İsfad one shot kitap kapağı

10. bölüm / 17

İsfad one shot

Sinir Oluyorum•Rastlantı

Vaveyla Yazarı: N Y

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: Sinir Oluyorum•Rastlantı

Bol bol yorum ve beğenilerinizi bekliyorumm💙

İyi okumalarr
🌊🤍

Kahvenin önündeki kalabalık yavaş yavaş dağılırken kimse gerçekten normal davranmıyordu. İnsanlar bakışlarını kaçırıyor gibi yapıyor ama hâlâ onları izliyordu.
Fadime’nin içi sıkıştı.
Dedikodunun ailelere ulaşması kötüydü. Çünkü artık mesele sadece kıskançlık ya da inatlaşma değildi. Gerçekten büyüyordu.
İso birkaç saniye boyunca sessiz kaldı. Sonra Oruç’a dönüp kısa bir sesle,
“Sen git.” dedi.
Oruç ikisine baktı.
“Çabuk gel bari.” deyip uzaklaştı.
Şimdi kahvenin önünde sadece İso ve Fadime kalmış gibiydi.
Fadime kollarını bağladı.
“Gördün mü?” dedi sinirli bir şekilde. “Olacağı buydu.”
İso bakışlarını yere indirip tekrar ona döndü.
“Pişman mısın?”
Fadime kaşlarını çattı.
“Neyden?”
“Dün gece benimle gelmenden.”
Fadime’nin kalbi kısa süreliğine sıkıştı. Ama yüzünü bozmadı.
“Konu o değil.”
İso hafifçe başını salladı.
“Demek değil.”
Fadime sinirle ona baktı.
“Her şeyi yanlış anlıyorsun.”
“Anlat o zaman.”
Bu cümleyle birlikte aralarında sessizlik oluştu.
Fadime anlatamazdı. Çünkü kendisi de ne hissettiğini tam bilmiyordu.
Sadece İso başka biriyle konuşunca sinirleniyor, biri ona yaklaşınca içi daralıyor, yanında olunca da her şeyi unutuyordu.
Ve bu hislerin hiçbiri mantıklı değildi.
İso birkaç saniye boyunca onu izledi. Sonra ilk kez sesi biraz yumuşadı.
“Sana bir şey mi dediler evde?”
Fadime hemen gözlerini kaçırdı. Bu bile cevap olmuştu aslında.
Sabah çıktığında evdekilerin bakışları farklıydı. Abisi gereğinden fazla sessizdi. Evde kimse direkt bir şey söylememişti ama herkes bir şey duymuş gibiydi.
İso bunu anlamıştı.
Çenesi gerildi.
“Benim yüzümden mi oldu?”
Fadime istemsizce ona baktı.
İlk kez sesinde suçluluk vardı.
Bu, İso’da alışık olmadığı bir şeydi.
“Senin yüzünden olmadı.” dedi daha sakin bir sesle. “Bizim yüzümüzden oldu.”
İso bu cümlede takılı kaldı.
Bizim.
Fadime de söylediği şeyi fark etmişti ama geri alamıyordu artık.
İkisi birkaç saniye boyunca birbirine baktı. Kahvenin önündeki uğultu bile uzaklaşmış gibiydi.
Tam o sırada ileriden sert bir korna sesi duyuldu.
İso başını çevirdiği anda yüzündeki ifade değişti.
Koyu renk bir araba kahvenin önünde durdu.
Arabadan sert bakışlı, iri yapılı bir adam indi.
İso’nun amcasıydı.
Şerif kapıyı sertçe kapatıp etrafa kısa bir bakış attı. Kahvenin önündeki insanlar hemen sessizleşti. Çünkü herkes ondan çekinirdi.
Bakışları direkt İso’ya kaydı. Sonra Fadime’ye.
Ve yüzü daha da sertleşti.
“Demek doğruymuş.” dedi ağır bir sesle.
İso hemen dikleşti.
“Amca—”
Adam sertçe sözünü kesti.
“Sen sus önce.”
Ortam bir anda buz gibi oldu.
İso’nun çenesi sıkıldı ama geri adım atmadı.
Amcası birkaç adım daha yaklaşıp düşük ama tehditkâr bir sesle konuştu.
“FURTUNA senin adını konuşuyor bugün.”
İso gözünü kırpmadan karşılık verdi.
“Konuşsun.”
Bu cevap adamı daha da sinirlendirdi.
“Sen aklını mı kaçırdın?” dedi sertçe. “Kimle yan yana durduğunu unutuyorsun galiba.”
Fadime tam geri çekilecekti ki İso istemsizce yarım adım önüne geçti.
Bu hareketi ikisi de fark etti.
Amcası da.
Adam birkaç saniye boyunca İso’ya baktı. Sonra acı bir şekilde güldü.
“Bir de kızı korumaya kalkıyor.”
İso’nun sesi bu kez daha sert çıktı.
“Kimse ona laf etmeyecek.”
Bu cümle havayı tamamen değiştirdi.
Fadime’nin kalbi hızlandı ama bunu belli etmemeye çalıştı.
Amcası gözlerini kıstı.
“Sen farkında değilsin galiba ama bu işin sonu kötü.”
İso bir an bile geri çekilmedi.
“Ben kötü bir şey yapmadım.”
“Şimdilik yapmadın.” dedi amcası. “Ama böyle devam edersen iki tarafı da karşına alırsın.”
Fadime ilk kez İso’nun yüzünde küçük bir değişim gördü.
Aile meselesi onun zayıf noktasıydı.
Çünkü babası öldüğünden beri onu büyüten kişi amcasıydı. Ve İso buna rağmen karşısında dimdik duruyordu.
Adam tekrar İso’ya döndü.
“Arabaya bin.”
İso yerinden kıpırdamadı.
Amcasının sabrı taşmaya başlamıştı.
“İso.”
İso sonunda gözlerini Fadime’den ayırmadan konuştu.
“Sen git eve amca.”
Fadime o an neye daha çok sinirlendiğini anlayamadı. Emir vermesine mi, yoksa gerçekten onu korumaya çalışmasına mı.
Ama bir şey çok açıktı.
İso, herkes karşısına geçse bile geri çekilmeyecekti.

