İsfad one shot kitap kapağı

15. bölüm / 17

İsfad one shot

Aynı yön•Rastlantı

Vaveyla Yazarı: N Y

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: Aynı yön•Rastlantı

Uzun bir süre sonra geri geldik 🩵tabiki yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorumm iyi okumalar🤍🌊

…
İso pencereye doğru başıyla işaret etti.
"Dün gece otele gelirken fark ettin mi bilmiyorum. Deniz kenarında uzun bir yürüyüş yolu vardı."
"Ee?"
"Hiç beraber yürüyemedik."
Fadime şaşkınlıkla baktı.
İso devam etti.
"Dağ başında mahsur kaldık... Dere kenarında oturduk... Fabrikada sürekli iş konuştuk... Bayramda birbirimizle konuşamadık bile."
Derin bir nefes aldı.
"Ben bugün hiçbirini istemiyorum."
Bir adım daha yaklaştı.
"Sadece seninle normal bir gün geçirmek istiyorum."
Fadime'nin yüzündeki şaşkınlık yavaş yavaş kayboldu.
"Normal gün mü?"
"Hı."
"Nasıl olacak o?"
İso omuz silkti.
"Bilmem."
"Deniz kenarında kahve içeriz."
"Balıkçıların arasına karışırız."
"İskelede otururuz."
"Canımız isterse susarız."
"Canımız isterse sabaha kadar konuşuruz."
Sonra gözlerinin içine bakarak ekledi.
"Çünkü ilk defa hiçbir yere yetişmek zorunda değiliz."
Fadime, İso'nun söylediklerini dinlerken istemsizce gülümsedi.
Dağ başında başlayan hikâyeleri...
Bayram meydanında büyüyen hisleri...
Samsun'daki o otel odasında adını koydukları sevgileri...
İlk kez gerçekten yalnızca ikisine ait bir güne dönüşüyordu.
Fadime usulca başını salladı.
"İyi o zaman..."
İso bekledi.
"...Ama kahveyi sen ısmarlıyorsun."
İso kahkahayı bastı.
"Koçari kızıı..."
"Ne?"
"Daha beş dakika oldu sevgili olalı, masrafa sokmaya başladın beni."
Fadime omzuyla ona hafifçe vurdu.
"Alış Furtunacuk."
İkisi de gülerek odadan çıktılar.
Otelin döner kapısından omuz omuza çıktılar. Ama aralarındaki mesafe artık ilk karşılaştıkları günkü gibi değildi. Bu kez ne düşman iki ailenin çocuklarıydılar ne de birbirine laf yetiştiren iki inatçı... Bu kez aynı yöne yürüyen iki kişiydiler.
Arabaya kadar geldiklerinde Fadime’nin kolu kapı koluna uzanmıştı ki arkasından İso'nun sesi geldi.
"Fadime."
Fadime dönüp baktı.
İso birkaç adımda yanına geldi. Hiç acele etmeden, ceketinin iç cebinden küçük bir şey çıkardı.
Fadime merakla baktı.
İso avucunu açtı.
İçinde, dün gece yatağın ortasına sınır diye koydukları küçük dekoratif yastığın üzerinde duran minik otel çikolatası vardı.
Fadime gülmeye başladı.
"Ula sen bunu mu sakladın?"
İso omuz silkti.
"Hatıra."
"Çikolatadan hatıra olur mu ?"
"Olur."
Başını hafifçe eğdi.
"Çünkü bu çikolatayı koyduklarında aramızda yastık vardı."
Sonra çikolatayı Fadime'nin avucuna bıraktı.
"Şimdi yok."
Fadime elindeki küçücük çikolataya baktı.
Hayatında aldığı en pahalı hediye değildi.
En gösterişlisi de değildi.
Ama o an, dünyadaki hiçbir şeye değişmeyeceği kadar değerliydi.
Başını kaldırıp İso'ya baktı.
"Sen var ya..."
"N'oldu?"
"Sen çok fenasın.”
İso sadece gülümsedi ve kızı tüm gücüyle kendine çekti.
Bir anlığına ikisi de konuşmadı. Otelin önündeki sabah telaşı, valiz taşıyan insanlar, giriş çıkış yapan misafirler... Hepsi sanki onlardan kilometrelerce uzaktaydı.
İso çenesini hafifçe Fadime'nin başının üzerine bıraktı.
"İzin ver de biraz alışayım."
Fadime, onun göğsünden gelen tok sesi duyunca başını hafifçe kaldırdı.
"Neye alışacaksın?"
İso'nun dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.
"Sana."
Fadime güldü.
"Ula sanki yeni tanıştık."
İso başını iki yana salladı.
"Seni yıllardır tanıyorum."
Bir an durdu.
"Sevgilim olarak tanımaya çalışıyorum."
Bu kelimeyi ikinci kez duymak, Fadime'nin yüzünü yine kızartmaya yetmişti. Gözlerini kaçırdı.
"Şu kelimeyi söyleyip durma."
"Hangisini?"
"Biliyorsun."
"Sevgilim'i mi?"
Fadime dirseğiyle hafifçe İso’ya vurdu.
"İso!"
İso kahkaha attı.
"Ne yapayım? Hoşuma gidiyor."
"Ben alışamadım daha."
"Alışırsın."
Sonra Fadime'nin elini yavaşça tuttu.
