İZMARİT SOKAĞI kitap kapağı

2. bölüm / 6

İZMARİT SOKAĞI

HİKMETİN YOKLUĞU

Vaveyla Yazarı: İsa Durmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: HİKMETİN YOKLUĞU

Babam gideli iki hafta olmuştu.
Altı yaşındaydım.
İki hafta...
Bir çocuk için iki hafta uzun mudur, kısa mıdır bilmiyorum. Benim içinse sanki evin içinden bir şey kopmuş ve yerine hiçbir şey konmamış gibiydi.
Hikmet gitmişti.
Sadece manevî olarak değil, maddî olarak da evin dengesi bozulmuştu. Annem artık evin bütün yükünü tek başına taşımak zorundaydı.
Mesailer arka arkaya gelmeye başladı.
Annem çalışıyordu.
Çalışmak zorundaydı.
Ama bir yandan da iki çocuğu vardı.
Sedat özel bir çocuktu. Annem onu bana emanet edemezdi. Ben ise daha altı yaşındaydım. Benim de başımın çaresine bakabilecek yaşım yoktu.
Böyle olunca annemin önünde tek bir yol kaldı:
Bizi dedeme bırakmak.
İşte dostlar...
Anne tarafıyla asıl yakınlaşmamız böyle başladı.
Dedem Tahir yaşlanmıştı.
Üstelik bir felç geçirmişti.
Ananem Çiçek ise bir yandan dedemle ilgileniyor, bir yandan evin düzenini yürütmeye çalışıyordu.
Aynı evde Ferhat dayım, eşi Çağla ve çocukları Mert de yaşıyordu.
Böyle bir evde çocuk olarak fazla seçenek yoktu.
İster istemez herkesle iç içe oluyordun.
Ferhat dayım...
Çocukluğumun kahramanıydı.
Benim gözümde başka biriydi.
Bugün ise yolda görsem, sanki yabancı biriymiş gibi geçip gidecek kadar uzak.
İnsanların hayatındaki yerinin yıllar içinde nasıl değişebileceğini o zamanlar bilmiyordum.
Ben sadece çocuktum.
Ve o günlerde Ferhat dayım benim için kahramandı.
Bir de ailenin en küçük kardeşi Mahmut dayım vardı.
Annemin gözdesi.
Sırdaşı.
Yoldaşı.
Zamanı geldiğinde benim karşıma bile geçebilecek kadar değer verdiği Mahmut...
Benim ise baba yerine koyduğum adamdı.
Çocuk aklımla Hikmet'in bıraktığı boşluğa onu koymuştum.
Belki bir çocuğun yaptığı en doğal şeydi bu.
Babasının yerinde birini aramak.
Ben Mahmut dayımı o yere koydum.
Ama yıllar sonra beni yarı yolda bırakan o meşhur Mahmut dayım olacağını bilmiyordum.
Bunların hiçbirini bilmiyordum.
Çünkü ben daha altı yaşındaydım.
Gece yine geç olmuştu.
Annem işten yorgun argın çıkıp geldi.
Uzun kavak ağaçlarının olduğu sapağı hatırlıyorum.
Gecenin karanlığında cırcır böceklerinin sesi...
Annem beni sırtına aldı.
Bir elinde abim vardı.
Bir yanda Sedat...
Sırtında ben...
Ve önümüzde eve kadar uzanan karanlık bir yol.
Annemin yorgun adımlarını bugün bile gözümün önüne getirebiliyorum.
O zaman bunun ne kadar ağır olduğunu anlayamazdım.
Ben sadece annemin sırtındaydım.
Babamın yokluğu bizi acı, dikenli bir yola sokmuştu.
Annem çalışmak zorundaydı.
Bizi dedeme bırakması onun gözünde belki de bize yardımcı olmanın, bizi korumanın bir yoluydu.
Ama hayat bazen insanın iyi niyetle açtığı kapının arkasına bambaşka şeyler saklar.
Biz bir aileye sığınmıştık.
Zamanla o ailenin içinde başka bir kaosun büyüdüğünü görecektik.
Çocukken yolunu gözlediğim akrabalarım vardı.
Görmek için can attığım insanlar...
Yanlarına gitmek için sabırsızlandığım insanlar...
Ama insan bir günde soğumuyor.
Bir günde uzaklaşmıyor.
Bazı şeyler önce içine küçük bir diken gibi batıyor.
Sonra o diken büyüyor.
Ben de bir günde Karga olmadım.
Zamanla oldum.
İçime attıklarım çoğaldıkça...
Söyleyemediklerim biriktikçe...
Çocukluğumdan eksilenler arttıkça...
Kırlangıç evinin o masum çocuğu, yavaş yavaş kendi içine dönmeye başladı.
Siz beni daha yeni tanıyorsunuz.
Hikmet'in yokluğunun altında büyüyen ismet'i daha tam görmediniz.
Ama göreceksiniz.
Çünkü benim hikâyem, babamın gitmesiyle bitmedi.
Asıl o gün başladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.