….

Kahvenin önündeki olaydan sonra Kardeniz’de hava gerçekten değişmişti.
Artık insanlar İso ile Fadime’yi yan yana görünce bakışlarını kaçırmıyor, direkt konuşuyordu.
Bu yüzden ikisi de istemeden geri çekildi.
İlk birkaç gün boyunca birbirlerini sadece uzaktan gördüler.
Bir sabah Fadime fırından çıkarken karşı kaldırımda İso’yu gördü. İso da onu fark etti ama bu sefer yaklaşmadı.
Sadece kısa bir bakış attı.
Sonra yürüyüp geçti.
Fadime nedense buna daha çok sinirlendi.
“Şimdi de görmezden geliyor.” diye söylendi kendi kendine.
Aynı gün akşam üstü İso kahvenin önünde otururken Fadime’nin arkadaşlarıyla geçtiğini gördü. Fadime bir an ona baktı… sonra sanki hiç tanımıyormuş gibi kafasını çevirdi.
Bu sefer İso’nun morali bozuldu.
Oruç bunu fark edip sinsice sırttı.
“Ne oldu?”
“Bir şey olmadı.” dedi İso sertçe.
“Oldu.” dedi Oruç rahat rahat çayını içerken. “İkiniz de birbirinizi görünce başka yere bakıyorsunuz.”
İso cevap vermedi. Çünkü doğruydu.
Uzak durmaya çalışıyorlardı.
Ama bu durum her şeyi daha kötü yapıyordu.
—