Bu kez ne çekinerek...
Ne de bir bahaneyle.
İlk defa isteyerek.
Parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi.
Fadime refleksle etrafına bakındı.
"Ya gören olursa?"
İso da aynı sakinlikle etrafına baktı.
Otelin önünden geçen insanlar kendi telaşındaydı.
Kimse dönüp onlara bakmıyordu bile.
Başını tekrar Fadime'ye çevirdi.
"Kim görecek?"
"Tanıyan biri..."
"Burası Samsun."
Fadime dudaklarını birbirine bastı.
Haklıydı.
İlk kez ne Koçariler vardı etraflarında...
Ne Furtunalar...
Ne de dedikodu yapacak insanlar.
Sadece ikisi vardı.
İso elini bırakacakmış gibi hafifçe gevşetti.
"İstersen bırakayım."
Fadime birkaç saniye ellerine baktı.
Sonra hiç beklenmedik bir şey yaptı.
İso'nun gevşeyen elini bu kez kendi eliyle yeniden kavradı.
Parmaklarını daha sıkı kenetledi.
"Yok..."
dedi usulca.
"Böyle iyi."
İso'nun yüzündeki gülümseme büyüdü.
Hiçbir şey söylemedi.
Söylemesine de gerek yoktu.
Çünkü dağ başında birbirlerine sığınan iki inatçı insan, ilk kez şimdi, Samsun'un yabancısı oldukları bir caddede, kendi istekleriyle el ele yürümeye başlamışlardı.
Denizin kendine has kokusu rüzgâra karışırken, yürüyüş yollarına doğru ağır adımlarla ilerlediler
…
Deniz kıyısına vardıklarında sabah güneşi artık iyice yükselmişti.
Fırtınadan kalan iri dalgalar kıyıya vuruyor, martılar iskele boyunca bağrışıyordu. Balıkçılar ağlarını topluyor, birkaç çocuk sahilde bisiklet sürüyordu.
Fadime yürürken derin bir nefes aldı.
"İnsan denizi Karadeniz'de görünce alışıyor sanıyor..." dedi gözlerini ufka dikip. "Meğer her şehirde başka güzelmiş."
İso, elleri cebinde, onun yürüyüşüne ayak uydurdu.
"Ben ilk defa bu kadar güzel görüyorum."
Fadime göz ucuyla baktı.
"Denizi mi?"
İso başını hafifçe iki yana salladı.
"Yanımdakini."
Fadime gözlerini devirir gibi yaptı.
"Ula sen gerçekten uslanmayacaksın.”
"Her fırsatta laf mı atacaksın bana?"
"Artık laf atmıyorum."
"Nedir o zaman?"
İso omzunu silkti.
"İltifat."
Fadime istemsizce güldü.
"Aradaki farkı biliyor musun bari?"
"Bilmiyorum."
"Ee?"
"Ama sen gülüyorsun."
Bir an sustu.
"Demek ki işe yarıyor."
Fadime başını eğerek gülümsemesini gizlemeye çalıştı.
Aralarında öyle rahat bir sessizlik vardı ki, konuşmadan da birbirlerini anlıyorlardı.
…
Kahvelerini alıp denize bakan tahta banka oturdular.
Rüzgâr Fadime'nin saçlarını yüzüne savurunca, bu kez hiç düşünmeden saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdı.
Eskiden olsa Fadime hemen itiraz ederdi.
Bu kez sadece dönüp ona baktı.
İso da elini geri çekmedi.
"Şuna alışamayacağım galiba."
"Neye?"
"Eskiden sana dokunacak olsam kavga çıkarırdın."
Fadime kahvesinden bir yudum aldı.
"Eskiden düşmandın."
"Şimdi?"
Fadime birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra kahvesini dizlerinin üzerine bırakıp denizi izledi.
"Şimdi..."
Başını ona çevirdi.
"Şimdi canımsın."
İso'nun yüzündeki ifade bir anda değişti.
Bu cümle, "sevgilim" demekten bile daha derine dokunmuştu.
Sessizce Fadime'yi izledi.
"Ne?" diye sordu Fadime.
İso hafifçe gülümsedi ve derin bir nefes aldı.
"Sadece..."
Başını hafifçe eğdi.
"...hayatım boyunca bana söylenen en güzel kelime buydu."
Fadime'nin kulaklarına kadar kızardığını gören İso bu kez onu utandıracak başka bir şey söylemedi, ayağa kalktı, boş kahve bardaklarını çöpe attıktan sonra elini Fadime'ye doğru uzattı.
"Hadi bakalım Koçari kızı," dedi, gözlerinde zorluklara meydan okuyan pırıltı yeniden belirirken. "Bu kadar sakinlik bize fazla. Şimdi gidip gürültünün ortasında, herkesin gözünün içine baka baka yan yana durma vakti."
Fadime, İso'nun elini bu kez hiç tereddüt etmeden, büyük bir güvenle kavradı ve banktan kalktı.
"Gidelim Furtunacuk," dedi, çenesini dikleştirerek. "Bakalım Trabzon bizim bu dalgamıza hazır mı?"
İso gülümsedi.
"Trabzon hazır olmasa da olur."
Arabanın kapısını açarken gözlerini bir an olsun Fadime'den ayırmadı.
"Biz hazırız ya."

