumdan nasibini aldı.

Arkalarından onların bu hâli yüzünden daha temkinli gelen asker beni gördü. Hızla arkamdan ok aldım ve yerleştirdim. Bunu görünce bir sağa bir sola giderek zekice koşmaya başladı.

Ben de yayımla bir sağa bir sola hedef alıyordum ama bir türlü tutturamıyordum. Bana çok fazla yaklaşınca panik yaparak oku bıraktım. Askeri sıyırdı geçti ama ona isabet etmedi.

Bir anda asker, yıkmış olduğum tezgâhın üzerinden sıçrayarak benim üzerime atladı.

İstemsizce çığlık attım.

Askerin tüm ağırlığı üzerimdeydi ve benim sırtım yerdeydi. Ayriyeten sırtımda duran ok çantası içinde bulunan oklar ve kılıç da fena halde batıyordu.

Önceliğim üzerimdeki olduğu için ona odaklandım. Boğuşmaya başladık.

Çok güçlüydü. Sürekli boynuma uzanmaya çalıştı.

Ellerimle ellerini tutup engel olmaya çalışıyordum. Şu ana kadar başarılı olsam da daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.

Derken ellerimden biri gevşedi. Asker de anında tek elini boğazıma yerleşti. Sıkmaya başladı. Diğer elimle de onun elini boğazımdan çekmeye çalıştım. Ancak başarısız oldum.

Nefessiz kaldım. Yutkunamıyordum bile.

Öleceğimi düşündüğüm an aklıma kemer kısmına yerleştirdiğim ve bugün aldığım hançer geldi.

Tek elimle onun ellerini çekmek için direnmeye devam ederken sağ elimi kemerimin olduğu kısma getirdim. Elimle orayı yokladım. Hançeri bulur bulmaz hızla çektim ve boğazımı sıkan askerin boynuna sapladım.

Askerin boynumdaki elleri gevşedi. Sağa, tezgâha doğru yığıldı ve beraberinde tezgâhı da devirdi.

Yanına gittim ve boynuna saplamış olduğum bıçağı çektim. İlk çekişte gelmedi. Bıçağı alamadım. İkinci çekişim daha kuvvetli oldu. Bıçak elime geldi.

Derin derin öksürüyor ve nefesler alıp veriyordum.

Yemin ederim,az daha ölecektim. İlk defa ölüme bu kadar yaklaştım.

Kalbim küt küt atmaya devam ederken bıçağı yeniden belime yerleştirdim. Asker üzerime atlayınca düşürmüş olduğum yayı yerden alarak bilmediğim yerlere doğru koşmaya devam ettim.

Peşimden gelen yoktu. Ama yine de elimden geldiğince dikkatli olmaya çalışıyordum.

Bir anda önüme tanımadığım birkaç kişi çıktı.

Elimdeki yaya hızla bir ok yerleştirmiş fırlatacakken arkalarından Kapgan'ın sesini duyunca son anda oku parmaklarımın arasında sıkıca tutup, parmaklarımdan kayıp fırlama ihtimâline karşı yere doğrulttum.

"Dur! Dur sakın fırlatma,benim Kapgan!"

Kapgan'ı görünce içim rahatladı. Tebessüm ettim.

Onlara doğru koşmaya devam ettim.

Yanlarına vardığımda Kapgan beni bileğimden tuttu ve yeniden koşmaya başladı.

Dalaklanmıştım ancak çektiğim acıya rağmen yine de çıtımı çıkarmadım. İtiraz etmeden Kapgan'ın beni yönlendirmesine izin verdim.

...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 15beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18