Aradan yaklaşık iki hafta geçti.
Dedikodular biraz azalmıştı ama aralarındaki garip gerilim hâlâ duruyordu.
O akşam hava kapalıydı. Karadeniz’in üstüne çöken koyu bulutlar yüzünden erkenden kararmış gibiydi.
Fadime arkadaşından dönerken sahil yolunu kullanmıştı. Yol tenha sayılırdı ama eve daha kısa sürüyordu.
Tam virajı döndüğü sırada araba aniden sarsıldı.
Fadime kaşlarını çattı.
“Hayır ya…”
Araba bir kez daha tekledi ve tamamen durdu.
Motor sesi kesildi.
Fadime birkaç kez çalıştırmayı denedi ama olmadı.
“Şaka gibi…”
Tam o sırada gökyüzü gürledi. Ardından yağmur başladı.
Hem de aniden bastıran sert Karadeniz yağmurlarından biri.
Fadime hızlıca arabadan inip kaputu açtı ama hiçbir şey anlamıyordu. Yağmur yüzünden saçları ve montu saniyeler içinde ıslandı.
Telefonunu çıkarıp çekiyor mu diye baktı.
Çok az çekiyordu.
Tam birini aramayı düşünürken ileriden far ışıkları göründü.
Siyah bir araba yağmurun içinden yavaşça yaklaştı.
Fadime önce önemsemedi.
Ta ki araba durana kadar.
Kapı açıldı.
Ve içinden İso indi.
Yağmur yüzünden saçları alnına düşmüştü. Üzerinde şenlikte giydiği o koyu renk montu vardı.
Fadime birkaç saniye hiçbir şey diyemedi.
İso ise önce yolu kapatan arabaya baktı, sonra ona.
“Tabii ki sensin.” dedi sonunda.
Fadime hemen terslendi.
“Ben özellikle bozmadım arabayı.”
İso ağır adımlarla yaklaştı. Yağmur ikisinin de üstüne sert sert yağıyordu.
“Çekilmiyor mu?”
“Fark etmedin mi sence?”
İso kısa bir nefes verdi.
“Yine aynı sinir.”
Fadime kaputu kapatırken söylendi.
“Seninle karşılaşınca geçmiyor.”
İso buna istemsizce hafif güldü. Ama hemen toparladı yüzünü.
Sonra arabaya tekrar baktı.
“Kontak denedin mi?”
“Yok, süs diye buradayım.”
İso başını iki yana salladı.
“İki hafta konuşmadık, yaptığımız ilk şey yine kavga.”
Bu cümle ikisini de kısa süre susturdu.
Çünkü fark etmemeye çalışsalar da o iki haftalık uzaklık ikisine de kötü gelmişti.
Yağmur daha da hızlandı.
İso sonunda montunun fermuarını açıp Fadime’nin başına doğru tuttu.
“Geç şuraya.”
Fadime kaşlarını çattı.
“Sen?”
“Yağmurdan erimem.” dedi İso.
Fadime istemeden montun altına geçti. Omuzları birbirine çok yakın kalmıştı şimdi.
Ve bu, son haftalardaki bütün kaçışlardan daha tehlikeli hissettirmişti.
Yağmur giderek sertleşip yolun kenarındaki ağaçlar rüzgârla sallanırken, İso hâlâ açık duran kaputa bakıyordu.
Fadime ise montun altında durmasına rağmen titremeye başlamıştı.
İso bunu fark etti.
“Hasta olacaksın.”
Fadime hemen ters cevap verdi.
“Senin yüzünden değilse sorun yok.”
İso kısa bir nefes verip arabaya eğildi.
“Akü gibi durmuyor…” diye mırıldandı kendi kendine.
Fadime kollarını bağladı.
“Anlıyormuş gibi konuşuyorsun bir de.”
İso başını kaldırmadan cevap verdi.
“Arabayı anlamak seni anlamaktan daha kolay, senden daha çok anlıyorum.”
“Ne komik.”
İso istemsizce hafif güldü.
Bu küçük gülüş Fadime’nin dikkatinden kaçmadı. Çünkü uzun zamandır onu ilk kez bu kadar normal görüyordu. Kavga etmiyor, bağırmıyor, sadece… yanındaydı.
Bu düşünce Fadime’nin içini garip şekilde ısıttı.
Tam o sırada gökyüzü yeniden gürledi. Fadime istemsizce irkildi. Ayağı kaygan zeminde hafif kaydı.
Her şey bir anda oldu.
İso refleksle kolundan tutup kendine çekti.
Fadime bir anda onun göğsüne çarptı.
İso’nun eli hâlâ belinin yanındaydı.