Samsun'dan Trabzon'a uzanan yol, geliş yolundan çok daha sessiz geçti.
Bu sessizlik rahatsız edici değildi. Aksine, ikisinin de içinde garip bir huzur vardı. Fadime, camdan dışarı bakarken ara ara İso'ya göz ucuyla bakıyor, her yakaladığında adamın yüzündeki o sakin gülümsemeyi görüyordu.
İso ise direksiyonun başında her zamanki kadar kendinden emindi. Ama bu kez omuzlarındaki yük biraz olsun hafiflemişti. Aylarca içinde sakladığı duyguların artık bir adı vardı. Yan koltukta oturan kadın artık sadece Koçari kızı değildi.
Sevgilisiydi.
Trabzon tabelası göründüğünde ikisi de aynı anda derin bir nefes aldı.
Asıl sınav şimdi başlıyordu.
Fabrikanın demir kapısından içeri giren aracı gören güvenlik görevlileri hemen kapıyı açtı.
İso arabayı yönetim binasının önüne park etti.
Motor sustuğunda kapıyı ilk açan ne İso oldu ne de Fadime.
İkisi de birkaç saniye oldukları yerde kaldılar.
Çünkü birazdan yapılacak konuşmanın, sadece kendilerini değil iki aileyi de ilgilendirdiğini ikisi de biliyordu.
İso önce Fadime'ye döndü.
"Son kez soruyorum."
Fadime sessizce onu dinledi.
"İstersen bekleriz."
Fadime hiç düşünmeden başını iki yana salladı.
"Hayır."
Bakışları kararlıydı.
"Biz birbirimizi saklayarak başlamayacağız."
İso'nun yüzünde gurur dolu bir tebessüm belirdi.
İşte sevdiği kadın tam da buydu.
İnatçı...
Cesur...
Ve ne olursa olsun geri adım atmayan.
Birlikte arabadan indiler.
Yan yana yürüyerek binaya girdiler.
Koridorda karşılaştıkları çalışanlar saygıyla selam verdi. İkisi de her zamanki profesyonellikleriyle karşılık verdi. Dışarıdan bakan biri için hiçbir şey değişmemiş gibiydi.
Oysa ikisinin dünyası birkaç saat önce tamamen değişmişti.
Adil'in odasının kapısına geldiklerinde Fadime durdu.
İso, onun yüzüne baktı.
Heyecanını ilk kez bu kadar açık görebiliyordu.
Hiç konuşmadan elini uzattı.
Fadime de hiç çekinmeden tuttu.
Parmakları birkaç saniyeliğine birbirine kenetlendi.
Sonra ikisi de aynı anda bıraktılar.
Bu konuşmayı, birbirlerinin arkasına saklanmadan yapacaklardı.
İso kapıyı iki kez tıklattı.
"Gelin."
Adil masasındaki dosyalardan başını kaldırdı.
İkisini birlikte görünce önce gülümsedi.
"Hoş geldiniz."
Sonra yüzlerindeki ifadeyi fark edince kaşları hafifçe çatıldı.
"N'oldu?"
Ne Fadime konuşabildi
Ne de İso.
Odadaki sessizlik birkaç saniye uzadı.
Adil dosyayı kapattı.
Koltuğuna yaslandı.
"Bir sıkıntı mı var?"
İso bu kez bir adım öne çıktı.