İkisi de birkaç saniye kıpırdamadı.
Yağmur sesinden başka hiçbir şey duyulmuyordu.
Fadime yavaşça başını kaldırdı.
İso ona düşündüğünden çok daha yakın duruyordu. Islanan saçlarından damlayan su yüzüne düşüyordu ama gözlerini ondan ayırmıyordu.
Fadime’nin kalbi hızlandı.
İso da fark etmiş gibiydi. Çünkü bakışları kısa süreliğine dudaklarına kayıp tekrar gözlerine döndü.
Sonra sanki yaptığı şeyden rahatsız olmuş gibi hemen geri çekildi.
“Dikkat etsene.” dedi sertleşen sesiyle.
Fadime hemen kendini toparladı.
“Ben istedim sanki.”
Ama sesi eskisi kadar güçlü çıkmamıştı.
İso tekrar arabaya döndü.
“Kontağı dene.”
Fadime arabaya binip anahtarı çevirdi. Motor birkaç saniye ses çıkarıp tekrar sustu.
“Olmuyor.” diye bağırdı camdan.
İso sinirle saçlarını geriye itti. Yağmur tamamen üstüne yağıyordu artık.
Fadime birkaç saniye onu izledi.
Sonra istemeden konuştu.
“Montunu geri al.”
İso ona baktı.
“Üşüyorum sanıyorsan yanlış düşünüyorsun.”
“Ben üşüyorum diye vermedin zaten.” dedi Fadime dalgın şekilde.
Bu cümle İso’nun dikkatini çekti.
“O ne demek?”
Fadime gözlerini kaçırdı.
“Hiç.”
İso yavaşça ona yaklaştı.
“Yok öyle. Devam et.”
Fadime sinirle güldü.
“Sen herkese mont veren biri olmuşsun sonuçta.”
İso birkaç saniye boyunca hiçbir şey demedi.
Sonra sonunda anladı.
“Şenlik…” dedi yavaşça kafasını sallayarak.
Fadime hemen başka tarafa baktı.
“Abartma.”
Ama artık çok geçti.
İso’nun yüzündeki ifade değişmişti. İlk kez gerçekten emin olmuş gibiydi.
Yağmurun altında birkaç saniye boyunca sadece ona baktı.
Sonra alçak bir sesle konuştu:
“Kıskandın.”
Fadime anında karşılık verdi.
“Sen de Eyüphan yüzünden deliriyordun.”
İso’nun çenesi hafifçe gerildi.
Çünkü son haftalarda en çok sinirlendiği şey buydu aslında.Uzak durması.
İso bunu anlamış gibi gözlerini kıstı.
“Bak işte.”
“Ne bak işte?” dedi Fadime sertçe.
İso birkaç saniye sustu. Sonra yağmurun altında ona doğru bir adım attı.
“İki haftadır benimle konuşmuyorsun.”
“Sen konuşuyordun da ben mi cevap vermiyordum?”
“Bilerek yapıyorum sanıyorsun değil mi?”
Fadime sinirle güldü.
“Yapmıyor musun?”
İso’nun çenesi gerildi.
“Uzak durmaya çalışıyorum.”
Bu cümle Fadime’yi hazırlıksız yakaladı.
Ama belli etmedi.
“Ne güzel işte.” dedi omuz silkerek. “Başarmışsın.”
İso bu cevaba hemen karşılık vermedi. Sadece birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra düşük bir sesle konuştu.
“Başaramadım.”
Fadime’nin kalbi istemsizce hızlandı.
Yağmur saçlarından aşağı süzülüyordu ama ikisi de kıpırdamıyordu artık.
İso devam etti.
“Seni her gördüğümde sinir oluyorum.”
Fadime kaşlarını çattı.
“Ne alaka şimdi?”
“Çünkü yanında biri oluyor.” dedi İso sertçe. “Biri konuşuyor, biri bakıyor, biri gülüyor…”
Sesi giderek daha dolu çıkıyordu artık. Sanki haftalardır içinde tuttuğu şeyler taşmaya başlamıştı.
“Sonra ben dönüp bütün gün ona sinir oluyorum.”
Fadime ilk kez cevap veremedi.
İso gözlerini kaçırmadan konuşmaya devam etti.
“Kahvenin önünde o herif sana bakınca sinir oldum.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Şenlikte sen başka masada gülerken sinir oldum.”
Fadime’nin nefesi yavaşladı.
İso’nun sesi artık daha alçaktı ama daha gerçekti.
“İki hafta boyunca seni görmeyince daha çok sinir oldum.”
Bu cümle direkt içine oturdu Fadime’nin. Çünkü aynı şeyi o da yaşamıştı.
Ama gururu hâlâ bırakmıyordu.
“Eee?” dedi zorla. “Bunun suçlusu ben miyim?”
İso aniden güldü ama bu sinirli bir gülüştü.
“İşte en çok ona sinir oluyorum.”
“Neye?”
“Sana.” dedi direkt.
Fadime şaşkınca ona baktı.
İso ilk kez bu kadar açık konuşuyordu.
“Çünkü hiçbir şey yapmadan insanın aklını karıştırıyorsun.”
Yağmur iyice hızlanmıştı artık ama ikisi de umursamıyordu.
Fadime sonunda dayanamayıp konuştu.
“Sanki sen çok normalsin.”
İso kaşlarını kaldırdı.
Fadime bir adım ona yaklaştı bu sefer.
“Sen başka kızlarla konuşunca benim de sinirim bozuluyor.” dedi ilk kez açık açık.
“Millet sana bakınca da bozuluyor.”
İso’nun bakışları değişti.
Fadime devam etti artık durmadan:
“Sonra ben de kendime sinir oluyorum.”
Sesi biraz düştü.
“Çünkü neden umursadığımı bilmiyorum.”
Bu cümleden sonra birkaç saniye boyunca sadece birbirlerine baktılar.
İlk kez kavga etmiyorlardı.
İlk kez gerçekten dürüst davranıyorlardı.
İso yavaşça nefes verdi.
Sonra başını hafif eğip gözlerini ondan ayırmadan konuştu:
“Ben biliyorum.”
Yağmur ikisinin arasında ince bir perde gibi yağıyordu.
Fadime, İso’nun söylediği son cümleden sonra birkaç saniye konuşamadı.
“Ben biliyorum.”
Sesi hâlâ kulağındaydı.
Fadime kaşlarını çatıp bakışlarını kaçırmaya çalıştı.
“Neyi biliyorsun?” dedi sonunda.
İso gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi.
“Neden umursadığını.”
Fadime’nin kalbi hızlandı ama geri çekilmedi.
“Çok biliyorsun sen.”
İso hafifçe başını eğdi.
“Yeterince.”
Bu sefer sessizlik rahatsız edici değildi.
Tam tersine… fazla yoğundu.
Sanki ikisi de ilk kez birbirini gerçekten görüyordu.
Yağmur Fadime’nin saçlarından aşağı süzülürken İso istemsizce elini kaldırdı. Bir saniyeliğine durmuş gibi oldu.
Sonra parmaklarıyla Fadime’nin yanağına yapışan ıslak saç telini çekip geriye itti.
Hareket o kadar doğal olmuştu ki ikisi de birkaç saniye sonra fark etti ne yaptığını.
Fadime’nin nefesi tutuldu.
İso’nun bakışları bir anlığına yumuşadı. Gerçekten yumuşadı.
Ama sonra sanki kendine kızmış gibi elini hemen geri çekti.
“Hasta olacaksın.” dedi sertleşmeye çalışarak.
Fadime istemsizce güldü.
“Az önceki şeyden sonra tek derdin bu mu gerçekten?”
İso kaşlarını çattı.
“Ne yapayım?”
“Hiç.” dedi Fadime ama dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluşmuştu.
İso bunu görünce birkaç saniye sustu.
Sonra istemeden o da hafifçe güldü.
Ve ilk kez birbirlerine sinir olmadan aynı anda gülmüş oldular.
Bu fark edildiği anda ikisi de biraz toparlandı. Çünkü bu yeni his fazla yakındı.
İso boğazını temizleyip tekrar arabaya yöneldi.
“Bir daha çalıştır.”
Fadime arabaya binip kontağı çevirdi.
Fadime direksiyona sertçe vurdu.
“Yok artık…”
Tekrar denedi. Kontak yine boşa döndü.
Dışarıdan İso camı tıklattı.
“Olmayacak.” dedi kısa bir bakışla.
Fadime camı indirip sinirle baktı.
“Şaka mı bu?”
İso başını iki yana salladı.
“Şaka olsa gülerdim.”
Fadime birkaç saniye sessiz kaldı.
“Çekici çağıralım.”
İso kaşlarını kaldırdı.
“Gece bu saatte mi?”
Fadime telefonuna baktı. Çekmiyordu bile.
İso bunu görünce nefes verdi.
“Benim arabamda kalacağız.”

…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

289okunma 18beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18