Ses tonu her zamanki kadar sakindi.
"Bir sıkıntı yok abi."
"Tam tersine..."
Derin bir nefes aldı.
"Sana söylememiz gereken bir şey var."
Adil'in bakışları bu kez Fadime'ye kaydı.
Kız kardeşinin yüzündeki utangaç ama huzurlu ifadeyi görünce içinde tuhaf bir his oluştu.
Yıllardır tanıdığı Fadime böyle bakmazdı.
Adil hiçbir şey söylemedi.
Sadece bekledi.
İso gözlerini hiç kaçırmadan konuştu.
"Biz birbirimizi seviyoruz."
Odadaki hava bir anda ağırlaştı.
Fadime yavaşça başını kaldırdı.
İso sözünü yarıda bırakmadan devam etti:
"Artık bunu senden de gizlemek istemedik."
"Biz..."
Kısa bir an durdu.
"...birlikteyiz."
Adil'in yüzündeki ifade değişmedi.
Ne öfkelendi...
Ne şaşırdı...
Sadece uzun uzun ikisine baktı.
Sonra gözlerini Fadime'ye çevirdi.
"Doğru mu?"
Fadime, abisinin bakışlarına ilk kez bu kadar sakin karşılık verdi.
Yavaşça başını salladı.
"Doğru abi."
Sesinde korku yoktu.
"Seni kandırmak istemedik."
"Bunu ilk bizden duymanı istedik."
Adil sandalyesinden yavaşça kalktı.
Masanın önüne kadar yürüdü.
Önce İso'nun karşısında durdu.
Sonra kız kardeşine baktı.
O an odada üç kişi vardı.
Bir abi...
Kız kardeşi...
Ve yıllardır düşman bildiği ailenin oğlu.
Ama Adil'in aklına ilk gelen şey düşmanlık olmadı.
Aklına sadece dağdaki o gece geldi.
Kardeşini tek başına bırakmayan adam.
Avluda verdiği söz.
Bayram sabahı Fadime'nin yüzündeki huzur.
Ve şimdi karşısında dimdik duran iki genç.
Adil yavaş adımlarla iyice yanlarına geldi.
İlk önce İso'nun karşısında durdu.
"Bir şey soracağım."
"Buyur abi."
"Kardeşim ağlarsa..."
İso hiç beklemeden cevap verdi.
"Önce ben üzülürüm."
"Canı yanarsa?"
"Önce benim canım yanar."
"Peki..."
Adil gözlerini hiç kaçırmadı.
"...bir gün olur da onu üzersen?"
İso'nun cevabı bu kez daha sakindi.
"O gün karşına ben çıkarım."
Adil'in kaşları hafifçe kalktı.
"Ne demek o?"
"Sen benden hesap sormadan önce..."
"...ben kendimden hesap sorarım."
Bu cevap odadaki sessizliği bambaşka bir yere taşıdı.
Adil birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra yavaşça elini kaldırdı.
İso, istemsizce doğruldu.
Adil elini onun omzuna koydu.
Sıkıca bastırdı.
"Dağda sana bir şey söylemiştim."
İso başını salladı.
"'Beni abin bil' demiştim."
Derin bir nefes aldı.
“İşte o söz bugün gerçek anlamını buldu.”

…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

179okunma 10beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18